Eşeğin Dili Yoktu Biz Söyledik !

Nasreddin Hoca’nın “Bu eşeğe fazla yük vurmayın.” dediği eşeğe köylüler yükü vurdukça vurmuş. Hoca’yla alay etmişler. Eşek köprünün ortasında çökünce Hoca dönüp sadece şunu söylemiş: “Eşeğin dili yoktu, ben söyledim.” Benim Osimhen meselesi de buydu. Daha ilk gün “Bu transfer Galatasaray için futbol değil, finansal intihardır.” dedim. Küfür yedim, hakaret yedim. Bugün aynı cümleyi başkaları kuruyor. Çünkü mesele Osimhen değildi. Mesele, bir futbolcuya kulübün mali geleceğini ipotek etmekti.

Mesele Osimhen değildi. Mesele, bir futbolcuya kulübün mali geleceğini ipotek etmekti.

Kimse yanlış anlamasın. Osimhen dünyanın en iyi santrforlarından biri. Ama dünyanın en iyi santrforunu da bütçeni bozarak alıyorsan, bunun adı vizyon değil, risktir. Futbolda bazen en pahalı transfer, en pahalı hataya dönüşür.

Galatasaray’ın kadrosu hâlâ ligin en iyisi. Burada tartışma yok. Tartışma şu: Bu kadro eksiklerini kapatabiliyor mu? Bana göre hayır. Bir stoper, bir 10 numara, bir yedek santrfor ve bir kanat hâlâ lazım. Rakipler eksiklerini tamamlarken Galatasaray sadece seyrediyor. Son gün yine bir yıldız gelir mi? Gelir. Ama transfer sezonunun son günü yapılan şovlar, kötü planlamanın üzerini örten perdedir.

Bir de konuşulmayan konu var: Doygunluk. Dört yıl üst üste şampiyon olan bir takımın en büyük rakibi artık rakibi değildir. Kendidir. Aynı oyuncular, aynı başarılar, aynı kutlamalar… Taraftar heyecan arıyor, oyuncu motivasyon. İşte benim asıl korkum bu. Metal yorgunluğu tabelaya yazmaz ama sahaya yansır.

Fenerbahçe tarafı ise ayrı bir muamma. Günlerdir Leao konuşuluyor. Bir yanda limit var deniliyor, diğer yanda milyon eurolar havada uçuşuyor. O zaman soralım: Bu limit gerçekten var mı, yoksa ihtiyaç olunca esneyen bir tavsiye kararı mı? Eğer bir kulüp aşabiliyorsa, yarın herkes aşabilecek mi? Yoksa yine kuralların uygulandığı kişiler mi değişecek?

Bir parantez de Hakan Safi’ye… Seçim döneminde “Ben, ben, ben…” diye başlayan cümleleri dinledik. Projeden çok servet anlatıldı. O gün de yazdım; “Bu profil, başkan olamazsa cebinden bir lira çıkarmaz.” diye. Şimdi kulislerde maaş desteğini çekmek istediği konuşuluyor. Doğruysa şaşırmam. Ama burada tek sorum var: Bu transferi isteyen kimdi? Hakan Safi mi, Ali Koç mu? Çünkü destek isteyen de, kararı veren de aynı isim değilse, faturayı tek kişiye kesmek kolaycılık olur.

Velhasıl… Futbolda bazen doğruyu erken söylemenin bedeli alkış değil, hakarettir. Ama zaman geçince hakaretler unutulur, gerçekler kalır. Nasreddin Hoca’nın dediği gibi… Eşeğin dili yoktu, biz söyledik.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz