<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>mevlana Archives - Malta Haber</title>
	<atom:link href="https://www.maltahaber.com/tag/mevlana/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Malta&#039;nın Türkçe Sesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 26 Jan 2026 08:43:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/favicon.ico</url>
	<title>mevlana Archives - Malta Haber</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Malta Haber’den Mesnevî-i Şerif Okuma Grubu: Gurbette Kalbin Vatanına Yolculuk Başlıyor</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/malta-haberden-mesnevi-i-serif-okuma-grubu-gurbette-kalbin-vatanina-yolculuk-basliyor/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/malta-haberden-mesnevi-i-serif-okuma-grubu-gurbette-kalbin-vatanina-yolculuk-basliyor/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 26 Jan 2026 08:00:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#KültürSanat]]></category>
		<category><![CDATA[#Maneviyat]]></category>
		<category><![CDATA[#Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[gurbet]]></category>
		<category><![CDATA[maltahaber]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[OkumaGrubu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=55725</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan, ruhlar âleminden koparılıp bu dünyaya gönderilmiş bir ney gibidir… Aslına, vatanına, ilk nefesine kavuşmayı özler. Bu özlem, belki de insanın kalbinde hiç dinmeyen en derin sızıdır. Gurbet dediğimiz şey ise yalnızca bir coğrafya değil; ruhun kendi menşeini arayışıdır. İşte bu arayışta, asırlardır kalplere yol gösteren bir ses var: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî… Onun Mesnevî-i Şerif’i, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/malta-haberden-mesnevi-i-serif-okuma-grubu-gurbette-kalbin-vatanina-yolculuk-basliyor/">Malta Haber’den Mesnevî-i Şerif Okuma Grubu: Gurbette Kalbin Vatanına Yolculuk Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p data-start="93" data-end="368">İnsan, ruhlar âleminden koparılıp bu dünyaya gönderilmiş bir ney gibidir… Aslına, vatanına, ilk nefesine kavuşmayı özler. Bu özlem, belki de insanın kalbinde hiç dinmeyen en derin sızıdır. Gurbet dediğimiz şey ise yalnızca bir coğrafya değil; ruhun kendi menşeini arayışıdır.</p>
<p data-start="370" data-end="628">İşte bu arayışta, asırlardır kalplere yol gösteren bir ses var: Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî… Onun Mesnevî-i Şerif’i, yüzyılları aşan bir çağrı; insana kendini, Rabbini ve yolunu hatırlatan bir hikmet rehberi olarak bugün de gönülleri aydınlatmaya devam ediyor.</p>
<p data-start="630" data-end="911">Malta Haber, bu çağrıya kulak vermek isteyen gönül dostlarıyla birlikte bir <strong data-start="706" data-end="737">Mesnevî-i Şerif Okuma Grubu</strong> başlatıyor. Her hafta Salı günleri saat 19.00’da çevrim içi olarak gerçekleştirilecek buluşmalarda, Mesnevî’nin hikmet dolu beyitleri birlikte okunacak ve tefekkür edilecek.</p>
<p>Bu manevi yolculukta katılımcılara, ilmi ve tasavvufî birikimiyle uzun yıllardır Mesnevî ve irfan geleneği üzerine dersler veren Mehmet Veysi Dörtbudak rehberlik edecek. Türk Dili ve Edebiyatı alanındaki akademik çalışmaları, Mevlânâ ve Mesnevî üzerine yaptığı araştırmalar, yıllardır sürdürdüğü tasavvuf sohbetleri ve yayınlarıyla tanınan Dörtbudak, bu yolculukta güvenilir bir kılavuz olarak bize eslik edecek.</p>
<p>Okuma grubunun ilk dersi 2 Şubat tarihinde başlayacak. Gurbette kalbin vatanına bir kapı aralamak, Mesnevî’nin ışığında kendini yeniden hatırlamak ve Mevlânâ’nın asırlardan süzülüp gelen sesine birlikte kulak vermek isteyen herkesi okuma grubumuza davet ediyoruz.</p>
<p data-start="1593" data-end="1659">Katılmak isteyenler için kayıtlar <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSdJ9c64A-zYrOOnajEjaSFN9RbsDULUJJLmzJvtB2Gjp3NvVQ/viewform?usp=header">Google Forms</a> üzerinden alınacak.</p>
<p><strong>Mehmet Veysi Dörtbudak Kimdir?</strong></p>
<p>Mehmet Veysi Dörtbudak, 1962 yılında Şanlıurfa merkezde doğdu. Tasavvufî bir çevre içinde yetişmesi, hayatının fikrî ve manevî yönünün şekillenmesinde belirleyici oldu.</p>
<p>Hacettepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden lisans derecesini aldıktan sonra Başbakanlık Vakıflar Arşivi’nde uzman olarak görev yaptı. Akademik çalışmalarını Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde tamamlayarak yüksek lisansını bitirdi.</p>
<p>Uzun yıllar öğretmenlik yaptıktan sonra Prof. Dr. Abdülkadir Karahan Kütüphanesi’nin müdürlüğünü üstlendi. 2001 yılında üniversite bünyesine katılan Dörtbudak, 21 Mart 2018 tarihinde emekliye ayrıldı.</p>
<p>Akademik ve kültürel çalışmalarının yanı sıra çeşitli sivil toplum kuruluşlarının kuruluş ve yönetim süreçlerinde aktif görevler aldı; birçok sempozyum, konferans ve panele katıldı. Süreli yayın organlarında şiir ve makaleleri yayımlandı. Yayınlanmış ve yayına hazır birçok eseri bulunan Dörtbudak, özellikle tasavvuf, edebiyat ve Mevlevîlik alanlarında çalışmalarını sürdürmektedir.</p>
<p>2020 yılından bu yana internet üzerinden farklı mecralarda Mesnevî-i Şerif ve tasavvuf sohbetleri yaparak, klasik irfan geleneğini günümüz dinleyicileriyle buluşturmaktadır.</p>
<p><strong><em>Başlıca eserleri arasında şunlar yer almaktadır:</em></strong></p>
<p>Kıratoğlu Emin ve Divanı (İnceleme–Metin)</p>
<p>Osmanlı Taşrasında Kadın, Şair, Mevlevî Olmak: Tevhide Hanım ve Divanı (Gürol Pehlivan ve Bülent Bayram ile birlikte)</p>
<p>Uluslararası Mevlânâ, Mesnevî, Mevlevîhâneler Sempozyumu Bildirileri</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/malta-haberden-mesnevi-i-serif-okuma-grubu-gurbette-kalbin-vatanina-yolculuk-basliyor/">Malta Haber’den Mesnevî-i Şerif Okuma Grubu: Gurbette Kalbin Vatanına Yolculuk Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/malta-haberden-mesnevi-i-serif-okuma-grubu-gurbette-kalbin-vatanina-yolculuk-basliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ziyahan Albeniz Yazdı: Bir Gönüle Girmek</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/ziyahan-albeniz-yazdi-bir-gonule-girmek/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/ziyahan-albeniz-yazdi-bir-gonule-girmek/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[eliforen]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Jun 2025 08:05:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></category>
		<category><![CDATA[#AnlamlıBayram]]></category>
		<category><![CDATA[#BayramMesajı]]></category>
		<category><![CDATA[#BilalİbnRabah]]></category>
		<category><![CDATA[#BirGönüleGirmek]]></category>
		<category><![CDATA[#ÇağrıFilmi]]></category>
		<category><![CDATA[#Çokkültürlülük]]></category>
		<category><![CDATA[#EzaniMuhammedi]]></category>
		<category><![CDATA[#GönülDili]]></category>
		<category><![CDATA[#HacBayramı]]></category>
		<category><![CDATA[#HikmetliSözler]]></category>
		<category><![CDATA[#İnançÖzgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[#İslamSanatı]]></category>
		<category><![CDATA[#İslamTarihi]]></category>
		<category><![CDATA[#KurbanBayramı]]></category>
		<category><![CDATA[#MaltaMüslümanları]]></category>
		<category><![CDATA[#Müslümanlar]]></category>
		<category><![CDATA[#Tasavvuf]]></category>
		<category><![CDATA[#YunusEmre]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=51084</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dün itibariyle mübarek Hacc (Kurban) bayramının son günü de idrak edilmiş oldu. Esenlikler getirmesini canı gönülden diliyorum. Hacc Bayramı denince aklıma, hep Yunus Emre’nin şu dizeleri gelir: Yunus Emre der hoca, Gerekse var bin hacca Hepsinden de iyice Bir gönüle girmektir. Şükre sayandır ki Malta’da bu son bayramda pek çok kamu kurumunun tebrik mesajları birbiri [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/ziyahan-albeniz-yazdi-bir-gonule-girmek/">Ziyahan Albeniz Yazdı: Bir Gönüle Girmek</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Dün itibariyle mübarek Hacc (Kurban) bayramının son günü de idrak edilmiş oldu. Esenlikler getirmesini canı gönülden diliyorum.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hacc Bayramı denince aklıma, hep Yunus Emre’nin şu dizeleri gelir:</span></p>
<p class="p1"><em><span class="s1"> Yunus Emre der hoca,</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1"> Gerekse var bin hacca</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1"> Hepsinden de iyice</span></em></p>
<p class="p1"><em><span class="s1"> Bir gönüle girmektir.</span></em></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şükre sayandır ki Malta’da bu son bayramda pek çok kamu kurumunun tebrik mesajları birbiri ardına sosyal medyada paylaşıldı. Transport Malta bunun bir adım daha ötesine giderek bayram namazı saatlerinde olası trafik sıkışıklığını engellemek adına bir de servis hizmeti başlattı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Malta’da Müslüman nüfusun hızla artması bir vakıa. Bundan sekiz yıl önce Paola Camii imamı El Sadi Beyefendi Malta’da 30 bin Müslüman olduğunu beyan etmişti. Resmi rakamlar elbette ki bunun altında. Resmi rakamlara bakıldığında bu rakamın yüzde 1-2 civarında olduğu söylenebilir. Elbette mühim olanın nicelik değil, nitelik olduğuna bir kez daha vurgu yaparak.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hepimizin hatıralarında, dimağlarında görkemli sahneleri ile yeri olan 1976 yapımı Çağrı filmi Malta’ya nispeten yakın coğrafyalarda Libya ve Fas’ta çekilmişti.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çağrı filmi denilince benim aklıma ilk gelen sahnelerden biri, Ezan-ı Muhammediye’ye karar verilen o sahnedir. Mescid-i Nebevi inşa edilmiş, bizzat Resulullah tuğla taşıyarak, duvar örerek mescidin inşaatında çalışmıştır. Her şey bittiği, peygamberimiz ve kıymetli arkadaşları soluklandığı esnada ibadete nasıl çağrılacağı konusu gündeme gelir; davul, can sesi öneriler arasındadır. Davul sesi “kan koktuğu”, can sesi ise “hristiyanlara ait olduğu” için, insan sesinde karar kılınır. Tüm gözler artık güzel sesli, Habeşli Bilal’dedir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Çağrı filminin ilk sahnelerinde İslam’ı kabul ettiği için “efendilerinin” işkencelerine maruz kalan “siyahi köle Bilal”; İslam’ın bayrağı olmuştur. İslam öncesinde hakir görülen, aşağılanan “siyahi bir köle” İslam’ın en önemli fonksiyonlarından birini üstlenecek ve yeşermekte olan İslam cemaatini her gün, günde beş kez olmak üzere namaza çağıracaktır. İşte, tam da bu sebeple tıpkı Ali Şeriati’nin dediği gibi<strong><em> “Zenci Bilal’in kalbinin fethi tüm Endülüs kıyılarının fethinden çok daha önemlidir”</em></strong></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Peki neden Hz. Bilal? Doğrusunu Allah bilir ancak sesinin güzelliğinin bu seçimde belirleyici olduğu neredeyse tüm kaynaklarda yer alıyor. Hatta öyle ki Habeşliler Şın harfini kullanmadıklarından Hz. Bilal’in ezan okurken Eşhedu yerine eshedu dediği, bunu şikayet eden ashaba karşı Rasulullah (s.a.v.)in,<em><strong> Bilal’in sın&#8217;ı, Allah katında şın&#8217;dan hayırlıdır</strong> </em>dediği rivayet edilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bayram ile ilgili aldığımız güzel haberlerin hemen ardından, bir arkadaşım Facebook’taki bir kent sakinleri grubunda denk geldiği şikayeti paylaştığında bütün bunları düşünmeye başladım. San Gwann Residents isimli grupta bir sakin, sabah 5.30 sularında mikrofonla birinin şarkı söylediğini ve çok rahatsız olduklarını belirtmiş. Tabii ki şikayette bulunan kişi bu günün kurban bayramı olduğunu, okunanın da, muhtemelen, ya Ezan ya da namazın bir parçası olarak Kur’an-ı Kerim’den bir ayet olduğunu bilmiyor. Her gönderide olduğu gibi haklı bulanlar, karşı çıkanlar ve iki arada bir derede kalanların mesajları ile mesaj zinciri epey ilgi görmüş. Sağduyulu olanlar çeşitlilik namına bir günlük müsamaha gösterilebileceğini belirtirken, en şeditleri “mikrofon ve ses sistemlerinizi de alın gidin” modundaydılar.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Elbette çeşitlilikten, farklılıklardan yana olanlar olduğu gibi; farklı olanın mevcudiyetine dahi tahammül edemeyenler de olacaktır. <strong>Benim bu yazı ile naçizane vurgulamak istediğim yabancı bir memlekette, özgürce ibadet imkanı sunulan, hatta kolluğu ile, resmi kurumları ile lojistiğinden, tebrikleşmesine kadar husnu kabul gösterilen günlerde bizim de üzerimize düşen hususların altını çizmek.</strong> Sabah çok erken saatte başlayan ibadetimizde mümkün mertebe mikrofon kullanmamak, kullanmak zorunda isek de en düşük desibel ile kifayet etmek, <strong>“sevdirip nefret ettirmemek”</strong>.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Benzer duygulara Paola Camii’nde kılınan Cuma namazı çıkışlarında da kapılıyorum. Zira namaz çıkışı neredeyse tüm cemaat yaya geçişlerini düzenleyen trafik ışıklarına aldırış etmeksizin, trafiği engelleyecek şekilde yola çıkıyorlar. Elbette bu nevi davranışlar birlikte yaşama kültürünü, müsamaha iklimini temelinden dinamitliyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Batıda fevkalade bir ilgiye mazhar olan Mevlana Celaleddin Rumi Hazretleri’nin Mesnevi isimli eserindeki bir hikaye ile  yazıyı sonlandirmak isterim. Dilerim bu hikaye tüm okurlarımızı konu üzerinde düşünmeye zevk eder, sorumluluğumuzu bizlere bir kere daha hatırlatır:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Çirkin sesli müezzinin gayri muslim diyarınca ezan okuması ve bir gayrimüslimin ona hediye vermesi”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Pek çirkin sesli bir müezzin vardı. Gayrimüslim memleketinde ezan okurdu. Ona, her ne kadar<em> “Bu çirkin sesle ezan mi okunur”</em> dedilerse de aldırış etmedi. İnat etti, ezan okumaya devam etti.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Halk umumi bir kargaşalıktan, fitne çıkmasından korkarken eline bir kat elbise ile gayrimüslim cikageldi. Eski bir dost gibi gayrimüslim, müezzine elbise ile beraber mum ve helva da hediye getirmişti. Müezzini soruyordu <em>“Nerede o müezzin? Onun ezanı ve sesi insanın huzurunu arttırıyor”</em></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu kişiye ahali<em> “kendine gel!”</em> dedi.<em> “O çirkin sesten insana huzur mu gelir?”</em></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hediye getiren gayri müslim, başladı anlatmaya:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Benim pek güzel, pek meziyetli bir kızım var. Çoktan beri müslüman olmak istiyordu. Bunda din kardeşi ona öğüt verdi, fakat müslüman olma sevdası başından gitmedi. Gönlüne iman sevgisi öyle bir yerleşmiş, öyle bir artmıştı. Kizimdan sanki buhurdan tutuyor, ben de tuten bu buhurdan da od ağacı misali yanmakta idim.” Kızım zaman zaman müslüman olmak için gayret sarf ettikçe ben dert ve azap içinde kalıyor, işkence çekiyordum. Ne yapacağımı ne edeceğimi bilemiyordum. Elimde hiç çare yoktu. Nihayet bu müezzin ezan okumaya başladı; onun sesi duyulunca kızım:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1"><em>“Bu çirkin ses nedir?”</em> diye sordu. <em>“Ne de kötü ses! Kulağıma geldi beni mahvetti! Ömrümde bu kadar çirkin bir ses hiç duymadım!”</em></span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kız kardeşi “Bu ezan sesidir. Bu müslüman adetidir; bu sesle müslümanlar ibadete çağrılır”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kızım, hemşiresinin söylediklerine inanmadı. Bir başkasına sordu. O da “Evet, öyledir” deyince kızım inandı. İnandı, içindeki iman sarsıldı, üzüldü, beti benzi sarardı. Böylece o müslümanlıktan soğudu. O müslümanlıktan kurtuldu; ben de işkenceden ve azaptan kurtuldum. Müezzinin çirkin sesinden huzura ve rahata kavuşmamın sebebi bu. Hediye getirdim, teşekkür etmek isterim. O müezzin nerede?”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Müezzini görünce “Lütfen şu hediyeyi kabul et. Beni dertten, elemden, üzüntüden kurtardın, benim elimi tuttun. Bana öyle bir ihsanda, öyle bir lütufta bulundun ki ölünceye kadar beni kendine kul köle ettin. Mal, mülk sahibi olsaydım, çok zengin servet sahibi olsaydım ezan sesi çıkan ağzını altınla doldururdum”.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/ziyahan-albeniz-yazdi-bir-gonule-girmek/">Ziyahan Albeniz Yazdı: Bir Gönüle Girmek</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/ziyahan-albeniz-yazdi-bir-gonule-girmek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin Doğum Günü: Sevgi ve Hoşgörünün Sembolü</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/mevlana-celaleddin-i-ruminin-dogum-gunu-sevgi-ve-hosgorunun-sembolu/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/mevlana-celaleddin-i-ruminin-dogum-gunu-sevgi-ve-hosgorunun-sembolu/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Ören]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Sep 2024 09:31:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eda Ören]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür]]></category>
		<category><![CDATA[#Doğumgünü]]></category>
		<category><![CDATA[#Sevgihoşgörü]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=46456</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün, sevgi, hoşgörü ve insanlığı kucaklayan felsefesiyle dünya çapında tanınan büyük mutasavvıf ve düşünür Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin doğum günü. 30 Eylül 1207’de Horasan&#8217;ın Belh şehrinde doğan Mevlâna, hayatı boyunca insanları birleştirici, barışçıl mesajlar vermiş ve &#8220;Ne olursan ol gel&#8221; çağrısıyla gönüllere hitap etmiştir. Mevlâna&#8217;nın öğretileri, yalnızca İslam dünyasında değil, tüm dünyada büyük yankı uyandırmış ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/mevlana-celaleddin-i-ruminin-dogum-gunu-sevgi-ve-hosgorunun-sembolu/">Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin Doğum Günü: Sevgi ve Hoşgörünün Sembolü</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün, sevgi, hoşgörü ve insanlığı kucaklayan felsefesiyle dünya çapında tanınan büyük mutasavvıf ve düşünür Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin doğum günü. 30 Eylül 1207’de Horasan&#8217;ın Belh şehrinde doğan Mevlâna, hayatı boyunca insanları birleştirici, barışçıl mesajlar vermiş ve &#8220;Ne olursan ol gel&#8221; çağrısıyla gönüllere hitap etmiştir.</p>
<p>Mevlâna&#8217;nın öğretileri, yalnızca İslam dünyasında değil, tüm dünyada büyük yankı uyandırmış ve yüzyıllar boyunca insanlığa ışık tutmaya devam etmiştir. Onun öğretilerinde aşk, sadece bir bireysel duygu değil, insanı yücelten, tüm evreni kuşatan bir güce dönüşmüştür.</p>
<p>Bu anlamlı günde, Mevlâna’nın sözlerini ve mirasını bir kez daha hatırlarken, onun sevgi dolu mesajlarını yaşamımıza katmak ve insanlığa duyduğu derin sevgiyi yaşatmak bizlere düşüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/mevlana-celaleddin-i-ruminin-dogum-gunu-sevgi-ve-hosgorunun-sembolu/">Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin Doğum Günü: Sevgi ve Hoşgörünün Sembolü</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/mevlana-celaleddin-i-ruminin-dogum-gunu-sevgi-ve-hosgorunun-sembolu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mesnevi-i Şerif ve İlk Hikâyesi: Padişah ile Cariyesi</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/mehmed-veysi-dortbudak-mesnevi-sohbetleri-padisah-ve-cariye-1/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/mehmed-veysi-dortbudak-mesnevi-sohbetleri-padisah-ve-cariye-1/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 30 Sep 2023 06:10:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Mehmed Veysi Dörtbudak]]></category>
		<category><![CDATA[konya]]></category>
		<category><![CDATA[medar]]></category>
		<category><![CDATA[mehmed veysi dörtbudak]]></category>
		<category><![CDATA[mesnevi]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana]]></category>
		<category><![CDATA[mevlana celaleddin-i rumi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=39318</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazreti Mevlânâ&#8217;nın hayatının son on beş yılının mahsulü olan Mesnevi’si yüzyıllardır tüm insanlara yol göstermekte, öncülük yapmakta ve kılavuzluk etmektedir. Hazreti Mevlânâ bir eğitim kitabı olarak düşündüğü bu eserinde bilgilendirici ve eğitici bir yolu izlemiştir. Dinî ve tasavvufî bilgileri, yaşadığı yıllara kadar hayatında edindiği tecrübeleri, bilgileri konu alarak, eserinde bizlere komprime bilgiler, hazır tabletler halinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/mehmed-veysi-dortbudak-mesnevi-sohbetleri-padisah-ve-cariye-1/">Mesnevi-i Şerif ve İlk Hikâyesi: Padişah ile Cariyesi</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hazreti Mevlânâ&#8217;nın hayatının son on beş yılının mahsulü olan Mesnevi’si yüzyıllardır tüm insanlara yol göstermekte, öncülük yapmakta ve kılavuzluk etmektedir. Hazreti Mevlânâ bir eğitim kitabı olarak düşündüğü bu eserinde bilgilendirici ve eğitici bir yolu izlemiştir. Dinî ve tasavvufî bilgileri, yaşadığı yıllara kadar hayatında edindiği tecrübeleri, bilgileri konu alarak, eserinde bizlere komprime bilgiler, hazır tabletler halinde vermiştir.</p>
<p>Mesnevî nazım şeklinin adıyla anılan ve çeşitli sıfatlarla övdüğü bu eseri için Hz. Mevlânâ, Hüsaminame adını da kullanmıştır. Belki de yazılan bir eser dünyada ilk defa bu usulle bir başka şahsa yani Çelebi Hüsameddin’e ithaf edilmiştir.</p>
<p>Divan-ı Kebir adlı eserlerindeki mahlas beyitlerinde, Cenâb-ı Şems-i Tebrizî Hazretlerinin adı zikredilerek ona ithaf etmişlerdir.</p>
<p>Mesnevî’nin ilk 18 beytini Hz Mevlânâ kendi eliyle yazmış sondaki beyitleri ise baştan sona Cenâb-ı Pîr doğaçlama söylemiş, Çelebi Hüsamettin de yazmıştır. Hz Mevlânâ O’nun bu arzusunu ve gayretini eserlerinde övgülerle zikretmiştir.</p>
<p><strong>“Ey Gönüllerin hayatı Hüsameddin!</strong></p>
<p><strong> Nice zamandır altıncı cildin yazılmasına meyil edip durmaktasın.</strong></p>
<p><strong> Hüsaminame, senin gibi bilgisi çok bir erin gayretiyle dünyayı dönüp dolaşmada. </strong></p>
<p><strong>Ey manevi er,</strong></p>
<p><strong> Mesnevi’nin son cildi olan altıncı cildi de sana armağan olarak sunmaktayım. </strong></p>
<p><strong>Bu altı ciltle altı yöne nur saç da çevresini dolanmayan dolansın”</strong><br />
diye buyurmaktadır.</p>
<p>Mesnevi Şerif, altı cilt ve yaklaşık yirmi altı bin beyitten oluşmaktadır. Hz. Mevlânâ ikinci cildin ilk beyitlerinde bu cilde 13 Mayıs 1264 günü, yani vefatlarından dokuz yıl önce, elli yedi yaşında başladığını söylemektedir.</p>
<p>Menakıbü’l-Ârifîn’de Ahmed Eflaki Dede’nin anlattığına göre, yakın arkadaşı Çelebi Hüsameddin, Hz. Mevlânâ’dan eğitici bir eser yazmasını ister. Hz. Mevlânâ da kendi el yazıları ile yazdıkları bir kâğıdı çıkarır. Kâğıtta Mesnevi-i Şerif’in ilk on sekiz beyti yazılıdır. Bundan sonraki beyitleri Hazreti Mevlânâ irticalen, yani doğaçlama, söylemiş ve söylenen beyitler de Çelebi Hüsameddin tarafından yazıya aktarılmıştır.</p>
<p>Mesnevi’nin başta Türkiye’de olmak üzere dünya kütüphanelerinde çok sayıda yazma nüshası bulunmaktadır ve çeşitli baskıları da yapılmaktadır. Farsça metni daha çok Mesnevi-i Manevî adıyla bilinmektedir. 1925 yılında Nicholson Neşri ile bütün dünya İngilizce olarak Mesnevi-i Şerif’i daha yakından tanımıştır.</p>
<p>Mesnevi bir eğitim kitabıdır. Hazreti Mevlânâ da sözleriyle.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>“Biz öldükten sonra kitabımız Mesnevi insanları eğitmeye devam edecektir. Bizden sonra Mesnevi şeyhlik edecektir.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">buyurduğu gibi, Mesnevi insanları eğitmek, doğru yola iletmek için yazılmıştır.</p>
<p style="text-align: left;">Hz. Mevlânâ vermek istediği mesajı, hikâyeler ile anlatarak örneklendirir ve arkasından mesajını verir. O hikayeleri anlatmadaki amaç, söylenmek istenen sözün anlaşılması içindir. Gaye masal anlatmak değildir. O öykülerden ibret almaktır. Bu sebeple Mesnevi, aslan, kurt, karga, tilki masalı değildir.</p>
<p style="text-align: left;">Mesnevi’ye halk tabakasından biri içindekileri hikâyeleri dinler ve hoşlanır. Hikâye olarak dinler. Okumuş yazmış kesim ise hikâyelerin ifade ettiği hakikatten kendine bir pay çıkarır ve feyz alır. Bu sebeple Mevlevilik ve Mesnevi daima Osmanlı döneminde daima yüksek kültür tabakasındaki insanlar arasında yer etmiştir.</p>
<p style="text-align: left;">Hazreti Mevlânâ, bir hikaye anlatmaya başlar, ama onu hemen tamamlamaz. Başka fıkralara, oradan da başka hikâyelere geçer. Arada bir bazı hakikatleri ve bilgileri anlatır. Sonra geri dönüp evvelki hikâyeyi bitirir. Bazen de iddialı bir hikâye söyler, iki tarafı da konuşturur. Taraflara fikirleri o kadar kuvvetli delillerle müdafaa ettirir ki hangi tarafın sözü okunsa veya dinlense insan o tarafı haklı görmeye mecbur kalır. Onun için, sadece bir tarafı dinlemekle hüküm vermeye kalkışmamak, Hazreti Mevlânâ’nın bizzat vereceği hükmü beklemek gerekir.</p>
<p style="text-align: left;">Yeri gelmişken söyleyelim. Mesnevi’de bazı alaycı ve erotik fıkralar da vardır. Bunlar, olayların yalnız dış yüzünü görenler arasında hoş görülmeseler bile, gerçek bilgiye sahip bilge kişiler o hikayelerin gerçek anlamlarını kavrayarak almaları gereken dersi alırlar. Hazreti Pir,</p>
<p style="text-align: center;"><strong>“İnsanlar iki çeşittir; kuyumcu olanlar, çöpçü olanlar. Kuyumcunun gözü altındadır. Altın alır, işler ve daha güzel hale getirir. Çöpçü ise işe yaramaz çöplerle kafasını doldurur. </strong></p>
<p style="text-align: center;"><strong>Sen kendinin ne olduğuna kendin karar ver. Çöpçü müsün, yoksa kuyumcu musun?”</strong></p>
<p style="text-align: left;">buyurmaktadır. Arkasından ekler Hazreti Mevlânâ,</p>
<p style="text-align: center;"><strong>“Benim söylediğim şiirler beyit değildir. Küçücük bir ev değildir, şiir değildir. Bir mana iklimidir. Hezlim de, alaycı sözlerim de hezil değildir, alay etmek için değildir. Eğitim için, öğretmek için söylenmiş sözlerdir”</strong></p>
<p style="text-align: left;">sözleri ile bu ifadelerdeki, anlatımlardaki derin söyleyişleri açıklar.</p>
<p style="text-align: left;">Gelin Mesnevi’nin ilk öyküsü Padişah ve Cariye ile başlayalım.</p>
<p style="text-align: center;"><strong>“Ey dostlar bu hikâyeyi iyi dinleyiniz. Hakikatte bu hikaye bizim yaşadığımız gerçek hayatı anlatmaktadır.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Hikayede Padişah ruhu, cariye nefse yenik düşen aklı temsil eder.</p>
<p style="text-align: left;">Cüzi akıl, insanların tecrübe yoluyla, dünyevi işler konusunda bilgi edinmelerini sağlayan insani bir akıldır. Buna Akl-ı Meaş da diyoruz. Yeri gelmişken Hazreti Mevlânâ’nın cüzi akıl hakkında söylediklerine kulak verelim:</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Cüzi akıl dünya ile ilgili sözlerimizde, işlerimizde bize yâr olur. Hâl bahsine gelince lâl olur, hiç olur”</strong></p>
<p style="text-align: left;">diyor.</p>
<p style="text-align: left;">Cüzi akıl, asla ilahi sırlara erişemez.</p>
<p style="text-align: left;">Hikayemizdeki diğer karakterlerden biri de işinin ehli olmayan doktorlardır. Bu doktorlar hastayı iyileştirmekten ziyade, hastayı daha kötü hale getirirler. Bu karakterler halkı aldatan, onları doğru yola iletmesi gerekirken sapıtmalarına sebep olan sahte şeyhleri, sahte din adamlarını temsil eder. Tabib-i İlahi’den kasıt ise insanı doğru yola ileten, işinin ehli olan kâmil insanlardır.</p>
<p style="text-align: left;">Bir diğer karakterimiz ise Kuyumcu’dur. Kuyumcu nefsi temsil eder.</p>
<p style="text-align: left;">İnsanın doğru yola erişmesi için nefis duvarını ortadan kaldırması gerekir. Bu hikâye ile ruh aynasının, nefsin kirlettiği paslardan, sıfatlardan temizlenmesi için insanın nasıl hareket etmesi gerektiği açıklanmaktadır.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Evvel zaman içinde bir Padişah vardı. Vardı ki hem dünya mülkü hem de din mülkü O’nundu.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Evvel zaman sözünden kasıt, dünyadaki cisim aleminden önceki ruhlar âlemidir. Padişah da söylediğimiz gibi ruhu temsil etmektedir. Ruhun dünya mülküne sahip olmasını şöyle açıklayabiliriz. Ruh, kendisinden çeşitli ilahi hallerin ortaya çıkması için, dünya alemine gelmek üzere, hakkın zatı ile meydana gelmiştir. Böylelikle ruh, dünya mülkünün sahibi yani padişahı olur. Hazreti Mevlânâ bir beytini yorumlu olarak arz edersek:</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Ruh cisimden ve cisim de ruhtan habersizdir. Ruhun bilinçaltında, Allah derdinden, aşkından başkası yoktur.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">buyurmuş olduğundan</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Ruh din mülküne de sahiptir. Dolayısıyla hem dindâr, hem de dünyaya meyilli bir hükümdardır.”</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Günlerden bir gün padişah, kararlaştırmaksızın, karar vermeksizin yakın adamları ile avlanmak için hayvanına binip yola çıktı.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bu beyitle ruhun dünya alemine gelişi anlatılmaktadır. Etrafındaki maiyeti ise akıl ve bilgisidir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Padişah yolda sevimli bir cariye gördü ve canı o cariyenin Kulu kölesi oldu”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Cariye’den kasıt nefse tabi olan insan aklıdır. Cadde ve yol, ile anlatılmak istenen ise dünyadır. Şah’ın canı ise ruhun iradesidir yani Padişah olan ruh, dünya caddesi üzerinde nefse uyan insan aklını gördü ve ruhun iradesi, insanın iradesine esir oldu.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Can kuşu beden kafesinde çırpınınca mal, mülk verdi ve o cariyeyi satın aldı.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Padişahın can kuşu kafeste çırpınmaya başlayınca mal, mülk vererek; para, pul vererek o sevimli cariyeyi satın alır. Maldan murat, maldan kastedilen şey ruhun kendi mucidi olan zat-ı Hakk&#8217;a, Cenâb-ı Allah&#8217;a olan muhabbetidir.</p>
<p style="text-align: left;">Şah&#8217;ın can kuşundan kastedilen ise ruhun ezelde tayin edilen meyli ve iradesidir. Yani ruh hakkın muhabbetini, nefse tabi olan insan aklıyla kavradı ve o akla sahip oldu.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Cariyeyi aldı ve onunla saadete edi. Fakat Cariye hiç beklenmedik bir şekilde hastalandı.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Padişah cariyeyi alıp arzusuna erişti. Ama gel gör ki o sevimli cariye de umulmadık ve beklenmedik bir tarzda -Allah tarafından ezelde tayin edilen ve tespit edilen biçimde- ve zamanda hastalandı.</p>
<p style="text-align: left;">Ne zaman ki ruh, Hakk’ın kendisine olan muhabbetini, sevgisini pek beğendiği bu dünyaya ait şeylere verdi ve bu dünyaya ait bir takım şeyleri tercih ederek, hoşuna giden şeylere yöneldiği vakit ilahi takdirle imtihan edilir.</p>
<p style="text-align: left;">İnsan sevdiği şeylerle imtihan edilir, diye bir söz vardır. Kendimden bir örnek vereyim uzağa gitmeyeyim; tatlıyı çok severdim. Allah şeker hastalığını verdi. Bakalım tahammülüm olacak mı, bir isyana tevessül edecek miyim? İşte padişahın çok sevdiği cariyesinin hastalanması da bu kabil şeydendi.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Birinin merkebi vardı, palanı yoktu. Palanı buldu, lakin merkebi kurt parçaladı”</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Birisinin eşeği varmış ama semeri yokmuş semeri bulmuş bu defa da eşeği kurt kapmış”</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Bir diğerinin de testisi vardı, su bulamıyordu. Suyu bulunca da testisi kırıldı”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Semeri bulunca merkebini kurt parçalayan; su bulunca testisi kırılan kimseler gibi Padişah da cariyeyi aldı ama hastalanması dolayısıyla zevk ü sefasını süremeden, zavallı sevimli cariye hastalandı. Bu durum Ziya Paşa&#8217;nın meşhur</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Bî-baht olanın bâğına bir katresi düşmez,  </strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Bârân yerine dürr ü güher yağsa semâdan.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">(Gökyüzünden, yağmur yerine inci ve mücevher yağsa, talihsiz olan kişinin bahçesine bir damlası bile düşmez)<br />
beytini, hatıra getiriyordu</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Padişah sağdan soldan hekimler topladı, ‘ikimizin hayatı da sizin elinizdedir.’ dedi.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Cariyesinin hastalanması üzerine Padişah, ülkenin her bir tarafından en iyi hekimleri ve doktorları getirtti. Onlara “ikimizin de hayatı sizin elinizde ve maharetinize, ustalığınıza bağlıdır. Ne çare yapacaksınız, göreyim” dedi. Ve arkasından</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Benim hayatım bir şey değil, asıl canımın cananı odur. Ben dertliyim hastayım, dermanım odur.”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Benim canımın tedavisi kolaydır. O iyileşirse ben de iyi olacağım çünkü ruhumun ruhu odur. Ben dertliyim, hastalığımın, tek çaresi odur.</p>
<p style="text-align: left;">Yukarıdaki beyitlerde cariye için akıl demiştik. Akıl hasta olursa ruh da sıhhatli karar veremez. İnsan için aklın önemi o kadar büyüktür ki akıl olmazsa edep de ortadan kalkar, din de ortadan kalkar. Aklı olmayan kişi yaptığı hiçbir hareketten sorumlu olmaz. Aklı olmayan kişi dini mesuliyetlerden de sorumlu değildir. Bu sebeple aklın önemi büyüktür.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>“Her kim ruhumu yani Mercan ismindeki cariyemi tedavi edecek olursa benim malımı, mülkümü inci ve mercan hazine mi ona vereceğim; lütuf ve ihsanıma erişecektir o kişiler, dedi”</strong></p>
<p style="text-align: left;">Padişahın bu sözlerine karşılık doktorların ne dediğini bir sonraki yazımızda öğreneceğiz.</p>
<p style="text-align: left;">Allah’a emanet olunuz.</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/mehmed-veysi-dortbudak-mesnevi-sohbetleri-padisah-ve-cariye-1/">Mesnevi-i Şerif ve İlk Hikâyesi: Padişah ile Cariyesi</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/mehmed-veysi-dortbudak-mesnevi-sohbetleri-padisah-ve-cariye-1/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
