Malta Haber

Malta'nın Türkçe Sesi

İyi ki doğdum

Elif Ören

20 Şubat 2021 / Malta

19 Şubat 2021. Dün, dünya sahnesindeki otuz birinci yılımı doldurduğum gündü. İlk gençlik yıllarımda otuzlu yaşlarında biri ile tanıştığımda hayret ve şaşkınlıkla kendi kendime düşünür, benim şimdiki yaşlarımda olanları biraz yaşlı bulurdum. Halbuki şimdi herhangi bir yaş hissetmemekle birlikte ilk gençlik yıllarımdaki toyluğuma ve cahilliğime tebessüm ediyorum.  

Bu yıl ilk defa doğum günümü yalnız geçirdim. Geçtiğimiz günlerde bir iş arkadaşımın koronavirüs testinin pozitif çıkması dolayısıyla tedbir maksadıyla ben de karantinaya girdim. Karantinada olmasaydım büyük bir kutlama partisi düzenlemezdim elbette. Fakat sürekli görüştüğüm birkaç arkadaşımla muhakkak bir araya gelir, âdet yerini bulsun diye dilek diler ve pastanın mumlarını üflemeden söndürür, birkaç hatıra fotoğrafı çeker, keyifli bir sohbet akşamı yapardım. 

Her zaman doğum günlerini ve doğum günü kutlamalarını çok önemserim. En azından senede bir gün aile, arkadaş, dost ve tanıdıklar tarafından güzel sözler işitmenin, dua, dilek ve sevginin dile getirilmesinin insanın ruhuna şifa olduğunu, iyi hissettirdiğini düşünürüm.   

İnsan ruhunun ve sevginin doğası gereği duyguyu karşılıklı olarak yaşamanın ve paylaşmanın olağanüstü iyileştirici bir özelliği vardır. Sevgiyi sadece birine vermekle olmaz, sadece biri tarafından sevilmekle de olmaz. Karşılıklı sevgi akışı yüreği coşturur, güzelleştirir, huzur verir. Dünyaya bu çerçeveden bakmaya çalışan biri olduğum için en azından benim için böyle. 

Dedim ya, bu karşılıklı sevgi transferini en yoğun hissettiğim günün doğum günleri olması dolayısıyla bu günleri kutsal buluyor ve ziyadesiyle önemsiyorum.  

Evde kedimle baş başa olduğum bir doğum günü olmasına rağmen yalnız hissetmedim. Varlıklarıyla her daim kendimi çok şanslı hissettiğim kıymetli dostlarım sayesinde yine unutulmaz bir gün geçirdim. Bahsettiğim o karşılıklı sevgi akışı varoluşumu anlamlandırırken, samimiyet ve muhabbet bu anlamı taçlandırdı.  

Öyle güzel aramalar, mesajlar, videolar aldım ki; gün boyu neşeliydim. Her bir tebrik ayrı bir his yaşattı. Sevginin en yoğun hissettiğim duygu olması muhakkaktı. Ve tabii hüzünlendim, gururlandım, duygulandım, eğlendim, kahkahalar attım. Bütün gün müzik dinledim, şarkılara eşlik ettim, hatta bir ara kalkıp kendi kendime dans ettim.  

Gece çöktüğünde güne, düşündüm; bir mumu söndürmek için üfleyemediğim nefesim yuttum ve düşündüm. Ne istiyordum? Ne diliyordum? Gözlerimi kapattım, kendime sarıldım, ruhumu ve yüreğimi dinledim. Bir sahil kenarında ateş yaktım hayalimde, ateşin çıkardığı çıtırtıları dinlerken yıldızları izledim. Bir müddet kaldım öylece anın içinde. Sonra masalların ve mitlerin içinde olduğumu hayal ettim. Kurtlarla koştuğumu, kendime vardığımı. Gözlerimi açtım, ne iyi geldi. Keşke hep mitlerde, masallarda, şiirlerde, rüyalarda, hayal gücünün dünyasında, içimdeki aydınlık ve karanlıkta ve hepsinin ötesinde dolaşmaya vaktim olsa.  

Yılları sayarak, akan seneleri kovalayarak, erteleyerek, vazgeçerek, önyargı kalıplarının çarkında hayalleri ve umutları yok ederek, geçmişin kötü anılarında yahut kırgınlıkların ve pişmanlıkların pençesinde yaşamanın asla geri gelmeyecek olan zamanı ziyân edişini daha fazla tecrübe etmeye lüzum görmüyorum.  

Ne zaman son bulacağını bilmediğim hayat yolculuğumun yeni bir yılının ilk günündeyim. Şu illet günlerin bir an evvel son bulması en büyük dileğim. Sonrası dostluk, sevgi, saygı, muhabbet, iyi niyet, samimiyet. Bana, sana, ona, herkese. 

İyi ki doğdum! İyi ki doğdunuz! 

Sevgiyle… 

Yazarın diğer yazıları

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

%d bloggers like this: