<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>psikoloji Archives - Malta Haber</title>
	<atom:link href="https://www.maltahaber.com/tag/psikoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Malta&#039;nın Türkçe Sesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 26 Mar 2026 09:08:45 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/favicon.ico</url>
	<title>psikoloji Archives - Malta Haber</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DİDEM GÖRKAY YAZDI: TIKLA VE AL: YENİ NESLİN DOYUMSUZLUK PARADOKSU VE DİJİTAL DÜNYANIN ÇOCUKLUĞU</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-tikla-ve-al-yeni-neslin-doyumsuzluk-paradoksu-ve-dijital-dunyanin-cocuklugu/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-tikla-ve-al-yeni-neslin-doyumsuzluk-paradoksu-ve-dijital-dunyanin-cocuklugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Yalcinkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Mar 2026 09:08:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#AnlıkTatmin]]></category>
		<category><![CDATA[#BilinçliEbeveynlik]]></category>
		<category><![CDATA[#ÇocukGelişimi]]></category>
		<category><![CDATA[#ÇocukPsikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[#dijitalbağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[#DijitalÇağ]]></category>
		<category><![CDATA[#DijitalDenge]]></category>
		<category><![CDATA[#DikkatEksikliği]]></category>
		<category><![CDATA[#Doyumsuzluk]]></category>
		<category><![CDATA[#Ebeveynlik]]></category>
		<category><![CDATA[#EkranSüresi]]></category>
		<category><![CDATA[#EskiNesil]]></category>
		<category><![CDATA[#farkindalik]]></category>
		<category><![CDATA[#GözSağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[#Hazcılık]]></category>
		<category><![CDATA[#ModernHayat]]></category>
		<category><![CDATA[#Nostalji]]></category>
		<category><![CDATA[#Sosyalmedya]]></category>
		<category><![CDATA[#Tablet]]></category>
		<category><![CDATA[#ToplumsalDeğişim]]></category>
		<category><![CDATA[#YaşamYazısı]]></category>
		<category><![CDATA[#YeniNesil]]></category>
		<category><![CDATA[#YeniNesilAnalizi]]></category>
		<category><![CDATA[#YKuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[#ZKuşağı]]></category>
		<category><![CDATA[eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[Obezite]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=56896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yıllarda, özellikle Y ve Z kuşaklarının çocukları ile büyümüş olan ebeveynler ve eğitimciler, &#8220;yeni nesil&#8221; olarak adlandırılan çocuklarda belirgin bir şımarıklık ve doyumsuzluk eğilimi gözlemliyor. Bu eğilim, sadece bireysel davranışlarla sınırlı kalmayıp, toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu duruma, eski neslin çocuklarında gözlemlenen sabır, kanaatkârlık ve bekleyebilme erdeminin neden buharlaştığının bir göstergesi diyebiliriz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-tikla-ve-al-yeni-neslin-doyumsuzluk-paradoksu-ve-dijital-dunyanin-cocuklugu/">DİDEM GÖRKAY YAZDI: TIKLA VE AL: YENİ NESLİN DOYUMSUZLUK PARADOKSU VE DİJİTAL DÜNYANIN ÇOCUKLUĞU</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Son yıllarda, özellikle Y ve Z kuşaklarının çocukları ile büyümüş olan ebeveynler ve eğitimciler, &#8220;yeni nesil&#8221; olarak adlandırılan çocuklarda belirgin bir şımarıklık ve doyumsuzluk eğilimi gözlemliyor. Bu eğilim, sadece bireysel davranışlarla sınırlı kalmayıp, toplumsal bir sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu duruma, eski neslin çocuklarında gözlemlenen sabır, kanaatkârlık ve bekleyebilme erdeminin neden buharlaştığının bir göstergesi diyebiliriz. Bu değişimin merkezinde, şüphesiz ki, çocukların hayatına doğumdan itibaren sızan dijital ekranlar, yani internet ve tabletler yatıyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"> </span>Yeni neslin karakteri: Hazcılık ve anında tatmin</p>
<p class="p1"><span class="s1"> </span>Yeni nesil, &#8216;dijital yerliler&#8217; olarak adlandırılıyor ve dünyayı parmaklarının ucundaki bir ekran aracılığıyla deneyimliyor. Bu durum, onların doyumsuz ve şımarık olarak algılanmasının temelini oluşturuyor.</p>
<p class="p1"><span class="s1">Sonsuz seçenek ve doyumsuzluk ile hayatımıza giren internet, onlara sınırsız bir içerik ve seçenek evreni sunuyor. Bir video bittiğinde, binlercesi hazır bekliyor. Bir oyun sıkıcı geldiğinde, milyonlarcası indirilmeye hazır. Eski nesil çocuklar bir oyuncakla veya tek bir televizyon kanalıyla yetinmek zorundayken, yeni nesil için &#8220;yetinmek&#8221; kavramı, sürekli yenilenen bir menüde sadece bir seçenekten ibaret. Bu durum, beyindeki ödül-ceza sistemini bozarak bağımlılığa neden olabilen ve ödül yetmezliği sendromu olarak da bilinen bir duruma yol açabilmektedir. Sürekli uyarana maruz kalan beyin, sıradan zevklerden ve uzun vadeli hedeflerden haz almayı zorlaştırmaktadır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tablet uygulamaları ve oyunlar, genellikle hızlı ilerleme ve anlık ödüller üzerine kuruludur. Çocuk, çok az çabayla büyük başarılar elde edebildiğini görür. Bu, sabır gerektiren, uzun soluklu bir çaba sonucu elde edilen başarının değerini anlamasını engeller. Ailelerin çocuklarını susturmak veya kolay bir şekilde büyütebilmek için için kontrolsüzce bu cihazları kullanması da bu hastalıklı durumu pekiştirmektedir. Çocuk, istediği şeye hemen ve kolayca ulaşmayı &#8220;hak&#8221; olarak görmeye başlar.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"> </span>Eski ve yeni nesil: Uçurumun anatomisi</p>
