Malta’da seçim kampanyası başladı: Partilerin göçmenleri ilgilendiren vaatleri neler?

Malta’da 30 Mayıs 2026’da yapılacak erken genel seçim için kampanya resmen başladı. Seçimde oy kullanacak olanlar Malta vatandaşları olsa da, partilerin çalışma izni, yabancı iş gücü, konut, ulaşım, sağlık ve hayat pahalılığına dair vaatleri ülkede yaşayan göçmenleri ve expatları da doğrudan ilgilendiriyor. Başbakan Robert Abela seçimi “istikrar” mesajıyla duyururken, muhalefetteki Milliyetçi Parti lideri Alex Borg “yeni bir başlangıç” ve yaşam kalitesi vurgusuyla kampanyaya girdi.

Labour Partisi’nin şu ana kadarki ana mesajı, mevcut ekonomik modelin korunması ve istikrarın sürdürülmesi üzerine kurulu. Abela, Malta’nın mali olarak güçlü durumda olduğunu, enerji fiyatlarında istikrarın korunacağını ve ülkenin kriz dönemlerinde güçlü ekonomi sayesinde ayakta kaldığını söyledi. Reuters’ın aktardığına göre Malta ekonomisi birçok sektörde yabancı iş gücüne ihtiyaç duymaya devam ediyor. Bu nedenle Labour’un “istikrar” vaadi, göçmenler açısından mevcut çalışma izni ve yabancı iş gücü politikasının ana çizgisinin devam edeceği anlamına gelebilir.

Ancak Labour cephesinde göçmenleri doğrudan ilgilendiren en somut başlık, seçim vaadinden çok hükümetin halihazırda uygulamaya koyduğu yeni iş gücü göçü politikası. Identità, 1 Ağustos 2025’ten itibaren yeni labour migration kurallarının kademeli olarak yürürlüğe girdiğini açıklamıştı. Bu politika, Malta’nın ekonomik ihtiyaçlarını sosyal öncelikler ve işçi haklarıyla dengelemeyi hedefliyor.

Bu kapsamda, Ocak 2026’dan itibaren ilk kez Single Permit başvurusu yapacak üçüncü ülke vatandaşları için “Pre-Departure Course” zorunlu hale getirildi. Kurs, Malta’da yaşama ve çalışma, iş yerindeki hak ve yükümlülükler, İngilizce yeterliliği ve temel entegrasyon başlıklarını kapsıyor. Identità, 1 Mart 2026’dan itibaren bu sertifikanın yeni ve hâlâ Malta dışında bulunan üçüncü ülke vatandaşlarının çalışma izni başvurularında resmen kontrol edilmeye başlandığını duyurdu.

Bu düzenleme özellikle Türkiye’den Malta’ya gelmeyi planlayan çalışanlar, işverenler ve aracı kurumlar için kritik. Çünkü başvuru dosyasında eksik belge, sertifika veya uygunluk problemi olması, çalışma izni sürecinde gecikmeye ya da ret riskine yol açabilir. Turizm ve konaklama sektöründe ise Pre-Departure Course’a ek olarak Tourism & Hospitality Skills Pass sertifikası da aranıyor.

Milliyetçi Parti tarafında göçmenleri ilgilendiren en önemli vaatlerden biri iş gücü piyasası reformu. PN lideri Alex Borg, Malta’daki aşırı nüfus baskısının labour market reform yoluyla ele alınacağını söyledi. Bu ifade, özellikle üçüncü ülke vatandaşları için yeni çalışma izni başvurularında sektör, maaş, işveren uygunluğu ve ülkenin gerçek iş gücü ihtiyacı gibi kriterlerin daha fazla tartışılabileceğine işaret ediyor.

