lk 10 dakika Fenerbahçe, kalan bölüm ise gerçekler…
İyi takım başka, pahalı takım başka, yıldız isimleri olan takım başka, gerçekten Şampiyonlar Ligi seviyesinde takım bambaşka.
Bir de maçın başından itibaren İsmail Kartal’ın oyuncu değişikliklerine bakıyorsun, insanın aklına tek bir soru geliyor: Kardeşim, sen hocasın! Bir şeyler düşün!
Değişiklikler aynı bölgede oynayan oyuncuların birbirinin yerine girmesinden ibaret. Muriqi çıkıyor, Lukaku giriyor. E ne bekliyorsun bundan? Aynı oyunu başka oyuncuyla oynatıyorsun. Farklı bir şey üretmek istiyorsan farklı bir şey deneyeceksin.
Muriqi’yi çıkarma. Talisca’yı öne yaklaştır, bir ön liberoyu çıkar, sistemi değiştir. Rakibin dengesini boz. Bir şey dene!
Ama yok…
Oyuncu değiştir, pozisyonu değiştirme. İsmi değiştir, oyunu değiştirme.
İsmail Kartal’ın en büyük problemi biraz da burada. Sürprizsiz bir hoca. Rakibin beklemediği bir hamle yapma konusunda çekingen. Maçın gidişatını değiştirecek bir satranç hamlesi yerine, çoğu zaman mevcut düzenin oyuncularını değiştiriyor.
Neyse tekrar maça gelelim…
Fenerbahçe maça ilk 10 dakika öyle bir saldırdı ki, sanki sezonun son maçı, puan farkı 1 ve rakip de şampiyonluk maçı oynuyor. Ekonomik kullanım diye bir şey yok. Bütün enerji, bütün pres, bütün hücum gücü sahaya bırakıldı.
Muriqi o pozisyonda golü atsaydı, “Bu kadar enerji harcamaya değdi” diyecektik. Ama atamadı. Sonra ne oldu? Fenerbahçe’nin fişi yavaş yavaş çekildi.
Çünkü Fenerbahçe’nin bugün en büyük problemi sadece oyun değil. Bu kadronun Şampiyonlar Ligi seviyesi için ne kadar yetersiz olduğu da sahada net biçimde ortaya çıktı.
Lig başka, Şampiyonlar Ligi başka.
Talisca ligde harika işler yapar. Gol atar, skor üretir, maç kazandırır. Ancak Şampiyonlar Ligi seviyesinde iş değişiyor. Tempo yükseliyor, fizik kalite yükseliyor, rakibin baskısı artıyor. Talisca’nın savunma katkısı ve oyunun temposuna ayak uydurma problemi burada daha fazla görünür hale geliyor.
Muriqi de aynı şekilde. Eski Muriqi değil. Bugün Şampiyonlar Ligi seviyesinde Fenerbahçe’nin santrfor hattını taşıyacak dinamizm ve kalite konusunda ciddi soru işaretleri var.
Skriniar deseniz, Anadolu takımlarının güçlü santrforlarına karşı bile zaman zaman problem yaşıyor. Şampiyonlar Ligi seviyesinde bu zaafı rakiplerin affetmesini beklemek fazla romantik olur.
Fenerbahçe’nin kadrosu lig şampiyonluğu için iddialı olabilir ama Şampiyonlar Ligi seviyesi için oldukça yetersiz olduğunu bu maçta açıkça gösterdi.
Bir de Asensio meselesi var.
Asensio’yu oynatmayacaksan sat!
Bu kadar basit.
Dünyanın parasını verip, yıldız diye getirip sonra oyuncuyu doğru düzgün kullanmayacaksan bunun hiçbir mantığı yok. Asensio’yu kulübede oturtup “neden katkı vermiyor?” diye konuşmak futbol yönetimi değil. Bir oyuncuyu ya doğru pozisyonda oynatacaksın ya da bu kadroda neden tuttuğunu açıklayacaksın.
Çünkü Asensio’nun kalitesi tartışılacak oyuncu değil. Tartışılması gereken, Fenerbahçe’nin ondan neden yararlanamadığı.
Greenwood ise ayrı bir ayrıntı. Çok iyi. Defansta orta sahada ileride heryerde. Şut atıyor, top çıkarıyor derken bir de muhteşem bir gol attı. Kerem de istekli. Ama takımın ortasında Guendouzi, Kanté, İsmail gibi isimlerin yanına gerçek anlamda bir 8 numara ihtiyacı bağırıyor. Çünkü orta saha sadece mücadeleyle kurulmaz; bağlantı gerekir, tempo gerekir, oyunun iki yönünü taşıyacak oyuncu gerekir.
Ben İsmail Kartal’ı beğenmiyorum. Ama eleştirmek başka, elindeki kadro gerçekliğini yok saymak başka. Hocanın da eli çok geniş değil. Fenerbahçe’nin eksiği sadece teknik direktör değil.
Millet Rashford konuşuyor.
Rashford değil, stoper lazım!
Çünkü Fenerbahçe’nin problemi tabelada görünen hücum eksikliğinden çok, oyunun kırıldığı anda savunmada ortaya çıkıyor.
Bir de maç içindeki şu tercih var ki, ayrıca tartışılması gerekir:
Talisca çıkıyor, Asensio giriyor.
Sıkışmış maçta bunun tam tersini düşünmez misin?
Talisca’nın ihtiyacın olan tarafı zaten o sıkışan oyunda bir anda maçın matematiğini bozabilecek sihirbazlığı. Rakip kapanmış, oyun kilitlenmiş; sen elindeki kilidi açabilecek oyuncuyu çıkarıyorsun.
Nene oyuna girince hareket geldi. Ama santrforların ağırlığı yine takımın üzerine çöktü.
Fenerbahçe ilk 10 dakika çok güçlü göründü. Sonrasında ise güçlü olmadığını gösterdi.
Bu takımın eksikleri var. Hem de ciddi eksikleri.
Fenerbahçe kadrosunun Şampiyonlar Ligi seviyesinde ciddi biçimde yetersiz olduğu gerçeğini görmek gerekiyor. Lig için yeterli görünen bazı oyuncular, Avrupa’nın en üst seviyesinde aynı etkiyi yaratamayabilir.
Çünkü iyi takım başka, pahalı takım başka, yıldız isimleri olan takım başka, gerçekten Şampiyonlar Ligi seviyesinde takım bambaşka.
Bugünkü Fenerbahçe henüz o son kategoride değil.


