Galatasaray kendi kendine kriz üretme konusunda artık istisna değil, ekol. Kağıt üzerinde kaybedilmiş hiçbir şey yok ama Süper Kupa mağlubiyeti ve Gaziantep beraberliği, tribünü 10 yıldır şampiyon olamayan ve bu sene de “yine gitti” psikolojisine soktu. Bu bir skor problemi değil, akıl tutulmasıdır. Galatasaray taraftarı sahadaki oyundan değil, kulübün ruh halinden yoruldu.
Sezon başında yazdım, tekrar ediyorum: Osimhen transferi intihardır. Temcit pilavı gibi söylememin nedeni çok basit: yedek kulübesi. En fanatik Galatasaraylının bile isimlerini saymakta zorlanacağı 7 tane oyuncu var. Hamle diye Yusuf Demir, joker diye Kaan Ayhan… Bu tablo yapılanma değil, plansızlığın fotoğrafıdır. Bu nasıl kadro mühendisliği?
Mertens gitti, İlkay geldi. Peki sonuç? İlkay’dan iki-üç maç dışında ciddi katkı yok. Yedek Kerem’i gönderdin, Berkan’ı gönderdin. Orta sahada yedek yok. Stopere bakıyorsun, yedek yok. Ama elinde iyi kötü 4 kanat varken hâlâ kanat arıyorsun. Galatasaray ara transferde reçeteyi doğru yazmazsa ikinci yarı çok sancılı geçer. Bu kadro, bu yükü taşımaz.
Fenerbahçe tarafında ise görece bir toparlanma var. Süper Kupa ve Alanya galibiyeti bazı sorunları halının altına süpürdü ama soru işaretleri hâlâ masada. Kadro derinliği son iki senenin en iyisi, evet. Ama bu genişlik ne kadar verimli, orası muamma. Orta saha zaten kalabalıktı, Guendouzi ile iyice şişti.
Kanté ismine kimse itiraz edemez ama soru şu: Gerçekten öncelik mi? Talisca’nın parıltısı forvet yetersizliğini örtüyor, kanat eksikliği ise gözle görülüyor. Fenerbahçe bugün için daha formda gibi ama bu fark “uzak ara” değil, burun farkı. Guendouzi ilk maçtaki golüyle muhteşem transfer ilan edildi ama 30 milyon euroluk bir oyuncu verimliliği kesinlikle yok. Teknik ekip bu farkı açıldı sanırsa, sezon yine büyük bir hayal kırıklığına döner.
Beşiktaş’ta da tablo farklı değil. Taraftar kazan kaldırdı, transfer istiyor. Gidenler, kadro dışı bırakılanlar; evet, bunlar iç dengeleri toparlamak adına radikal ama gerekli kararlardı. Mert Günok, Necip, Paulista… Şimdi Abraham’ın da gideceği konuşuluyor. Zaten Abraham geldiği gün yanlış transfer demiştik.
Beşiktaş şu an temel atmadan bina yapmaya çalışıyor. Transfer yapmamak, altyapıdan oyuncularla bu sezonu geçirip önümüzdeki senenin iskeletini kurmak çok daha mantıklı olur. Ama altını çiziyorum: Sergen Yalçın ile olmaz. Bu proje, o teknik adam profiliyle yürümez.
Son paragrafı Göztepe’ye açalım. Sessiz, derinden ve akıllıca. Fransa’daki Metz modeline benzettiğim bir yapı kurdular. Scout işini şu an ligde en iyi yapan takım. Bunun meyvesini de ligde 4. sırada, sadece 10 gol yemiş bir ekip olarak topluyorlar. Adana Demirspor’un bir dönem yaptığı gibi, Antalyaspor misali bitmiş yıldızlara reklam parası dökmek yerine doğru gözlem, doğru oyuncu.
Avrupa kupalarını hedefleyen Karşıyaka’nın karşısını önümüzdeki günlerde Trabzonspor’un gidişatı da etkileyecek. Türk futbolunda artık para değil, akıl kazandırıyor. Anlamayan yine bağırır, yine kaybeder.


