Kim Aldatıyor? Kim Oynuyor?

Haftanın açılış maçında Galatasaray, Erzurumspor’u 4-0 mağlup etti. Açık konuşalım: Bu maç Galatasaray için futbol maçından çok antrenman temposunda geçen bir hazırlık karşılaşmasıydı. Ligin açık ara en zayıf takımlarından biri görüntüsündeki Erzurumspor karşısında alınan farklı galibiyetin Galatasaray’ın açıklarını örttüğünü söylemek mümkün değil. Zaten örtmemeli de.

Daha ilk haftadan kimseyi şampiyon ilan etmeyelim.

Galatasaray’ın görüntüsü ise yıllardır alıştığımız görüntü. Düşük tempolu başla, sezon ilerledikçe güçlen, fizik kaliteyi artır ve kadro kalitesinin farkını sahaya koy. Henüz iyi futbol oynamıyor olabilirler ama kadronun potansiyeli insana güven veriyor. Ne var ki bu kadar zayıf bir rakibe karşı bile bazı alarm zilleri duyuluyor. Abdülkerim Bardakcı mesela… Savunmada hâlâ güven veren bir görüntü yok. Rakibin gücü düşük diye defans oyuncusunun zaafları ortadan kalkmıyor.

Bir de Barış Alper Yılmaz meselesi var. Her yaz aynı masal: İngilizler izliyor, Premier Lig ekipleri peşinde, 40-50 milyon euro verilecek… Arkadaşlar, İngiliz ekiplerinin 1 sezon iyi oynayan futbolcuya çuval dolusu para verdiği romantizmine artık biraz ara verelim. Barış Alper güçlü, fizik olarak çok iyi, mücadeleci. Ama futbolcu sadece fizik gücüyle tarif edilemez. Şu anda sahada bunun ötesine geçen bir Barış Alper göremiyoruz. Kendini mi sakınıyor, formsuz mu, kafası mı başka yerde, bilemem. Ama bu haliyle “50 milyon euroluk İngiliz transferi” hikâyesine fazla kapılmamak lazım.

Bu maç zaten taktik konuşulacak bir maç değildi. Erzurumspor’un mevcut kadro kalitesi 1. Lig’de play-off hattını zorlamaya bile yetmeyebilir. Acil müdahale edilmezse bu takımın Süper Lig’de kalması ciddi şekilde zorlaşır.

Fenerbahçe: Yıldız Var, Oyun Yok

Fenerbahçe ise bildiğimiz Fenerbahçe.

Kişisel beceriler var. Yıldız ayaklar var. Skoru değiştirecek futbolcular var. Fakat takım oyunu dediğimiz şey nerede?

Galatasaray’da henüz tam oturmamış olsa bile bir oyun şablonunun potansiyelini görebiliyorsunuz. Beşiktaş kötü oynadığı maçlarda bile ne oynamaya çalıştığını zaman zaman belli ediyor. Fenerbahçe’de ise ben bunu göremiyorum.

Harala gürele bir oyun.

Kim nereye basıyor? Kademeye kim giriyor? Savunma yerleşimi nasıl? Hücumda hangi oyuncu hangi koridoru kullanıyor? Tekrar tekrar izledim, hâlâ çözemedim. Bu da benim problemim değil; takımın sahadaki organizasyon problemidir.

Fenerbahçe’nin acilen savunmaya transfer yapması gerekiyor. Geçen sezondan kalan kaleci problemi de bana göre hâlâ ortada duruyor. Fenerbahçe’nin iyi olduğu anlatılıyor ama ben iyi futbol göremiyorum. Daha önemlisi, iyi futbolun temelini oluşturacak belirgin bir taktik de göremiyorum.

Lyon deplasmanı bu nedenle çok ciddi bir sınav. Umarım yanılırım. Çünkü orada yıldız oyuncuların bireysel kalitesiyle her problemi çözme ihtimaliniz azalacak. O zaman organizasyonunuz var mı, yok mu ortaya çıkacak.

Greenwood ise takımın taşıyıcılarından biri. Henüz tam kapasitesine ulaşmadı ama Asensio-Greenwood ikilisinin çok maç alabileceği ortada. Buna karşılık Kerem ve Muriqi için aynı iyimserliği taşıyamıyorum. Ederson ve Skriniar da şu ana kadar verdikleri sinyallerle soru işareti oluşturuyor.

Özetle Fenerbahçe’nin kadrosu kötü değil. Hatta çok iyi. Problem tam da burada: Bu kadar iyi kadroyla bu kadar az oyun üretmek ayrı bir başarı!

Trabzonspor: Salah Geldi, Tekke Gitti

Trabzonspor sezona Salah’la başladı. Fakat maçın önüne geçen isim bana göre Salah değil, Fatih Tekke oldu.

