Onur Gökmen Yetim Yazdı; Sahneye Türkiye Çıkıyor ! Haydi Çocuklar 

Dünya Kupası’nda ne yaparız, nereye kadar gideriz? Bu soruların gönlümüzdeki cevabı belli. Hepimiz içimizden bir yarı final, hatta daha fazlasını geçirmek istiyoruz. Ama mesele gönül değil. Mesele kağıt üzerindeki gerçekler ve sahadaki tezahür.

Ben umutlu tarafta değilim.

Çünkü biz Dünya Kupası’na Montella ile değil, Montella’ya rağmen katıldık görüşündeyim. Saplantılı oyuncu tercihleri, “istikrar” adı altında yapılan hatalar, “tam destek hep destek” sloganları ve sonunda ortaya çıkan absürt kadro tercihleri… Her milli takım açıklamasında aynı tartışma: Bu neden var, bu neden yok? Ben bu soruları bir yıl önce bırakmıştım. Seçmiyor kardeşim. Adamın tercihi bu. Beğenirsin, beğenmezsin ama durum bu.

Bir de sürekli başarı hikayesi anlatılıyor. Kusura bakılmasın ama ilk sporu futbol olmayan ülkeleri eleyince ortaya çıkan tabloyu ben destan diye okumuyorum. Bu Dünya Kupası biletini alan esas unsur bizim çocukların sahadaki karakteridir. Teknik adamın katkısını sıfırlamıyorum ama paylaştıracaksak aslan payı oyuncuların.

Haksızlık var mı?
Dibine kadar var.

Yazmaya kalksak Maltahaber’in üç sütun ayırması gerekir. Ama oralara girmeyeceğim çünkü ben de sıkıldım. Artık eldeki kadroyla konuşmak lazım.

Avustralya, Paraguay, ABD…

Açık konuşayım; bu gruptan çıkmak başarı değil, görevdir. Teknik direktör ben olsam da bu grubun lideri olmamız gerekir. İlk maç Avustralya ile. Pazar sabahı 06.00’da oynanacak. Futbolla yakından ilgilenmeme rağmen rakibin kadrosunda 2-3 isim dışında çoğu oyuncuyu tanımıyorum. Bu da iki takım arasındaki kalite farkını anlatmaya yeter.

Montella’nın aşırı emniyetli futbol anlayışıyla bile burada galibiyet ihtimali yüksek.

Ama benim asıl problemim oyun içindeki tercihleri.

Arda Güler gibi bir yıldızı sırf bazı tartışmaları susturmak adına çizgiye hapsetmeye tahammülüm yok. Arda’nın yeri kanat değil. Arda’nın yeri forvet arkası. Hakan-İsmail ikilisinin önünde oynadığında Milli Takım daha yaratıcı, daha üretken ve daha akıcı görünüyor.

Kanatlarda Barış, Yunus ya da Kerem tercihleri yapılabilir. Hepsinin gol katkısı var. Ama benim tercihim Kerem’in ileri uçta değerlendirilmesi olur. Çünkü Kenan Yıldız tek başına kaldığında etkisi azalıyor. Kenan da ilginç bir dosya. Ateşten gömlek gibi. Onunla da olmuyor, onsuz da olmuyor. Potansiyeli çok büyük ama ondan maksimum verimi alacak düzen henüz kurulabilmiş değil.

Bu gruptan bir sürpriz beklemiyorum.

Asıl mesele gruplardan çıktıktan sonra başlayacak.

İşte orada teknik direktör farkı ortaya çıkar. Rakibin seni analiz ettiği, eşleşmelerin sertleştiği, detayların sonucu belirlediği yerde Montella’nın elinde yaratıcı bir plan olduğuna inanmıyorum. Beni endişelendiren de bu.

Yine de bu takımın oyuncu kalitesine güveniyorum. Arda’sına, Hakan’ına, Kenan’ına, Barış’ına güveniyorum. Çünkü son yıllarda Türk futbolunun ürettiği en yetenekli jenerasyonlardan birine sahibiz.

Benim umudum kenardaki tahtada değil.
Benim umudum sahadaki çocuklarda.
Dualarımız da, dileklerimiz de Milli Takım ile.

Çünkü bütün eleştirilere rağmen, bütün kuşkulara rağmen, iş dönüp dolaşıp aynı yere geliyor:

Yürekten inanıyoruz.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz