Türk iş dünyası, Türkiye–Avrupa Birliği ilişkilerinde yeni bir sayfa açılması çağrısıyla uluslararası kamuoyuna güçlü bir mesaj verdi. Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) öncülüğünde, aralarında 37 ülkeden iş dünyası temsilcilerinin bulunduğu geniş bir çevrenin imzasını taşıyan açık mektup hazırlandı. Mektubun yarın Financial Times’ta yayımlanması öncesinde İstanbul’da kapsamlı bir basın toplantısı düzenlendi.
Toplantıda konuşan DEİK Başkanı Nail Olpak, Türkiye–AB ilişkilerinde uzun süredir yaşanan tıkanıklıklara rağmen iş dünyasının süreci beklemeye almadığını vurguladı. Olpak, özellikle AB üyelik süreci ve Gümrük Birliği’nin güncellenmesi başlıklarında yaşanan gecikmelerin artık sürdürülemez hale geldiğini söyledi.
Küresel belirsizliklerin arttığı bir dönemde Avrupa ile ilişkilerin yalnızca Gümrük Birliği çerçevesinde ele alınamayacağını belirten Olpak, Türkiye’nin Avrupa ekosisteminin ayrılmaz bir parçası olmak istediğini dile getirdi. Dijitalleşme, kamu alımları, tarım ve vize kotaları gibi alanlarda mevcut yapının güncellenmesi gerektiğine dikkat çeken Olpak, Sınırda Karbon Düzenlemesi ve çelik kotaları gibi yeni uygulamaların Türkiye açısından ciddi riskler barındırdığını ifade etti.
“Birçok Avrupa Ülkesi Bizimle Aynı Noktada”
Avrupa’da “Made in Europe” yaklaşımının Türkiye’yi dışlayacak yeni bir duvara dönüşme ihtimaline değinen Olpak, AB ile yapılan temaslarda birçok ülkenin Türkiye’nin tezlerine hak verdiğini aktardı. Ancak bu anlayışın somut adımlara dönüşmesi için Türkiye’nin argümanlarını daha güçlü biçimde ortaya koyması gerektiğini vurgulayan Olpak, Brüksel başta olmak üzere Avrupa’nın farklı merkezlerinde temasların artarak süreceğini kaydetti.
DEİK Türkiye–Avrupa İş Konseyleri Koordinatör Başkanı Mehmet Ali Yalçındağ ise Avrupa’nın yeni bir vizyona ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye ve Avrupa’nın birlikte hareket etmesi halinde küresel rekabet gücünün ciddi biçimde artacağını ifade eden Yalçındağ, AB liderlerine gönderilen açık mektubun bu anlayışın somut bir yansıması olduğunu dile getirdi.
Yalçındağ, Türkiye–AB ilişkisinin yalnızca siyasi değil, aynı zamanda ekonomik entegrasyon ve ortak üretim anlamına geldiğini vurgulayarak, AB’nin Türkiye’nin en büyük ticaret ortağı olduğunu, Türkiye’nin ise AB için beşinci büyük ticaret ortağı konumunda bulunduğunu hatırlattı.
“Türkiye Avrupa İçin Vazgeçilmez Ortak”
Türkiye’nin genç ve dinamik nüfusu, güçlü sanayi altyapısı, savunma sanayisindeki ilerlemesi, enerji ve lojistik koridorlarındaki stratejik konumu ile Avrupa’nın karşı karşıya olduğu küresel meydan okumalar için kritik bir ortak olduğunu belirten Yalçındağ, yeşil dönüşümden dijitalleşmeye kadar birçok alanda Türkiye’nin Avrupa’ya somut katkılar sunduğunu söyledi.
Türkiye’nin Avrupa değer zincirlerinin ayrılmaz bir parçası haline geldiğini ifade eden Yalçındağ, otomotivden elektroniğe, tekstilden makineye kadar pek çok sektörde Türkiye’nin üretim gücünün belirleyici rol oynadığını kaydetti. Savunma sanayisi ve enerji güvenliği alanlarında da Türkiye ile kurulacak ortaklıkların Avrupa için hayati önemde olduğunu vurguladı.
“20 Trilyon Dolarlık Bir Ekonomiden Söz Ediyoruz”
Türkiye’nin AB’ye tam üyeliği halinde Avrupa’nın ekonomik gücünün çarpıcı biçimde artacağını dile getiren Yalçındağ, “AB’nin mevcut 18,5 trilyon dolarlık ekonomisine Türkiye’nin 1,5 trilyon dolarlık ekonomisi eklendiğinde yaklaşık 20 trilyon dolarlık bir güçten söz ediyoruz” dedi. Bu büyüklüğün küresel ölçekte dengeleri değiştireceğini savunan Yalçındağ, Avrupa’nın Türkiye’yi dışlayan bir stratejiyle geleceğini inşa edemeyeceğini ifade etti.
Sürecin bu yıl somut sonuçlar üretmesini hedeflediklerini belirten Yalçındağ, Brüksel’de yapılacak toplantıların kritik önemde olduğunu söyledi. Avrupa’ya gönderilen mektubun karşılıksız kalması halinde yeni girişimlerin devam edeceğini de sözlerine ekledi. İş dünyasının mesajının net olduğunu vurgulayan Yalçındağ, “Türkiye Avrupa’nın geleceğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu artık bir tercih değil, zorunluluktur” dedi.
