8 Mart, 2026
Ortadoğu’daki savaş giderek daha geniş bir jeopolitik gerilime dönüşürken, İran’dan bu kez doğrudan Avrupa ülkelerine yönelik dikkat çekici bir uyarı geldi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Tahtrevançi, Avrupa ülkelerinin İran’a yönelik saldırılara dahil olmaması gerektiğini söyleyerek, ABD ve İsrail’in yanında yer alan ülkelerin “İran’ın misillemesi için meşru hedef haline geleceğini” belirtti. Açıklama, France 24’e verdiği röportaj üzerinden AA, TRT Haber ve Anadolu Ajansı İngilizce servisinde yayımlandı.
Tahtrevançi, Tahran yönetiminin Avrupalıları bu savaşın parçası olmamaları konusunda önceden uyardığını ifade etti. İranlı yetkiliye göre herhangi bir Avrupa ülkesi, İran’a karşı yürütülen askeri harekâta doğrudan destek verirse, Tahran bunu karşılıksız bırakmayacak. Aynı açıklamada Tahtrevançi, ABD’ye güvenmediklerini ve Washington’un “yalnızca İran’a değil, diplomasiye de ihanet ettiğini” savundu.
Bu sert çıkış, 28 Şubat’ta ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırı başlattığı yönündeki haberlerin ardından geldi. TRT Haber’in AA kaynaklı aktardığı bilgiye göre İran da buna karşılık İsrail’in yanı sıra, ABD üslerinin bulunduğu Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn başta olmak üzere bazı bölgesel hedeflere saldırılar düzenledi. TRT Haber aynı haberde, İran Sağlık Bakanlığı Sözcüsü Hüseyin Kermanpur’un ABD-İsrail saldırılarında 926 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladığını da aktardı.
Avrupa açısından asıl kritik soru ise şu: Bu tehdit pratikte ne anlama geliyor? Şu aşamada İran’ın sözleri doğrudan bir Avrupa ülkesine saldırı ilanı değil; ancak Tahran, savaşa askeri, lojistik ya da üs desteği sağlayacak devletleri açık biçimde caydırmaya çalışıyor. Bu nedenle açıklama, özellikle NATO üyesi Avrupa ülkelerinde ve ABD ile yakın askeri koordinasyon içindeki başkentlerde dikkatle izleniyor. Bu değerlendirme, İranlı yetkilinin sözlerinin kapsamına dayanan bir yorumdur.
Malta Haber okurları açısından gelişmenin önemi, Avrupa’daki güvenlik ve dış politika tartışmalarının artık yalnızca Ukrayna ya da enerji arzı ekseninde değil, Ortadoğu savaşı üzerinden de sertleşiyor olması. Schengen bölgesinde yaşayan, çalışan ve seyahat eden Türkler için bu tür gerilimler; hava trafiğinden enerji fiyatlarına, diplomatik güvenlik önlemlerinden Avrupa’daki siyasi atmosfere kadar birçok alanı dolaylı biçimde etkileyebilir. Bu da haberi, Avrupa’da yaşayan Türkler açısından yalnızca dış haber değil, günlük hayata temas eden bir gelişme haline getiriyor. Bu son paragraf, mevcut gelişmelerden yapılan editoryal bir çıkarımdır.


