Malta Üniversitesi laboratuvarlarında yapılan yeni bir bilimsel çalışma, yasal olarak üretilen esrar ile yasa dışı yollarla piyasaya sürülen esrar arasında güvenlik açısından belirgin bir fark olduğunu ortaya koydu. Bulgular, devlet tarafından denetlenen sistemin sağlık risklerini azaltma hedefinde somut sonuçlar verdiğini gösteriyor.
Üniversitenin adli tıp uzmanı Dr. Godwin Sammut liderliğinde yürütülen ve türünün ilk örneği olan karşılaştırmalı araştırmada toplam 24 esrar örneği incelendi. Örneklerin yarısı Yetkili Esrar Dernekleri tarafından yasal olarak yetiştirilmiş, diğer yarısı ise yasa dışı kaynaklardan temin edilmişti. Analiz sonuçlarına göre, yasa dışı esrarda pestisit kalıntılarına rastlanırken, Yetkili Esrarın Sorumlu Kullanımı Otoritesi (ARUC) tarafından denetlenen derneklerin ürettiği esrarda bu tür kimyasallara rastlanmadı.
Eşitlik ve Reformlardan Sorumlu Parlamento Sekreteri Rebecca Buttigieg, düzenlediği basın toplantısında çalışmanın sonuçlarını değerlendirerek, hükümetin “sorumlu kullanım” reformunun doğru yönde ilerlediğini söyledi. Buttigieg, etkin düzenlemenin yasa dışı esrara kıyasla sağlık risklerini önemli ölçüde azalttığını vurguladı.
“Bu analiz, ARUC’un dernekler üzerinde uyguladığı etkili denetimlerin işe yaradığını gösteriyor. Derneklerin esrar yetiştiriciliğinde herhangi bir pestisit kullanmasına izin verilmiyor” diyen Buttigieg, yasa dışı esrarın çoğu zaman sentetik bileşenler içerdiğini ve bu nedenle çok daha tehlikeli olduğunu hatırlattı.
Bununla birlikte Parlamento Sekreteri, çalışmanın yasal esrar tüketimini teşvik etmeyi amaçlamadığını özellikle belirtti. Hükümetin temel hedefinin her türlü uyuşturucu kullanımını caydırmak olduğunu ifade eden Buttigieg, ARUC’un bu yıl eğitim ve önleme kampanyalarına 500 bin avro yatırım yapacağını açıkladı.
ARUC İcra Kurulu Başkanı Dr. Joey Reno Vella ise araştırmanın Malta Üniversitesi ile yapılan iş birliği anlaşması kapsamında yürütüldüğünü ve bilimsel çalışmaların devam edeceğini söyledi. Vella ayrıca son aylarda ARUC’a konut bölgelerinde esrar kokusuna ilişkin 140 şikâyet geldiğini, bunların çoğunun yaptırım tavsiyeleriyle çözüldüğünü belirtti.
Dr. Vella, “Sorumlu kullanım her zaman çevreye ve özellikle esrar kullanmayan üçüncü kişilere saygı çerçevesinde gerçekleşmelidir” diyerek toplumsal hassasiyetin önemini vurguladı.
