İtalya, yabancı sermayeyi ülkeye çekmek amacıyla hayata geçirdiği “Altın Vize” programıyla yatırımcılara hem oturum izni hem de Schengen bölgesinde vizesiz seyahat imkânı tanıyor. 2017 yılında yürürlüğe giren ve resmi adıyla Yatırımcı Vizesi olarak bilinen uygulama, son dönemde uluslararası yatırımcıların artan ilgisiyle yeniden gündemde.
Programa başvurmak isteyen yatırımcıların, İtalya’nın belirlediği yatırım seçeneklerinden en az birini yerine getirmesi gerekiyor. Buna göre, yenilikçi bir İtalyan girişimine 250 bin euro yatırım yapılması, İtalyan şirketlerine 500 bin euro sermaye aktarılması, kamu yararına projelere 1 milyon euro bağışta bulunulması ya da 2 milyon euro değerinde İtalyan devlet tahvili satın alınması programdan yararlanmak için yeterli oluyor. Bu tutarların, Avrupa’daki benzer “Altın Vize” programlarına kıyasla daha ulaşılabilir seviyede olduğu belirtiliyor.
Altın Vize kapsamında verilen oturum izni, yatırımcılara İtalya’da yaşama hakkı sağlarken, Schengen ülkeleri arasında serbest dolaşım avantajı da sunuyor. Ayrıca yatırımcıların yılın belirli bir dönemini İtalya’da geçirme zorunluluğunun bulunmaması, farklı ülkelerde işlerini sürdüren kişiler için programı daha cazip hâle getiriyor.
Ancak uygulamanın ekonomik faydalarının yanı sıra sosyal etkileri de tartışılıyor. Yabancı yatırımcı talebinin artmasıyla birlikte özellikle Roma, Milano ve Napoli gibi büyük şehirlerde ve turistik bölgelerde konut fiyatlarının yükseldiği, kısa süreli kiralamaların yaygınlaştığı ifade ediliyor. Uzmanlar, bu durumun yerel halkın uygun fiyatlı konut bulmasını zorlaştırdığına dikkat çekiyor.
İtalyan hükümeti ise Altın Vize programıyla kısa vadeli sermaye girişinin ötesinde, ülkeye uzun vadeli ekonomik katkı sunacak bir yatırımcı profili oluşturmayı hedefliyor. Programdan yararlanan yatırımcılar, belirli şartları yerine getirmeleri hâlinde ilerleyen yıllarda kalıcı oturum ve İtalyan vatandaşlığına başvurma hakkı da elde edebiliyor.


