Bir Avrupa haftasını daha geride bıraktık. Edirne’den ötesine çıktığımızda hep zorlandığımız için nefesimizi tuttuk bekledik. Ama sonunda Galatasaray Avrupa Fatihi olduğunu hatırladı.
Forma ağırlığı, taraftar gücü, “biz büyüğüz” söylemi orada sökmez Avrupa’da. Sahada ne oynadığın yazar. Galatasaray çıktı, Juventus’a sadece skor atmadı; irade koydu. İlk yarı yenikti ama yılmadı. Oyun vardı. Plan vardı. Sakinlik vardı. Ama 5-2 yi kimse beklemiyordu. Juventus ‘un gururuyla oynadı , onur kırıcı bir şekilde yendi.Bu en tehlikelisidir zaten. Panik yapmayan büyük takımdır.
İkinci yarı vites yükseldi. Tempo arttı. Temas sertleşti. Juventus’un alışık olduğu o konfor alanı dağıldı. Barış ara transferlerden sonra baktı pabuç bağlı motoru taktı. Eski Barış ‘tan daha iyi Barış oldu. Bir baktılar ki karşılarında çekinen bir takım yok, Avrupa’da kimlik arayan bir takım var. İşte kırılma orada. Liverpool’dan sonra bir dev daha Cimbom’un gazabına uğradı. Geçen senelerde Avrupa’nın zayıf takımları karşısında sallanan Galatasaray bu sene yok orası kesin.
Victor Osimhen gol atmadı belki ama savunmanın dengesini bozdu. Büyük forvet bazen tabelaya değil, rakibin zihnine yazar. Koşusuyla, baskısıyla, sürekli tehdit oluşuyla. Bir santrafor 5 gol olan maçta maçın yıldızlarından biri olur mu ? Kağıt üzerinde kötü maç dersin. Ama maçı izleyince bu adam gol atmasa da olur dedik. Gabriel Sara ise top ayağına geldiğinde oyunun ritmini ayarladı. Acele etmeyen, ne yaptığını bilen oyuncu farktır. Kalite bağırmaz, sızar.
Sacha Boey’in attığı gol bir bek golü değildi. Eboue’nin Real Madrid’e attığı golü hatırlattı bana. “Ben buradayım” diyen oyuncu golüydü. Avrupa’da cesaret bulaşıcıdır. O gol Juventus’un fişini çekti.
Eksik yok mu? Elbette var. Jakobs’un katkısı sınırlıydı. Bazı bireysel hatalar oldu. Ama sistem güçlü olunca bireysel hata oyunu yıkmaz. İşte yapı dediğimiz şey bu. Eğer büyük bir futbol mucizesi olmazsa bu tur artık Galatasaray’ın cebinde.
Şimdi gelelim diğer tabloya.
Fenerbahçe ile Nottingham Forest arasında fark sadece skor farkı değildi. Fizik farkıydı. Tempo farkıydı. Oyun aklı farkıydı. Bir takım sahada ne oynadığını biliyor, diğeri top nereye düşerse oraya koşuyordu.
Bu kadar fiziksel ezilme büyük takım için alarmdır. Avrupa’da ayakta kalmak istiyorsan orta saha dirençli olacak. N’Golo Kante… Güncel Kante bu mu yoksa eskiye dönecek mi ? Hayır güncel Kante buysa bu kadar patırtı bu yüzden mi çıktı? İsmail Yüksek’in tek gözünü bağla aşağı yukarı aynı katkıyı verir. Bu haliyle takımı taşıyan değil, takımla birlikte sürüklenen görüntüde. Anderson Talisca sahada silikti. Kerem klasik Kerem. 2-3 maç parlar, sonra kaybolur. Bu istikrarsızlıkla Avrupa yürüyüşü olmaz. Tekrar ediyorum. Fenerbahçe’nin Kerem’den beklentisi olacak tek şey Arap pazarından iyi bir bonservis.
Aslında fiyasko ara transfer döneminde yaşandı. Onun sancıları çıkıyor! İsimler tatmin edici olsa da mühendislik olarak anlam veremediğim dönemdi. Matteo Guendouzi alındıysa Kante neden alındı? Kanat eksikken Musaba nerede ? Forvet neden eksik? Sidiki Cherif kötü oynayabilir. Ama onu tek opsiyon haline getiren akıl daha büyük problem. Mesele bir oyuncu değil, planlama.
Domenico Tedesco kötü hoca değil. Ama büyük maçta dokunuş yapamıyorsan, oyunun gidişatını değiştiremiyorsan o zaman teknik adamın etkisi tartışılır. Maçı bizim gibi izlemek büyük takım refleksi değildir.
Bir tarafta oyun kimliği olan bir takım.
Diğer tarafta hâlâ kimlik arayan bir yapı.
“Elenelim, lige odaklanalım” diyenler olabilir. Ama mesele sadece Avrupa değil. Psikoloji. Özgüven. İnanç. Ama tehlike büyük . Galatasaray! Çünkü Galatasaray ara transferde gerçekten çok fazla güçlendi. Yaptığı ara transferlerde karavan yok. Galatasaray rotasyon eksiğine muhteşem güçlendirdi. Eğer Galatasaray bu ivmeyi korursa ligde psikolojik üstünlük ciddi biçimde el değiştirir.
Avrupa’da gövde gösterisi yapan takım, ligde de favori olur.
Samsunspor ise Konferans Kupası’nda deplasmanda Shkendija’yı 1-0 yendi. Skor küçük ama mesaj büyük: Ligde kötü giden Samsunspor Fink hocanın gelişi ile reaksiyon gösterdi. Tek bir golle yetindiler ama disiplin, mücadele ve doğru planla rakibi boğdular. Oldukça baskılı bir oyunun skoru 0-1 olmamalı olsa da bu turun kapısını sonuna kadar açtı. Bu tür zaferler, Samsunspor’un hem özgüvenini hem de rakiplerine karşı saygıyı artırır. Avrupa’da işaret verildi: “Bizi hafife almayın.” Konferans Ligi’ne talibiz!


