Alex Borg, Malta’da 4 günlük iş haftası tartışmasının hâlâ gündemde tutulması gerektiğini belirterek, bu modelin iş-yaşam dengesi açısından önemli bir fırsat sunduğunu söyledi.
Muhalefet lideri, bir Ulusalcı hükümetin yalnızca ekonomik büyümeye değil, bu büyümenin toplumun geneline nasıl yansıdığına da odaklanacağını ifade etti. Borg’a göre, bürokrasinin azaltılması ve iş dünyası için daha adil rekabet koşullarının oluşturulması kadar, çalışanların yaşam kalitesi de politika öncelikleri arasında yer almalı.
4 günlük çalışma haftası modeli, Avrupa genelinde son yıllarda farklı ülkelerde pilot uygulamalarla test ediliyor. Borg, Malta’nın da bu tartışmanın dışında kalmaması gerektiğini vurgularken, doğru planlama ile hem verimlilik hem de çalışan memnuniyetinin artırılabileceğini dile getirdi.
Malta’da özellikle son dönemde artan yaşam maliyetleri ve yoğun çalışma temposu, iş-yaşam dengesi konusunu daha görünür hale getirmiş durumda. Bu nedenle çalışma süresine ilişkin olası değişiklikler, ülkede yaşayan yabancı çalışanlar ve Türk toplumu açısından da doğrudan önem taşıyor.
Malta’da çalışan Türkler için çalışma saatleri, izin düzenlemeleri ve iş yükü doğrudan günlük hayatı belirliyor. 4 günlük iş haftası gibi modellerin hayata geçmesi, hem gelir dengesi hem de yaşam kalitesi üzerinde ciddi etkiler yaratabilir. Özellikle yoğun sektörlerde çalışan göçmenler için bu tür reformlar, sadece bir çalışma düzeni değil, yaşam standardı meselesi anlamına geliyor.


