Onur Gökmen Yetim Yazdı; BALIK BAŞTAN KOKAR

İki gün önce umutsuz olduğumu yazmıştım. Kahin değilim, medyum değilim. Sadece izliyorum. Gördüğümü söylüyorum. Bugün yaşananlar da sürpriz değil. Çünkü bu takımın futbol aklı aylardır alarm veriyor.

Bulgaristan, Gürcistan, Kosova, Romanya… Futbolun birinci değil ikinci hatta üçüncü spor olduğu ülkeleri bireysel kaliteyle 1-0, 2-0 geçiyoruz. Sonra da ortaya çıkan her vasat performansa “istikrar”, “oyun yapısı”, “sistem” diye methiyeler diziliyor. Kusura bakılmasın ama ortada övülecek bir yapı göremiyorum. Montella ile olacak olan da bu kadar.

Danimarka’da harika bir sezon geçiren Aral Şimşir’i görmezden geliyorsun. Kasımpaşa’da bile düzenli forma bulamayan oyuncular milli takımda yer buluyor. Almanya’da bir sezonda toplam 73 dakika süre almış oyuncu kurtarıcı gibi çağrılıyor. Sonra da buna planlama deniyor. Hocam, ne planlaması? Ne istikrarı? Futbol makine değil. Konsol oyunu hiç değil. Milli takımda isimler değil, form durumları oynar. Kim iyiyse o çağrılır. Bunun başka izahı yok.

Gelelim maça…

Ne izledik biz? Yüzde 72 topa sahip olma. Al topu eve götür. Kaç şut? 30. Sanki bu rakam tek başına başarı göstergesiymiş gibi anlatılıyor. Hayır değil. Otuz şut çekmek, pozisyon olgunlaştırmak yerine sürekli “vur da ne olursa olsun” anlayışına teslim olmak demektir. O şutların yarısında biraz daha doğru karar verilse çok daha tehlikeli ataklar çıkabilirdi. Topa sahip olmak ve şut sayısı istatistik kağıdında güzel görünür. Futbol sahasında ise hiçbir anlam ifade etmeyebilir.

Montella suçlu mu? Evet.

Peki oyuncular masum mu? Kesinlikle hayır.

Barış Alper’e artık alıştık. Galatasaray forması dışında aynı etkinliği gösteremiyor. Arda Güler kötüydü. Hakan kötüydü. Orkun kötüydü. Savunma kötüydü. Baştan sona takım kötüydü. Kimse çıkıp da “şu çok iyi oynadı” diyemez. Çünkü gerçekten iyi oynayan kimse yoktu. Youtube podcastleri ile reklamlarda oynamak ile bu iş olmaz hocam. Siz favori misiniz de haberimiz yok !

Ama yine dönüp dolaşıp aynı yere geliyoruz.

Balık baştan kokar.

Bu takımın oyun düzenini, sistemini, taktiğini, planını futbol bildiğini iddia eden biri bana anlatsın. Ben anlamadım. Hayatında futbol izlememiş birine sorsan bile Kerem Aktürkoğlu’nu sürekli 1.90’lık stoperlerin arasında santrfor gibi kullanmaz. Kerem’i çoğu zaman eleştiririm ama bu tabloda en masum isimlerden biri o. Oyuncunun güçlü olduğu bölgeyi elinden alıp onu başka yerde verimsiz hale getiriyorsun.

Sırf Orkun oynasın diye takımın bütün dengesi bozuluyor. Orkun’u sahaya koymak için Arda Güler kanada hapsediliyor. Arda oyundan düşüyor. Kerem kendi bölgesinden koparılıyor. Kerem etkisizleşiyor. İsmail gibi bir kesici, bir dinamizm kaynağı Hakan’la beraber etkisizleşiyor. Sonra da neden orta saha delinip duruyor diye şaşırıyoruz.

Milli takım oyuncu yerleştirme laboratuvarı değildir. Elindeki oyuncuların en verimli olduğu düzeni kurarsın. Bu kadar basit.

Bugün Türkiye’nin problemi yetenek değil. Kadro kalitesi değil. Hatta oyuncu havuzu hiç değil. Türkiye’nin problemi elindeki yeteneği doğru kullanamamak. Bu jenerasyon uzun yıllardan sonra gelen en özel jenerasyonlardan biri olabilir. Ama biz bu jenerasyonu Montella’nın elinde harcıyoruz.

Biraz ağır olacak ama gerçek şu:

Adana Demirspor’da birkaç ay iyi futbol oynatmakla büyük milli takım hocası olunmuyor.

Biz de o dönemin etkisiyle Montella’yı olduğundan büyük görüyoruz.

Milliyetçilik yapmıyorum. Yerli-yabancı tartışmasına da girmiyorum. Ama bugün İlhan Palut’un oyun organizasyonunu, takım savunmasını, geçiş planını izleyen herkes şunu rahatlıkla söyleyebilir: İlhan Palut, mevcut haliyle Montella’dan daha bütünlüklü bir teknik adam görüntüsü veriyor.

Umarım Paraguay ve ABD maçlarını geçeriz.

Ama bunu Montella sayesinde değil, Montella’ya rağmen yaparsak kimse şaşırmasın.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz