Site icon Malta Haber

Malta’da Doğan Çocuklara Vatandaşlık Verilsin: Kilise’den Çağrı

Malta’da Doğan Çocuklara Vatandaşlık Verilsin: Kilise’den Çağrı

Malta’da Doğan Çocuklara Vatandaşlık Verilsin: Kilise’den Çağrı

Malta’da doğan ya da çok küçük yaşta adaya gelen yabancı çocukların, 18 yaşına geldiklerinde ailelerine bağlı oturum statülerini kaybedip düzensiz konuma düşebileceği uyarısı gündemde. Times of Malta’nın öne çıkardığı habere göre Gozo Kilisesi’ne bağlı Kummissjoni Djakonija, bu gençlerin “yalnızca kâğıt üzerinde yabancı” kaldığını, fiilen ise Malta toplumunun parçası olduğunu savunarak yasal değişiklik istedi.

Haberde dikkat çekilen ana sorun şu: Malta’da bazı çocukların oturum hakkı doğrudan kendi adlarına değil, ebeveynlerinin statüsüne bağlı ilerliyor. Bu nedenle çocuk 18 yaşına geldiğinde artık “bağımlı çocuk” sayılmadığı için kart yenileme sürecinde ciddi sorun yaşayabiliyor. Times of Malta, bunun özellikle Malta’da doğmuş, Malta okullarında okumuş ve Maltaca bilen gençler için reşit olmayı bir hak değil, hukuki kriz haline getirdiğini aktarıyor.

Kilise raporu, bu gençlerin bir kısmının geçerli oturum kartı olmadan çalışamadığını, kimi durumlarda yükseköğretime erişimde de akranlarıyla aynı haklardan yararlanamadığını vurguluyor. Raporda, oturum süresi bittiğinde bu kişilerin “irregular” yani düzensiz statüye düşebildiği ve neredeyse hiç tanımadıkları bir ülkeye geri gönderme kararıyla karşı karşıya kalabildiği belirtiliyor. Bu nedenle komisyon, Malta’da doğan ve burada yetişen çocuklar için vatandaşlık ya da en azından daha güvenli bir yasal geçiş mekanizması çağrısı yapıyor.

Meselenin temelinde Malta’nın vatandaşlık sisteminin doğum yerine değil, büyük ölçüde soy bağına dayanması var. Komunità Malta’nın resmî vatandaşlık sayfasında, Malta vatandaşı olmayan ebeveynlerin çocukları için otomatik vatandaşlık değil; ancak ebeveynlerden birinin sonradan Malta vatandaşlığı alması halinde çocuk adına vatandaşlığa kabul başvurusu yapılabildiği belirtiliyor. Aynı resmî kaynak, Malta’nın çifte vatandaşlığa izin verdiğini de teyit ediyor; yani tartışma çifte vatandaşlıktan değil, ilk aşamada vatandaşlığa ve bağımsız oturuma erişimden kaynaklanıyor.

AB’nin Malta sayfasında yayımlanan Identità kuralları da boşluğun nasıl oluştuğunu dolaylı biçimde gösteriyor. Buna göre aile birleşimi başvurularında Malta’da fiziksel olarak bulunan aile üyeleri için başvuru normalde kabul edilmiyor; tek açık istisna “burada doğmuş küçük çocuklar.” Aynı politika, aile üyelerinin mevcut izin süresi bittikten sonra ek kalış izni verilmeyeceğini söylüyor. Yani sistem, çocuk küçükken bir istisna tanıyor; fakat yetişkinliğe geçişte otomatik ve güvenli bir köprü sunmuyor.

Bu başlık Malta Haber okuru için özellikle önemli. Çünkü Malta’da yaşayan çok sayıda Türk aile, çocuklarını burada büyütüyor; çocuklar Malta’da doğmasa bile burada eğitim görüp sosyal hayatlarını adada kuruyor. NSO’nun tanımına göre Malta’daki “resident live births” verileri, ebeveynleri Malta’da ikamet eden ailelerin çocuklarını kapsıyor. Yerel basında yayımlanan ve parlamentoda paylaşılan verilere göre 2023’te Malta’da doğan bebeklerin yüzde 33,6’sı yabancı annelerden dünyaya geldi; yani konu artık marjinal değil, genişleyen bir aile kitlesini ilgilendiriyor.

Türk aileler açısından risk yalnızca “vatandaşlık alamamak” değil. Asıl kritik nokta, çocuk 18 yaşına geldiğinde eğitim, çalışma hayatına geçiş, burs, oturum yenileme ve uzun vadeli aidiyet duygusunun aynı anda belirsizleşebilmesi. Özellikle Malta’da doğmuş veya çocukluğunu tamamen burada geçirmiş gençler için bu durum, “memleket” olarak bildikleri yerle hukuki bağlarının zayıf kalması anlamına geliyor. Kilise raporunun “de facto Maltese” vurgusu da tam burada önem kazanıyor: tartışma, yalnızca göç değil, Malta’nın kendi içinde büyüyen yeni kuşağı nasıl tanımlayacağı meselesine dönüşüyor.

 

Exit mobile version