Malta’nın 2021 yılında hayata geçirdiği Dijital Göçebe Vizesi (Nomad Residence Permit), 2026 itibarıyla uzaktan çalışan profesyoneller için Avrupa’daki en cazip programlardan biri olmayı sürdürüyor. AB, AEA ve İsviçre dışındaki ülke vatandaşlarına açık olan bu vize, en az 42 bin euro yıllık brüt gelire sahip, uzaktan çalışma modeliyle faaliyet gösteren kişilere Malta’da yaşama ve çalışma imkânı tanıyor.
Program kapsamında başvuru sahiplerinin yabancı bir işveren için uzaktan çalışması, yabancı bir şirkette ortak veya hissedar olması ya da yurt dışındaki müşterilere serbest meslek hizmeti sunması gerekiyor. Geçerli pasaport, kapsamlı sağlık sigortası ve Malta’da konaklama adresi temel şartlar arasında yer alıyor. İlk etapta bir yıl için verilen vize, gerekli koşullar sağlandığında toplamda dört yıla kadar uzatılabiliyor. Vize sahipleri ayrıca aile bireylerini de yanlarında getirebiliyor.
Bu programdan yararlanan ilk Türk profesyonellerden biri olan veri bilimci Levent Çoban, Malta’daki dijital göçebe deneyimini ve adadaki yaşamın artılarını Malta Haber’e anlattı.
“Uzaktan çalışma ile Akdeniz yaşamını birleştirdim”
İTÜ Matematik Mühendisliği mezunu olan ve uzun yıllar finans, teknoloji ve sigortacılık sektörlerinde çalışan Çoban, bugün kıdemli veri bilimci ve danışman olarak uzaktan çalışıyor. Malta’ya taşınma kararının arkasında hem profesyonel esneklik hem de yaşam kalitesi arayışı olduğunu belirten Çoban, “Uzaktan çalışmanın sunduğu özgürlükle Akdeniz ikliminde yaşamak benim için ciddi bir motivasyondu” diyor.
Başvuru süreci şeffaf ama sabır istiyor
Malta’nın Dijital Göçebe Vizesi’ne başvuru sürecini “şeffaf ve düzenli” olarak tanımlayan Çoban, belgelerin eksiksiz hazırlanmasının kritik olduğuna dikkat çekiyor. Online başvuru sonrası ön onayın birkaç hafta sürdüğünü, taşınma ve yerleşme dahil tüm sürecin ortalama 2–3 ayı bulabildiğini belirtiyor. Süreç boyunca Residency Malta Agency’nin sunduğu bilgilendirme ve destek mekanizmalarının önemli bir kolaylık sağladığını da ekliyor.
Neden Malta?
Çoban’a göre Malta’yı öne çıkaran unsurlar; İngilizce’nin resmi dil olması, Akdeniz iklimi, görece makul yaşam maliyetleri ve dijital göçebelere yönelik gelişmiş topluluk yapısı. “Birçok Batı Avrupa ülkesine kıyasla daha dengeli bir yaşam sunuyor. Üstelik Türkiye’ye yakınlık da önemli bir avantaj,” diyor.
Avantajlar kadar zorluklar da var
Malta’da veri bilimci olarak çalışmanın güçlü bir internet altyapısı, coworking alanları ve uluslararası iş ağlarına erişim gibi avantajları olduğunu vurgulayan Çoban, adanın küçük olması nedeniyle ileri düzey teknik topluluk ve etkinliklerin sınırlı olabildiğini söylüyor. Ancak uzaktan çalışmanın bu açığı büyük ölçüde kapattığını da ekliyor.
İş-yaşam dengesi öne çıkıyor
Malta’daki yaşamın en güçlü yanlarından birinin iş-yaşam dengesi olduğunu belirten Çoban, “İşten sonra denize girebilmek ya da sahil boyunca yürüyüş yapmak günlük hayatın bir parçası. Bu tempo verimliliğimi de artırdı” ifadelerini kullanıyor.
Schengen avantajı ve seyahat özgürlüğü
Malta’nın Schengen Bölgesi’nde yer alması sayesinde Avrupa içinde serbest dolaşım imkânı sunduğunu hatırlatan Çoban, ailesiyle birlikte bugüne kadar 12 farklı Avrupa ülkesini gezme fırsatı bulduğunu söylüyor.
Dijital göçebe olmak isteyenlere tavsiyeler
Türkiye’den Malta’ya taşınmayı düşünen profesyonellere araştırma, finansal planlama ve esnek olma tavsiyesinde bulunan Çoban, dijital becerilerin sürekli güncel tutulmasının da kritik olduğunu vurguluyor. Vergi konusunda ise doğru danışmanlık alınmasının şart olduğunu belirterek, Malta’nın yabancı gelirler açısından sunduğu avantajların ciddi bir fırsat yarattığını ifade ediyor.
