Peşin Hükümler ve İzahı Zor Garez
Birkaç kelimeyi sayfaya bırakıyorsunuz; kendi dünyanızda sükûnetle kurduğunuz o cümleye, dönüp dolaşıp bambaşka bir cümlenin cevabı geliyor, hatta bazen hesabı soruluyor. Kalem tutan, harflerle hemhal olan herkesin aşina olduğu bir tecrübedir bu. Kendi içinizden kopup giden kelimelerin, bir başkasının zihin kıyılarına çarptığında aldığı o yeni, o beklenmedik şekli izlemek sahiden hayret verici.
Sükûnetle, hakkaniyetle kurulan bir duruş, sırf alışıldık hoyrat çizgiye uymuyor diye adeta tehdit sayılıyor, nezaket elinin tersiyle bir kenara itiliyor.
Çoğu zaman bu kırılmaların ardında art niyet aramamak gerektiğine inanırım. İnsan doğası bu; en nihayetinde hepimiz, okuduğumuz her satıra cebimizde taşıdığımız hazır varsayımlarla, birikmiş yaşanmışlıklarla yaklaşıyoruz. Kimi zaman satırları hakkını vererek okumuyoruz, kimi zaman da vereceğimiz cevabın sabırsız telaşında kaybolup gidiyoruz. Fakat bazen düğüm çok daha derinlerde atılmıştır. Metnin meramı gayet iyi anlaşılıyor anlaşılmasına da, kök salmış peşin hükümlerimiz, içten içe beslediğimiz o izahı zor garez ağır basıyor.
Hele meselenin omurgasında adalet, hakkaniyet, incelik ve nezaket gibi mefhumlar yer alıyorsa, işte o zaman tablonun rengi tamamen değişiveriyor. Çünkü bu aydınlık kavramlar, yapıları gereği ezberleri bozar; insanı yüz çevirdiği noksanlarıyla, kendi yarattığı haksızlıklarla acımasız bir aynada baş başa bırakır. O aynaya bakmak elbette zordur. Bu erdemlerin ruhumuzda uyandırdığı o tuhaf, kelimelere sığmaz rahatsızlık belki de bundandır.
Farklı görüşlerde demlenmek, bambaşka pencerelerden bakıp itiraz edebilmek şüphesiz işin doğasında var. Fikri zenginlik dediğimiz bereketli zemin de zaten burada başlıyor; neticede karşıt görüşte olan okur da bizim okurumuz, sözüne kıymet verdiğimiz muhatabımızdır. Fakat bir nokta geliyor ki, mesele fikri bir itiraz olmaktan çıkıveriyor. Sükûnetle, hakkaniyetle kurulan bir duruş, sırf alışıldık hoyrat çizgiye uymuyor diye adeta tehdit sayılıyor, nezaket elinin tersiyle bir kenara itiliyor. İnsanın sadece kendi zihinsel konforunu, sarsılmaz sandığı haklılığını korumak adına nezakete karşı büründüğü bu garip telaş, bana her zaman çok enteresan gelmiştir.
Kendiminki dahil.


