8 Mart 2026
Malta’da yaşayan Türkler için Avrupa’daki göç tartışmaları bazen uzaktaki bir siyasi kavga gibi görünebilir. Oysa konu Schengen olunca, Madrid’de alınan bir kararın yankısı Helsinki’de, Valletta’da ve elbette Malta’daki yabancı toplulukların günlük hayatında da hissediliyor. Tam da bu nedenle son günlerde Avrupa’da en çok konuşulan başlıklardan biri, İspanya’nın yüz binlerce belgesiz göçmene yasal statü vermeye hazırlanması ve buna Finlandiya’dan gelen sert tepki oldu.
Euronews’e konuşan Finlandiya İçişleri Bakanı Mari Rantanen, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez’in belgesiz göçmenlere yasal statü verme kararını eleştirerek bunun Schengen bölgesi açısından risk oluşturduğunu savundu. Rantanen, “Ortak bir alandayız, Schengen bölgesindeyiz” diyerek, bir ülkenin daha gevşek bir adım atmasının diğer üyeleri de etkileyebileceğini söyledi.
Tartışmanın merkezindeki İspanya planı ise oldukça büyük. Euronews’in aktardığına göre İspanya hükümeti, ülkede en az beş aydır bulunan ve 31 Aralık 2025’ten önce gelen yaklaşık 500 bin belgesiz göçmene kararname yoluyla yasal statü tanınmasını öngören planı ocak ayı sonunda onayladı. Hükümetin gerekçesi, özellikle bazı sektörlerde yaşanan ciddi iş gücü açığını kapatmak.
İşte meselenin Malta açısından ilginç tarafı burada başlıyor. Çünkü Malta da Schengen bölgesinin parçası. Yani Avrupa’da bir ülkenin attığı göç adımı artık sadece o ülkenin iç meselesi olarak kalmıyor. Finlandiya’nın itirazı da tam buna dayanıyor: Bir ülke daha fazla kişiye yasal statü verdiğinde, bu kişilerin Schengen içinde hareket kabiliyeti zamanla diğer üyelerin de siyasi gündemine dönüşebiliyor. Bu, Euronews röportajında dile getirilen siyasi kaygının özeti niteliğinde.
Avrupa Komisyonu’nun da bu plana tamamen sessiz kalmadığı görülüyor. Haberde, Brüksel’in İspanya’daki adımın Avrupa Birliği’nin mevcut politikasıyla çatışma riski taşıdığı uyarısında bulunduğu belirtiliyor. Yani mesele sadece Madrid ile Helsinki arasında bir görüş ayrılığı değil; AB düzeyinde de “göçte ortak çizgi var mı, yok mu?” sorusunu yeniden gündeme getiriyor.
Finlandiya ise tam ters yönde ilerliyor. Euronews’e göre Rantanen döneminde ülke, iltica ve geri dönüş politikasını daha sıkı hale getirdi; ayrıca 2026 Haziran’ında tamamen yürürlüğe girmesi beklenen AB Göç Paktı çerçevesinde önerilen yeni geri dönüş araçlarına da sıcak bakıyor. Bunlar arasında, iltica başvurusu reddedilen kişilerin AB dışındaki geri dönüş merkezlerine gönderilmesine imkân tanıyabilecek düzenlemeler de var.
Malta Haber okuru açısından bu haberin asıl önemi şu: Avrupa’da göç politikası artık tek bir çizgide ilerlemiyor. Bir tarafta iş gücü açığını kapatmak için daha pragmatik davranan İspanya var; diğer tarafta güvenlik, sınır kontrolü ve Schengen’in bütünlüğü vurgusunu öne çıkaran Finlandiya. Malta gibi küçük ama göç baskısını yoğun hisseden bir ada ülkesinde yaşayanlar için bu tartışma, yalnızca siyasi bir polemik değil; oturum, çalışma izni, sınır denetimi ve Avrupa’daki genel hava açısından yakından takip edilmesi gereken bir yön arayışı. Bu son değerlendirme, haberde aktarılan gelişmelerden yapılan bir çıkarımdır.


