18 Yıllık Hasret Bitti: Fenerbahçe Şampiyonlar Ligi’nde

Fenerbahçe 18 yıl sonra yeniden Şampiyonlar Ligi’nde… Hem de son yıllarda bunu başaramayan iki önemli hocanın, Jesus ve Mourinho’nun ardından İsmail Kartal’ın başardığı bir iş olarak tarihe geçti. Şimdi burada İsmail Kartal’ı beğenip beğenmeme meselesini bir kenara koymak lazım. Ben kendisini teknik adam olarak çok beğenmem. Ama hakkını da teslim edelim: Son yıllarda Fenerbahçe’ye en fazla fayda sağlayan teknik adam yine İsmail Kartal oldu.

18 yıllık Şampiyonlar Ligi özlemi bitti.

Çünkü bu maçta Fenerbahçe gerçekten müthiş ve doğru bir futbol oynadı.

İlk maçın aksine bu kez sahaya daha akıllı, daha kontrollü ve daha temkinli bir Fenerbahçe çıktı. İlk maçta yapılan hatalardan ciddi anlamda ders çıkarılmış. Özellikle Skriniar’ın ileriye fazla çıkmaması ve savunma hattının gereksiz risk almaması Fenerbahçe’nin oyununu çok rahatlattı. Bazen iyi futbol, rakibe sürekli saldırmak değildir. Bazen ne zaman geri duracağını bilmektir.

Fenerbahçe de bu kez bunu yaptı.

Oğuz Aydın’ı özellikle ayrı bir yere koymak lazım. Çok iyi maç çıkardı. Ben Oğuz’u çok beğendim. Hem oyunun iki yönünde katkı verdi hem de hücumda Fenerbahçe’nin elini rahatlattı. Muriqi, Kanté, Brown… Hepsinin ayrı ayrı çok değerli işler yaptığını düşünüyorum. Fenerbahçe’nin bugün sahaya koyduğu takım savunması ve fizik kalite, rakibin oyununu ciddi biçimde bozdu.

Hatta açık söyleyeyim; Fenerbahçe son üç yıl içerisinde Union Saint-Gilloise maçından sonra gördüğüm en iyi futbolunu oynadı.

Burada İsmail Kartal’ın bir noktayı çok iyi anlaması gerekiyor: Defans tandemini ne kadar geride ve kontrollü tutarsa Fenerbahçe’nin başarı ihtimali o kadar artar. Çünkü bu takımın ön tarafta zaten ciddi bir hücum kalitesi var. Guendouzi, Kanté, Skriniar ve Aké gibi oyuncuların oluşturduğu yapı doğru mesafelerle oynadığında geçilmesi son derece zor bir takım ortaya çıkıyor.

Ama yine aynı şeyi söylemek zorundayız: Defans takviyesi şart.

Çünkü artık önlerinde iki tane çok önemli kulvar var. Bir tarafta ligde şampiyonluk hedefi, diğer tarafta Şampiyonlar Ligi’nde ilk 24 hedefi. Bu kadar yoğun bir fikstürde sadece 11-12 oyuncuyla sezon götürmek mümkün değil. Hele savunma bölgesinde yaşanabilecek bir sakatlık veya cezalı durumu bütün planı bozabilir.

Peki hücum hattına bir transfer daha gerekiyor mu?

Bu maç özelinde baktığım zaman açıkçası çok gerekli olduğunu düşünmüyorum. Oğuz, Kerem, Nene ve Greenwood’dan oluşabilecek kanat rotasyonu gayet iş yapar. Burada mesele oyuncu sayısından ziyade oyuncuların doğru kullanılması. Fenerbahçe’nin hücumda bugün gösterdiği çeşitlilik, elindeki oyuncuların aslında yeterli bir potansiyele sahip olduğunu gösteriyor.

Ama savunma başka mesele.

İki kulvarlı, hatta aslında sezon içerisinde üç kulvarlı bir yarışta savunmada alternatifiniz olmak zorunda. Çünkü Şampiyonlar Ligi başka, lig başka. Rakipler başka, tempo başka. Bugün iyi oynayan savunma oyuncusunun üç gün sonra lig maçında dinlenmesi gerekebilir. Dolayısıyla Fenerbahçe’nin transferde önceliğini savunmaya vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Bugün taktikten, teknikten, transferden daha önemli bir şey oldu.

18 yıllık Şampiyonlar Ligi özlemi bitti.

Fenerbahçe yeniden Avrupa’nın en büyük sahnesinde. Üstelik Türkiye açısından da son derece önemli bir tablo var. Yıllar sonra ilk kez iki Türk takımı Şampiyonlar Ligi’nde mücadele edecek. Bu yalnızca Fenerbahçe veya diğer takım açısından değil, Türk futbolu açısından da sevindirici bir gelişme.

Şimdi iş daha yeni başlıyor.

Fenerbahçe’nin bu seviyede kalıcı olabilmesi için bugünkü oyunun tesadüf olmadığını göstermesi gerekiyor. İsmail Kartal’ın da bugün doğru yaptığı şeyleri sezon boyunca sürdürebilmesi lazım. Özellikle savunma güvenliğinden taviz vermeden, öndeki kaliteli oyuncuların özgürlüğünü artırırsa Fenerbahçe’nin hem ligde hem Avrupa’da ciddi işler yapabileceğini düşünüyorum.

18 yıl sonra gelen Şampiyonlar Ligi bileti küçümsenecek bir başarı değil.

İsmail Kartal’ı sevmeyebilirsiniz, oyun anlayışını eleştirebilirsiniz, teknik kapasitesini tartışabilirsiniz. Ben de birçok noktada eleştiriyorum. Ama bugün bir gerçeği teslim etmek gerekiyor:

Jesus’un yapamadığını, Mourinho’nun yapamadığını İsmail Kartal yaptı.

Ve Fenerbahçe bugün yalnızca Şampiyonlar Ligi’ne kalmadı. Aynı zamanda son yıllarda kaybettiği özgüvenin bir kısmını da yeniden kazandı.

Şimdi sıra bunu devam ettirmekte.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz