<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültürel hafıza Archives - Malta Haber</title>
	<atom:link href="https://www.maltahaber.com/tag/kulturel-hafiza/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Malta&#039;nın Türkçe Sesi</description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Aug 2026 18:09:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/favicon.ico</url>
	<title>Kültürel hafıza Archives - Malta Haber</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Malta&#8217;daki Türk İzleri: It-Tork tat-Taraġ, Merdivendeki Türk</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-it-tork-tat-tarag-merdivendeki-turk/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-it-tork-tat-tarag-merdivendeki-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 Aug 2026 17:00:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Elif Ören Acar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[halk inanışları]]></category>
		<category><![CDATA[It-Tork tat-Taraġ]]></category>
		<category><![CDATA[kölelik tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[malta]]></category>
		<category><![CDATA[Malta mimarisi]]></category>
		<category><![CDATA[maltaca]]></category>
		<category><![CDATA[Türk imgesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=59737</guid>

					<description><![CDATA[<p>Altıncı yazı. &#8220;Türk gelir seni alır, seni lokuma çevirir!&#8221; Bu dizi beni ziyadesiyle heyecanlandırıyor. Hem tam zamanlı çalışıyorum hem de küçük bir bebeğim var, ama akşam olup ev sessizleşince muhakkak okuyorum, not alıyorum, yazıyorum. Öyle heyecanlanıyorum ki yakın arkadaşlarımı sürekli yeni buluş mesajlarıyla taciz ediyorum. Bir de komşularım var tabii. Hepsi Maltalı, hem de &#8220;ben [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-it-tork-tat-tarag-merdivendeki-turk/">Malta&#8217;daki Türk İzleri: It-Tork tat-Taraġ, Merdivendeki Türk</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Altıncı yazı.</p>
<blockquote class="wp-block-quote"><p>&#8220;Türk gelir seni alır, seni lokuma çevirir!&#8221;</p></blockquote>
<p>Bu dizi beni ziyadesiyle heyecanlandırıyor. Hem tam zamanlı çalışıyorum hem de küçük bir bebeğim var, ama akşam olup ev sessizleşince muhakkak okuyorum, not alıyorum, yazıyorum. Öyle heyecanlanıyorum ki yakın arkadaşlarımı sürekli yeni buluş mesajlarıyla taciz ediyorum.</p>
<p>Bir de komşularım var tabii. Hepsi Maltalı, hem de &#8220;ben bu evde doğdum, babam da, dedem de burada doğdu&#8221; diyenlerden. Hangisini kapının önünde yakalarsam anlatmaya koyuluyorum, sonra öğrendiğim Maltaca ifadeleri deniyorum üzerlerinde. <em><strong>Ħaqq għat-Torok</strong></em> diyorum mesela, gülüyorlar, ben de gülüyorum.</p>
<p>Maltaca şaka da yapabiliyormuşum, <em>mela</em>!</p>
<p>Yan komşum Mary ile konuşuyorduk geçenlerde, dedi ki: &#8220;<em>It-Tork tat-Taraġ&#8217;ı</em> da yazsana. Merdivendeki Türk. Siyah olur, kırk elli santimlik küçük bir heykel. Tam senin araştırmana göre.&#8221;</p>
<p>Zaten bildiğim, çoktan araştırıp notlarıma aldığım bir konuydu.</p>
<p>Eski bir Malta evine girdiğinizi düşünün. Kapı ağırdır, taş serindir, dışarının bembeyaz ışığından içeri girince birkaç saniye hiçbir şey seçemezsiniz. Gözünüz karanlığa alışır.</p>
<p>Ve alışır alışmaz onu görürsünüz.</p>
<p>Merdivenin dibinde duruyor. Daha tek bir basamak bile çıkmadınız. Koyu tenli, kıpırtısız, sırtını korkuluğun en alt taşına dayamış. Mensola deniyor o taşa, ve merdivenin bütün ağırlığı onun üstüne biniyor.</p>
<p><em>Ġużi Gatt&#8217;ın Il-Miklem&#8217;de</em> yayımladığı yazıya göre bu heykellerin göze en çok çarpanları, korkuluğun yapısal bir parçası olan büyük taş olanlarmış. Çoğu zaman da elinde bir fener taşırmış, ya da üstüne fener konacak bir kaide, böylece karanlık merdiven boşluğu biraz aydınlanırmış.</p>
<p>İşe bakın, korkulan şey aynı zamanda yolu aydınlatan şey.</p>
<p>Nereden geldiğine ve neden ona Türk dendiğine bir bakalım.</p>
<p>Gatt&#8217;ın anlattığına göre on sekizinci yüzyılın başında, Venedik yakınlarında <em>Andrea Brustolon</em> adlı bir heykeltıraş zenginlere mobilya yapıyor, masaların ayaklarını koyu tenli insan figürleri biçiminde oyuyor. O yıllar, beyaz adamın Sahra&#8217;nın güneyinden binlerce insanı zincirleyip Amerika&#8217;ya taşıdığı yıllar. Siyah figür önce mobilyanın ahşabına giriyor, sonra taştan alçıdan heykellere geçiyor, ve moda bütün İtalya&#8217;ya, oradan Batı&#8217;ya yayılıyor.</p>
<p>Malta&#8217;ya da geliyor tabii.</p>
<p>Adının nereden geldiğini <em>Gatt </em>tek cümlede söylüyor: Maltalıların siyah, çirkin ya da tuhaf olan herkese &#8220;<em><strong>Tork</strong></em>&#8221; deme huyu varmış.</p>
<p>Yani heykelin Türklerle bir alakası yok. Bir Venedik mobilya modasından doğmuş, Atlantik köle ticaretinin gölgesinde biçimlenmiş, İtalya üzerinden buraya gelmiş. Sonra Maltalı ona bakmış, koyu tenli bulmuş, tuhaf bulmuş, ve elinin altındaki tek kelimeyi yapıştırmış.</p>
<p><em><strong>Tork</strong></em>.</p>
<p>Kelime yine taşıyamayacağı kadar çok insanı sırtına almış.</p>
<p>Beşinci yazıda <em><strong>iswed qisu Tork</strong></em> için konuşmuştuk bunu. Aquilina sözlüğünde ifadeyi kaydediyor ama &#8220;Türk&#8221;ün burada doğru karşılık olmadığını, aslında Berberi denmesi gerektiğini de not ediyor. Anton Attard da İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar Kuzey Afrika&#8217;dan gelip yer bademi ve hasır satan Araplara halk arasında &#8220;Türk&#8221; dendiğini yazıyor.</p>
<p>Aynı huy. Bir deyimde, bir seyyar satıcıda, bir merdiven heykelinde.</p>
<p>Ad yapıştıktan sonra kendi hikâyesini de üretmiş üstelik. Anne babalar çocuklara <em>Tork tat-Taraġ&#8217;ın</em> yaramazları beklediğini, onları çuvala atıp mahzene indireceğini söylermiş. Mahzenin kapısı da çoğu zaman merdivenin altındaymış.</p>
<p>Şimdi mimariye bakın. Heykel merdivenin dibinde. Mahzen kapısı merdivenin altında. Tehdit aşağıyı gösteriyor, ve gösterdiği yer gerçekten orada.</p>
<p>Attard&#8217;ın makalesinde de bir korkutma sözü var. Gozolu anne babalar çocuklarını kuyulardan, mahzenlerden uzak tutmak için söylermiş:</p>
<p><em><strong>&#8220;Għax jiġi Tork għalik, jieħdok u jagħmlek lakumja!&#8221; </strong></em></p>
<p><em>Yani &#8220;Türk gelir seni alır, seni lokuma çevirir!&#8221; </em></p>
<p>Bizim çocukluğumuzdaki öcü misali. Yalnız Malta&#8217;nın öcüsünün bir dönem sarığı varmış.</p>
<p>Sarık demişken, orada da bir tuhaflık var.</p>
<p><em>Kliem u Storja</em> heykeli sarıklı diye tarif ediyor. Ama <em>Gatt </em>onu resmetmeye oturduğunda sarık koymuyor: kafası tıraşlı, tepede tek tutam saç, karnı dışarıda, boynunda halka. Yani kadırga kölesi kılığı.</p>
<p>Elimizde kökeni Venedik mobilya modası olan, Türklerle hiçbir ilgisi bulunmayan bir figür var, ve bunu en iyi bilen kişi <em>Gatt</em>, çünkü bizzat kendisi yazıyor. Ama çizdiği şey bir Osmanlı esiri oluyor.</p>
<p>Kelime işini bir kez daha görmüş. Üç yüz yıl sonra, hem de nasıl boşaldığını en iyi bilen elin altında.</p>
<p>Büyük eski evler hâlâ Malta&#8217;da. Merdivenler yerli yerinde, korkulukların oturduğu taşlar da öyle. Ama girdiğim hiçbir evde o köşe dolu değildi.</p>
<p>Ben de karakteristik bir tarihî evde oturuyorum, hem de ikinci kez. Bu yazıyı yazarken kendi merdivenimin dibine indim, korkuluğun oturduğu taşa baktım. Heykel yok elbette. Ama o köşeye bir daha aynı gözle bakamıyorum.</p>
<p>Evinizde varsa, dedenizin ninenizin evinde hatırlıyorsanız, bir antikacıda gördüyseniz, bir müzenin deposunda karşınıza çıktıysa, ya da yalnızca &#8220;Bizim ailede bundan söz edilirdi&#8221; diyebileceğiniz küçücük bir hatıranız bile varsa, yorumlarınızı beklerim.</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-it-tork-tat-tarag-merdivendeki-turk/">Malta&#8217;daki Türk İzleri: It-Tork tat-Taraġ, Merdivendeki Türk</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-it-tork-tat-tarag-merdivendeki-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malta&#8217;daki Türk İzleri: Ħaqq għat-Torok, Öfkenin İçindeki Türk</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-haqq-ghat-torok-ofkenin-icindeki-turk/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-haqq-ghat-torok-ofkenin-icindeki-turk/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 08 Aug 2026 12:40:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Elif Ören Acar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[#Dilbilim]]></category>
		<category><![CDATA[beddualar]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[malta]]></category>
		<category><![CDATA[malta tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[maltaca]]></category>
		<category><![CDATA[sözcüklerin tarihi]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=59487</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen yazıda gökyüzüne bakıyorduk. Güneşle yağmur aynı anda beliriyor, Maltalılar bu duruma twieled Tork diyordu. Şimdi de gökyüzünden yere inelim. Mesela bir Maltalının mutfağına. Diyelim ki misafirlere sofra kuruluyor, tencerenin kapağı kalkıyor, mis gibi kokuyor ev. Ev sahibi yemeği tabaklara koyarken hop, tabak elden kayıyor, yere düşüp parçalanıyor, her yer annesinin yaptığı kunserva salçasıyla pişmiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-haqq-ghat-torok-ofkenin-icindeki-turk/">Malta&#8217;daki Türk İzleri: Ħaqq għat-Torok, Öfkenin İçindeki Türk</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yazıda gökyüzüne bakıyorduk. Güneşle yağmur aynı anda beliriyor, Maltalılar bu duruma<em><strong> twieled Tork</strong></em> diyordu.</p>
<p>Şimdi de gökyüzünden yere inelim. Mesela bir Maltalının mutfağına. Diyelim ki misafirlere sofra kuruluyor, tencerenin kapağı kalkıyor, mis gibi kokuyor ev. Ev sahibi yemeği tabaklara koyarken hop, tabak elden kayıyor, yere düşüp parçalanıyor, her yer annesinin yaptığı <em>kunserva</em> salçasıyla pişmiş yemeğe bulanıyor.</p>
<p>Ya da gece yarısı biri su içmeye kalkıyor; uyku haliyle karanlıkta ayağını kapı eşiğine çarpıyor. Ve o an, düşünmeden, ağzından bir söz fırlıyor:</p>
<p><em><strong>Ħaqq għat-Torok!</strong></em></p>
<p>Kabaca, <em>&#8220;Kahrolsun Türkler!&#8221;</em></p>
<p>Ne tabağı kıran Türk&#8217;tü ne de eşiği oraya koyan. Ortada Türk yok ama öfkenin gittiği adres, yüzyıllardır aynı: <em>Türkler. </em></p>
<p>Bu sözü anlamak için önce Maltacanın en ağır bedduasına bakmak gerekiyor: <em><strong>Ħaqq Alla. </strong></em></p>
