Omar Rababah, Suriyeli bir baba ve Maltalı bir annenin çocuğu olarak Malta’da dünyaya gelmiş. Kendisi 33 yaşında bir sosyal hizmet uzmanı. Eğitim Bakanlığı’na bağlı Migrant Learners’ Unit’te çalışıyor.
Daha önce farklı kökenlerden Malta vatandaşı öğrencilerle yaptığı söyleşilerle MaltaToday’de görünürlük kazanan Omar; sosyal çevrelerde ve eğitim camiasında tanınan bir isim. Omar, entegrasyonun tek taraflı değil, çift taraflı bir süreç olduğuna inandığını her fırsatta belirten biri.
Hem sosyal meselelere duyarlılığı hem de görünürlüğü, dokuz ay erkene alınan Malta genel seçimlerinde Omar’ı İşçi Partisi’nin kadrajına sokmuş olacak ki, Başbakan Robert Abela’dan bizzat teklif aldığını belirtip adaylığını ilan etti. Malta’daki Müslümanlar dahil olmak üzere birçok topluluk bu duyuruyu sevinçle karşıladı. Elbette bu sevinç, sosyal medyadaki ırkçı ve İslamofobik yorumların gölgesinde çok geçmeden buruk bir sevince dönüştü.
Öyle ki İşçi Partisi, Ulusalcı Parti, ADPD ve Momentum başta olmak üzere farklı siyasi çevreler, bu ırkçı ve İslamofobik söylemlere karşı Omar ile dayanışma mesajları yayımladılar.
Bendeniz de bu olanları bir nevi sukutuhayal ile karşılayanlardanım. Malta Meclisi’nde Müslüman genç bir vekilin böylesi bir “infial” ile karşılanması beni de şaşırttı.
“Ne var bunda şaşıracak?” diye soracak olursanız, birkaç neden sıralayabilirim. Birincisi, Omar Maltalı bir anneden, Malta’da doğan bir Malta vatandaşı. Sosyal medyadaki adaylık duyurularına ve daha önce MaltaToday için gerçekleştirdiği söyleşilere bakarsanız, zaten Maltacaya vukufiyetini de takdir edeceksiniz. Öyle ise geriye bu itirazlara temel teşkil eden tek bir şey kalıyor: adayın Müslüman kimliği.
Peki neden?
Mesela Omar, Yahudi kökenli Musevi bir aday olsaydı yahut başka bir dine mensup olsaydı, bu konu yine bu kadar tepkiyle karşılanır mıydı?
Akıllara Malta’nın Katolik kimliği geliyor. Ancak tarihsel bir vakiadır ki Katolik dünyanın Yahudilerle ilişkisi de hicbir zaman gerilimsiz olmamıştır. Ayrıca Katolik Kilisesi, 1960’larda Dom Mintoff liderliğindeki İşçi Partisi’ni desteklemeyi ve İşçi Partisi’ne oy vermeyi ağır bir dinî yaptırım konusu haline getirmiş; buna rağmen İşçi Partisi daha sonra halkın teveccühüne mazhar olmuş bir parti olarak iktidara gelmiştir. Dolayısıyla burada Omar’ın Müslüman kimliğinin İslamofobiye varan bir tepkiyle karşılanmasının ardında başka bir saik mi var dersiniz?
Bu ayrıntılar; tarihî, teolojik ve sosyopsikolojik pek çok husus konuşulmaksızın anlaşılacak konular değil maalesef.
İşçi Partisi son anketlerde önde olmasına rağmen kararsızlar, hatta İşçi Partisi’nin kendi seçmeninin bir tepkiyle yön değiştirmesi, iktidar partisi için işleri zora sokabilir. Abela yönetimindeki İşçi Partisi, yükselen ve maalesef giderek görünür hale gelen tepkilere rağmen Omar’ın aday adaylığını fiilî bir adaylığa dönüştürmeye cesaret edebilir mi dersiniz?
Eğer cesaret edebilirlerse, bu, tıpkı Abela’nın selefi Mintoff’un, dönemin yerleşik tavrına karşı yaptığı devrimci müdahalenin bir benzeri olabilir.
Ama ne yalan söyleyeyim, ben Abela ve ekibinin bu topa gireceklerine pek ihtimal vermiyorum…
Dilerim yanılırım ve Malta Parlamentosu’nda Müslüman bir vekil görürüz.


