Avusturya Bilimler Akademisi (ÖAW) bünyesinde görev yapan araştırmacılar, Mısır’daki Sina Yarımadası’nda yer alan Aziz Katerina Manastırı arşivinde, erken 8. yüzyıla tarihlenen ve bugüne dek bilinmeyen bir Hristiyan “dünya kroniğini” gün yüzüne çıkardı. Aslen Süryanice kaleme alınan ve daha sonra Arapçaya çevrilen metin; Bizans-Arap savaşları, Yermük Savaşı ve İslam’ın yükselişi gibi 7. yüzyılın tarihsel kırılma noktalarına dair erken dönem bir tanıklık sunuyor.
Dijital Arşiv Tarama ile Ortaya Çıktı
Tarihçi Adrian Pirtea’nın, Aziz Katerina Manastırı’nda bulunan yüksek çözünürlüklü dijital el yazmalarını incelemesi sırasında tespit ettiği kronik, literatürde “Maronit Kroniği (713)” olarak adlandırılıyor. Hasar görmüş ve kısmen birbirine yapışmış sayfalardan oluşan 13. yüzyıla ait Arapça tercüme nüsha üzerinde yapılan analizler, metnin insanlık tarihini Hz. Âdem’den başlayarak MS 692–693 yıllarına kadar getirdiğini ortaya koydu.
Araştırmacılara göre bu kronik; erken İslam fetihleri döneminde bölgede yaşayan yerel Hristiyan toplulukların, yaşanan siyasi ve dini dönüşümleri nasıl anlamlandırdığını yansıtması açısından büyük önem taşıyor.
Yermük Savaşı ve Bizans’ın Çekilişi
Eserin dikkat çeken bölümlerinden biri, MS 636 yılında Bizans İmparatorluğu ile Arap orduları arasında gerçekleşen ve bölgenin kaderini belirleyen Yermük Savaşı’na ilişkin anlatımlar içeriyor. Kronik, İmparator Herakleios’un Suriye’den çekilişini ve Bizans’ın bölgedeki hâkimiyetini kaybedişini dönemin tanıklıklarıyla birlikte aktarıyor.
Metinde ayrıca şu başlıklar öne çıkıyor:
-
MS 602–628 yılları arasındaki Bizans-Sasani savaşlarına dair detaylı tasvirler
-
İslam’ın doğuşu ve Arap ordularının erken dönem fetihleri
-
Bizans ve Arap dünyası arasındaki diplomatik ve askerî gerilimler
-
Balkanlar, Sicilya ve Roma’daki siyasi gelişmelere ilişkin değerlendirmeler
-
Suriyeli Hristiyan toplulukların Konstantinopolis ile teolojik kopuş süreçleri
Akdeniz Tarihini Yeniden Okumak Mümkün Olabilir
Pirtea’ya göre söz konusu kronik, 8. yüzyılda kaleme alınmış ve daha sonraki tarihçiler tarafından atıf yapılan ancak günümüze ulaşmayan kayıp bir kaynağın parçası olabilir. Bu yönüyle belge, yalnızca askerî olayları değil, Akdeniz havzasındaki sosyo-politik dönüşümü de anlamaya katkı sağlayabilecek nitelikte.
Avusturya Bilimler Akademisi araştırmacıları, metnin tam çevirisi ve kritik edisyonu üzerinde çalışmalarını sürdürüyor. Çalışmanın tamamlanmasıyla birlikte, İslam’ın ilk yüzyılına dair tarihsel anlatıların yeniden değerlendirilmesi ve erken Orta Çağ’a ilişkin mevcut bilgilerin güncellenmesi bekleniyor.


