İçeriğe geç
4 Kasım 2026, Çarşamba17° Malta, BulutluEuro/TL 56,18 yükseliş %0,37Dolar/TL 50,01 yükseliş %0,04Euro/Dolar 1,12Gram altın 6.534,11 TL yükseliş %3,67

Sıradaki Kim?

Sıradaki Kim?

Galatasaray bu sezon alıştığımız gibi erken form tutmadı. Normalde ligin 5-6. haftalarında ritmini bulan, oyun standardını oturtan takım bu kez biraz gecikti. Ancak şunu söylemek gerekiyor: Galatasaray form tuttuğunda gerçekten form tuttu!

Galatasaray bu sezon geç açıldı ama güçlü açıldı.

Stuttgart karşılaşması bunun en önemli göstergelerinden biriydi. Sadece alınan sonuç açısından değil, sahadaki taktiksel olgunluk ve oyuncuların bireysel performansları bakımından da dikkat çekici bir maç izledik.

Öncelikle Batrakov’a ayrı bir parantez açmak gerekiyor. Çünkü bu oyuncunun futbol aklı gerçekten etkileyici. Oyun yönlendirmesi, pas tercihleri, oyun dağıtımı ve bitiriciliğiyle fark yaratıyor. Belki hiçbir özelliği tek başına olağanüstü seviyede değil ama futbolu okuma biçimi, eksiklerini fazlasıyla kapatıyor. Attığı paslara dikkat edin. Topu nereye oynadığından çok, o pası neden ve ne zaman attığına bakın. Zekâsı tam olarak burada ortaya çıkıyor. Batrakov, oyunu sadece oynayan değil, oyunun bir sonraki hamlesini önceden düşünen bir futbolcu izlenimi veriyor.

Osimhen ise yine bitiricilik konusunda beklentisinin altında kaldı. Ancak kötü oynadığını söylemek haksızlık olur. Çünkü Stuttgart savunmasının bütün dikkati onun üzerindeydi. Sürekli tehdit oluşturdu, savunmayı meşgul etti, rakibin yerleşimini bozdu. Bazen bir santrforun katkısını yalnızca attığı gol üzerinden değerlendiremezsiniz. Osimhen’in varlığı bile Galatasaray’ın diğer hücum oyuncularına alan açtı.

Nitekim maçın taktiksel kilidi de burada çözüldü.

Stuttgart’ın üçlü savunmasına karşı Okan Buruk’un geliştirdiği hücum planı oldukça başarılıydı. Osimhen’in savunmanın merkezindeki oyuncuları üzerine çekmesi, Batrakov’un aradaki boşluklara doğru zamanda hareketlenmesi ve bu koşuların ara paslarla buluşturulması maçın belirleyici unsurlarından biri oldu. Rakibin orta savunma hattı Osimhen’e odaklanırken Galatasaray bu alanı başka oyuncularla değerlendirdi.

Bu, tesadüfen ortaya çıkmış bir hücum organizasyonu değildi. Rakibin savunma yapısını analiz etmiş, zayıf noktasını belirlemiş ve oraya çalışılmış bir planın sonucuydu.

Elbette Stuttgart’ın tehlikeli ataklarını da görmezden gelemeyiz. Maçın bazı bölümlerinde Galatasaray savunması ciddi sınav verdi. Özellikle bilardo masasında topların birbirine çarpması gibi yön değiştiren toplar, insanın yüreğini ağzına getirdi. Galatasaray kusursuz bir savunma performansı göstermedi. Ancak önemli olan, rakibin güçlü olduğu anlarda oyunun kontrolünü tamamen kaybetmemesiydi.

Okan Buruk’a gelelim…

Okan Buruk her zaman kusursuz bir teknik direktör değil. Bunu zaten kendisi de biliyordur. Fakat hakkını teslim etmek gerekiyor: Türkiye’nin en iyi teknik direktörü olduğunu düşünüyorum. Üstelik bu sezon yalnızca takımını değil, kendi teknik direktörlük reflekslerini de geliştirdiğini görüyoruz.

Daha az gereksiz polemik, daha az enerji kaybı, hatalardan daha hızlı dönüş ve saha içine daha fazla odaklanma… Bunlar küçük ayrıntılar gibi görünebilir ama büyük takımları yöneten teknik direktörler için son derece önemli değişimlerdir.

Lille, Fenerbahçe, Konyaspor ve Stuttgart maçlarından 12 puan çıkarmak kolay iş değil. Hele bu karşılaşmaların farklı oyun senaryoları ve psikolojik ağırlıkları düşünüldüğünde, Galatasaray’ın ortaya koyduğu performansın değeri daha iyi anlaşılıyor.

Barış Alper Yılmaz’ı da özellikle belirtmek gerekiyor. Form grafiği yukarı doğru gidiyor. Fiziksel gücünü daha doğru kullanıyor, hücumdaki etkinliği artıyor ve oyunun içinde daha fazla sorumluluk alıyor. Form tuttuğunda rakip savunmalar için ne kadar zorlayıcı olduğunu zaten biliyoruz.

Bir de Galatasaray’ın Şampiyonlar Ligi hesabı var.

Sezonun başında Galatasaray’ın sekiz maçlık lig aşamasında ilk iki karşılaşmadan sıfır puan, son karşılaşmadan da sıfır puan alabileceğini; kalan beş maçtan ise 10 puan çıkarmasının ilk 24 için yeterli olacağını düşünmüştüm. Şimdi üç maç kaldı. Hesap değişmedi, sadece sona yaklaştık.

Kalan üç karşılaşmadan en az 4 puan çıkarılması hâlinde ilk 24 hedefi oldukça güçlü bir ihtimale dönüşecektir. Elbette Avrupa’da hiçbir maç oynanmadan kazanılmaz. Ancak Galatasaray’ın mevcut formu ve oyun gelişimi umut veriyor.

Sonuç olarak Galatasaray bu sezon geç açıldı ama güçlü açıldı. Okan Buruk’un takımı artık yalnızca bireysel yeteneklerle sonuç alan bir takım görüntüsünden uzaklaşıyor. Rakibin savunma yapısına göre çözüm üretebilen, farklı hücum varyasyonları geliştiren ve maçın kritik anlarında doğru oyuncuları doğru alanlarda buluşturan bir takım hâline geliyor.

Ve Batrakov…

Bazen bir futbolcuyu değerlendirmek için kaç gol attığına, kaç asist yaptığına bakmak yetmez. Oyunun aklını ne kadar iyi kullandığına bakmak gerekir. Batrakov’un farkı da tam burada. Her şeyi mükemmel yapmıyor olabilir ama doğru zamanda doğru kararı veriyor. Futbolda bu özellik, birçok fiziksel ve teknik meziyetten daha değerlidir.

Galatasaray’ın yükselişinde Okan Buruk’un taktik dokunuşları kadar bu futbol aklının da payı var.

Şimdi asıl soru şu: Galatasaray bu formunu Avrupa’daki son üç maça taşıyabilecek mi?

Benim cevabım net: Bu takımın mevcut oyun seviyesi, sezon başındaki Galatasaray’dan çok daha umut verici.

Onur Gökmen Yetim
Onur Gökmen Yetim

Malta Haber, Malta'da yaşayan Türkler için Malta, Türkiye ve Avrupa'dan haberleri Türkçe aktarır. Bir hata görürseniz bize yazın.

Yorum yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Günün Malta haberleri telefonunuzda

Malta Haber WhatsApp Kanalı'na katılın, önemli gelişmeleri ilk siz öğrenin.