Onur Gökmen Yetim Yazdı: İmza Yok Komplo Çok

Transfer dönemi, fikstür çekimi, Hulusi Belgü, Barış Göktürk derken Türk futbolunda yaz aylarının klasik kaosu başladı. Daha sezon başlamadan herkes ya şampiyon olmuş ya da hakkı yenmiş durumda. Sahanın kendisine daha aylar varken gündemi yine saha dışı belirliyor.

Geçen gün Beşiktaş’ı yazmıştık. Şu ana kadar transfer dönemini en doğru yöneten büyük kulüp görüntüsü veriyor. Eksik bölgelerini hedef alan, maaş dengesini çok bozmayan ve kadroyu tamamlamaya çalışan bir anlayış var. Salih Özcan hamlesi de bu planın devamı niteliğinde. İlk 11 kadar rotasyonun da önem kazandığı uzun sezonda böyle transferler, manşet transferlerinden daha değerli olabiliyor. Şimdilik umut veren taraf Beşiktaş.

Aynı cümleleri Galatasaray ve Fenerbahçe için kurmak zor. Çünkü konuşulan isim çok, atılan imza ise az. Transfer döneminin en büyük hastalığı da bu zaten. Menajer isimleri havada uçuşuyor, taraftar her sabah başka bir yıldızla uyanıyor ama kulüplerin kasasına ve kadrosuna giren oyuncu sayısı aynı hızda artmıyor.

Fikstür çekimine gelirsek… Fenerbahçe cephesinde artık anlamakta zorlandığım bir refleks oluştu. Her fikstür sonrası mutlaka bir hile, mutlaka bir sistem eleştirisi. Geçen yıl fikstür çekimiyle ilgili tartışmaların ardından canlı yayında Metin Öztürk son topu çekti, Hulusi Belgü kura çekiminin içindeydi. Buna rağmen sonrasında yine “şike var” söylemleri devam etti. Bu yıl da “topta değil sistemde şike var” deniliyor.

Bir noktadan sonra bu iddialar kendi ağırlığını kaybediyor. Çünkü her sonuçtan sonra aynı cümleyi kurarsanız, gerçekten tartışılması gereken konular da değersizleşiyor. Fikstürün adil olup olmadığı matematikle konuşulur; hislerle değil.

Daha da ilginci, bazı taraftarların takımların sezon içindeki form durumlarına göre geçmiş fikstürü değerlendirmesi. Diyelim ki Çorum FK lige müthiş başladı, Galatasaray ile ilk haftalarda oynadı. Aylar sonra formu düştü, Fenerbahçe ile karşılaştı. Bunun adına fikstür şikesi demek futbolun doğasını inkâr etmektir. Kimsenin aylar sonrasındaki performansı önceden bilme şansı yok. Böyle bir argüman ancak sosyal medya tartışmalarını besler.

Barış Göktürk’ün Metin Öztürk’ün elini sıkmaması da bana göre tamamen kameralara oynanmış bir görüntüydü. Türk futbolunda artık jestler bile kameraya göre yapılıyor. Oysa milyonlarca taraftarı temsil eden insanların kişisel mesaj verme çabası yerine kurumsal ciddiyeti öne çıkarması gerekir. Büyük camiaların yöneticileri, sosyal medya klibi çeker gibi davranmamalı.

Transfer gündemine dönersek… Ugochukwu, Greenwood ve son olarak Oulai isimleri konuşuluyor. Greenwood dosyasında Atletico Madrid’in devreye girmesi dengeleri değiştirdi. Fenerbahçe maaş teklifini yükseltirse yarış yeniden şekillenebilir. Ugochukwu transferi ise büyük ölçüde tamamlanmış gibi duruyor.

Oulai konusunda ise Galatasaray fırsatı tamamen kapatmış değil. Trabzonspor’un aldığı 45 milyon avroluk teklif hem kulüp hem oyuncu açısından ciddi bir rakam. Ertuğrul Doğan taraftarın olası tepkisini hesaplamak zorunda kalsa da kulübün ekonomik gerçekleri bazen duyguların önüne geçer. Futbolda romantizm tribünde yaşanır, yönetim odasında ise bilanço konuşur.

Temmuz ayının ilk haftasında tablo şu: Beşiktaş iş yapıyor, Galatasaray bekliyor, Fenerbahçe ise hem transfer hem de fikstür tartışmalarının içinde yol almaya çalışıyor. Sezon başladığında bunların hangisinin doğru strateji olduğu anlaşılacak. Ama daha ilk düdük çalmadan sürekli komplo üretmek, Türk futbolunun en büyük alışkanlıklarından biri olmaya devam ediyor.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz