Türk vatandaşlarının Schengen vizesi başvurularında yaşadığı ret ve randevu krizi yeniden gündemde. Avrupa Komisyonu’nun son verilerine göre Türkiye, 2024 yılında 1 milyon 173 bin 917 başvuruyla Çin’in ardından en çok Schengen vizesi başvurusu yapılan ikinci ülke oldu. Türkiye’den yapılan başvurularda ret oranı 2024’te yüzde 14,5 olarak kaydedildi. Bu oran 2023’te yüzde 16,1 seviyesindeydi.
Türkiye’de son günlerde sosyal medyada ve bazı haber sitelerinde, son 10 yılda yaklaşık 1,5 milyon Schengen başvurusunun reddedildiği ve bu süreçte vatandaşların başvuru, aracı kurum ve diğer işlem masraflarıyla birlikte yaklaşık 511 milyon Euro, güncel kurla 27 milyar TL civarında ödeme yaptığı iddiası öne çıktı. Bu hesaplama, resmi tek bir tabloda açıklanmış doğrudan bir kamu verisi değil; farklı yıllardaki başvuru sayıları, ret oranları ve başvuru masrafları üzerinden yapılan medya hesaplamalarına dayanıyor.
Avrupa Komisyonu’nun verileri ise Türkiye’den yapılan Schengen başvurularındaki yoğunluğu açık biçimde ortaya koyuyor. 2024’te Schengen ülkeleri dünya genelinde 11,7 milyondan fazla kısa süreli vize başvurusu aldı. Türkiye, 1,17 milyonu aşan başvuru sayısıyla listenin ikinci sırasında yer aldı. Aynı yıl dünya genelinde Schengen vize ret oranı yüzde 14,8 olurken, Türkiye için oran yüzde 14,5 olarak açıklandı.
Vize başvurularının maliyeti de son yıllarda arttı. Avrupa Komisyonu, 11 Haziran 2024 itibarıyla Schengen vize ücretinin yetişkinler için 80 Euro’dan 90 Euro’ya, 6–12 yaş arası çocuklar için ise 40 Euro’dan 45 Euro’ya yükseltildiğini duyurdu. Komisyon’un güncel bilgilendirmesinde, başvuruların bazı durumlarda dış hizmet sağlayıcıları üzerinden alınması halinde ek ücretlerin de uygulanabileceği belirtiliyor.
Bu nedenle vize reddi yalnızca “seyahatin iptali” anlamına gelmiyor. Başvuru ücreti, aracı kurum hizmet bedeli, seyahat sigortası, belge hazırlama, tercüme, noter, ulaşım ve randevu süreçleri de hesaba katıldığında, reddedilen başvurular vatandaşlar için ciddi bir ekonomik kayba dönüşüyor. Avrupa Stability Initiative tarafından daha önce yayımlanan bir değerlendirmede de reddedilen başvuru sahiplerinin yalnızca planladıkları seyahati iptal etmek zorunda kalmadığı, aynı zamanda vize için yaptıkları harcamaları da kaybettiği vurgulanmıştı.
Ancak dolaşımdaki bazı rakamlar dikkatli okunmalı. Örneğin sosyal medyada yer alan “2010’da ret oranı yüzde 3’tü” iddiası, ulaşılabilen eski verilerle tam örtüşmüyor. Avrupa Komisyonu verilerine dayanan 2013 tarihli bir çalışmada, Türk vatandaşları için Schengen ret oranının 2010’da yüzde 6,4, 2011’de yüzde 5,2, 2012’de ise yüzde 4,7 olduğu belirtiliyor.
Bu tablo Malta’daki Türk toplumu açısından da yakından izlenmesi gereken bir konu. Malta, Schengen bölgesinin parçası olduğu için Türkiye’den Malta’ya turistik, aile ziyareti, eğitim veya iş görüşmesi amacıyla gelmek isteyen Türk vatandaşları Schengen vizesi sürecinden geçiyor.
Malta’da oturum izni bulunan Türk vatandaşları ise farklı bir konumda. Identità’nın bilgilendirmesine göre Malta’da geçerli oturum izni sahipleri, diğer Avrupa ülkelerini 180 gün içinde 90 günü aşmamak kaydıyla ziyaret edebiliyor. Bu nedenle Malta’da yasal oturumu olan Türkler için Schengen içi hareketlilik daha kolay görünse de, Türkiye’deki aile bireylerinin Malta’ya ziyareti hâlâ Schengen vizesi sürecine bağlı.
Özellikle aile birleşimi, mezuniyet törenleri, düğünler, cenazeler, iş görüşmeleri ve kısa süreli eğitim programları söz konusu olduğunda vize randevusu ve ret riski, Malta’daki Türklerin günlük hayatını doğrudan etkileyebiliyor.
Schengen vizesi tartışması bu nedenle yalnızca Türkiye-AB ilişkilerinin diplomatik bir başlığı değil; Avrupa’da yaşayan Türklerin aile bağlarını, iş planlarını, eğitim fırsatlarını ve seyahat özgürlüğünü doğrudan ilgilendiren pratik bir sorun olmaya devam ediyor.


