Avrupa Birliği’nde Schengen vizeleriyle ilgili dikkat çeken bir tartışma gündemde. AB kurumlarında hazırlanan yeni vize stratejileri kapsamında, güvenilir yolcular için uzun süreli çok girişli (multi-entry) Schengen vizelerinin mevcut 5 yıllık sınırın ötesine taşınması değerlendiriliyor. Bazı Avrupa basın kuruluşları ve seyahat sektöründeki kaynaklar, bu sürenin 10 yıla kadar çıkabileceğini öne sürüyor.
Şu an yürürlükte olan sistemde Schengen vizeleri en fazla 5 yıllık verilebiliyor. Ancak AB Komisyonu’nun son dönemde yayımladığı belgelerde, “düşük riskli ve geçmiş vize kurallarına uyumlu yolcular” için daha esnek uygulamaların geliştirilmesi gerektiği vurgulanıyor.
Özellikle:
• Daha önce Schengen kurallarını ihlal etmeyen,
• Düzenli seyahat geçmişi bulunan,
• Kaçak göç riski taşımayan,
• Güvenilir yolcu profiline sahip kişiler için
daha uzun süreli çok girişli vizelerin önü açılabilir.
Henüz resmîleşmiş bir “10 yıllık Schengen vizesi” kararı bulunmuyor. Ancak konunun AB düzeyinde ciddi şekilde tartışılıyor olması bile, özellikle sık seyahat eden Türk vatandaşları açısından dikkat çekici bir gelişme olarak görülüyor.
Son yıllarda Türk vatandaşlarının Schengen vizesi başvurularında yaşadığı yoğunluk, randevu krizi ve kısa süreli vize verilmesi tartışmaları nedeniyle, uzun süreli vize ihtimali Türkiye’de yakından takip ediliyor. Avrupa Birliği’nin geçen dönemde duyurduğu “cascade” sistemiyle, geçmişte kurallara uyan başvuru sahiplerine aşamalı şekilde daha uzun süreli vizeler verilmesinin önü açılmıştı.
Malta’da yaşayan Türkler açısından da konu önemli. Özellikle Malta oturum izni sahibi ancak Türk pasaportuyla seyahat eden kişiler, Avrupa içi hareketlilikte hâlâ Schengen prosedürlerinden etkilenebiliyor. Uzun süreli çok girişli vizelerin yaygınlaşması, hem iş hem aile ziyaretleri hem de Avrupa içi seyahatler açısından ciddi kolaylık sağlayabilir.
AB tarafında henüz kesin bir takvim açıklanmış değil. Ancak vize süreçlerinin dijitalleşmesi, güvenilir yolcu sistemleri ve uzun süreli multi-entry vize modelleri önümüzdeki dönemde Avrupa göç ve sınır politikalarının önemli başlıklarından biri olmaya devam edecek.