<p class="p1"><span class="s2"> </span>Yeni neslin doyumsuzluğunun ve anlık haz arayışının derinliğini anlamak için, onları eski nesil çocuklarla karşılaştırmak gerekir:</p>
<p class="p1"><span class="s1">Eski nesil, taştan, topraktan ve basit objelerden yaratıcılıkla yeni oyunlar türetirdi. Bu, yaratıcı düşünme ve problem çözme becerilerini doğrudan geliştirirdi. Yeni neslin oyunları ise tablet ekranlarında, önceden tasarlanmış, genellikle yüksek görsel uyaranlı ve pasif tüketim odaklıdır. Uzun süre ekrana maruz kalan çocuklarda yaratıcı düşünme ve problem çözme gibi üst düzey gelişim alanlarının olumsuz etkilenir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Eski nesil, sosyalleşmeyi kapı önünde, sokakta, yani fiziksel ve gerçek bir etkileşim içinde öğrenirdi. Bu, empati ve duygu kontrolü gibi sosyal becerileri doğal yollarla geliştirirdi. Uzun süre ekranda kalan yeni nesil çocuklarda ise akranlarıyla iletişim kurmada zorluk, sosyal ortamlara girmek istememe, içe kapanma ve göz temasının azalması gibi farklılıklar göze çarpmaktadır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İnternet ve tabletler, bu değişimi hızlandıran en güçlü araçlardır. Etkileri, sadece davranışsal değil, aynı zamanda fiziksel ve bilişsel düzeyde de kendini göstermektedir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kontrolsüz teknoloji kullanımı, çocukların fiziksel gelişiminide olumsuz etkilemektedir. Uzun süre eğik durmaktan kaynaklanan omurga eğriliği, kamburluk, boyun fıtığı gibi kas ve iskelet sistemi bozuklukları sıklıkla görülmektedir. Ayrıca uzun süre ekrana bakılması sonucu göz kırpmanın azalmasıyla göz kuruluğu, miyopluk ve mavi ışık hasarı gibi göz bozuklukları artmaktadır. Hareketsizliğe bağlı olarak obeziteoranları da artmakta, ilerleyen yaşlarda kalp ve tansiyon gibi kronik rahatsızlık riskleri yükselmektedir. Tüketim tüketimi doğurur, mavi ışığa karşı koruma amaçlı gözlüklerin piyasaya lanse edilmesi de sınırsız kullanılan tablet ve bilgisayarların başka bir sonucudur.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dijital bağımlılık, çocuklarda kontrol kaybı ile kendini göstermektedir. Olumsuz sonuçlarına rağmen (göz bozukluğu, okul başarısızlığı, uykusuzluk vb.) ekrana dönme davranışı bağımlılığın temel belirtisidir. Bu durum, dikkat eksikliği, hafıza kaybı ve öğrenme bozukluklarına yol açabilmekte, içe kapanma ve öfkeyi kontrol edememe gibi duygusal sorunları beraberinde getirmektedir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yeni nesil çocukların şımarık ve doyumsuz olarak etiketlenmesi yerine, bu durumun kaynağındaki dijital çağ dinamiklerini anlamak gerekmektedir. İnternet ve tabletler, doğru kullanıldığında faydalı eğitim araçları olsa da, kontrolsüz ve bilinçsizce kullanımları derin toplumsal ve bireysel sorunlara yol açmaktadır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çözüm, tamamen yasaklamaktan ziyade, kontrolün yetişkinin elinde olduğu, içeriğin (şiddet ve istismar unsuru olmayan) ve sürenin denetlendiği bilinçli teknoloji kullanımını teşvik etmekten geçmektedir. Eski neslin erdemlerini (sabır, kanaatkârlık) yeni neslin becerileriyle (hızlı adapte olma, dijital okuryazarlık) birleştiren bir yaklaşım, doyumsuzluk paradoksunu kırarak, daha sağlıklı ve dengeli bireyler yetiştirmenin anahtarı olacaktır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"> </span>Harcanan bir nesil olarak, o güzel çocuklar, şimdi hangi sessiz limanda?</p>
<p class="p1"><span class="s2"> </span>O güzel çocuklar, kalabalık oyun bahçelerinden, bitmek bilmeyen maceralardan ve yanaklarında güneşi taşıyan kahkahalardan sonra, şimdi hayatın dingin sularında kendi &#8220;Sessiz Liman&#8221;larını buldular. Kimisi, bir zamanlar en sevdikleri oyuncağın kırık parçalarını sakladığı, anılarla örülü çocukluğunu yaşadığı evde huzur buldu. Kimisi, yorgun bir geminin sığınabileceği sonsuz bir denizde, rüzgârınfısıltısında çocukluğunun eski şarkılarını duydu. Onların limanı, ne taş duvarlarla çevrili bir korunak ne de haritada işaretli bir yerdi. Aksine, zamanın onları olgunlaştırdığı, aceleci adımların yavaşladığı ve ruhlarının çocukluk safiyetini bilge bir sessizlikle harmanladığı, sadece onlara ait bir iç dünya fısıltısıydı.</p>
<p class="p1"><span class="s1">Ve o fısıltıda, kaybolan hiçbir şeyin gerçektenkaybolmadığını, sadece daha derin bir huzura dönüştüğünü anladılar.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-tikla-ve-al-yeni-neslin-doyumsuzluk-paradoksu-ve-dijital-dunyanin-cocuklugu/">DİDEM GÖRKAY YAZDI: TIKLA VE AL: YENİ NESLİN DOYUMSUZLUK PARADOKSU VE DİJİTAL DÜNYANIN ÇOCUKLUĞU</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-tikla-ve-al-yeni-neslin-doyumsuzluk-paradoksu-ve-dijital-dunyanin-cocuklugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye Dünyanın En Sinirli İkinci Ülkesi Seçildi</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/turkiye-dunyanin-en-sinirli-ikinci-ulkesi-secildi/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/turkiye-dunyanin-en-sinirli-ikinci-ulkesi-secildi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Yalcinkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Dec 2025 20:59:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#gallup]]></category>
		<category><![CDATA[#galluparaştırması]]></category>
		<category><![CDATA[#küreselaraştırma]]></category>
		<category><![CDATA[#öfke]]></category>
		<category><![CDATA[#öfkedüzeyi]]></category>
		<category><![CDATA[#stresliülkeler]]></category>
		<category><![CDATA[#toplumsalruhhali]]></category>
		<category><![CDATA[#türkiyestres]]></category>
		<category><![CDATA[#YaşamKalitesi]]></category>
		<category><![CDATA[araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Stres]]></category>
		<category><![CDATA[toplum]]></category>
		<category><![CDATA[türkiye]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=54959</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gallup tarafından yayımlanan küresel duygular araştırmasına göre Türkiye, stres ve öfke düzeyi en yüksek ülkeler arasında ikinci sırada yer aldı. Çalışma, bireylerin günlük yaşamda yaşadığı olumsuz duygusal deneyimleri temel alarak ülkeler arası bir karşılaştırma sunuyor. Araştırmada katılımcılara, bir gün önce stres, öfke, üzüntü veya kaygı hissedip hissetmedikleri soruldu. Elde edilen veriler, Türkiye’de bu duyguları yoğun [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/turkiye-dunyanin-en-sinirli-ikinci-ulkesi-secildi/">Türkiye Dünyanın En Sinirli İkinci Ülkesi Seçildi</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Gallup tarafından yayımlanan küresel duygular araştırmasına göre Türkiye, stres ve öfke düzeyi en yüksek ülkeler arasında ikinci sırada yer aldı. Çalışma, bireylerin günlük yaşamda yaşadığı olumsuz duygusal deneyimleri temel alarak ülkeler arası bir karşılaştırma sunuyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Araştırmada katılımcılara, bir gün önce stres, öfke, üzüntü veya kaygı hissedip hissetmedikleri soruldu. Elde edilen veriler, Türkiye’de bu duyguları yoğun yaşayan bireylerin oranının küresel ortalamanın oldukça üzerinde olduğunu ortaya koydu.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Uzmanlar, ekonomik belirsizlikler, hayat pahalılığı, iş güvencesi kaygısı ve toplumsal kutuplaşma gibi faktörlerin Türkiye’deki yüksek stres ve öfke seviyelerinde etkili olabileceğine dikkat çekiyor. Araştırma, yalnızca bireysel ruh hâllerini değil, toplumların genel psikolojik iklimini de yansıtması açısından önem taşıyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gallup’un küresel raporu, stresin ve öfkenin yalnızca bireysel bir sorun olmadığını; sosyal, ekonomik ve politik koşullarla doğrudan ilişkili olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/turkiye-dunyanin-en-sinirli-ikinci-ulkesi-secildi/">Türkiye Dünyanın En Sinirli İkinci Ülkesi Seçildi</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/turkiye-dunyanin-en-sinirli-ikinci-ulkesi-secildi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ayşegül Morkoyun Yazdı; Her Ruhun Bir Havası Var</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/aysegul-morkoyun-yazdi-her-ruhun-bir-havasi-var/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/aysegul-morkoyun-yazdi-her-ruhun-bir-havasi-var/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[eliforen]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 May 2025 08:03:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Ayşegül Morkoyun]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#Ayşegülmorkoyun]]></category>
		<category><![CDATA[#Duygular]]></category>
		<category><![CDATA[#DuygusalFarkındalık]]></category>
		<category><![CDATA[#FarkındalıkYazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#İçDünya]]></category>
		<category><![CDATA[#İçGökyüzü]]></category>
		<category><![CDATA[#KabulEtmek]]></category>
		<category><![CDATA[#MentalSağlık]]></category>
		<category><![CDATA[#ModernYaşam]]></category>
		<category><![CDATA[#RuhHali]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=50736</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ruh hâli sabit değildir; tıpkı gökyüzü gibi değişken, geçici ama her zaman bir şey anlatır. İnsan ruhu sabit bir varlık değil. Gün içinde bile defalarca değişen, şekil alan, bazen açan bazen kapanan bir gökyüzü gibi. Kimi zaman güneşli, kimi zaman puslu. Rüzgârın yönü bir değişti mi, iç dengesi de yerinden oynayabilir. İnsanlar genellikle duygularını net [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/aysegul-morkoyun-yazdi-her-ruhun-bir-havasi-var/">Ayşegül Morkoyun Yazdı; Her Ruhun Bir Havası Var</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Ruh hâli sabit değildir; tıpkı gökyüzü gibi değişken, geçici ama her zaman bir şey anlatır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İnsan ruhu sabit bir varlık değil. Gün içinde bile defalarca değişen, şekil alan, bazen açan bazen kapanan bir gökyüzü gibi. Kimi zaman güneşli, kimi zaman puslu. Rüzgârın yönü bir değişti mi, iç dengesi de yerinden oynayabilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İnsanlar genellikle duygularını net tanımlara sığdırmaya çalışır: “İyiyim”, “kötüyüm”, “yorgunum”… Oysa çoğu zaman bu kelimeler, iç dünyadaki karmaşayı tarif etmeye yetmez. Çünkü ruh hâli, tıpkı hava gibi; bir anlık değişimle başka bir tona bürünebilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kimi sabahlar içte sessiz bir yağmurla uyanılır. Sebebi belli olmayan bir ağırlık sarar insanı. Ne tam mutsuzluk, ne de tam bir huzur. Sanki gökyüzü griye dönmüştür ama yağmur hâlâ içtedir. Bu hâldeyken dışarıdan gelen “neşelen” telkinleri, tıpkı rüzgârlı bir günde şemsiye açmak gibidir — faydadan çok zarar getirir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Başka günler olur; insan kendi içinde adeta bir bahar yaşar. Yeni başlangıçlara, yeni fikirlere, yeni sevgilere açıktır. Gözler daha parlak, adımlar daha hafiftir. O hâl, havadaki ilkbahar gibi, içe de ferahlık verir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ve bazen de öyle bir rüzgâr eser ki içten, geçmişi de geleceği de önüne katar götürür. Ruhu savurur. Yorgunlukla birlikte bir arınma da gelir ardından. Rüzgâr, sadece dağıtmaz; temizler de.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İnsanın ruhsal mevsimi, takvimle uyumlu değildir. Yaz ortasında iç kışta olabilir. Kışın ortasında içi çiçek açabilir. Bu yüzden kişinin kendine en çok sorması gereken sorulardan biri şudur:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Bugün içimde hangi hava hâkim?”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu sorunun cevabı, sadece bir farkındalık değil, bir rehberdir. Çünkü kişi kendi iç havasını tanıdıkça, hangi gün neye ihtiyacı olduğunu da daha iyi bilir. Kimi gün sessizliğe, kimi gün bir sohbete, kimi günse sadece zamana…</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Her ruhun bir havası vardır. Ve bazen en büyük iyilik, o havayı olduğu gibi kabul etmektir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/aysegul-morkoyun-yazdi-her-ruhun-bir-havasi-var/">Ayşegül Morkoyun Yazdı; Her Ruhun Bir Havası Var</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/aysegul-morkoyun-yazdi-her-ruhun-bir-havasi-var/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her dört çalışandan biri ruh sağlığı sorunu yaşıyor</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/her-dort-calisandan-biri-ruh-sagligi-sorunu-yasiyor/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/her-dort-calisandan-biri-ruh-sagligi-sorunu-yasiyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reşit Şahin]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 09:06:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[çalışan psikolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[iş memnuniyeti]]></category>
		<category><![CDATA[kaygı]]></category>
		<category><![CDATA[klinik yardım]]></category>
		<category><![CDATA[malta]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ruh sağlığı problemi]]></category>
		<category><![CDATA[stress]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=26972</guid>

					<description><![CDATA[<p>02 Aralık 2021 Malta halkının yaşam kalitesini ölçen araştırma her dört işçiden birinin ruh sağlığı sorunları yaşadığını ve yardıma ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu. Malta’da 4 binden fazla çalışanın katılımıyla yapılan araştırmada, salgın sırasında çalışanların işyerinde mutlu olmalarına rağmen yüzde 33’ünün ruh sağlığı sorunlarından şikayetçi olduğu ortaya çıktı. Malta halkının yaşam kalitesini ölçen araştırmaya göre her [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/her-dort-calisandan-biri-ruh-sagligi-sorunu-yasiyor/">Her dört çalışandan biri ruh sağlığı sorunu yaşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>02 Aralık 2021</p>
<p>Malta halkının yaşam kalitesini ölçen araştırma her dört işçiden birinin ruh sağlığı sorunları yaşadığını ve yardıma ihtiyaç duyduğunu ortaya koydu.</p>
<p>Malta’da 4 binden fazla çalışanın katılımıyla yapılan araştırmada, salgın sırasında çalışanların işyerinde mutlu olmalarına rağmen yüzde 33’ünün ruh sağlığı sorunlarından şikayetçi olduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Malta halkının yaşam kalitesini ölçen araştırmaya göre her dört işçiden biri ruh sağlığı sorunları yaşadığını ve yardıma ihtiyaç duyduğunu söylüyor.</p>
<p>Çalışanlar en çok kaygı ve stres sorunu yaşadıklarını belirtirken her üç çalışandan biri klinik yardım gerektiren semptomlar gösteriyor.</p>
<p>Araştırmaya göre, Maltalıların yüzde 42&#8217;si işlerinde çok mutlu, yüzde 21&#8217;i memnun değil, yüzde 73&#8217;ü yaşadığı hayattan memnunken yüzde 27&#8217;si ise mutlu olmadığını söyledi.</p>
<p>İşyerinde mutlu olmalarına rağmen çalışanların dörtte birinin ruh sağlığı sorunu yaşaması dikkat çekici bir sonuç olarak hükümetin yetkili organlarında ele alınıp değerlendirilmesi bekleniyor.</p>
<p><a href="https://www.tvm.com.mt/en/news/many-maltese-people-are-happy-in-their-jobs-but-one-fourth-suffer-from-mental-health-problems/">Tvm</a></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/her-dort-calisandan-biri-ruh-sagligi-sorunu-yasiyor/">Her dört çalışandan biri ruh sağlığı sorunu yaşıyor</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/her-dort-calisandan-biri-ruh-sagligi-sorunu-yasiyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>En derin yerindeki sen</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/dilek-bolat-en-derin-yerindeki-sen/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/dilek-bolat-en-derin-yerindeki-sen/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Aug 2021 08:02:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilek Bolat]]></category>