<p>Ħaqq kelimesi Arapça kökenli; &#8220;hak&#8221;, &#8220;adalet&#8221; demek. Bizim dilimizdeki &#8220;hak&#8221; ile aynı kelime. <em>Ħaqq Alla</em> da sözlük anlamıyla <em>&#8220;Allah&#8217;ın adaleti&#8221;</em> gibi görünüyor.</p>
<p>2021&#8217;de dönemin Ulaştırma Bakanı Ian Borg, kameralar önünde tam bu sözü söylemek üzereyken lafı ortasında kesip düzeltti. Bugün Malta&#8217;nın Dışişleri Bakanı ve Başbakan Yardımcısı olan Borg&#8217;un o birkaç saniyesi, ülkede günlerce tartışıldı: Küfür mü, değil mi?</p>
<p>Mevzuyu akademi de ele aldı. Tarihçi Simon Mercieca, ifadenin <em>&#8220;il-ħaqq ta&#8217; Alla&#8221;</em>, yani <em>&#8220;Allah&#8217;ın adaleti&#8221;</em> tamlamasının kısalmış hâli olduğunu, Maltacada da Arapçada olduğu gibi adalet dilemek için kullanıldığını savundu. Yani ona sorarsanız bu bir küfür değil.</p>
<p>Sokaktaki Maltalıya sorarsanız cevap net: <em><strong>Ħaqq Alla, </strong></em>Maltacanın en ağır, en yasak sözü. Söyleyeni günahkâr yapan cinsten.</p>
<p>Koyu Katolik bir toplum düşünün. Öfkelenmek normal, hani insani bir duygu. Ama öfkenin doğal adresi yasak: Tanrı, azizler, kutsal olan…</p>
<p>Peki nereye gidecek bu öfke? Bu dile bir paratoner lazım. Ve o da pek tabii, Türkler oluyor.</p>
<p><em><strong>Ħaqq għat-Torok. </strong></em></p>
<p>Tanrı&#8217;ya söylenemeyen, Türk&#8217;e çok rahat söyleniyor. Kutsala dokunmadan boşalıyor öfke. Kimse günaha girmiyor; çünkü Türk&#8217;e beddua etmek &#8220;günah sayılmıyor.&#8221;</p>
<p>Bir dilin küfür haritası, o toplumun neyi kutsal, kimi öteki saydığının haritasıdır aynı zamanda. Maltacanın haritasında kutsalın tam karşı kutbunda, beddua etmenin &#8220;serbest&#8221; olduğu bölgede, biz Türkler duruyoruz.</p>
<p>Hikâye burada bitmiyor çünkü dil yumuşamaya, değişmeye, yaşamaya devam ediyor.</p>
<p><em>Ħaqq għat-Torok&#8217;un</em> yanında, bugün hâlâ duyabileceğiniz, neredeyse sevimli bir ünlem daha karşımıza çıkıyor:</p>
<p><em><strong>Qattus it-Torok! </strong></em></p>
<p>Kelimesi kelimesine: <em><strong>&#8220;Türklerin kedisi!&#8221; </strong></em></p>
<p>&#8216;Kedi mi?&#8217; dediğinizi duyar gibiyim. Evet, kedi.</p>
<p>Malta&#8217;da geçmişte dinî değerlere yönelik küfür ve hakaretler son derece ciddi kabul ediliyordu. Bu yüzden insanlar bazı sakıncalı kelimeleri doğrudan söylemek yerine seslerini değiştirerek daha masum kelimelere dönüştürüyordu.</p>
<p>Örneğin &#8220;<em>aziz</em>&#8221; anlamına gelen <em><strong>qaddis</strong></em> kelimesi yerine, ona benzeyen <em><strong>qattus</strong></em>, yani &#8220;kedi&#8221; denmiş olabilir.</p>
<p>Fakat dikkat edin, Türkler yerinde duruyor. Kılık değiştiren kelime, Türk&#8217;ün yanındaki <em>aziz</em>.</p>
<p>Yani Tanrı&#8217;ya söylenemeyen Türk&#8217;e söyleniyor. Aziz de bir kedinin arkasına saklanıyor. Ne kutsal zedeleniyor ne de kimse günahkâr oluyor. Herkes kazançlı çıkıyor bu işten.</p>
<p><em>Kedi hariç belki. </em></p>
<p>İngilizcede <em>God</em> yerine <em>gosh</em> diyorlar. Küfürden hoşlanmam ama biz de en ayıp kelimeleri baş harfleriyle kısaltırız, aralarına noktalar koyarız. Dilbilimciler buna örtmeceli beddua diyor.</p>
<p><em>Qattus&#8217;un </em>tam olarak hangi kelimenin yerine geçtiği karanlık. Böyle bir örtmece olduğunu söylemek mümkün ama gerisini bildiğimi iddia edersem yalan olur. Kelimeler yaşamaya devam ederken onları bir araya getiren hikâye ortadan kayboluveriyor bazen.</p>
<p>Maltacanın tarihî kelime hazinesini derleyen <em>Kliem u Storja</em>, bu iki ünlemin yan yana yaşadığını kaydediyor ve çarpıcı bir not düşüyor: Maltalıların Türklere duyduğu eski antipati, &#8220;belki farkında bile olmadan&#8221; bugün hâlâ bu sözlerde görünüyor.</p>
<p>Farkında bile olmadan&#8230; Bence bu yazı dizisinin en kısa özeti bu üç kelime.</p>
<p>Geçen yazıda bahsettiğim bebek vardı ya.</p>
<p>Hani vaftiz edilmemiş çocuğa <em><strong>għadha Tork</strong></em>, yani <em>&#8220;hâlâ Türk&#8221;</em> deniyordu ya…</p>
<p>Aquilina&#8217;nın kaydettiği atasözünün bir varyantı da <em><strong>tgħammed Tork</strong></em> biçiminde: <em>&#8220;Bir Türk vaftiz edildi.&#8221;</em> Yani güneşli yağmurda kimine göre bir Türk doğuyor, kimine göre bir Türk vaftiz edilip Türklükten çıkıyor.</p>
<p>Bütün bu ifadeleri yan yana dizeyim:</p>
<p>Doğan Türk.</p>
<p>Vaftiz edilen Türk.</p>
<p>Hâlâ Türk olan bebek.</p>
<p>Beddua edilen Türk.</p>
<p>Ve Türk&#8217;ün kedisi.</p>
<p>Hepsinde aynı mantık işliyor: &#8220;Türk&#8221;, belirli bir milletin adı olmaktan çıkmış; sınırın öbür tarafının adı olmuş. Kutsalın dışı, cemaatin dışı, öfkenin gidebileceği en uzak yer&#8230;</p>
<p>Biz de anlamadığımız şeye <em>&#8220;Fransız kalıyoruz.&#8221; </em>İnanmadığımızda <em>&#8220;Anladıysam Arap olayım&#8221;</em> diyoruz. Karışık işlere <em>&#8220;Arap saçı&#8221;</em> diyoruz. Kendi öfkemizi, kendi şaşkınlığımızı biz de başka milletlerin sırtına yüklemişiz yüzyıllar boyunca.</p>
<p>Geçen yazıda bahsetmiştim. Kimse bu yağmura kendi adını vermiyordu. Kimse bu öfkeye de kendi adını vermiyor.</p>
<p>Herkes en ağır sözünü, kendine en uzak saydığı kapıya bırakıyor.</p>
<p>Bu deyişlerin doğduğu yüzyıllarda o kapının ardında gerçek korkular vardı elbette. Korsan baskınları, kıyı köylerinden kaçırılan insanlar, esir pazarları, 1565&#8217;in hafızası… <em><strong>Ħaqq għat-Torok</strong></em> ilk söylendiğinde, muhtemelen gerçekten Türklere ediliyordu o beddua.</p>
<p>Bugün Malta&#8217;da ayağını sehpanın kenarına çarpıp <em><strong>qattus it-Torok</strong></em> diye söylenen biri, ne bir kadırga düşünüyor ne bir kuşatma. Tıpkı bizim <em>&#8220;Fransız kaldım&#8221;</em> derken Paris&#8217;i düşünmediğimiz gibi.</p>
<p>Beddua önce ünleme, sonra bir dil fosiline dönüşmüş.</p>
<p>Ve o fosilin içinde, dört yüz yıllık bir korkunun kalıbı duruyor; içi çoktan boşalmış, ama şekli hâlâ bizim şeklimiz.</p>
<p>Bu diziye başlarken Türklerin Malta dilinde bir zamana dönüştüğünü görmüştük: <em><strong>fi żmien it-Torok. </strong></em></p>
<p>Sonra bir hava olayına dönüştüklerini: <em><strong>twieled Tork. </strong></em></p>
<p>Bu yazıda ise bir ünleme dönüştüklerini gördük: <em><strong>ħaqq għat-Torok, qattus it-Torok. </strong></em></p>
<p>Malta&#8217;nın hafızasında Türkler yalnızca takvimde ve gökyüzünde değil; kırılan tabakların, çarpılan ayak parmaklarının, elden kaçan otobüslerin yanı başında da bekliyor.</p>
<p>Bir dahaki sefere Malta&#8217;da birinin canı yandığında kulak kabartın.</p>
<p>Belki siz de duyarsınız.</p>
<p><em><strong>Bir kedi, dört yüz yıldır bir öfkeyi sırtında taşıyor.</strong></em></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-haqq-ghat-torok-ofkenin-icindeki-turk/">Malta&#8217;daki Türk İzleri: Ħaqq għat-Torok, Öfkenin İçindeki Türk</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-haqq-ghat-torok-ofkenin-icindeki-turk/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Malta’daki Türk İzleri: Twieled Tork, “Bir Türk Doğdu”</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-twieled-tork-bir-turk-dogdu/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-twieled-tork-bir-turk-dogdu/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 01 Aug 2026 12:17:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Elif Ören Acar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Folklor]]></category>
		<category><![CDATA[Güneşli yağmur]]></category>
		<category><![CDATA[Halk deyişleri]]></category>
		<category><![CDATA[Joseph Aquilina]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürel hafıza]]></category>
		<category><![CDATA[malta]]></category>
		<category><![CDATA[maltaca]]></category>
		<category><![CDATA[türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Twieled Tork]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-twieled-tork-bir-turk-dogdu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçen yazıda Malta’da “çok eskiden” demenin yollarından birinin fi żmien it-Torok, yani “Türkler zamanında” olduğunu anlatmıştım. Bu kez yine Maltacanın içinde saklanan bir Türk’ün peşindeyiz. Ama bu defa ne bir kuşatmanın ortasındayız, ne eski bir taş binanın önünde, ne de yüzyıllardır anlatılan bir korsan hikâyesinin içinde. Gökyüzüne bakıyoruz. Güneş parlıyor. Aynı anda yağmur yağıyor. Ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-twieled-tork-bir-turk-dogdu/">Malta’daki Türk İzleri: Twieled Tork, “Bir Türk Doğdu”</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yazıda Malta’da “çok eskiden” demenin yollarından birinin <em><strong>fi żmien it-Torok,</strong></em> yani “Türkler zamanında” olduğunu anlatmıştım.</p>
<p>Bu kez yine Maltacanın içinde saklanan bir Türk’ün peşindeyiz.</p>
<p>Ama bu defa ne bir kuşatmanın ortasındayız, ne eski bir taş binanın önünde, ne de yüzyıllardır anlatılan bir korsan hikâyesinin içinde.</p>
<p>Gökyüzüne bakıyoruz.</p>
<p>Güneş parlıyor.</p>
<p>Aynı anda yağmur yağıyor.</p>
<p>Ve Maltalılar şöyle diyor:</p>
<p><em><strong>Twieled Tork.</strong></em></p>
<p><em>Bir Türk doğdu.</em></p>
<p>Bu sözü ilk kez Maltalı iş arkadaşım Charmaine’den duymuştum. Güneşli havada yağmur yağmasıyla bir Türk’ün doğması arasında nasıl bir bağ kurulmuş olabileceğini düşündüm.</p>
<p>Neden yağmur?</p>
<p>Neden güneş?</p>
<p>Ve hepsinden önemlisi: Neden yine Türk?</p>
<p>Malta’nın en önemli dil bilimcilerinden <em>Joseph Aquilina</em>, 1961’de yayımlanan <em>Maltese Meteorological and Agricultural Proverbs</em> adlı derlemesinde bu deyişi 62 numaralı atasözü olarak kaydediyor.</p>
<p>Kayıtlı tam biçimi şöyle:</p>
<p><em><strong>Ix-xita u x-xemx: qed jitgħammed Lhudi (twieled Tork).</strong></em></p>
<p><em>“Yağmur ve güneş: Bir Yahudi vaftiz ediliyor, bir Türk doğdu.”</em></p>
<p>Parantez Aquilina’nın kendisine ait. Yani kaydedilen ilk biçimde bir Yahudi vaftiz ediliyor; <em><strong>“bir Türk doğdu”</strong></em> ise onun yanına eklenmiş bir varyant olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p>Bugünse çoğu kişinin hatırladığı biçim tam tersine dönmüş durumda. İlk bölüm unutulmuş, geriye yalnızca <em><strong>twieled Tork</strong> </em>kalmış.</p>
<p>Peki bu iki ifade neden aynı gökyüzü olayını anlatıyor?</p>
<p>Cevabı yine Aquilina’nın satırlarında buluyoruz.</p>
<p>Aquilina, güneş varken yağan yağmurun bir Türk’ün doğduğuna işaret sayıldığını yazıyor ve hemen ardından buradaki “Türk” kelimesini “bir kâfir”, yani Hristiyan olmayan biri olarak açıklıyor.</p>
<p>İşte bütün mesele burada başlıyor.</p>
<p>Malta’da vaftiz edilmemiş bir bebek için eskiden <em><strong>għadha Tork</strong></em> denirmiş:</p>
<p><em>“Hâlâ Türk.”</em></p>
<p>Yani henüz Hristiyan değil, henüz vaftiz edilmemiş.</p>
