Papa 14. Leo, Afrika ziyaretinin ardından Roma’ya dönüş yolunda yaptığı açıklamalarda savaş karşıtı mesajlarını yineledi. Lübnan ziyareti sırasında kendisini “Papa Leo Hoş Geldiniz” yazılı pankartla karşılayan Müslüman bir çocuğun daha sonra savaşta öldürüldüğünü söyleyen Papa, “Bir pastor olarak savaştan yana olamam” dedi.
Papa Leo, uçakta gazetecilere yaptığı değerlendirmede, savaşların yalnızca cephe hattında değil, sivillerin hayatında da derin yıkım bıraktığını vurguladı. Yanında taşıdığını söylediği fotoğraf üzerinden konuşan Papa, Lübnan’da kendisini karşılayan Müslüman çocuğun “savaşın son aşamasında öldürüldüğünü” belirtti.
Papa, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Lübnan ziyaretim sırasında ‘Papa Leo Hoş Geldiniz’ yazılı bir pankart ile bekleyen bir Müslüman çocuğun fotoğrafını yanımda taşıyorum. O da daha sonra öldürüldü.”
Papa Leo, İran’daki savaş ve sivillerin durumu hakkında da konuştu. İran’da “masum insanlardan oluşan bütün bir halkın acı çektiğini” söyleyen Papa, ABD ve İran’a barış görüşmelerine dönme çağrısı yaptı. AP’nin aktardığına göre Papa, şiddet ve savaş yerine “barış kültürü” çağrısını öne çıkardı.
Reuters’ın haberine göre Papa Leo, İran’daki göstericilerin öldürülmesini de kınadı; ancak aynı zamanda savaşa karşı tutumunu korudu. Papa, çatışmaların siviller üzerindeki etkisine dikkat çekerek diplomatik yolların yeniden işletilmesi gerektiğini söyledi.
Papa’nın açıklamaları, yalnızca Katolik dünyaya dönük dini bir mesaj değil; Akdeniz, Orta Doğu ve Avrupa’yı aynı anda ilgilendiren siyasi ve insani bir çağrı niteliği taşıyor. Malta gibi Avrupa’nın güneyinde, göç, savaş, güvenlik ve diplomasi başlıklarının doğrudan hissedildiği bir ülkede bu tür açıklamalar kamuoyu açısından önem taşıyor.
Malta’daki Türk toplumu için de bu mesaj, özellikle Orta Doğu’daki çatışmaların Avrupa’daki göç tartışmalarına, insani yardım gündemine ve toplumlar arası ilişkilere nasıl yansıdığı açısından dikkat çekici. Papa’nın Müslüman bir çocuğun ölümünü özel olarak anması, savaş karşıtı söylemin dini kimliklerin ötesinde sivillerin korunması ekseninde kurulduğunu gösteriyor.
Papa Leo’nun son açıklamaları, Vatikan’ın savaş karşıtı çizgisini sürdürdüğünü ve taraflara diplomasi çağrısını merkeze aldığını ortaya koyuyor. Ancak sahadaki çatışmalar devam ederken, bu çağrının ne ölçüde karşılık bulacağı belirsizliğini koruyor.