PN’nin bir diğer önemli vaadi toplu taşıma reformu. Borg, PN hükümeti kurulursa yeni bir toplu taşıma sistemi için ilk 100 gün içinde çalışmaya başlanacağını ve ana hattın ilk beş yıl içinde faaliyete geçmesinin hedeflendiğini açıkladı. Malta’da araba sahibi olmayan yabancı çalışanlar, öğrenciler ve yeni gelen aileler için ulaşım meselesi günlük hayatın en somut sorunlarından biri olduğu için bu vaat expatlar açısından doğrudan önem taşıyor.

Sağlık alanında da PN’nin iki yeni hastane vaadi öne çıkıyor. Borg, Malta ve Gozo’da yeni hastaneler inşa etmeyi öncelikleri arasında saydı. Malta’da sağlık hizmetlerine erişim, özellikle çocuklu aileler, uzun dönemli oturum sahipleri ve çalışma izniyle ülkede bulunan göçmenler için temel güvenlik alanlarından biri. Bu nedenle hastane kapasitesi ve sağlık sistemindeki iyileştirme vaatleri yalnızca vatandaşları değil, ülkede düzenli yaşayan yabancıları da ilgilendiriyor.

Hayat pahalılığı başlığında PN’nin daha önce açıkladığı vergi önerileri de göçmen çalışanlar açısından dikkat çekiyor. Borg’un önerileri arasında COLA artışlarının vergiden muaf tutulması, part-time çalışma ve fazla mesaiden elde edilen ilk 10 bin euronun vergisiz bırakılması ve restoran/kiosk hizmetlerinde KDV’nin yüzde 18’den yüzde 7’ye düşürülmesi bulunuyor. Bu vaatler, Malta’da ek iş yapan, fazla mesaiyle gelirini artırmaya çalışan veya hizmet sektöründe çalışan yabancılar için doğrudan ekonomik sonuç doğurabilir.

Momentum ise seçim manifestosu şekillenirken özellikle şehirleşme, inşaat baskısı ve yaşam kalitesi üzerinden öne çıkıyor. Parti, iki yıl boyunca yeni high-rise bina projelerine moratoryum uygulanmasını, pazar ve resmi tatil günlerinde inşaat yasağının gerçekten uygulanmasını ve inşaat saatlerinin 08.00–17.00 arasıyla sınırlandırılmasını öneriyor. Malta’da kiralar, gürültü, trafik ve yoğun yapılaşma yabancıların da en çok şikâyet ettiği alanlar arasında olduğu için bu vaatler göçmenler açısından dolaylı değil, doğrudan yaşam kalitesi meselesi.

ADPD ile Momentum’un seçimde iş birliği yapma kararı da küçük partilerin çevre, planlama, şeffaflık ve yaşam kalitesi başlıklarında ortak bir hat kurmaya çalıştığını gösteriyor. Bu blokun vaatleri, özellikle Malta’da kalıcı yaşam kurmaya çalışan expatlar için konut çevresi, şehir düzeni, gürültü ve kamusal alan tartışmaları üzerinden önem taşıyabilir.

Şu aşamada partilerin tüm seçim manifestoları yayımlanmış değil. Bu nedenle göçmenler açısından tablo hâlâ tamamlanmış sayılmaz. Ancak ilk mesajlar, seçim kampanyasının yalnızca klasik sağ-sol rekabeti üzerinden değil; Malta’nın ne kadar büyüyeceği, bu büyümenin hangi sektörlerde yabancı iş gücüne dayanacağı, ulaşım ve sağlık kapasitesinin buna yetip yetmeyeceği ve konut baskısının nasıl yönetileceği üzerinden şekilleneceğini gösteriyor.

Malta Haber okurları için bu seçimde asıl kritik soru şu olacak: Partiler göçmenleri yalnızca “ekonominin ihtiyaç duyduğu iş gücü” olarak mı görecek, yoksa Malta’da yaşayan, kira ödeyen, çocuk büyüten, vergi veren ve toplumsal hayata katılan insanlar olarak mı ele alacak? 30 Mayıs’a kadar açıklanacak manifestolar, bu sorunun cevabını daha net gösterecek.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz