12.9 C
Malta
Cuma, Ocak 2, 2026
spot_img
spot_img

DİDEM GÖRKAY YAZDI; SIFIRIN ALTINDA VAROLUŞ: SİNEMADA KEMİK ÇATLATAN KIŞ VE DEĞİŞMEYENİN LANETİ  

Kış, modern sinemanın elinde artık kartpostallık bir manzara değil, bir imha planıdır. Son yirmi beş yıla baktığımızda, yönetmenlerin kamerayı bir buz kütlesine dönüştürdüğünü görüyoruz. Bu filmleri izlerken battaniyenin altına girme ihtiyacı hissetmezsiniz; çünkü bilirsiniz ki o soğuk, evin yalıtımından değil, karakterin suratına çarpan o kirli, ıslak ve umutsuz gerçeklikten geliyordur. 2025’ten 2026’ya geçerken hissettiğin o “bir b** değişmeyecek” duygusu, aslında bu filmlerin üzerine kurulu olduğu temel kolonudur: Donan şey, değişmez.

1. Nuri Bilge Ceylan: Anadolu’nun Kirli Karı ve Ruhsal Kangren

Nuri Bilge Ceylan sineması, kışı bir “izole etme” yöntemi olarak kullanır. “Uzak” (2002) filminde İstanbul üzerine çöken o isli, egzoz kokulu karı düşünün. Mahmut’un penceresinden görünen o beyazlık, aslında bir özgürlük değil, bir hapishanedir. Kar, Mahmut’un ruhundaki o kokuşmuş yalnızlığı örteceğine, onu iyice kristalize eder. O filmde kar yağarken vapurdan inen insanların paltolarına sarılışı, aslında sadece rüzgârdan değil, birbirlerinin soğukluğundan kaçma çabasıdır.

“Kış Uykusu” (2014) ise kışın o pasif-agresif halidir. Aydın’ın Kapadokya’daki otelinde, dışarıda fırtına dünyayı yutarken, içerideki o “aydın” kibri, şöminenin başında bile titretir insanı. Burada karın sesi yoktur, sadece gıcırtısı vardır. Ceylan bize şunu fısıldar: “Karın altına ne kadar entelektüel laf kalabalığı gömersen göm, bahar geldiğinde o pislik yine oradadır.” 2025’ten 2026’ya devreden o iğrenç tortu, tam olarak Aydın’ın otelinin kapısında biriken o aşılmaz kar yığınıdır. Kapı açılmaz, çünkü içerideki çürüme dışarıdaki kardan daha ağırdır.

2. The Revenant ve Wind River: Doğanın İntikamı Olarak Safi Ayaz

Hollywood’un son dönem kış vizyonu, insanın doğa karşısındaki o zavallı çıplaklığı üzerinedir. “TheRevenant” (2015) filminde Leonardo DiCaprio’nun o çiğ eti yediği, atın içinde uyuduğu sahnelerdeki soğuk, estetik bir tercih değildir; hayvani bir mecburiyettir. Alejandro Iñárritu kamerayı öyle bir açıyla yerleştirir ki, oyuncunun havaya çıkan nefesi lensi buğulandırır. O buğu, senin de boğazına oturur. Oradaki kar yumuşak değildir; jilet gibidir, teni keser ve ruhu uyuşturur.

Taylor Sheridan’ın “Wind River” (2017) filmi ise kışı bir “sessiz katil” olarak betimler. Wyoming’in o uçsuz buçsuz karlarında, bir kızın akciğerlerinin soğuktan patlayarak (pulmonary edema) ölmesi, kışın melankoliden çıkıp safi dehşete dönüştüğü andır. Burada kar, bir suç mahallidir. Ve o suçun faili mevsim değil, insanın bizzat kendisidir. Bir b** değişmez; çünkü o coğrafyada adalet, karlar eriyene kadar çoktan çürümüş olur. 2026’da da o kızlar o karların üstünde koşmaya çalışacak ve o ciğerler yine o soğuktan patlayacaktır.

3. Rusya’nın Zifiri Soğuğu: Loveless ve Leviathan

Rus sineması kışı en iyi bilen taraftır çünkü onlar için kış bir mevsim değil, bir devlet rejimidir. AndreyZvyagintsev’in “Loveless” (2017) filminde, kaybolan çocuğun peşinde o beton binaların arasından ormanın derinliklerine giren ekip, aslında bir çocuğu değil, kendi kaybolmuş insanlıklarını ararlar. Ormandaki ağaçların dallarından sarkan o ağır kar kütleleri, her an tepene düşecek birer giyotin gibidir. Filmdeki o soğuk, insanın iliğini donduran bir “sevgisizlik” ayazıdır. 2025 iğrençti diyorsan, Zvyagintsev sana 2026’nın sadece daha sessiz bir iğrençlik olacağını, o ormandaki karlar gibi üzerine yığılacağını söyler. Kar burada bir kefendir ve bu kefen her yıl yeniden dikilir.

4. Coen Kardeşler ve Inside Llewyn Davis: Islak Ayakların Melankolisi

Bir insanı en çok ne dondurur? Kışın ortasında, delik bir ayakkabıyla buzlu suya basmak. “Inside LlewynDavis” (2013) tam olarak budur. New York’un o gri, pis ve amansız kışında, elinde bir kediyle sığınacak yer arayan Llewyn’in hikâyesi, başarısızlığın kış halidir. Filmdeki renk paleti o kadar soluktur ki, sanki her kare dondurucudan yeni çıkmış gibidir. Ayaklarının altındaki o çamurlu, tuzla karışmış karın ıslaklığı, senin de çoraplarından içeri sızar. Llewyn’in o bitmek bilmeyen döngüsü, 2025 ve 2026 arasındaki o farkın neden “bir b.. etmediğini” en iyi özetleyen şeydir: Kışın ortasında ayakkabın delikse ve cebinde beş kuruşun yoksa, takvimdeki rakamın değişmesi sadece soğuğun süresini uzatır.

5. İsveç’in Steril Dehşeti: Let the Right One In

“Let the Right One In” (2008) filmindeki o İsveç banliyölerinin steril beyazlığı, kışın aslında şiddeti ne kadar iyi gizlediğini gösterir. Kar yağarken her şey temiz görünür, sessizdir. Ama o sessizliğin içinde bir çocuk diğerine işkence eder, bir vampir bir adamın gırtlağını parçalar. 2025’in iğrençliğini örten o beyaz örtü, aslında sadece kırmızıyı (yani acıyı) daha belirgin hale getirmeye yarar. Karların içindeki o kan lekesi, 2026’nın da aynı vahşetle devam edeceğinin ilk işaretidir.

6. Fargo: Beyazın İçindeki Absürtlük ve Ölüm

Orijinal film 90’larda kalsa da, son yıllardaki etkisi yadsınamaz. “Fargo” evreninde kar, bir örtbas etme aracıdır. İnsanlar o devasa beyazlıkta kaybolurlar, birbirlerini parçalayıp karların içine gömerler. Ama kar eridiğinde, o kıyma makinesinden çıkanlar, o gömülen paralar, o iğrenç sırlar hep oradadır. 2025’te gömdüğün her neyse, 2026’nın ilk çözülmesinde (thaw) burnunun dibinde bitecektir.

Sonuç: Bir b** Değişmeyecek mi?

Neden bir b** değişmeyecek biliyor musunuz? Çünkü sinemanın bu en “soğuk” örnekleri bize şunu gösterdi: Kar yağdığında hayat durmaz, sadece daha zor hale gelir. 2026, 2025’in üzerine yağan taze kar tabakasıdır; ama altındaki o kokuşmuş asfalt, o iğrenç hatıralar ve o dondurucu yalnızlık tam gaz devam eder.

Kar, gerçeği yok etmez; sadece onunla yüzleşmeyi erteler. Ve o erteleme süreci, yani o bekleyiş, kışın asıl “g** donduran” kısmıdır. Takvimin değişmesi, hücrendeki numaranın değişmesi gibidir; duvarlar hala soğuk, yatak hala sert ve gardiyan hala aynı kişidir. 2026’ya girerken üzerine kalın bir şeyler alın; çünkü bu sinematik kış, sadece takvimde değil, ruhumuzda da da hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyor.

Son Haberler

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz