Belçika’nın Anderlecht belediyesinde, çok dinli mezarlığın Müslüman defin kurallarına uygun hale getirilmesi teklifi “yüksek maliyet” gerekçesiyle reddedildi. Karar, Avrupa’daki Müslüman toplulukların defin ihtiyaçlarının yerel yönetimler tarafından nasıl karşılandığına dair tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Belediye yetkilileri, mevcut mezarlık alanının İslami kurallara uygun hale getirilmesi için yaklaşık 600 bin euro harcanması gerektiğini belirtti. Belediye meclisinde konuşan yetkili Achille Vandyck, bu maliyet nedeniyle mevcut parsellerin yeniden düzenlenmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Bunun yerine, mezarlık personeline Müslüman cenaze ritüelleri konusunda eğitim verileceği açıklandı.
Mevcut alan var ama uygun değil
Anderlecht’teki çok dinli mezarlıkta toplam 1752 mezar yeri bulunmasına rağmen yalnızca 16’sının kullanıldığı belirtiliyor. Ancak Müslüman toplumu, mevcut alanın toprak yapısı ve mezarların kıbleye uygun yönlendirilmemesi nedeniyle bu parselleri tercih etmiyor. Bu durum, teknik olarak boş kapasite olsa da fiilen kullanımın mümkün olmadığını ortaya koyuyor.
Belediye içinde görüş ayrılığı
Konuyu gündeme getiren belediye meclis üyesi Farida Ben Haddou, kararın Müslüman topluma karşı “duyarsız” bir yaklaşım olduğunu savundu. Özellikle mevcut mezarlıkların doluluk oranına dikkat çeken Haddou, Anderlecht’in kendi çözümünü üretmesi gerektiğini vurguladı.
Belediye ise alternatif bir plan üzerinde çalışıldığını duyurdu. Buna göre, Müslüman defin ihtiyaçlarını da karşılayacak yeni çok dinli mezarlık parsellerinin oluşturulması hedefleniyor. Ancak bu projenin 2028’den önce tamamlanması beklenmiyor.
Bu karar, Avrupa genelinde Müslüman toplulukların sadece yaşam değil, ölüm sonrası süreçlerde de altyapı sorunlarıyla karşı karşıya kaldığını bir kez daha gösteriyor. Özellikle Malta gibi ada ülkelerinde mezarlık alanlarının sınırlı olması, benzer tartışmaların gelecekte daha sık yaşanabileceğine işaret ediyor.
Malta’da yaşayan Türkler ve diğer Müslüman topluluklar için bu tür gelişmeler, defin süreçlerinin planlanması ve yerel uygulamaların yakından takip edilmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Avrupa’da kalıcı yaşam kuran aileler açısından mezarlık ve defin politikaları artık göz ardı edilemeyecek bir başlık haline geliyor.


