Malta’da 2026 seçim süreci yaklaşırken, yabancı işgücü konusu siyasi tartışmaların merkezine yerleşti. Ülke ekonomisinin büyük ölçüde yabancı çalışanlara bağımlı hale gelmesine rağmen, siyasi partilerin göç ve entegrasyon konusundaki çelişkili söylemleri dikkat çekiyor.
Son yıllarda turizm, inşaat, lojistik, bakım hizmetleri ve online oyun sektörlerinde yaşanan hızlı büyüme, Malta’nın yabancı işgücüne olan ihtiyacını ciddi ölçüde artırdı. Ancak ekonomik zorunluluk olarak görülen bu durum, toplumdaki kültürel ve sosyal kaygılarla birlikte siyasi baskıyı da büyüttü.
Yabancı İşçi Sayısı 130 Bine Ulaştı
2013 yılında Malta’da yaklaşık 25 bin yabancı işçi ve yerleşik bulunurken, 2025 ortasında yalnızca yabancı çalışan sayısının 130 bine yaklaştığı belirtiliyor. Yabancı uyrukluların işgücündeki oranı yaklaşık yüzde 39’a ulaştı.
Özellikle AB dışından gelen üçüncü ülke vatandaşlarının (TCN) toplam yabancı işgücünün yaklaşık yüzde 69’unu oluşturduğu ifade ediliyor.
Bu dönüşüm, iktidardaki Labour Party hükümetinin ekonomik büyüme politikaları döneminde gerçekleşti.
İşçi Partisi İkilem Yaşıyor
Başbakan Robert Abela liderliğindeki İşçi Partisi, bir yandan ekonominin ihtiyaç duyduğu yabancı işgücünü korumaya çalışırken diğer yandan seçmen tabanındaki göç karşıtı hassasiyetleri yönetmeye çalışıyor.
Artan kira fiyatları, nüfus yoğunluğu, altyapı baskısı ve kültürel değişim tartışmaları, göç meselesiyle birlikte değerlendiriliyor.
Abela’nın seçim kampanyasında kullandığı dil de bu çelişkiyi gözler önüne serdi. Suriye kökenli İşçi Partisi adayı Ömer Rababah’a yönelik ırkçı saldırıları kınayan Abela, aynı zamanda Rababah’ın “Maltalı kimliğini” vurgulayan açıklamalar yaptı.
Siyasi yorumcular, bunun entegrasyon yerine “aidiyetin kan bağıyla ölçüldüğü” mesajı verdiğini savunuyor.
“Süper Bonus” Tartışması
Seçim sürecindeki en büyük tartışmalardan biri ise hükümetin önerdiği yıllık 1.000 euroluk “süper bonus” uygulaması oldu.
Robert Abela, yaklaşık 100 bin yabancı işçinin bu yardımdan faydalanamayacağını açıklayarak bunu siyasi başarı olarak sundu.
Muhalefetteki Nationalist Party ise düşük gelirli çalışanlara yönelik daha geniş kapsamlı vergi indirimi önerdi. Ancak İşçi Partisi, bu planın “Malta parasının yabancılara gitmesi” anlamına geleceğini savundu.
Eski bakan Evarist Bartolo ve eski Avrupa Parlamentosu üyesi Cyrus Engerer gibi isimler ise yabancı çalışanların dışlanmasını “utanç verici” olarak değerlendirdi.
PN Daha Temkinli Bir Dil Kullanıyor
Nationalist Party, önceki seçim dönemlerine kıyasla göç konusunda daha dikkatli bir yaklaşım sergiliyor.
Parti, yabancı işçi sayısını azaltmaktan çok, yerel işgücünü güçlendirmeye odaklanan politikalar öneriyor. Sağlık alanında burslar, yurtdışından dönen Maltalılara vergi teşvikleri ve fazla mesai gelirlerine vergi muafiyeti gibi adımlar bu stratejinin parçası olarak görülüyor.
Ancak parti içindeki bazı isimlerin yabancı işçilerle ilgili açıklamaları da tartışma yarattı. Avrupa Parlamentosu adayı Peter Agius, kamu sağlık sistemindeki yoğunluğu yabancı nüfus artışıyla ilişkilendiren açıklamalarda bulundu.
Küçük Partiler Sistemi Hedef Alıyor
Daha küçük siyasi hareketler ise sorunun yabancı işçiler değil, mevcut ekonomik model olduğunu savunuyor.
ADPD, Malta’nın düşük ücretli ve ucuz iş gücüne dayalı ekonomik yapısını eleştirirken; Momentum ise yabancı işçi çalıştıran şirketlere ek mali yükümlülükler getirilmesini öneriyor.
Aşırı Sağ Yükselir mi?
Göç tartışmalarının sertleşmesi, aşırı sağ partilerin önünü açabileceği yönünde yorumlara neden oluyor.
Aħwa Maltin ve Imperium Europa gibi partiler, göçü Malta kimliği için tehdit olarak gösteren sert söylemler kullanıyor.
Ancak uzmanlara göre Malta toplumunun önemli bir kısmı, yabancı işçilere yönelik rahatsızlık duysa da ülke ekonomisinin bu işgücüne bağımlı olduğunun farkında.
Malta Nasıl Bir Topluma Dönüşüyor?
Tartışmanın merkezindeki temel soru ise şu: Malta, hızla değişen demografik yapısıyla nasıl bir topluma dönüşüyor?
Şu ana kadar ne İşçi Partisi ne de Milliyetçi Parti bu soruya net bir yanıt verebilmiş değil. Seçim kampanyaları boyunca partilerin aynı anda hem ekonomik gerçekleri kabul ettiği hem de göç karşıtı kaygılara oynadığı yorumları yapılıyor.
Kaynak: Maltatoday