Çünkü hocanın “Bu takımın fikri ne?” sorusuna verecek net bir cevabı olmadığı çok açık.

Salah büyük yıldız. Gol atar, asist yapar, tek başına maç kazandırır. Nitekim yine yaptı. Ama Trabzonspor’un yıllardır sevdiğimiz tarafı neydi? Gözlemci takım olması. Doğru oyuncuyu bulması, parlatması, geliştirmesi, bir futbol aklı ortaya koyması.

Şimdi ne görüyoruz?

Bazısı güncel, bazısı kariyerinin son döneminde, bazısı geçmişte yıldız olmuş oyunculardan oluşan bir kadro. “Kovulmalık kadro kurduk” cümlesinin futbol karşılığı tam olarak bu.

Salah geldi, yıldızlaştı ve maçı aldı. Peki Trabzonspor ne oynadı?

Fatih Tekke döneminin belki de en kötü futbolunu oynadı.

Bu kadar yıldızın olduğu takımın bu kadar fikirsiz görünmesi asıl problemdir. Trabzonspor’un Arabistan takımı görüntüsüne bürünmesi, kulübün son yıllarda inşa ettiği futbol kimliği açısından bana göre ciddi bir geri adım.

Salah’ın kalitesi tartışılmaz. Ama bir takımın futbol aklının yerini yıldız oyuncu transferi tutmaz. Onuachu’nun düşüş sebebi ise onu besleyen kanatlar yerine yıldız bireysel kanatların gelmesidir.

Beşiktaş: Skor İyi, Gerçekler Daha İyi

Beşiktaş için alınan skor aslında oldukça iyi. Çünkü düşük zorluk derecesindeki maçlarda gelen galibiyetler yönetimin de gözünü biraz boyamıştı.

İlk ciddi deplasmanda ise takke düştü, kel göründü.

Ama burada Beşiktaş’a hakkını teslim etmek gerekiyor. Takımın oyun şablonu kötü değil. Hatta dört büyükler içinde “Ne oynamaya çalışıyor?” sorusuna en net cevaplardan birini veren ekiplerden biri. Hoca da bence oldukça iyi.

Sorun başka yerde.

Gol yollarında.

Bağlantı oyununda.

Kanatlarda.

İlk ciddi sınavda bu eksikler resmen “Ben buradayım” diye bağırdı.

Fakat futbol böyle bir oyun. Son birkaç sezondur kasım ayında havlu atan bir takımı, üç-dört transfer yaparak bir anda şampiyonluk favorisine çeviremezsiniz. Önce takımın oyununu oturtacaksınız. Sonra eksikleri tamamlayacaksınız. Ondan sonra hedef konuşacaksınız.

Beşiktaş şu anda iyi oynamıyor. Bunu söylemek lazım. Ama en azından bir oyun şablonu var. Bu çok önemli.

Birkaç doğru eklemeyle bu takımın neye dönüşeceğini görmek gerekiyor.

Bana göre acilen bir kanat oyuncusu şart. Üstüne bir de bağlantı oyuncusu, mümkünse 10 numara özellikli bir futbolcu gelirse Beşiktaş’ın hücum problemlerinin önemli kısmı çözülebilir.

Sonuç: Daha İlk Haftadan Şampiyon da Olmayın, Çöp de İlan Etmeyin

İlk haftalardan herkes hakkında kesin hüküm vermek Türk futbolunun değişmez hastalığı.

Bir takım 4-0 kazanıyor, şampiyon ilan ediliyor.

Bir takım zorlanıyor, sezon bitiyor.

Bir futbolcu iki gol atıyor, 50 milyon euro ediyor.

Bir teknik direktör bir maç kaybediyor, kovulması gerekiyor.

Biraz sakin.

Galatasaray’da potansiyel var ama oyun henüz yok. Fenerbahçe’de yıldız çok ama organizasyon ciddi soru işareti. Trabzonspor’da yıldız var ama futbol fikri kaybolmuş. Beşiktaş’ta ise oyun fikri var ama o fikri taşıyacak hücum kalitesi henüz yeterli değil.

Yani tablo gayet açık:

Galatasaray güçlenirse şampiyonluk yarışının doğal favorisi olur. Fenerbahçe oyun bulamazsa yıldızlarının altında ezilir. Trabzonspor yıldızlarla değil takım olarak oynamayı hatırlamazsa Salah da yetmez. Beşiktaş ise doğru iki-üç takviyeyle şu an olduğundan çok daha farklı bir takım haline gelebilir.

Ama daha ilk haftadan kimseyi şampiyon ilan etmeyelim.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz