18.9 C
Malta
Çarşamba, Nisan 17, 2024
spot_img
spot_img

Zehra Öğretmenim

24 Kasım 2020 / Malta

Günüm ne kadar yoğun geçerse geçsin, kafam ne kadar meşgul olursa olsun; bir sayfa dahi olsa okumaya özen gösteririm. Her zaman çantamda bana eşlik eden bir kitap vardır mesela. İş yerindeki molalarımda, sayfalar arasında gezinerek dinlenirim. Yatağımın yanındaki komodinin üzeri, uyumadan önce karıştıracağım şiir kitapları ve daha önce okuyup altlarını çizerek sırdaşlık yaptığım başucu kitaplarım ile yığılıdır.

Hiçbir yolculuk ya da birini beklemek benim için can sıkıcı olmamıştır. Bilakis; hayata mola verip en sevdiğim bir yazın eserinin dünyasına geçmem için fırsattır. Her gurbetçi gibi heyecan ve özlemle gün saydığım vatana kavuşma vakti; aileme ve dostlarıma kavuşmak olduğu kadar yeni aldığım kitaplarıma kavuşmaktır aynı zamanda.

Dost ve arkadaşlarım arasında muhabbet konumuz olur; sıkça sorulur bana: “Hayatın koşturmacasına, kalabalığına, bizi esiri eden teknolojiye ve sosyal medyaya rağmen nasıl istikrarlı bir şekilde okumaya özen gösteriyorsun, nerede ve nasıl başladı bu okuma sevdası?” diye. Tekrar tekrar sorulsun diye fırsat bekliyormuşçasına heyecanla başlarım anlatmaya. Övünçle, iftiharla, hayranlıkla, bir zamanlar o benim öğretmenim olduğu için Tanrı’ya şükürle; 16-17 yıldır yüz yüze görüşmemiş olsam da kendisine karşı duyduğum sonsuz saygı, minnet, teşekkür ve çok güçlü bir sevgi ile hatırladığım ortaokuldaki Zehra Öğretmenimi.

Her şeyin zamanını bilirdi; ders zamanı ders, muhabbet zamanı muhabbet. O anlatıyorsa tarih konuları da güzeldi, coğrafya konuları da, dil bilgisi kuralları da. Hem çok severdik hem de en çok ondan çekinirdik. Çekinirdik diyorum, korkuyorduk demiyorum bu çok önemli. Çocuk kalbimizde nasıl güzel yer ettiyse bizde; ona karşı mahcup olmak istemezdik çünkü. Çocuk kalbimiz hissederdi samimiyetini muhakkak, herkesten başkaydı.

Hiç unutmuyorum; 7. sınıf öğrencisiydim o zaman. Bir öğle arasında küçük ve pek güneş almayan eski sınıfımızın öğretmen masasına oturmuş, okulun kütüphanesinden aldığım bir romanı okuyordum. O gün öyle aklımda yer etmiş ki, okuduğum kitabın adını bile unutmuyorum, İpek Ongun Bir Genç Kızın Gizli Defteri. Benim akran hemcinslerim iyi bilirler o kitabı. Kendimi bir hayli kaptırmıştım, birden kapı sert bir şekilde açıldı ve Zehra Öğretmenim içeri girdi. Ben öğretmen masasında oturduğum için saygısızlık yaptığımı düşünerek derhal ayağa kalktım. Zehra Öğretmenim o an öyle içten bir şekilde gülümsedi ki; “Aferin kızım, okumana devam et.” dedi ve çıktı. Kalakaldım birden, şimdi ne oldu anlamadım dedim kendi kendime.

Derslerde bazen başımı okşayıp bana gülümsediğini anımsıyorum. Bunu, kitap okuduğum için yaptığını düşünür, gururlanırdım. Kimseyle paylaşmadığım bir sırrımdı benim.

Derinden hayranlık beslediğim öğretmenim düzenli bir okur olduğum için beni takdir etmişti. Ve bunu her daim öyle güzel dile getirmişti ki; yormadan, sıkmadan, şımartmadan. Kitap okumanın önemini, insana neler katabileceğini, ufkunu genişletip, yolunu nasıl aydınlatacağını öyle güzel anlatırdı ki; o anlattıkça ben, zaman dursa da dünyadaki bütün kitapları okusam keşke diye hayaller kurardım.

Bana kattığı o kadar çok şey var ki; hepsini anlatmaya kalksam koca bir roman olur ve belki o zaman dökebilirim içimi.

Aradan geçen yıllara rağmen ne sevgim, saygım ne de hayranlığım azaldı. Çiçekleri çok severdi benim Öğretmenim. Şu illet günler bittiğinde ellerimde çiçekler ile ziyaretine gitmeyi, hatta şanslı öğrencileri ile tanışıp, onların gözlerine bakarken kendi çocukluğumu görmeyi hayal ediyorum.

Eğer bu yazıyı okuyorsanız Zehra Öğretmenim; denizaşırı gurbet ellerinden, bir çocuğun kollarını iki yana açıp göstererek “İşte bu kadaaaar!” dediği kadar seviyorum sizi. Hiç şüphesiz hayatıma dokunmuş en özel insanlardan birisiniz.

Öğretmenler gününüz kutlu olsun.

Son Haberler

2 YORUMLAR

  1. Elifim memleketten sana kucak dolusu selamlar sevgiler yolluyor o aydınlık gözlerinden hasretle öpüyorum.24 Kasım öğretmenler gününde bugüne kadar aldığım paha biçilemez en anlamlı hediye için ayrıca teşekkür ederim.Bir öğretmenin en büyük hayali bir çocuğun kalbine dokunabilmektir ne mutlu bana ki bir çocuğun kalbine dokunabilmişim . Ölsem de gam yemem artık.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz