Onur Gökmen Yetim Yazdı: 26. Kez Şampiyon Galatasaray

Fenerbahçe adına üzücü , skandal bir maç oynandı. Oyuncuların kendi aralarında paslaşmaları , oley çekilmesi eziyet olsa da 3-0 lık mağlubiyet Fenerbahçe adına sevindirici olayıydı. Galatasaray biraz şanslı olsaydı 5-0 6-0 gibi skorlar izleyebilirdik. 

Bu izlediğimiz derbi, klasik anlamda iki devrelik bir maç değildi. Kağıt üstünde 45’er dakika oynandı ama sahadaki hikaye 13 dakikalık bir Fenerbahçe bölümü ve ardından 77 dakikalık Galatasaray hükümdarlığındaydı. Maçın özeti budur. İlk bölümde Fenerbahçe daha diri, daha sert, daha kararlı gözüktü. Hatta Sidiki Cherif ile yakaladığı geçiş hücumunda penaltıyı da buldu. Tam “kritik virajı döndü” denecekken Talisca çıktı ve topu auta gönderdi. Böyle maçlarda penaltı kaçırılmaz. Hele derbide hiç kaçırılmaz. Hele şampiyonluk yarışında asla kaçırılmaz. Kaçırırsan sadece gol değil, psikoloji de kaçırırsın. Fenerbahçe dün ikisini birden kaçırdı.

Penaltıya kadar dirençli duran sarı lacivertliler, sonrasında adeta fişi çekilmiş bir takım görüntüsü verdi. Çünkü orta saha diye bir şey yoktu. Top tutan yok, pas yapan yok, baskı kıran yok, ikinci top alan yok. Defanstan şişirilen toplarla hücum etmeye çalıştılar. Modern futbolda orta sahası çökmüş takımın ayakta kalma şansı yoktur. Fenerbahçe dün bunu acı şekilde yaşadı. Plansız, dağınık ve kırılgan bir yapı izledik.

Kerem Aktürkoğlu meselesine ayrıca değinmek lazım. Bazı oyuncular geçmiş performanslarının kredisiyle yaşar. Kerem de uzun süredir o krediyi tüketiyor. Galatasaray geçmişi, eski parlak günleri, zaman zaman yaptığı birkaç estetik hareket… Bunlar sonsuza kadar oyuncu taşımaz. Dün yine top kayıpları, yanlış tercihler, temposuzluk. Açık konuşalım: Eğer teklif varsa hemen değerlendirilmeli. Bu seviyede büyük takım oyuncusu istikrar verir, güven verir, kalite koyar. Kerem ise belirsizlik veriyor. Fenerbahçe rotasyonunda bile garanti yeri olmaz. Top kaybetme sihirbazlığı varsa o başka.

Galatasaray ise maça çok da iyi başlamadı. Hatta ilk bölümde tutuk, temposuz ve biraz da gergindi. Ama bir şeyi söylemeden geçemem: Bu takım duran top çalışıyor mu? Gol duran toptan gelmiş olabilir ama gole kadar kullanılan kornerler, serbest vuruşlar, organizasyon denemeleri son derece vasattı. Bu kadar kaliteli ayakların olduğu takımda bu kadar kötü duran top kullanımı kabul edilmez.

Ne olduysa kaçan penaltıdan sonra oldu. Galatasaray o andan itibaren oyunun iplerini eline aldı. İkinci yarıda ise artık tek taraflı bir derbi izledik. Sarı kırmızılılar sahaya karakter koydu, kalite koydu, fizik koydu, akıl koydu. Daha önemlisi teknik adam farkını koydu. Kimin daha iyi takım olduğu, kimin daha iyi çalıştırıldığı sahada net biçimde görüldü. Bir gol milimetrik ofsaytla iptal oldu, en az iki net pozisyon harcandı. Biraz daha beceri olsa skor tarihi farklara gidebilirdi.

Şimdi gerçekleri konuşalım. Galatasaray büyük ölçüde şampiyonluğu cebine koydu. Yarışı bu noktaya getiren sadece kendi performansı değil, rakibinin beceriksizliği de oldu. Eğer Trabzonspor da kazanırsa Fenerbahçe’nin üçüncülüğü konuşulacak. Bu da sezon başında kurulan pembe tabloların nasıl dağıldığını gösterir.

Sorumlular kim? Bir numarada Ali Koç var. Yıllardır kurulamayan yapı, bitmeyen yeniden yapılanmalar, her sezon başka hikâye… Sonuç ortada. İkinci sırada ise ara transfer döneminde forvetlerini gönderen yönetim aklı. Sezonun kırılma anında elindeki golcüleri azaltırsan, bugün ağlamakla kalırsın. Futbol bazen çok karmaşık görünür ama bazı gerçekler son derece basittir.

Hakeme gelirsek… Büyük skandal kararlar yoktu. Ufak tefek hatalar her maçta olur. Genel olarak temiz geçti diyebiliriz. Ancak Ederson konusu ayrı. Oyuncu resmen “beni at” diye dolaştı sahada. Yaptığı hareketler, tavırlar, kontrolsüzlük… Ederson bana göre futbol tabirine göre takımına ihanet etmiştir!

Sezon sonunda Fenerbahçe radikal kararlar almak zorunda. Bu kadronun yüzde 90’ı değişmeli. Bazı isimlerle yola devam etmek artık tercih değil, intihar olur. Ederson gibi, Kerem gibi, aidiyeti düşük, performansı yetersiz, zihni kırılgan oyuncularla yeni sezon planlanmaz. Aksi halde seneye de bugün yazılanların aynısı yazılır. Sadece tarih değişir.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz