İçeriğe geç
5 Kasım 2026, Perşembe21° Malta, BulutluEuro/TL 56,28 yükseliş %0,14Dolar/TL 50,04 yükseliş %0,06Euro/Dolar 1,12Gram altın 6.644,57 TL yükseliş %1,68

Liverpool Liverpool’dur!

Liverpool Liverpool’dur!

Dün gece Kadıköy’de çok önemli bir galibiyet aldı Fenerbahçe. Hem de Liverpool karşısında… Avrupa futbolunun marka takımlarından, Şampiyonlar Ligi’nin ağırlığı olan kulüplerinden birine karşı 3-2 kazandık. Üstelik geriye düştü, yeniden öne geçti, yeniden yakalandı ama pes etmedi. Son sözü Fenerbahçe söyledi.

Fenerbahçe’de forma kimsenin tapulu malı değildir.

Şimdi birileri çıkıp başlayacaktır: Liverpool rotasyon yapmıştı, yedeklerle oynadı, gençleri sahaya sürdü, as oyuncularını dinlendirdi…

Geçiniz efendim!

Liverpool Liverpool’dur. Sahaya hangi formayla çıkarsa çıksın, hangi oyuncularını dinlendirirse dinlendirsin, karşındaki takımın adı Liverpool ise kazandığın maçın kıymeti vardır. Rakibin kadrosundaki eksiklere sığınarak kendi galibiyetinin değerini küçültmek, olsa olsa kendi takımına haksızlıktır. Fenerbahçe kazandı. Hem de mücadele ederek, direnerek, karakter koyarak kazandı. Bunun tadını çıkarmayı bilelim.

Ama bir galibiyetin arkasına saklanıp bütün sorunları halının altına süpürmeyelim.

Çünkü Fenerbahçe’nin konuşulması gereken başka meseleleri var.

Önce İsmail meselesi…

Aston Villa maçından sonra İsmail Yüksek’in nasıl eleştirildiğini hepimiz gördük. Neredeyse bütün faturanın tek bir futbolcunun üzerine yıkıldığı bir atmosfer oluştu. Evet, İsmail o maçta kötü oynadı. Bunu inkâr edecek değiliz. Hataları vardı, beklentilerin altında kaldı. Ancak bir futbolcunun kötü bir maç oynamasıyla kötü futbolcu olması arasında dağlar kadar fark var.

Bizim futbol kültürümüzde ne yazık ki bu ayrımı yapamıyoruz. Bir gün göklere çıkarıyoruz, ertesi gün yerin dibine sokuyoruz. Futbolcuya performansı üzerinden eleştiri getirmek başka, oyuncunun bütün kariyerini ve kalitesini bir maç üzerinden mahkûm etmek başka.

İsmail’in hatalarını konuşalım ama hakkını da teslim edelim. Mücadele gücü, dinamizmi ve oyunun iki yönündeki katkısı var. Bir maçla silinecek bir futbolcu değil.

Archie Brown ise ayrı bir parantezi hak ediyor.

Dün gece yalnızca gol atmadı. Oyunun içinde kaldı, doğru zamanda doğru yerde bulundu, hücumda cesaret gösterdi. Üstelik Liverpool gibi bir rakibe karşı bunu yaptı. Brown’ın yükselen performansı tesadüf değil. Fenerbahçe’nin sol tarafında ciddi bir alternatif değil, doğru kullanıldığında önemli bir silah olabileceğini gösteriyor.

Böyle oyuncuları kazanmak gerekiyor. Bir maçla kahraman ilan etmeden, bir maçla da gözden çıkarmadan…

Gelelim Guendouzi’ye…

Artık bu oyuncunun performansını ciddi ciddi masaya yatırmanın zamanı geldi.

Guendouzi’nin futbolculuğunu, enerjisini, geçmişini biliyoruz. Ancak Fenerbahçe formasıyla ortaya koyduğu performans, beklentilerin gerisinde kalıyorsa bunun da bir karşılığı olmalı. İsminin, bonservisinin veya geçmişte oynadığı takımların kimseye dokunulmazlık sağlamaması gerekir.

Orta sahada yalnızca koşmak, mücadele ediyor görüntüsü vermek yetmez. Topu doğru kullanacaksın, oyunun temposunu ayarlayacaksın, baskı altında sorumluluk alacaksın. Fenerbahçe orta sahasında oynuyorsan oyunun merkezinde olmayı bileceksin.

Guendouzi’nin kredisi sınırsız değil. Artık ciddi bir performans sorgulaması yapılmalı.

Kante meselesi daha da düşündürücü.

Kante’nin kariyerini anlatmaya gerek yok. Dünya futbolunda neler başardığını biliyoruz. Ancak geçmişteki Kante ile bugünkü Kante’yi birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Sahada bazen fiziksel olarak orada ama zihinsel olarak oyunun dışında gibi görünüyor. Mücadeleye, oyuna, takımın ritmine tam anlamıyla bağlanamadığı anlar var. Kante gibi bir futbolcudan beklenti yalnızca tecrübe değil, orta sahaya hükmetmesidir.

İsimler üzerinden kadro kurulmaz. Form, tempo, konsantrasyon ve aidiyet üzerinden kurulur. Kante de bu ölçütlerden muaf değil.

Lukaku konusunda ise artık ısrarın anlamını sorgulamak gerekiyor.

Bir futbolcunun büyük kariyeri olması, her maçta oynama garantisi vermez. Fenerbahçe’nin hücumunda hareketlilik, alan yaratma, savunma arkasına koşu ve rakip stoperleri sürekli rahatsız etme ihtiyacı var.

Lukaku’nun fiziksel gücü elbette önemli. Ancak yalnızca fiziksel güçle modern futbolun hücum hattını kuramazsınız. Takımın hücum akışını yavaşlatan, hareketliliği sınırlayan bir görüntü ortaya çıkıyorsa teknik heyet bunu görmeli.

Artık formanın değil, performansın konuşulması gerekiyor. Lukaku konusunda ısrar etmek yerine alternatifleri değerlendirmek şart.

İrfan Can ısrarı da ayrı bir tartışma konusu.

İrfan’ın yeteneğine kimsenin itirazı yok. Zaman zaman yaptığı işler, sol ayağı ve oyun zekâsı ortada. Nitekim Liverpool karşısında direğe takılan pozisyonu da var. Ancak mesele tek bir şut, tek bir pas veya geçmişteki iyi performanslar değil.

Bugünün Fenerbahçe’sinde kim daha fazla katkı sağlayacak, kim daha fazla tehdit oluşturacak, kim takımın hücum temposunu yukarı taşıyacak?

Bu soruların cevabı verilmek zorunda.

Nene’nin artık daha fazla süre alması gerektiğini düşünüyorum. Genç, hareketli, dikine oynayabilen, rakibin üzerine gidebilen bir futbolcu. Bazen bir takımın ihtiyacı olan şey, topu ayağında fazla tutan bir oyuncudan ziyade rakip savunmanın dengesini bozan bir oyuncudur.

Nene’ye fırsat verilmeden bu tartışmanın sağlıklı bir cevabı da olmaz.

Sonuç olarak…

Dün gece Liverpool’u yenmek önemliydi. Çok önemliydi. Bu galibiyetin Fenerbahçe’nin özgüvenine, Avrupa iddiasına ve taraftarın inancına katkısı büyük olacaktır.

Ancak büyük takım olmak, yalnızca büyük maç kazanmakla ölçülmez. Büyük takım olmak, kazandığın maçın sarhoşluğuna kapılmadan eksiklerini görebilmektir.

İsmail’i bir maçla harcamayacaksın. Guendouzi’yi ismine bakarak oynatmayacaksın. Kante’yi geçmiş kariyerine sığınarak değerlendirmeyeceksin. Lukaku’ya sonsuz kredi açmayacaksın. İrfan Can’a gösterdiğin sabrı Nene’den esirgemeyeceksin.

Fenerbahçe’de forma kimsenin tapulu malı değildir.

Dün Liverpool’u yendik. Sevinelim, gururlanalım, hakkını verelim. Ama yarın yeniden çalışmaya, sorgulamaya ve doğruyu aramaya devam edelim.

Çünkü Fenerbahçe’nin hedefi yalnızca Liverpool’u yenmek değil.

Fenerbahçe’nin hedefi, Liverpool gibi takımlarla aynı masada oturmak değil, o masada kalıcı bir yer edinmektir.

Onur Gökmen Yetim
Onur Gökmen Yetim

Malta Haber, Malta'da yaşayan Türkler için Malta, Türkiye ve Avrupa'dan haberleri Türkçe aktarır. Bir hata görürseniz bize yazın.

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Malta haberleri telefonunuzda

Malta Haber WhatsApp Kanalı'na katılın, önemli gelişmeleri ilk siz öğrenin.