		<category><![CDATA[benlik]]></category>
		<category><![CDATA[içimizdeki çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[insan ilişkileri]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=24568</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hiç kimse hayatına tesadüfen girmez. Hayatındaki herkes senin bir yönünü yansıtır. Diğerinde bir yansıman olarak gördüğün o yönün senin kurtuluşun için var. Beni gör, kabul et ve kurtul diye yansıyor, peki sen napıyorsun? Korkup kaçıyor ve ısrarla o yönünü görmezden gelip yok mu sayıyorsun? Unutma ki en çok nefret ettiğin ve yargıladığın şeye zamanla dönüşürsün. Bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/dilek-bolat-en-derin-yerindeki-sen/">En derin yerindeki sen</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="ltr">
<div>
<p>Hiç kimse hayatına tesadüfen girmez.</p>
<p>Hayatındaki herkes senin bir yönünü yansıtır.</p>
<p><span style="font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif;">Diğerinde bir yansıman olarak gördüğün o yönün senin kurtuluşun için var.</span><span style="font-family: Helvetica;"> </span>Beni gör, kabul et ve kurtul diye yansıyor, peki sen napıyorsun?</p>
<p>Korkup kaçıyor ve ısrarla o yönünü görmezden gelip yok mu sayıyorsun?</p>
<p>Unutma ki en çok nefret ettiğin ve yargıladığın şeye zamanla dönüşürsün. Bu yüzden yaşamın sen isyan ettikçe, öfkelendikçe içinden çıkılmaz hale geliyor. Neyi merak ettiğine, yargıladığına ve neden nefret ettiğine dikkat et. Hayatına giren hiç kimse, yaşadığın hiçbir olay ve korkuların gereksiz ve anlamsız değildi. Korkunun olmadığı yerde zafer vardır. Bu korkusuzluktan kahramanlar oluşur. Yaşadığın bu olayların hepsi bilinçlenmen ve aklını kullanman içindi. Niye benim başıma geliyor dediğin olayların şiddeti ve büyüklüğü o kadar çoksa bil ki o hız ve güçte bilinçaltının oyunlarına gelip aklını kullanmadığın sürece acı çekmeye devam edersin. Sen bu olayı kabul ettiğinde aynı zamanda yaşama dair direncin bitecek ve kendinle aranda müthiş bir sevgi seli oluşacak. İşte ancak o zaman kendini bu dünyaya ait hissedebileceksin. İtiraz etmeden, direnmeden teslim olmanın muhteşemliğini, bunun gücünü hissedebiliyor musun?</p>
<p>Teslim olduğunda sadece şimdide yaşarsın. Şimdinin gücünde gerçekçi olmayan geçmiş ve geleceğe dair düşünceler dolayısıyla duygular da olmayacağı için hislerinin sana fısıldadıklarını net bir şekilde duyabileceksin. Mucizeler sadece almaya hazır olanlara gönderilir. Evren boşluk sever. Korkularınla, nefretinle, yargıladıklarınla, kalıplarınla doldurduğun anlarını görmez evren, seni onlarla başbaşa bırakır ve çıkış yolu bulmanı bekler. O boşluğu bekler, bulup sana fısıldamak ister mucizelerini.</p>
<p>Mucizelere inanmak yerine inançlarının çoğu sana acı şeklinde programlandıysa bu inançlar hayallerinle senin aranda kocaman duvarlar örerek seni bloke ederler. Onları dönüştürmenin ilk yolu daha güçlü duygularla onları boşaltmaktır. Müzik duyguları harekete geçiren en hızlı ve güçlü aractır çünkü anılar müziği sever, sözcüklerin ulaşamadığı yerlere dokunabilir. Gözlerimizle göremediğimiz şeylerin içinde bazen hayat bulabiliriz.</p>
<p>Bu dünyaya iki temel soruyla geldin; kim olduğunu ve dunyanın nasıl bir yer olduğunu sorgulayacaksın.</p>
<p>Ve evini arayacaksın.</p>
<p>Temel sorularla ilgili biraz fikir ve his sahibi olsam da ben de evimi arayanlardanım hala. Bir yer miydi burası, biri miydi yoksa sadece ben mi, ya da hepsi miydi? Ya da daha cevap için doğru soruyu sormuyor muydum, o yüzden cevap da gelmiyor muydu? Ama bu yolda karşıma çıkan sorgusuna girmediğim cevaplara ulaşmaya değmez miydi?</p>
<p>Geçenlerde yine Valletta&#8217;daki sevdigim o cosy kafede aynı sorguya giren ve yıllardır tanıyormuşum gibi hissettigim biri ile ‘evim neresi?’ sorgusuna girmek geçmişteki beni elimden tutup yine basladığım noktaya getirmişti. Geçmişteki benle bugünün benini tekrar buluşturduğu için kalbimin en derin yerine dokunmuştu.   O nokta etrafındaydı hayatım, bazen unutuyordum hayatın koşuşturmasında ama içimde bir yer hep bir yolunu bulup bu sorgumla karsılaştırıyordu beni. O sıcak, heyecanlı ve stresli Valletta akşamında zaman, mekan, kişiler yok olmuştu; bir zaman tünelinin içine girip dünyevi ne varsa arkada bırakmanın huzurunu yaşamıştım. İnsanın kendiyle karşılaştığı şölen gibiydi. Yazının başındaki gibi; hiç kimse hayatımıza tesadüfen girmiyordu ve bunu bilinçsizce farketmiş olmak sıcacık hissettirmişti beni.</p>
<p>Jehan Barbur’un Evim Neresi albümündeki gibi;</p>
<p>Seçemediğim bir bedenin yabancısıyım; kabulümdür.<br />
Onu ihya etmeden buradan gitmemektir dileğim.<br />
Yeryüzünden öte yoktur başka bildiğim ama çoktur anımsadığım.<br />
Bu ruha aşinayım; zulmümdür.<br />
Onu ehlileştirmeden yok olmamaktır hayalim.</p>
<p>İlişkili diğer konu da zihninin cok derinlerinde hayatta kalmaya programlandın ve tüm yaşamın boyunca hayatta kalmak için mücadele vereceksin. Sen çok güvenilir olan anne karnından hiç bilmediğin tanımadığın insanlarin olduğu bu dünyaya çığlık çığlığa korkularınla geldin. İlk tesellin anne memen oldu, ondan ayrıldığın  andan itibaren ise hep bu tamamlanma arzusuyla annendeki sıcaklığı, güveni ve aitlik duygusunu aramaya başladın, belki de evimizi bilmek istememizin en temel sebebi buydu, en derinimizdeki bu hisse ve duygulara yaklaşmak. Aradığın o çok büyük başarılarda, bir çok davranışının ardında yatan duygu bu tamamlanma duygusuydu.</p>
<p>Tamamlanacagım diye kendini görmezden gelenler, senleri benin önüne koyanlar, alma verme dengesini şaşıranlar, daha kendi ile bir olmadan başkası ile tamamlanmaya çalışanlar, ait olmadığı ve değersiz hissettiği yerden gidemeyenler.. Neden bunları yaşıyorum diye sorma cesaretine ne zaman ulaşacaksın? Bunun sebebi Içindeki cocuğa ebeveynlik yapmayı ögrenmemen olabilir mi? Tum hayatını küçük bir çocuğun ellerine bırakman?</p>
<p>İçindeki çocuğun ögrendiği tek basetme yöntemi ortamdan kacarak kurtulmaktır. Oysa ki içindeki cocuk bu boşluk anlarında sözcüklerin gücüyle duygularına sevgi yükleyip anlatmayı ögrenmiş olsaydı kaçmazdı. Iletişim kurarak çözmeye çalışırdı. Yani kaçan, giden, küsen, mızmızlanan, trip atan, kabuğuna çekilen, konuşmadan anlaşılmayı bekleyen aslında bu sorunla nasıl baş edeceğini bilemeyen minicik bir çocuk.</p>
<p>Peki bu çocuğun bilinciyle hareket ettiğini nasil anlarsın? Beden mutlaka sinyal verir; nefesin hızlanır, kalbin sıkışır, diğerlerini tehlike gibi algılarsın, değersiz ve sevilmediğini hissedersin. Tıpkı çocukça öfke nöbetleri, ağlama krizleriyle gelen çaresizlik ve sabırsızlık duygularının hakim olduğu anlardaki gibi.</p>
</div>
<p>Bu çocuk incinmeye çok açıktır.</p>
<p><span style="font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif;">Farkında olsak da olmasak da incindiğimiz zaman genelde başkalarını incitmek isteriz. Eleştirildiysek ve bundan incindiysek başkalarını da aynı şekilde eleştirip incitmenin yollarını ararız. Sanki onların canını yakarak kendi sızımızı hafifletecekmişiz gibi düşünürüz. Kabul edemediğin incinme senin hem kurban olmana hem de daha çok intikam alma arzuna kapılmana sebep olur. Bu yüzden incitmek istediğin anlarda dur. İncindiğini hissettiğinde içinde bir boşluk duygusu hissedeceksin.  Bunu hemen o kişiyle bağlantıya geçerek sözcüklerle doldurmaya çalış. Bu kişiye ulaşamadığın anlarda yazmayı da deneyebilirsin. Yazmak da içindeki boşluk duygusunun dolduğunu hissettirecek sözcüklerin konuştuğu güçlü bir yoldur. </span></p>
<p><span style="font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif;">Susmamız gereken yerde hararetle konuşmamız, konuşmamız gereken yerde sinsice susmamızdı belki de bizi bitiren. Şimdi anlıyorum ki konuşmadıklarımız bizi konuştuklarımızdan daha çok anlatıyormuş.</span></p>
<p><span style="font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif;">İçindeki çocuğa ebeveynlik yapmayı öğrendiğin anda, başına ne gelirse gelsin çözebileceğini, çözemediklerinle de baş edebileceğini unutma. Yapman gereken şey içindeki çocuğun sağlıklı bir ebeveyne ihtiyacı olduğunun farkına varmak. Ona başkalarının yol göstermesini, annelik babalık yapmasını bekleme. Sevsinler, okşasınlar, değer versinler diye bekleme; sen o duyguları vermeden o asla tatmin olmayacak. Çünkü senin onu görmeni istiyor, tüm çabası bunun için.</span></p>
</div>
<p><span style="font-family: Calibri, Helvetica, sans-serif;">Hadi tam zamanı; sevdiğin cosy bir cafeye rezervasyon yaptır ve kendin ve içindeki küçük çocukla bir randevuya çık, iki kişinin benzerliklerine inanamayacaksın. İnsanın en güzel sohbeti kendi ile yaptığı, haydi tutun içinizdeki çocuğun elinden, o sabırsızlıkla sizi bekliyor!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/dilek-bolat-en-derin-yerindeki-sen/">En derin yerindeki sen</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/dilek-bolat-en-derin-yerindeki-sen/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Platonik aşkın dayanılmaz ölümcüllüğü</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/paltonik-askin-dayanilmaz-olumcullugu/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/paltonik-askin-dayanilmaz-olumcullugu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[neselif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Mar 2021 09:30:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Didem Görkay]]></category>
		<category><![CDATA[aşk]]></category>
		<category><![CDATA[kader]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<category><![CDATA[ufuk bayraktar]]></category>
		<category><![CDATA[vildan atasever]]></category>
		<category><![CDATA[zeki demirkubuz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=22321</guid>

