Malta’da 2018 yılında fuhuşla ilgili suçtan mahkûm olan bir kişinin ömür boyu taksi şoförlüğü yapmasının engellenmesi, mahkeme tarafından insan haklarına aykırı bulundu. Mahkeme, mevcut düzenlemenin kişisel durumları dikkate almadan otomatik yasak getirmesinin orantısız olduğuna hükmetti.
Malta’da 2018’de fuhuşla ilgili suçlardan hüküm giyen ve bu nedenle ömür boyu taksi şoförlüğü yapması yasaklanan eski bir sürücü, devlete karşı açtığı davayı kazandı. Mahkeme, mevcut düzenlemenin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’yle güvence altına alınan özel hayata saygı hakkını ihlal ettiğine karar verdi.
Yargıç Rachel Montebello’nun verdiği kararda, hafif yolcu taşıma araçları lisansını düzenleyen kuralların, başvuranın kişisel koşullarını değerlendirmeden otomatik olarak ömür boyu yasak getirmesinin orantısız olduğu belirtildi. Mahkeme, yasa koyuculara çağrıda bulunarak, her başvurunun bireysel olarak değerlendirilmesini sağlayacak yasal değişikliklerin yapılmasını istedi.
Dava konusu olan Carmel Schembri, 2016’da sürücü kartı alarak Bolt’ta çalışmaya başlamıştı. Ancak 2021’de ruhsatını yenilemek istediğinde, 2018’de “fuhuştan elde edilen gelirle geçinmek”, “fuhuş amacıyla mekan kullandırmak” ve “lisans dışı amaçla masaj salonu işletmek” suçlarından aldığı mahkûmiyet nedeniyle başvurusu reddedildi. Schembri, dört yıl süreyle ertelenmiş 14 ay hapis cezası ve 1.500 avro para cezası almıştı.
Mevcut yönetmeliğe göre, bu tür suçlardan mahkûm olanlar hiçbir zaman “iyi ahlak ve dürüstlük” sahibi olarak kabul edilmiyor ve ömür boyu taksi sürücülüğü yapamıyor. Schembri’nin idari itirazı 2022’de reddedilmişti. Mahkeme, bu uygulamanın, şiddet içeren suçlardan mahkûm olanlara uygulanan süreli yasaklara kıyasla daha ağır olduğunu vurguladı. Şiddet suçlarında, ceza süresine göre belirli bir süre sonra yeniden başvuru hakkı doğarken, fuhuşla ilgili suçlarda bu mümkün olmuyor.
Devlet avukatı, yasağın kamu güvenliği için gerekli olduğunu ve yolcu taşıyanların güvenilir kişiler olması gerektiğini savundu. Mahkeme ise, kamu güvenliğini sağlama amacının meşru olduğunu kabul etmekle birlikte, süresiz ve ayrım gözetmeyen yasağın demokratik toplumda gerekli ve orantılı olmadığını belirtti. Yargıç, kişisel koşulların ve rehabilitasyonun dikkate alınması gerektiğine dikkat çekti.
Mahkeme, Schembri’nin maddi kayıp talebini reddetti ancak kendisine 2.000 avro manevi tazminat ödenmesine hükmetti. Kararın kesinleşmesinin ardından bir örneğinin Parlamento Başkanlığı’na gönderilmesi kararlaştırıldı. Schembri’nin avukatlığını Jurgen Micallef, Devlet Avukatlığı’nı ise James d’Agostino üstlendi.


