Malta’da oturum, çalışma izni ve uzun süreli ikamet: Avukat Dr. Daniel Attard’dan Türkler için kritik uyarılar

Sizi kısaca tanıyabilir miyiz? 

Ben Dr. Daniel Attard. Maltalı bir avukatım ve çalışmalarımız ağırlıklı olarak göçmenlik, ikamet, iş, vergi ve sınır ötesi danışmanlık konularına odaklanmaktadır. Yıllar boyunca, özellikle ikamet statüsü, yer değiştirme veya uzun vadeli yerleşim söz konusu olduğunda, Malta’nın yasal ve idari sistemlerinde yol göstermeye ihtiyaç duyan bireylere, ailelere ve işletmelere yardımcı oldum.

Beni bu alana çeken şey, göçmenlik hukukunun hukuk, politika ve gerçek insan yaşamlarının kesiştiği noktada yer almasıdır. İkamet izni asla sadece bir belge değildir. Çoğu insan için, çalışıp çalışamayacaklarını, kira ödeyebileceklerini, hizmetlere erişebileceklerini, ailelerini istikrarlı tutabileceklerini ve geleceklerini planlayabileceklerini belirler. Hukuki karmaşıklık ve insani etki kombinasyonu, bu alanda daha da uzmanlaşmama neden oldu.

Sizce neden Malta bu kadar cok tercih ediliyor?

Malta, İngilizce konuşulan ortamı, AB üyeliği, işgücü piyasası talebi, nispeten erişilebilir ölçeği ve birçok insanın burayı hem çalışma yeri hem de olası uzun vadeli bir üs olarak görmesi gibi çeşitli nedenlerle üçüncü ülke vatandaşları için önemli bir destinasyon haline gelmiştir. Aynı zamanda, yasal ortam daha yapılandırılmış, daha fazla uyumluluk gerektiren ve bazı açılardan daha kısıtlayıcı hale geldi. Single Permit  başvuruları işgücü piyasası testine, paydaş kontrollerine ve kamu politikası veya güvenlik taramasına tabidir ve resmi işlem kılavuzunda bir kararın dört aya kadar sürebileceği belirtilmektedir.

Birçok göçmen için en büyük yasal zorluk, soyut olarak yasa değil, idari zamanlamaya ve işveren uyumluluğuna olan bağımlılıktır. Malta’da, bir kişinin ikamet pozisyonu genellikle belirli bir başvuru yolu, işveren veya izin esasıyla yakından bağlantılıdır. Prosedürde bir sorun yaşanırsa, göçmenin şahsen hiçbir yanlış yapmamış olsa bile sonuçlar ciddi olabilir.

İkinci bir zorluk ise, birçok kişinin özellikle uzun vadeli planlamada temel gereksinimleri çok geç keşfetmesidir. Uzun vadeli ikamet (LTR) için hazırlıklara başladıklarında, entegrasyon gereksinimini, belge sürekliliğini veya çok daha önce ele alınması gereken başka bir unsuru kaçırdıklarını fark edebilirler.

Siz de söz ettiniz, en cok merak edilen konulardan biri de Uzun Süreli İkamet (LTR), biraz daha ayrıntı rica edebilir miyiz?

Basitçe ifade etmek gerekirse, Uzun Süreli İkamet (LTR), AB üyesi olmayan bir vatandaşa Malta’da kalıcı bir statü kazandırır; ancak fiziksel ikamet kartı beş yıl süreyle verilir ve daha sonra otomatik/idari  olarak yenilenir. Geçici ikametten daha güvenlidir çünkü kısa süreli veya isverene bagli  bir ikamet hakkından ziyade yerleşik, uzun süreli bir ikamet hakkını yansıtır. Identità, başvuru sahiplerinin en az beş yıl yasal ve sürekli ikamet etmeleri, istikrarlı ve düzenli kaynaklara sahip olmaları, konaklamaları ve 217.05 sayılı Ek Mevzuat kapsamındaki entegrasyon önlemlerini yerine getirmeleri gerektiğini belirtmektedir.

“Sürekli ikamet”/Long Term Residence icin kural aslında Identità tarafından oldukça spesifik olarak açıklanmıştır. Yayınladıkları kılavuzda, bie kerede Malta’dan uzak olmanın  altı ayı aşamayacağı ve beş yıllık süre boyunca yurtdışında geçirilen toplam sürenin on ayı aşamayacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla, her dosyada her zaman olgusal bir değerlendirme olsa da, çerçeve kendi başına belirsiz değildir.

“I Belong” entegrasyon kursunun bu kadar önemli olmasının nedeni, yetkililerin uzun süreli ikameti sadece ikamet hesaplaması olarak değil, aynı zamanda gerçek entegrasyonun kanıtı olarak da değerlendirmesidir. İnsan Hakları Müdürlüğü’nün (Human Rights Directoriate)  programı, sertifika verilmeden önce katılım ve geçme şartlarıyla birlikte Malta Dili Entegrasyonu ve Kültürel Oryantasyon derslerini içermektedir. Bu, devletin başvuru sahibinin sadece Malta’da yaşadığına değil, aynı zamanda toplumla yapılandırılmış bir şekilde etkileşim kurduğuna dair kanıt istediğini göstermektedir.

Bence bu, insanların bu gerekliliği çok geç öğrendiklerinde pratik bir adaletsizlik yaratabilir. Yasal gereklilik kurallarda yeterince açık olsa da, birçok ikamet eden kişi bu bilgiyi erken bir asamada almıyor. Bekleme listeleri veya zamanlama sorunları tamamlanmayı geciktirirse, sorun daha iyi kurumsal iletişimle önlenebilse bile, başvuru sahibi bunun sonuçlarına katlanmak zorunda kalıyor. İşte sistemin iyileştirilebileceği nokta burası.

Evet, devletin ikamet edenleri daha erken ve daha proaktif bir şekilde bilgilendirmesi gerektiğine inanıyorum. Bir kişi bir gün uzun süreli ikamete yol açabilecek bir yoldaysa, entegrasyon gereklilikleri dördüncü veya beşinci yılda sürpriz olmamalıdır. Hukuk devleti perspektifinden bakıldığında, öngörülebilir haklar öngörülebilir bildirim gerektirir.

“Hızlı yol” (Fast Tracking) veya alternatif entegrasyon sertifikaları sunduğunu iddia eden özel kurumlar söz konusu olduğunda, insanlar son derece dikkatli olmalıdır. Resmi I Belong programı İnsan Hakları Müdürlüğü bünyesinde yürütülmekte olup, Identità uzun süreli ikamet hakkını resmi entegrasyon önlemlerinin yerine getirilmesine bağlamaktadır. Identità veya yetkili makam tarafından açıkça yazılı olarak tanınmadığı sürece, özel bir sertifikanın yasal bir değeri olduğunu varsaymanızı tavsiye etmem.

Başvuru sahiplerinin, bir göçmenlik şartını karşılayacağını düşündükleri belge veya kurslara para harayıp daha sonra ilgili makamın bunları eşdeğer kabul etmediğini öğrendiği durumlarla karşılaştım. Benim tavsiyem basittir: Herhangi bir ödeme yapmadan önce resmî gerekliliği doğrudan kontrol edin.

Bir kişi yıllardır Malta’da yaşıyor ama I Belong’u henüz tamamlamamışsa, ilk pratik adım derhal resmî programa kaydolmak ve atılan her adımı belgelemektir. İkinci adım, uzun süreli oturum dosyasının geri kalan kısmının da hazır olup olmadığını gözden geçirmektir; böylece ileride başka gecikmeler yaşanmaz. Üçüncü adım ise “başka bir sertifika da olur” şeklindeki gayriresmî güvencelere güvenmemektir. Bugün için en güvenli hukuki yaklaşım, yetkili makam açıkça başka bir seçeneği kabul ettiğini teyit etmedikçe resmî entegrasyon yolunu izlemektir.

Haftaya, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları açısından hâlâ en dikkat çekici ve en çok merak edilen başlıklardan biri olmayı sürdüren Ankara Anlaşması’nı ele alacağız. Bu çerçevede, anlaşmanın Malta’daki pratik karşılığını, hukuki sınırlarını ve özellikle çalışma ile oturum süreçlerine etkisini daha yakından inceleyeceğiz.

Sorularınızı Malta Haber’e [email protected] uzerindeniletebilir, gelecek haftaki köşede ele alınmasını istediğiniz konuları paylaşabilirsiniz.

Son Haberler

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz