Malta Başbakanı Robert Abela, Avrupa Birliği bütçe görüşmeleri sürerken, Malta’nın AB genelinde uygulanabilecek yeni vergilere karşı çıkacağını açıkladı. Parlamento’da konuşan Abela, ülkenin bütçe dengesini ve ekonomik modelini korumak için vergi yetkisinin üye devletlerde kalması gerektiğini söyledi.
Açıklama, AB’nin 2028-2034 dönemini kapsayacak yaklaşık 2 trilyon euroluk yeni uzun vadeli bütçesi üzerindeki müzakerelerin hız kazandığı bir dönemde geldi. Bazı AB kurumları ve üye ülkeler, Birliğin gelirlerini artırmak amacıyla yeni ortak vergi veya harç mekanizmalarını gündeme getirirken, Malta bu önerilere mesafeli yaklaşıyor.
Abela, Avrupa bütçesinin üye ülkelerin farklı ekonomik gerçeklerini dikkate alması gerektiğini vurgularken, mali politikaların ulusal hükümetlerin kontrolünde kalmasının önemine dikkat çekti. Başbakan ayrıca, Malta’nın özellikle çevrim içi oyun ve diğer ekonomik faaliyetlere yönelik AB düzeyinde uygulanabilecek yeni gelir yaratma mekanizmalarına karşı olduğunu belirtti.
Malta hükümeti aynı zamanda AB bütçesinden sağlanan bölgesel kalkınma ve tarım fonlarının artırılmasını savunuyor. Malta’nın da içinde bulunduğu “Friends of Cohesion” grubu, daha fazla bölgesel destek talep ederken; Almanya, Hollanda, İsveç, Danimarka ve Avusturya gibi ülkeler bütçenin büyütülmesine temkinli yaklaşıyor.
Malta ekonomisinin önemli gelir kaynaklarından biri finansal hizmetler, teknoloji şirketleri ve çevrim içi oyun sektörü. AB genelinde uygulanabilecek yeni vergiler veya harçlar, bu sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin maliyetlerini artırabilir. Bu durum uzun vadede yatırım kararlarını, istihdamı ve Malta’daki iş piyasasını etkileyebilir.
Özellikle iGaming, teknoloji ve uluslararası hizmet sektörlerinde çalışan Türkler açısından, Malta hükümetinin AB çapındaki yeni vergi girişimlerine karşı çıkması, mevcut ekonomik rekabet avantajını koruma çabası olarak değerlendiriliyor.
AB liderlerinin yeni bütçe konusunda yıl sonuna kadar bir uzlaşmaya varmayı hedeflediği belirtilirken, olası yeni vergi mekanizmalarının hayata geçebilmesi için tüm üye ülkelerin onayı gerekiyor. Bu da Malta’ya veto hakkı dahil önemli bir pazarlık gücü sağlıyor.


