13.8 C
Malta
Salı, Şubat 24, 2026
spot_img
spot_img

Onur Gökmen Yetim Yazdı: İkram Var, Alan Yok: Fenerbahçe’nin Kaderi

Senelerdir izlediğimiz filmi yine izledik. Lig ikram ediyor, Fenerbahçe “teşekkürler” deyip geri çeviriyor. Bu artık bir hastalık. Rakip tökezliyor, fırsat ayağa geliyor, Fenerbahçe o fırsatı elinin tersiyle itiyor. Kader mi, psikoloji mi, kronik bir alışkanlık mı? Adına ne derseniz deyin, sonuç değişmiyor.

Fenerbahçe haftalardır düşen bir form grafiği çiziyor. Trabzonspor galibiyeti kısa süreli bir umut yarattı. “Acaba toparlanıyor mu?” dedirtti. Ama Avrupa’daki kötü gidişat ve 10 kişi kalan Kasımpaşa’dan son dakika yenilen gol, o umut balonunu patlattı. Maç 1-0 bitseydi de aynı şeyleri yazacaktım. Çünkü mesele skor değil. Mesele oyunun ve ruh halinin düşüşte olması.

Domenico Tedesco’nun takımı belli bir ritimle yükselttiği dönem takdir edildi. Doğru. Ama şimdi o ritim kayboldu. İki kulvarda birden iyi değilseniz oklar hocaya döner. İstanbulspor, Kayserispor, Samsunspor… Bu sezon Kasımpaşa. Her yıl bir kırılma maçı ve her yıl benzer bir dağılma. Bu artık tesadüf değil, kronik hastalık.

Orta sahada direnç düşmüş. Tempo eksilmiş. Kanatlar topu yayıyor ama içeride bitirici yok. Forvet eksikliği her maç buram buram hissediliyor. Sezon başında yapılan tercihler bugün tartışılıyor. Forvet yerine başka profil tercihleri… Yönetim mi eksik bıraktı, hoca mı çözüm üretemedi? Bu sorunun cevabı sezon sonunda daha net konuşulur. Ama şunu söyleyeyim: Bu gidişle Tedesco için de “acaba” sorusu yüksek sesle sorulmaya başlanır.

Gelelim Galatasaray’a. Gece başka, gündüz başka bir takım izliyoruz. Juventus’u dağıtan takım ile Konya’da dağılan takım arasında siyah ile beyaz kadar fark var. Ne oyun üstünlüğü ne istatistik… Hiçbir alanda baskın değildi. Bu ciddi bir sinyal.

Osimhen yokken kalite yarı yarıya düşüyor. Bu kadar net. Jakobs varken sol bek hattı daha dolu. Rotasyonda kalite eksikliği göze çarpıyor. Eren, Lemina, hatta Sane… Sane’nin yeteneği tartışılmaz ama katkısı dalgalı. On maçta bir maçı alıyor. İstikrar şampiyon yapar, flaş performans değil. Zaha ile kıyaslayanlar olabilir ama Zaha en azından belirli bir standart sunmuştu.

Okan Buruk’un planı bu maçta işlemedi. Avrupa dönüşü sendromu sürüyor. Büyük yara alabileceği bir haftayı, Fenerbahçe’nin puan kaybı sayesinde küçük sıyrıkla atlattı. Ama bu kredi sonsuz değil. Rotasyonu daraltmak ya da net kararlar almak zorunda. Lemina artık oyun açamıyor. Sallai kanat dinamizmini veremiyor. Yükselen Barış Alper bu takımın kadrosunda olmalı. Aksi halde bir kazada daha ciddi hasar kaçınılmaz olur.

Beşiktaş tarafında ise tablo daha sade ama daha net. Gösterişli isimler gitti, çalışan profiller geldi. Futbol bazen yetenek değil emek oyunudur. İşçi oyuncular kazandırır. Beşiktaş’ın oyunu artık daha disiplinli, daha sabırlı.

Göztepe ikinci yarı düşüş hastalığını bu sezon da sürdürüyor. Geçen yılın benzeri. Beşiktaş ise fırsatı doğru değerlendirdi. Sezonun ilk bölümünde kaybedilen puanlara şimdi daha çok üzülüyorlar. Biraz daha şanslı olsalar bugün farklı ihtimalleri konuşuyor olabilirdik. Şampiyonluk çok zor. Ama ikincilik? Derbiler belirler.

Şunu net söyleyeyim: Beşiktaş futbolu uzun zaman sonra keyif veriyor. İnsanlar Beşiktaş maçını bekliyor. Futbol bazen hesap değil his oyunudur. Ve şu an en iyi hissi veren takım Beşiktaş. Diğerleri ise hâlâ kendi kader düğümlerini çözmeye çalışıyor.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz