Türkiye’nin Beyin Göçü Derinleşiyor: Gidenlerin Yüzde 85’inin Dönüş Planı Yok

KONDA ile Bi’ Dünya Kıvılcım Derneği iş birliğiyle hazırlanan “Beyin Göçü Araştırması”, Türkiye’den yurt dışına giden yüksek eğitimli nüfusun neden ayrıldığını, yeni ülkeleriyle kurduğu bağı ve Türkiye’ye dönüş ihtimalini ortaya koydu. 3 bin 118 kişinin katıldığı araştırmaya göre, katılımcıların yüzde 85’inin yakın vadede Türkiye’ye dönmek gibi net bir planı bulunmuyor.

Araştırma, Türkiye’den ayrılan nitelikli insan kaynağını yalnızca “gidenler” üzerinden değil, Türkiye ile bağlarını nasıl sürdürdükleri ve hangi koşullarda katkı sunabilecekleri üzerinden de inceliyor. KONDA Kontent’te yayımlanan özete göre çalışma, göç kararının arkasındaki ekonomik, akademik, sosyal ve politik faktörleri; dönüş koşullarını ve uzaktan katkı potansiyelini ele alıyor.

Araştırmanın başlatıldığı duyuruda katılımcı profili, Türkiye’de doğmuş, en az lise öğrenimini Türkiye’de tamamlamış, 2000 yılından sonra kariyer veya yüksek öğrenim amacıyla yurt dışına çıkmış ve hâlen yurt dışında yaşayan kişiler olarak tanımlandı. Projenin danışma kurulunda Prof. Dr. Didem Danış, Özge Öner, Damla Bayraktar Aksel, Zeynep Yanaşmayan, Nilay Kılınç ve İpek Aral’ın yer aldığı açıklandı.

Araştırmada İstanbul’un da kritik bir eşik olduğu aktarıldı. Katılımcıların yüzde 29’unun İstanbul doğumlu olmasına karşın, Türkiye’den ayrılmadan önce İstanbul’da yaşayanların oranının yüzde 62’ye çıktığı belirtildi. Bu tablo, Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelen eğitimli nüfusun önce İstanbul’da yoğunlaştığını, ardından uluslararası göçe yöneldiğini gösteriyor.

Göç motivasyonlarında ekonomi ve siyasal iklim neredeyse başa baş ilerliyor. Bulgulara göre katılımcıların yüzde 54’ü ekonomik koşulları, yüzde 52’si ise siyasal iklimi yurt dışına çıkma kararında belirleyici nedenler arasında gösterdi. Yaşam standardı, kariyer olanakları, çalışma ortamı ve hukukun üstünlüğüne ilişkin beklentiler de öne çıkan başlıklar arasında yer aldı.

Araştırma, göç kararının yalnızca “daha yüksek maaş” arayışıyla açıklanamayacağını da gösteriyor. Özellikle çocuklu aileler açısından eğitim masrafları, gelecek kaygısı, özgürlük hissi ve çocukların hangi toplumsal ortamda büyüyeceği sorusu kararın merkezine yerleşiyor.

Katılımcıların Türkiye denince en çok “umutsuzluk”, “özlem” ve “sıkışmışlık” duygularını dile getirdiği görülüyor. KONDA’nın yayımladığı grafikte Türkiye için “umutsuzluk” yüzde 50, “özlem” yüzde 45, “sıkışmışlık” ise yüzde 34 ile öne çıkıyor. Buna karşılık yaşanılan yeni ülke, katılımcıların yüzde 72’si tarafından “özgürlük” kavramıyla tanımlandı.

Araştırmanın en çarpıcı başlıklarından biri ise geri dönüş meselesi. Katılımcıların yüzde 85’i Türkiye’ye dönmeye yönelik net bir planı olmadığını belirtirken, somut dönüş planı olanların oranı yalnızca yüzde 6 olarak kaydedildi. Çocuklu ailelerde dönüş ihtimalinin daha da zayıfladığı, bu grupta yakın vadede dönmeme eğiliminin yüzde 95’e kadar çıktığı aktarıldı.

Bu tablo, göç literatüründe sıkça tartışılan “geri dönüş miti” kavramını yeniden gündeme getiriyor. Yurt dışında yaşayan birçok kişi Türkiye’ye dönme fikrini zihninde canlı tutsa da, fiili plan ve somut hazırlık aşamasına gelindiğinde dönüş ihtimali oldukça sınırlı kalıyor.

Buna rağmen araştırma tamamen kopuşa işaret etmiyor. Katılımcıların yalnızca yüzde 20’si “ne olursa olsun dönmem” derken, dönüş için en güçlü şart olarak yüzde 74 ile “demokratik koşulların ve yönetimin iyileşmesi” öne çıktı. Bunu bilim, eğitim ve kültür altyapısının güçlenmesi ile ekonomik iyileşme takip ediyor.

Malta Haber okurları açısından araştırma, Avrupa’ya yerleşen Türk toplumunun motivasyonlarını anlamak bakımından önemli. Malta’da yaşayan Türkler için göç kararı çoğu zaman yalnızca iş veya maaş meselesi değil; oturum güvenliği, çocukların eğitimi, yaşam kalitesi, özgürlük hissi ve gelecek planı ile birlikte şekilleniyor.

Araştırmanın ortaya koyduğu tablo, Türkiye’nin yüksek eğitimli insan kaynağıyla bağını tamamen kaybetmediğini, ancak bu bağın artık “geri dönme” beklentisinden çok “uzaktan katkı”, “ağ kurma” ve “güven veren koşullar oluşursa yeniden ilişki kurma” zemini üzerinden şekillendiğini gösteriyor.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz