Malta’da yürürlüğe giren yeni göç ve işgücü politikaları, AB dışı (non-EU) çalışanların oturum ve çalışma izni başvurularında dikkat çekici bir artışla ret kararlarını beraberinde getirdi. Son dönemde verilen retlerin önemli bir bölümünün, çalışanların bireysel durumlarından ziyade işverenlerin kapasite ve uyum kriterleri nedeniyle gerçekleştiği görülüyor.
Göçmen topluluklarının yoğun olarak takip ettiği Facebook gruplarında paylaşılan resmi bir ret yazısı, sürecin işleyişine dair önemli ipuçları sunuyor. Identità Malta tarafından gönderilen yazıda, başvurunun Jobsplus incelemesi sonucunda reddedildiği belirtiliyor. Gerekçe olarak ise, ilgili işverenin Malta Labour Migration Policy kapsamında izin verilen asgari işten çıkarma (termination) eşiklerini aşmış olması gösteriliyor.
“Çalışanın Kusuru Yok”
Göçmenlerin paylaşımlarında öne çıkan ortak görüş, bu retlerin çalışanın performansı ya da bireysel hatalarından kaynaklanmadığı yönünde. Yorumlara göre, bazı işverenler kısa sürede çok sayıda personel alıp işten çıkardıkları ya da yabancı çalışan kotasını doldurdukları için sistem tarafından riskli görülüyor. Dikkat çeken bir diğer nokta ise, işverenlerin bu durumu çoğu zaman Jobsplus değerlendirmesi aşamasında fark etmesi.
30 + 30 Günlük Süre
Resmi ret yazısında yer alan bilgilere göre, Malta’da bulunan başvuru sahiplerine 30 günlük geçici kalış izni tanınıyor. Yeterli maddi kaynağın belgelenmesi halinde bu sürenin ilave 30 gün uzatılabildiği ifade ediliyor. Ancak bu sürenin sonunda yeni bir yasal statü elde edilememesi durumunda, başvuru sahibinin Schengen bölgesini terk etmesi gerekiyor.
İtiraz Hakkı Var, Ancak…
Karara karşı Immigration Appeals Board nezdinde 3 iş günü içinde itiraz hakkı bulunuyor. Buna karşın, itiraz süreci devam ederken Identità Malta’ya yeni bir başvuru yapılamadığı da resmi yazıda özellikle vurgulanıyor.
Uzmanlara göre bu tablo, Malta’nın işgücü piyasasında işveren uyumu ve sürdürülebilir istihdam kriterlerini daha sıkı uygulamaya başladığını gösteriyor. Non-EU çalışanlar açısından ise süreç, yalnızca iş bulmanın değil; yasal yükümlülüklerini eksiksiz yerine getiren, istikrarlı ve uyumlu bir işverenle çalışmanın da en az onun kadar kritik hale geldiğini ortaya koyuyor.


