Süper Lig’de şampiyonluk yarışı belki de sezonun en kritik haftalarından birini geride bıraktı. Ama mesele artık sadece futbol değil. Mesele biraz da sinir harbi, biraz da güven meselesi. Çünkü bu ligde bazı haftalar skor tabelasından çok düdük konuşuluyor.
Kadıköy’de oynanan Fenerbahçe–Beşiktaş derbisi uzun süre dengede giden bir mücadeleydi. Fenerbahçe topa daha fazla sahip olan, oyunu rakip yarı sahaya yıkan taraftı. Beşiktaş ise disiplinini bozmadan, savunma bloğunu koruyarak sabırlı bir oyun oynadı.
Ancak derbinin kaderi futbolla değil, düdükle değişti. Aslında Fenerbahçe önceki haftalar aksine gayet de baskılıydı ama forvetsizlik kısırlığı da doğuruyor.
90+9’da gelen penaltı kararı, doğal olarak tartışmaları beraberinde getirdi. Çünkü Türkiye’de artık insanlar pozisyona bakmaktan çok “Bu karar başka maçta verilir miydi?” sorusunu soruyor. Bu da ligin en büyük problemi. Bir pozisyonun doğru olup olmamasından önce tutarlılık sorgulanıyor. Ve işte o noktada güven duvarı çatlıyor.
Böyle derbilerde verilen kararlar yalnızca üç puanı yazmaz. Ligin psikolojisini de değiştirir. Kazanan taraf moral kazanır, kaybeden taraf sadece puan değil, güven de kaybeder. Bu yüzden Türkiye’de hakem kararları sadece maç sonucu değil, haftalarca sürecek tartışmalar üretir.
Haftanın diğer büyük kırılması ise Trabzon’da yaşandı. Trabzonspor sahasında Galatasaray’ı 2-1 yenerek şampiyonluk yarışına adeta kibrit attı. Maçın kahramanı ise Paul Onuachu oldu.
Onuachu klasik bir santrfor değil; o adeta bir kule. Adamın sayılmayan golü bile o cüsse ile o hareketleri nasıl yapabilir diye düşündürüyor.Ceza sahasına atılan her topu tehdit haline getiren bir oyuncu. Galatasaray savunması da bunu fazlasıyla hissetti. Hava toplarında kurduğu üstünlük ve fizik gücüyle maçın kaderini belirleyen isim oldu.
Bu sonuçlar şunu gösteriyor: Bu ligde sadece iyi futbol yetmez. Sinirler sağlam olacak, kriz anlarında ayakta kalacaksın, tartışmaların ortasında oyununu kaybetmeyeceksin. Çünkü Türkiye’de şampiyonluk yarışı sadece saha içinde oynanmıyor.
Kulübede oynanıyor.
Basın odasında oynanıyor.
Hakem odasında konuşuluyor.
Televizyon stüdyolarında büyüyor.
Ve sonunda sahaya geri dönüyor.
Bu yüzden şampiyonluk yarışında artık mesele taktik tahtası değil. Mesele sinir sistemi.
Önümüzdeki haftalarda tek bir hata büyük sonuçlar doğurabilir. Bir kırmızı kart, bir penaltı kararı… Hakemin 50 metre geriden karar verip VAR a gitmemesi büyük soru işareti ve eleştiri kaynağı oldu.Türkiye’de bazen sezonun kaderi 10 saniyelik bir pozisyona sığar.
Ama bir gerçek var:
Bu sezonun şampiyonu yalnızca en iyi oynayan değil, en sağlam kalan takım olacak.
Ve görünen o ki bu ligde son düdük çalmadan hiçbir şey bitmeyecek.


