Serdal Başkan istediği kadar çalım değil desin, bu bal gibi çalımdır! Futbolda “transfer çalımı” kavramı kadar abartılan çok az şey var. Taraftarın en sevdiği, yöneticinin en çok övündüğü, rakibin ise en çok hazmedemediği meselelerden biridir. Kimine göre psikolojik üstünlüktür, kimine göre sadece sosyal medyada birkaç gün konuşulacak bir gündem. Bana sorarsanız hiçbir zaman çok kıymet verdiğim bir kavram olmadı. Çünkü futbolun sonunda kupayı “çalım atan” değil, doğru kadroyu kuran kazanıyor.
Futbolun sonunda kupayı “çalım atan” değil, doğru kadroyu kuran kazanıyor.
Salah’ın Trabzonspor’a gelişi elbette sıradan bir transfer değil. Türkiye’nin son yıllarda gördüğü en büyük yıldızlardan biri geliyor. Evet, Serdal Adalı’nın “çalım değil” açıklamasını da gördük. Ama kusura bakmasın, bal gibi transfer çalımıdır. İki aydır Beşiktaş cephesinde Salah haberleri dolaştı. Bu ülkede bir başkanın bilgisi olmadan böyle bir isim haftalarca yazılıp çizilmez. Hiç kimse de çıkıp “gazeteciler kendi kendine yazdı” demesin. Beşiktaş bu transferi çok istedi, Trabzonspor bitirdi. Bunun adı da futbolda transfer çalımıdır.
Ama asıl mesele şu; transfer çalımı kazanmak gerçekten bir şey kazandırıyor mu? Ben hiçbir zaman buna göre takım kurulmasını doğru bulmadım. Benim eksiğim neyse onu tamamlarım. Rakibimin istediği oyuncuyu almak taraftarı mutlu eder, sosyal medyada birkaç hafta eğlence çıkarır ama sahada sana ne kazandırır? Galatasaray’ın Zaha transferinde bunu hep birlikte gördük. Transfer günü büyük zafer gibi anlatılan hikâyeler bazen sezon sonunda elde kalan en büyük hayal kırıklığına dönüşebiliyor.
Şimdi madalyonun diğer tarafına bakalım. Trabzonspor ne kazanacak? İşte burada soru işaretleri başlıyor. Çünkü ben Trabzonspor’u son yıllarda hep doğru yapılanmasıyla övdüm. İsme değil sisteme yatırım yapan, genç oyuncu bulan, geliştiren, satan ve kendi ekonomisini oluşturan bir kulüptü. Şimdi ise yıllık 17 milyon euro gibi inanılmaz bir maaştan bahsediyoruz. Bu para Türkiye şartlarında akıl almaz bir rakam. Senin yıllardır keşfedip parlatıp sattığın oyunculardan elde ettiğin gelirin önemli bir kısmı tek bir futbolcuya gidiyor.
Elbette Salah’ın sahaya koyacağı kalite tartışılmaz. Yaşı ilerlemiş olabilir ama oyun aklı, bitiriciliği ve skor üretme becerisi hâlâ üst seviyede. Çift haneli gol katkısını rahatlıkla yakalayabilecek bir oyuncudan bahsediyoruz. Hatta tek başına şampiyonluk yarışının kaderini değiştirebilir. Böyle yıldızlar bazen sadece attıkları gollerle değil, rakibin oyun planını bozarak da fark yaratırlar.
Kadroya baktığınızda ise gerçekten etkileyici bir tablo çıkıyor. Mendy, Muçi, Saviolo, Malinovskyi ve önlerinde Salah ile Onuachu… Kâğıt üzerinde ligin en güçlü hücum hatlarından biri oluşuyor. Bu kadar üretken oyuncunun bulunduğu bir takımın skor bulmaması kolay kolay mümkün görünmüyor.
Benim kafamdaki tek soru işareti Salah-Onuachu uyumu. Çünkü Onuachu’nun en büyük özelliği, onu besleyen asistçi kanat ve merkez oyuncularıyla birlikte değer kazanması. Ceza sahasında servis aldığında durdurulması zor bir santrfor. Salah ise doğal olarak topu isteyen, oyunun merkezinde kalmayı seven ve zaman zaman bitirici rolünü üstlenen bir yıldız. İki oyuncunun birbirini tamamlayıp tamamlayamayacağını ligin ilk haftalarında göreceğiz. Eğer doğru denge kurulursa çok tehlikeli bir ikili olurlar. Kurulamazsa biri diğerinin alanını daraltabilir.
Bütün bunların yanında uzun vadeli mali tabloyu da görmezden gelmemek gerekiyor. Salah bugün sana şampiyonluk getirebilir. Avrupa’da önemli başarılar yaşatabilir. Forma satışı, sponsorluk ve marka değerine ciddi katkı sağlayabilir. Ama futbol sadece bugünü değil yarını da planlama oyunudur. Bir yıldız uğruna yıllarca oluşturduğun ekonomik modeli bozuyorsan, bunun hesabını birkaç sezon sonra vermek zorunda kalabilirsin. İşte Trabzonspor adına en büyük risk tam olarak burada yatıyor.
Sonuç olarak Salah, Türkiye’ye gelen en büyük yıldızlardan biri. Tutar mı, tutmaz mı bunu zaman gösterecek. Ama Mohamed Salah gibi bir futbolcuyu kariyerinin son döneminde de olsa Süper Lig’de izleme fırsatı bulacak olmak bu ligin marka değeri açısından büyük bir kazanım. Gerisi ise her zaman olduğu gibi sahanın vereceği cevapta saklı.