<p>Çocuk dünyaya dinî topluluğun dışında geliyor, vaftizle o topluluğun içine kabul ediliyor. “Türk” kelimesi de zamanla bu eşiğin dışında bulunmanın adı hâline geliyor.</p>
<p>Deyişe bu gözle baktığımızda, içindeki karşıtlık daha açık görülüyor.</p>
<p>Bir Türk doğuyor.</p>
<p>Bir Yahudi vaftiz ediliyor.</p>
<p>Biri Hristiyanlığın dışında dünyaya geliyor, diğeri vaftizle Hristiyanlığa giriyor.</p>
<p>İki zıt hareket, aynı cümlenin içinde buluşuyor.</p>
<p>Tıpkı güneşle yağmurun aynı anda, aynı gökyüzünde buluşması gibi.</p>
<p>Aquilina’nın derlemesinde beni şaşırtan bir başka ayrıntı daha vardı.</p>
<p>Meğer Malta, aynı gökyüzü olayına iki ayrı dünya yerleştirmiş:</p>
<p>Büyüklerin dünyasını ve çocukların dünyasını.</p>
<p>Çünkü Aquilina, güneşli havada yağmur yağarken Maltalı çocukların söylediği tekerlemeleri de kaydetmiş.</p>
<p>Bu tekerlemelerin merkezinde ise hep aynı kişi bulunuyor:</p>
<p><em><strong>In-nanna.</strong></em></p>
<p>Yani nine.</p>
<p>Tarxien’den J. Cassar Pullicino’nun derlediği bir tekerlemede nine San Lawrenz ile birlikte anılıyor; dede boçe oynarken nine badem oyununa katılıyor.</p>
<p>Bir başka varyantta nine, dut ağacının altında oturuyor.</p>
<p>Bir diğerinde çocuk ninesinden bir parça balık istiyor, karşılığında ise oklavayı yiyor.</p>
<p>Aynı güneşli yağmur…</p>
<p>Büyüklerin dilinde din, kimlik ve öteki var.</p>
<p>Çocukların dilinde ise nine, oyun ve gündelik hayat.</p>
<p>Aynı gökyüzüne bakan iki ayrı hafıza.</p>
<p>Malta’nın önemli folklor araştırmacılarından <em>A. Cremona,</em> daha 1922 yılında bu nine tekerlemelerinin İngilizcede kullanılan eski bir söyleyişin soluk bir yankısı olabileceğini düşünmüş.</p>
<p>İngilizcede güneş varken yağmur yağdığında şeytanın ninesini veya karısını dövdüğü söyleniyor; güneş onun gülüşü, yağmur ise kadının gözyaşı olarak yorumlanıyordu.</p>
<p>Aquilina da atasözünün altına başka dillerdeki karşılıkları sıralamış.</p>
<p>İtalyancada güneşle yağmur aynı anda görüldüğünde <strong>şeytanın evlendiği,</strong> <strong>cehennemde düğün yapıldığı</strong> ya da <strong>bütün kocakarıların âşık olduğu</strong> söyleniyor.</p>
<p>İspanyolcadaki bir karşılıkta ise <strong>Rabbimizin güldüğü</strong> anlatılıyor.</p>
<p>Yani ben bu benzerlikleri yeni keşfettiğimi sanırken, Aquilina dünya üzerindeki bu garip gökyüzü haritasını altmış yılı aşkın bir süre önce çizmeye başlamış bile.</p>
<p>Haritayı biraz daha genişlettiğimizde benzer anlatılarla karşılaşmaya devam ediyoruz.</p>
<p>Japonya’da güneşli yağmura <em><strong>kitsune no yomeiri,</strong></em> yani <em><strong>“tilkinin düğünü”</strong></em> veya<em><strong> “tilki gelin alayı”</strong></em> deniyor.</p>
<p>Korecede <em><strong>yeoubi,</strong></em> <strong><em>“tilki yağmuru”</em></strong> anlamına geliyor.</p>
<p>Güney Afrika’da<strong><em> “maymun düğünü”</em></strong>, Afrikaans dilinde ise <strong><em>“çakal düğünü”</em></strong> ifadeleri kullanılıyor.</p>
<p>Hindistan’ın bazı bölgelerinde de aynı gökyüzü olayı <em><strong>çakalların düğünüyle</strong> </em>açıklanıyor.</p>
<p>Kimi yerde tilkiler evleniyor.</p>
<p>Kimi yerde maymunlar.</p>
<p>Kimi yerde çakallar.</p>
<p>Kimi yerde şeytan.</p>
<p>Birbirine ait olmadığı düşünülen iki şey aynı anda ortaya çıktığında, insanlar bunu sıradan bir hava olayı olarak bırakmamış.</p>
<p>Güneşle yağmurun arasındaki boşluğu bir hikâyeyle doldurmuşlar.</p>
<p>Ateşle su.</p>
<p>Aydınlıkla karanlık.</p>
<p>Sevinçle hüzün.</p>
<p>Bir arada bulunmaması gereken iki şey, bir anda aynı gökyüzünde buluşuyor.</p>
<p>Belki de bu yüzden birçok kültür güneşli yağmuru bir düğünle açıklamış.</p>
<p>Her kültür o gökyüzüne kendi “olmayacak birleşmesini” yerleştirmiş.</p>
<p>Kimi tilkiyi, kimi maymunu, kimi çakalı, kimi şeytanı.</p>
<p>Malta ise bizi koymuş.</p>
<p>Fakat işin en güzel tarafı burada bitmiyor.</p>
<p>Çünkü aynı yağmura biz ne diyoruz?</p>
<p>Bu yazıyı hazırlarken konuyu babama anlattım. Güneşli havada yağan yağmur için Türkiye’de hangi sözlerin kullanıldığını araştırdığımı söyledim.</p>
<p>“Babaannen de <em><strong>‘Kurt enikliyor’</strong></em> derdi,” dedi.</p>
<p>Bu vesileyle, hiç görmediğim babaannem hakkında yeni bir şey öğrenmiş oldum.</p>
<p>Belki onun sesini hiç duymadım.</p>
<p>Belki bu cümleyi hangi tonda söylediğini hiçbir zaman bilemeyeceğim.</p>
<p>Ama yıllar önce gökyüzüne bakarken kullandığı birkaç kelime, babamın hafızasından geçerek bana kadar ulaştı.</p>
<p>Araştırırken Türkiye’nin başka bölgelerinde “çakal düğünü” ve “tilki düğünü” gibi ifadelerin de kullanıldığını öğrendim.</p>
<p>Yani Maltalı gökyüzüne bakıp <strong><em>“Bir Türk doğdu”</em></strong> derken, Türk de aynı gökyüzüne bakıp “Çakallar düğün yapıyor” ya da “Kurt enikliyor” diyormuş.</p>
<p>Kimse bu yağmura kendi adını vermiyor.</p>
<p>Herkes oraya kendisine uzak, yabancı, anlaşılmaz veya tekinsiz bulduğu bir varlığı yerleştiriyor.</p>
<p>Bu deyişlerin doğduğu yüzyıllarda “Tork” kelimesinin Malta’da sıcak bir kelime olmadığını biliyoruz.</p>
<p>Korsan baskınları, esir pazarları, kuşatma hatıraları, din farkı…</p>
<p>Bütün bunlar zamanla o kelimenin içine sinmiş.</p>
<p>Bu izleri görmezden gelmek değil, tam tersine görünür kılmak gerekiyor.</p>
<p>Çünkü halk deyişleri yalnızca sevimli, eğlenceli veya tuhaf sözlerden oluşmuyor.</p>
<p>Bazen bir toplumun geçmişte kimden korktuğunu da anlatıyorlar.</p>
<p>Bazen kimi kendisinden saymadığını…</p>
<p>Kimi dışarıda bıraktığını…</p>
<p>Kimi “öteki” olarak gördüğünü…</p>
<p>Ama dil garip bir şey.</p>
<p>Zaman geçiyor.</p>
<p>Korkular değişiyor.</p>
<p>Esir pazarları kapanıyor, kadırgalar çürüyor, kuşatmalar tarih kitaplarının sayfalarına çekiliyor.</p>
<p>Geriye ise bazen yalnızca bir cümle kalıyor.</p>
<p>Güneşli bir günde yağmur damlaları düşerken gülümseyerek söylenen bir cümle:</p>
<p><strong><em>Twieled Tork.</em></strong></p>
<p>Bugün Malta’da bu sözü kullanan çoğu kişi, Türk’ün neden o cümlenin içinde bulunduğunu artık düşünmüyor.</p>
<p>Tıpkı bizim “çakal düğünü” derken gerçekten bir çakal düğünü hayal etmediğimiz gibi.</p>
<p>Geçen yazıda Türklerin Malta dilinde bir zamana dönüştüğünü görmüştük:</p>
<p><em><strong>Fi żmien it-Torok.</strong></em></p>
<p><em>Türkler zamanında.</em></p>
<p>Bu yazıda ise bir hava olayına dönüştüklerini gördük:</p>
<p><em><strong>Twieled Tork.</strong></em></p>
<p><em>Bir Türk doğdu.</em></p>
<p>Malta’daki Türk izlerini ararken bazen bir kalenin duvarına, bazen eski bir belgenin satırlarına, bazen de unutulmuş bir çocuk tekerlemesine bakmamız gerekecek.</p>
<p>Bazen ise yalnızca başımızı kaldırmamız yeterli olacak.</p>
<p>Çünkü anlaşılan Malta’nın hafızasında Türkler yalnızca karada ve denizde değil; güneşle yağmurun arasında da saklanıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-twieled-tork-bir-turk-dogdu/">Malta’daki Türk İzleri: Twieled Tork, “Bir Türk Doğdu”</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/maltadaki-turk-izleri-twieled-tork-bir-turk-dogdu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