					<description><![CDATA[<p>14 Mart 2021 / Malta İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi. (Kader 2006) Modern Türk sinemasının başarılı yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz&#8217;un 2006 yılında çektiği Kader filmi, özellikle psikolojik çözümlemeli aşk filmlerini sevenler için izlenmesi gerekenler listesinde yer alması gereken bir yapıdadır. Karşılıksız aşkın, insanı nasıl yavaş yavaş ölüme [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/paltonik-askin-dayanilmaz-olumcullugu/">Platonik aşkın dayanılmaz ölümcüllüğü</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-22322" src="https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2021/03/146652.jpg" alt="" width="1200" height="1600" srcset="https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2021/03/146652.jpg 1200w, https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2021/03/146652-225x300.jpg 225w, https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2021/03/146652-768x1024.jpg 768w, https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2021/03/146652-1152x1536.jpg 1152w" sizes="(max-width: 1200px) 100vw, 1200px" /></p>
<p>14 Mart 2021 / Malta</p>
<blockquote><p><strong><em>İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi. </em></strong><br />
<strong><em>(Kader 2006)</em></strong></p></blockquote>
<p>Modern Türk sinemasının başarılı yönetmenlerinden Zeki Demirkubuz&#8217;un 2006 yılında çektiği Kader filmi, özellikle psikolojik çözümlemeli aşk filmlerini sevenler için izlenmesi gerekenler listesinde yer alması gereken bir yapıdadır. Karşılıksız aşkın, insanı nasıl yavaş yavaş ölüme sürüklediğini psikolojik çözümlemeler üzerinden anlatan Kader filminin başrollerinde Vildan Atasever (Uğur) ve Ufuk Bayraktar (Bekir) oynamaktadır. Mahallenin en güzel kızı Uğur ile mahallenin sıradan bir yaşam süren esnaf çocuğu Bekir&#8217;in karşılaşması, Bekir&#8217;in hayatı için dönüm noktası olur. Uğur&#8217;u gördükten sonra hayat onun için sadece Uğur&#8217;u gördüğü, onun sesini duyduğu ânlardan ibaret başlar. Uğur ise mahallenin serserisi Zagor lakaplı Orhan&#8217;a aşıktır. Bekir, ilerleyen zamanlarda platonik aşkı uğruna deli gibi kıskandığı Orhan için de hiç ummadığı fedakârlıklar yapacaktır.</p>
<p>Uğur&#8217;un hayatını karanlık bir labirente sokan ilk neden ailesidir. Uğur&#8217;un ailesi birbirlerini sevmeyen insanların bir aradalığıdır. Zagor, aslında Uğur için kaçış noktasıdır. Normal bir hayat kuramayacağını anlayan Uğur için Zagor köprüden önceki son çıkıştır.</p>
<p>Kahvehanede yaşanan cinayet sonrası Uğur köprüden önceki son çıkışı kaçırmanın ötesinde köprüyü de kaybeder. Uğur&#8217;un kardeşi yüzünden çıkan kavgada Zagor, Uğur&#8217;un annesinin sevgilisini öldürür. Bu cinayet üçü için de sonun başlangıcı olur. Uğur Zagor&#8217;un peşinden sürüklenirken Bekir de Uğur&#8217;un peşinden sürüklenmeye başlar. Uğur Zagorsuz yaşayamaz, Bekir de Uğur olmadan nefes alamaz. Bekir, çocuğunu bile göremeyecek kadar âşıktır. Aşkın en ölümcül hali olan platonik aşkın Bekir&#8217;i ne hale getirdiğini izleyici bazen üzülerek, bazen kızarak ama en çok çaresizliğini anlayarak izler. Bekir&#8217;in Uğur&#8217;a olan aşkı yaşanabilecek bir aşkken, bu aşkı imkansızlaştıran Uğur&#8217;un Zagor&#8217;a olan bağımlılığıdır. Uğur, Zagor&#8217;un peşinden sürüklenirken sadece kendi hayatını mahveder ama Bekir&#8217;in Uğur&#8217;a olan aşkı, karısını ve çocuğunun hayatını da karanlığa sürükler. Bekir, platonik olarak âşık olduğu Uğur&#8217;un arkasından ülkenin birçok yerindeki pavyonları gezerken filmin ilk sahnesindeki Bekir&#8217;den farklı bir insana dönüşür. Artık Zagor kadar olmasa da gece hayatında pişen bir birey olmuştur.</p>
<p>Filmde ana mekân artık günümüzde pek varolmayan mahalle kavramıdır. Aşk, kavgalar, aile içi travmalar gibi toplumu yansıtan birçok duygunun çıkış noktası varoş olarak da adlandırılabilecek bir mahallede yaşanmaktadır. Mahalle, mahalledeki insanlar ve yaşanan olaylar hayatın içindendir. Aşk böyle bir ortamda bütün sahiciliğiyle ortalığı yıkarak yaşanır ve etkileri de aynı ölçüde büyük olur. Mahallenin birçok olayı şekillendiren mekânı olan kahvehanede yaşanan bir kavga, Uğur&#8217;un, Bekir&#8217;in ve Zagor&#8217;un hayatını geri dönüşü olmayacak bir yola sokar. Bekir hasta oan çocuğuna ilaç almak için eczaneye gider ve eve dönerken dayanamaz meyhaneye girer. Sonrasında ise Kars&#8217;ta karlı bir sabaha uyanır. Otobüse bindiğinin ve Kars&#8217;a geldiğinin farkında değildir.</p>
<p>Aşk zaten biz farketmeden içimize işleyen bir duygu değil midir?</p>
<p>Bir kez daha ve muhtemelen son kez Uğur&#8217;a kavuşur. Bekir yaptığı hataları farketse de Uğur&#8217;a olan aşkı üstün gelir ve kendi vicdanını rahatlatmak için yaşadıklarını kader olarak nitelendirir. Bekir&#8217;in bu düşünceleri filmden bir replikle izleyiciye aktarılır.</p>
<blockquote><p><em>&#8220;Otobüsten indim, yürümeye başladım. Dedim, Allah’ım nerdeyim ben? Burası neresi? Sonra güç bela burayı buldum. Kapının önünde durup düşündüm. Dedim Bekir, bu kapı ahiret kapısı. Burası sırat köprüsü. Bu sefer de geçersen bir daha geri dönemezsin. İyi düşün, dedim. Düşündüm, düşündüm… Ama olmadı, dönemedim. Sonra, bak oğlum dedim kendi kendime. Yolu yok çekeceksin. İsyan etmenin faydası yok, kaderin böyle. Yol belli, eğ başını usul usul yürü şimdi.&#8221;</em></p></blockquote>
<p>Aşk için ölünür mü, sorusunun izleğinde ilerleyen Kader filmini izledikten sonra uğrunda ölümün göze alınmadığı bir duygunun aşk olmadığını iliklerinize kadar hissedeceksiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/paltonik-askin-dayanilmaz-olumcullugu/">Platonik aşkın dayanılmaz ölümcüllüğü</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/paltonik-askin-dayanilmaz-olumcullugu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankette çıkan sonuçlar endişe verici: Kendine zarar vermek isteyenlerin oranı yükseliyor</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/ankette-cikan-sonuclar-endise-verici-kendine-zarar-vermek-isteyenlerin-orani-yukseliyor/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/ankette-cikan-sonuclar-endise-verici-kendine-zarar-vermek-isteyenlerin-orani-yukseliyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[neselif]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Oct 2020 09:11:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[anket]]></category>
		<category><![CDATA[anksiyete]]></category>
		<category><![CDATA[covid-19]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[korku]]></category>
		<category><![CDATA[korona]]></category>
		<category><![CDATA[korona virüs]]></category>
		<category><![CDATA[malta]]></category>
		<category><![CDATA[ölüm]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[psikoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=18783</guid>

					<description><![CDATA[<p>3 EKİM 2020 / Malta Richmond Vakfı&#8217;nın ağustos ayında yaptığı anket çarpıcı sonuçlar ortaya koydu. Yapılan ankete göre, hükümetin pandemi sürecini kontrol edebileceğine yönelik inanç ağustos ayında büyük bir düşüş yaşadı. Her 4 kişiden 3&#8217;ü &#8220;normale&#8221; dönüşün 3 ay veya daha fazla sürede gerçekleşeceğini düşünüyor. Ankete göre ağustos ayında, mevcut önlemlerin yeterliliğine inanmayanların oranı yüzde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/ankette-cikan-sonuclar-endise-verici-kendine-zarar-vermek-isteyenlerin-orani-yukseliyor/">Ankette çıkan sonuçlar endişe verici: Kendine zarar vermek isteyenlerin oranı yükseliyor</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-18784 size-full" src="https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/10/psikoloji.jpg" alt="" width="740" height="417" srcset="https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/10/psikoloji.jpg 740w, https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/10/psikoloji-300x169.jpg 300w, https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/10/psikoloji-532x300.jpg 532w" sizes="(max-width: 740px) 100vw, 740px" /></p>
<p>3 EKİM 2020 / Malta</p>
<p>Richmond Vakfı&#8217;nın ağustos ayında yaptığı anket çarpıcı sonuçlar ortaya koydu.</p>
<p>Yapılan ankete göre, hükümetin pandemi sürecini kontrol edebileceğine yönelik inanç ağustos ayında büyük bir düşüş yaşadı. Her 4 kişiden 3&#8217;ü &#8220;normale&#8221; dönüşün 3 ay veya daha fazla sürede gerçekleşeceğini düşünüyor.</p>
<p>Ankete göre ağustos ayında, mevcut önlemlerin yeterliliğine inanmayanların oranı yüzde 64,4. Bu oran vakfın nisan ayında yaptığı ankette aynı soruya yeterli olarak cevap veren yüzde 71,6 orana oldukça yakın.</p>
<p>Sağlıklarından endişe duyan insanların oranı temmuzda yüzde 42,4 iken ağustosta bu oran yüzde 63,7&#8217;ye yükseldi. Ankete katılan insanların yüzde 61,4&#8217;ü ise artık insanların öksürük ve hapşırmalarının daha çok dikkatlerini çektiğini söyledi. Ailesi ve yakınlarının sağlık durumları hakkında endişelenenlerin oranı ise tüm katılımcıların yüzde 70,3&#8217;ünü oluşturuyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-18785 size-full" src="https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/10/000000.jpeg" alt="" width="240" height="210" /></p>
<p><strong>Pandemi sürecinin psikolojiye etkileri endişe verici </strong></p>
<p>COVID-19 sebebiyle yaşanılan anksiyete oranında artış görülürken, insanların yüzde 76&#8217;sı virüsü kapmaktan endişeleniyor.</p>
<p>16-24 yaş arasındaki katılımcılarda 5 ila 7 gün boyunca depresyonda hissetme oranı Nisan ayında yüzde 4,1 iken ağustos ayında bu oran yüzde 19,4&#8217;e yükseldi. 65 yaş üstü katılımcılarda ise nisan ayındaki benzer bir oran çıktı.</p>
<p>65 yaş üstü insanlarda ağustosta yalnızlık hissedenlerin oranı yüzde 14,3 ile en yüksek düzeyde. 16-24 yaş arası katılımcılarda da bu oran yükselmiş durumda. Daha önce yalnızlık hisseden 16-24 yaş arası insanların oranı yüzde 6,8 iken ağustos ayında bu oran yüzde 11,1&#8217;e yükseldi.</p>
<p>55-64 yaş arası katılımcılarda kendine zarar vermeyi düşünenlerin oranı temmuz ayında yüzde 1,2 iken ağustos ayında yüzde 4,7&#8242; ye yükseldi.</p>
<p>İntihar etmeyi düşünen 65 yaş üstü insaların oranı ise ağustosta yüzde 4,4 olarak belirlendi. Temmuzda bu oran yüzde 2,2 olarak belirlenmişti.</p>
<p>Kaynak : <a href="https://timesofmalta.com/articles/view/covid-19-mitigation-measures-too-little-in-august-mental-wellbeing.821803?fbclid=IwAR12cvCHvZD8uiEIJaRFFpS2GfhFBX94MCx8K7_zOjNvqF2TVh34l8USPbE#.X3dhXZp9kq8.facebook">Times of Malta</a></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/ankette-cikan-sonuclar-endise-verici-kendine-zarar-vermek-isteyenlerin-orani-yukseliyor/">Ankette çıkan sonuçlar endişe verici: Kendine zarar vermek isteyenlerin oranı yükseliyor</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/ankette-cikan-sonuclar-endise-verici-kendine-zarar-vermek-isteyenlerin-orani-yukseliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
