İlk Adım Sağlam

Ne kadar kısır görünse de futbolun içinde umut vardı. Skorun söyleyemediğini oyun anlattı. Beşiktaş, yeni kurulmuş bir takım olmasına rağmen yıllardır birlikte oynayan disiplinli bir Avrupa ekibini mağlup etti. Midtjylland belki Avrupa’nın en büyük kulüplerinden biri değil ama bu kupaların gediklilerinden biri. Üstelik Kuzey takımları, gerek kulüp gerek milli takım düzeyinde Türk ekiplerine her zaman ters gelmiştir. Bu yüzden “tur bitti” demek için henüz çok erken. İlk maç avantaj sağlar ama turu getirmez.

İlk maçlar umut verir, şampiyon yapmaz. Ama umudun da bir futbol dili vardır.

Rakibin 10 kişi kalmasına rağmen skorun daha farklı olmaması elbette eleştirilebilir. Ancak Beşiktaş’ın ürettiği pozisyon sayısı, oyun disiplini ve saha yerleşimi uzun zamandır görülmeyen bir takım görüntüsü verdi. Siyah-beyazlılar uzun bir aradan sonra bireylerden oluşan bir topluluk değil, gerçekten takım gibi oynayan bir görüntü çizdi. Sezonun ilk resmi maçından kesin hükümler çıkarmak doğru olmaz ama birkaç doğru takviyeyle bu takımın ligde ve Avrupa’da çok daha iddialı hale gelebileceği görülüyor.

Kalede ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Fabri’nin ayrılışından sonra Beşiktaş kalesi uzun süre güven vermedi. Bu kez ise kaleci, hem duruşuyla hem de oyuna katkısıyla “arka taraf emin ellerde” hissini verdi. Büyük takımların başarısı bazen en çok kalecisinin verdiği güvenle başlar. Beşiktaş’ın uzun zaman sonra bunu yeniden hissetmesi önemli.

İlhan Fakılı da maçın dikkat çeken isimlerinden biriydi. Genç oyuncular için önemli olan bir maç oynamak değil, aynı seviyeyi sürdürebilmektir. Eğer bu ritmi bozmazsa Beşiktaş’ın uzun yıllar faydalanacağı bir isim olabilir. Cesareti ve temposu, gelecek adına umut verdi.

Hücum tarafında ise bazı eksikler göze çarptı. Beşiktaş’ın kısır kalmasının temel nedeni kanatların yeterince üretken olamamasıydı. Cerny’nin beklenen etkiyi verememesi santrforu da oyunun dışında bıraktı. Modern futbolda kanatlar işlemezse merkezdeki golcü yalnız kalır. Bu yüzden yalnızca forveti eleştirmek kolaycılık olur.

Orta sahada Salih, Orkun ve Olaitan üçlüsü umut verici görünüyor. Ancak özellikle Orkun’un daha fazla sorumluluk alması gerekiyor. Topu savunmadan hücuma taşıyan, köprü görevini üstlenen oyuncu olması bekleniyor. Kalitesi bunu yapabilecek seviyede fakat bunu daha sık göstermeli.

Emirhan’ın ise yeteneğinden çok alışkanlıklarını değiştirmesi gerekiyor. Kendini kolay bırakma refleksi Türkiye Ligi’nde zaman zaman işe yarayabilir ama Avrupa’da hakemler buna çok daha az prim veriyor. Daha da önemlisi, kritik bir anda takımını eksik bırakabilecek riskleri içinde barındırıyor. Bu alışkanlığını ne kadar erken bırakırsa kendi kariyeri için de o kadar iyi olur.

Oh… Mücadele ediyor, sempatik bir karakter çiziyor, taraftarın da sevgisini kazanıyor. Fakat büyük hedefler için tek başına yeterli görünmüyor. Şampiyonluk yarışında fark yaratan santrforlar vardır. Rakibin korktuğu, tek pozisyondan gol çıkaran isimler… Beşiktaş’ın böyle bir rekabete ihtiyacı var. Semih’in geleceği belirsiz görünüyorsa, bu bölge mutlaka güçlendirilmeli.

Sonuç olarak Beşiktaş doğru bir yolda ilerliyor. Bir stoper, etkili bir kanat ve üst düzey bir santrfor bu kadroya eklenebilirse tablo bambaşka bir hâl alabilir. İlk maçlar umut verir, şampiyon yapmaz. Ama umudun da bir futbol dili vardır. Beşiktaş, uzun zamandır ilk kez o dili konuşmaya başlamış gibi görünüyor.

Son bir not… Beşiktaşlılar da Fenerbahçeliler de Avrupa’da erken elenseler belki çok büyük bir hayal kırıklığı yaşamazlar. Çünkü iki camianın da yıllardır süren şampiyonluk özlemi var ve öncelik artık lig kupasına dönmüş durumda. Ancak Avrupa’da ilerleyen takımların ligde de özgüven kazandığını unutmamak gerekir. Midtjylland deplasmanı hâlâ zor. Bu eşleşmenin hikâyesi henüz bitmedi. Asıl soru şu: Beşiktaş avantajını koruyabilecek mi?

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz