Fenerbahçe maça adeta şovla başladı. Daha 33. dakikada fişi çekti ve rakibini sahadan siler gibi bir tablo çizdi. Asensio için Alex kıyaslaması belki erken ama bazı sinyaller hiç yabana atılır gibi değil. Top ayağına geldiğinde oyunun yönünü değiştirebilme kabiliyeti, takımını yönlendirme yetisi ve gerektiğinde komutan gibi sahneye çıkması, ilerleyen günler için umut verici. Kerem ise geldiğinden beri ilk kez gerçekten sahada etkili oldu. Artık yalnızca formda olmakla kalmıyor, oyunun akışına katkı veriyor, sahada faydalı bir varlık hâline geldi.
Tedesco’nun forvetsiz denemeleri hâlâ merak uyandırıyor. “Bir şeyler deniyor” dedik, evet, ama sistemin sahada nasıl işleyeceğini görmek için daha ciddi maçlar gerekiyor. Fenerbahçe’nin pozisyon zenginliği ve baskıdaki dinamizmi ise olumlu sinyaller veriyor. Kante’nin performansı normalin altındaydı, ama ilk maçını oynuyordu, takımı yeni tanıyor, ritmi oturtamıyor. Yine de kısa bir pasla üç rakip oyuncuyu oyundan düşürdüğü an kaliteyi hissettirdi. Forvetsiz sistemin sınavını ise önümüzdeki ciddi maçlarda göreceğiz ve merak tüm futbol kamuoyunu sarıyor.
Galatasaray tarafında ise net bir galibiyet var ve bunun hakkını verdiler. Osimhen’in neredeyse sıfır açıdan attığı gol, “Osimhen golü” tanımını karşılıyor. Noa Lang göz doldurdu, Barış Alper ise ara transferden sonra kendini toparlamış gibi. Jakobs sakatlık sorunu olmasa ligin en iyisi olabilirdi. 3-0’lık skor ve üç direkten dönen toplar, Galatasaray’ın sahadaki hegemonya kurma kapasitesini gözler önüne seriyor. Sara ise bu takımın ilk yazılması gereken oyuncusu olduğunu bir kez daha kanıtladı. Yine de Galatasaray’da rotasyon stoper eksikliği ciddi bir sorun. Abdülkerim’in yokluğunda savunma hattı nasıl bir tandem oluşturacak, işte bu büyük soru işareti.
Beşiktaş ise bu sezon ilk kez gerçekten göz doldurdu. Skordan bağımsız olarak kontratak oynamaya başlamaları, sahadaki ritmi ve dinamizmi artırdı. Cerny vasat bir performans sergilese de kanatlardan katkı vermeye çalıştı. Hyeon -gyu Oh ise muhteşem bir başlangıç yaptı. Bir forvete “nasıl başlamak istersin?” diye sorsan, kendi evinde röveşatayla gol atmak istediğini söyler. İşte öyle bir başlangıç yaptı. Agbadou iki ciddi hata yapsa da stoper mevkisi, bir oyuncuyu takıma monte etmenin en zor pozisyonudur. Bu yüzden ilk maç günahı olmaz. Ara transferler tam çözüm getirmedi belki, ama takıma iyi bir makyaj yaptı ve eksikleri bir nebze kapattı. Hâlâ ciddi eksikler var, özellikle kaleci sorunu göz ardı edilemez. Beşiktaş, Galatasaray döneminde İsmail Çipe’nin kalede olduğu günleri hatırlattı.
Ve tabii Sergen Yalçın… Bana göre Sergen Yalçın, sadece Beşiktaş’ta değil, Süper Lig genelinde çalışması zor bir profil. Oyuncu grubu, motivasyon ve saha taktiği arasında doğru dengeyi kurması gereken bir hoca. Doğru kaleci ve doğru birkaç takviye ile seneye bambaşka bir senaryo yazılabilir. Ama şu an için romantizm değil, akılcı ve planlı hareket etmek şart.
Futbol bu; bazen öngörülemez, bazen sürprizlerle dolu. Ama sahada belirgin bir fark ortaya koyan ekipler ve doğru hamleler, ligin kaderini belirler. Fenerbahçe’nin enerjisi, Galatasaray’ın hegemonya kurma isteği ve Beşiktaş’ın kontratak denemeleri… Hepsi ayrı bir hikaye yazıyor…


