<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Firdevs Hanım Archives - Malta Haber</title>
	<atom:link href="https://www.maltahaber.com/yazarlar/firdevs-hanim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Malta&#039;nın Türkçe Sesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 09 Aug 2026 12:30:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.3</generator>

<image>
	<url>https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/favicon.ico</url>
	<title>Firdevs Hanım Archives - Malta Haber</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>BÖLÜM 9: KIRMIZI ARABA PARADOKSU</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/bolum-9-kirmizi-araba-paradoksu/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/bolum-9-kirmizi-araba-paradoksu/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 09 Aug 2026 12:30:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu durumu]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Frekans]]></category>
		<category><![CDATA[Gelecek olasılıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Kuantum alan]]></category>
		<category><![CDATA[Rezonans]]></category>
		<category><![CDATA[Tevafuk]]></category>
		<category><![CDATA[Tezahür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/bolum-9-kirmizi-araba-paradoksu/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Saniyedeki titreşim sayısına frekans denir. Hertz birimi ile ölçülür. Hz birim simgesi ile yazılır. Bir saniyedeki titreşim adetine frekans denirken tek bir titreşim süresine periyod denir ve saniye cinsinden birimlendirilir. T birim simgesi ile yazılır. Örneğin, saniyede 10 defa titreşen bir nesnenin frekansı 10 Hz iken periyodu 0,1 sn ya da 0,1 T’dir. Düzenli bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/bolum-9-kirmizi-araba-paradoksu/">BÖLÜM 9: KIRMIZI ARABA PARADOKSU</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Saniyedeki titreşim sayısına frekans denir. Hertz birimi ile ölçülür. Hz birim simgesi ile yazılır. Bir saniyedeki titreşim adetine frekans denirken tek bir titreşim süresine periyod denir ve saniye cinsinden birimlendirilir. T birim simgesi ile yazılır. Örneğin, saniyede 10 defa titreşen bir nesnenin frekansı 10 Hz iken periyodu 0,1 sn ya da 0,1 T’dir. Düzenli bir frekans sinüs dalgası şekline bir eğrisel grafik çizer. Bu eğrinin düşeydeki en tepe noktası titreşimin şiddetini belirler ve buna dalga yüksekliği denir. Her iki tepe noktası arasındaki mesafe ise dalga boyu olarak adlandırılır.<br />
Ahahaha&#8230; Tabii ki böyle bir şey anlatmayacağım :). Elektro manyetik dersinde değiliz :)&#8230; Az önce söylediklerim doğru bu arada&#8230;<br />
Bir titreşimimizin olduğunu, bu titreşim ile duygu durum enerjimizi tüm kuantum alana yaydığımızı, bu yayılım için kalbimizi kullandığımızı ve zamanın tüm gelecek versiyonları ile birlikte aynı anda, eş zamanlı olarak kuantum alanda var olduğunu ve bu sayede gelecek versiyonlarından da hangisini hayatımızda gerçeklik haline getireceğimizi bizim enerji alanımızın belirlediğini yani bizim seçtiğimizi konuştuk bundan önceki günlerde.<br />
Hep bir uyumlanmadan, çakışmadan ve benzeşmeden bahsediyoruz farkındaysan. Tabiri caizse altyapı çalışmalarını inceledik şimdiye kadar, enerji, salınım vesaire derken birçok şey öğrendik ama bunun nasıl çalıştığı konusunda pek somut bir şeyler konuşmadık. Müsaadenle çok basit ve anlaşılır olduğunu düşündüğüm bir biçimde bunu anlatmaya çalışacağım.<br />
Senin duygu durumunu ve yaydığın ve evrene saldığın titreşimini sarı renkli bir frekans gösterimi ile gösterelim. Biraz daha anlaşılır olacaksa bu sarı dalga gösterimi senin halet-i ruhiyen olsun.<br />
Bir de bahsettiğimiz gibi sonsuz gelecek versiyonu şu anda mevcut durumda var olarak seni bekliyor. Bu gelecek versiyonlarının da bir titreşimi bir frekansı var ve bunların bizden ayrı bir platformda, ayrı seviye ya da katta olmadığından bahsetmiştik. Dolayısı ile gelecekten gelen bu enerji salınımları da, bu geleceklerin frekansları da sana doğru salınıyorlar. Bunlardan da üç tanesini gelecek olasılığı olarak numaralandıralım. Bakalım hangi gelecek senin başına gelecek?<br />
Senin frekansın ile birinci gelecek olasılığının frekansını birbiri ile karşılaştırırsak, bu iki enerji kuantum alanda buluşursa ne olur? Bunun için çakışan ve dolayısı ile bizim tezahür, yabancı kaynaklarda sıkça duyduğun “manifestation” denen sonucu da yeşil renkle gösterelim. Gördüğün gibi yeşil renge dönüşen kısmın senin isteğin ile pek de bir alakası yok. Ama ortada yeşil renkli bir kısım da var dolayısı ile tezahür eden bir gerçeklik var ama senin istediğin değil.<br />
Daha iyi anlamak için şöyle bahsedebiliriz: Senin isteğin, yani bu sarı renkli dalgalanma şekli şey olsun; kırmızı renkli bir araba olsun. Bu ilk gelecek olasılığında ise uyumlanma gerçekleşmediği için senin bu gelecek versiyonunda başına gelebilecek en iyi şey o kırmızı arabadan trafikte sıkça görmek olabilir :).<br />
Gelelim ikinci gelecek versiyonuna&#8230; Bu ikinci gelecek versiyonu ile senin frekansını buluşturduğumuzda, yeşil alanların daha fazla olduğunu görebiliyoruz. Uyumlanma ve ortak bir rezonansı paylaşma daha fazla gerçekleşti. Bu da şu demek olabilir; bir arkadaşın aynı marka model bir araba ile senin karşına çıkabilir ve seni arabasına davet ederek o arabada yolculuk etmeyi deneyimlemiş olabilirsin ya da o arabanın satış veya tanıtım broşürü birdenbire karşına çıkıvermiştir. Hadi, yine iyisin, alacağın arabayı az kaldı :).<br />
Üçüncü gelecek versiyonu ile senin duygu durumunu üst üste koymaya geldi sıra. Gördüğün gibi, senin isteğin, gelecek versiyonu ve tezahür birebir örtüştü. Buna ne deniyor: TEVAFUK&#8230; Tevafuk birbiri üstüne binme, uyuşma, uyma, çakışma demek. Bu demek oluyor ki, gelecek artık bir gerçeklik olarak tezahür etti. Yani şu araba örneğinden devam edecek olursak; annen aradı ve dedi ki: “Oğlum, babanın sana akşam sürprizi var, iş çıkışında hemen eve gel.” Bak sen&#8230; Evin önünde tam da senin istediğin araba&#8230; Ha, bu frekansa uyumlanacak bi’ baba yok bende diyorsan, şöyle de olabilir, arkadaşın arar: “Ya hafız, bizim bir arkadaş ihtiyaçtan arabasını satışa çıkardı, tam da senin istediğin araba, çok uygun da fiyat söylüyor, bi’ bak istersen.” Ha, bende öyle arkadaş da yok dersen, cep telefonuna bak, mesaj gelmiş: “Sayın Bizim Market Müşterisi, yılsonu çekilişinde büyük ödül sizin fatura numaranıza isabet etmiştir.” Ne ola ki o büyük ödül? :)&#8230;<br />
Anlatmak istediğim şu, neye uyumlanmışsan başına o gelecek. Fakat örneklendirmede biz gelecek versiyonları arasından bir seçim yaptık gibi oldu. Yani bütün gelecekleri gördük de başımıza ne geleceğini tespit ettik. Yani bize uyan bir geleceği seçenekler arasından seçtik. Böyle bir kabiliyetimiz yok henüz. Dolayısı ile bizim yapmamız gereken, olmasını istediğimiz, gerçekleşmesini arzu ettiğimiz geleceğe göre kendi frekansımızı ayarlamak ve uyumlamak.<br />
Bu arada hani böyle bir kabiliyetimiz yok dedim ya, öyle kabiliyeti olanlarda var biliyorsun. Şu sürekli işi rast giden, şansı yaver giden, bahtı açık dediklerimiz&#8230; Yarın da bunu konuşalım istersen.</p>
<blockquote class="wp-block-quote">
<p>Neye uyumlanmışsan başına o gelecek.</p>
</blockquote>
<p>Kampanya biletini çöpe mi attın? Ya, sen otobüse bin be! Şu “kırmızı” otobüse bin sen.. he, kırmızı olan :)&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/bolum-9-kirmizi-araba-paradoksu/">BÖLÜM 9: KIRMIZI ARABA PARADOKSU</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/bolum-9-kirmizi-araba-paradoksu/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 &#8211; KABUL ET, HİÇBİR ŞEY BİLMİYORSUN</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/8-kabul-et-hicbir-sey-bilmiyorsun/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/8-kabul-et-hicbir-sey-bilmiyorsun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 02 Aug 2026 13:00:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[#farkindalik]]></category>
		<category><![CDATA[#Gelecek]]></category>
		<category><![CDATA[#Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[enerji]]></category>
		<category><![CDATA[Frekanslar]]></category>
		<category><![CDATA[Kuantum]]></category>
		<category><![CDATA[Spiritüellik]]></category>
		<category><![CDATA[Titreşim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/8-kabul-et-hicbir-sey-bilmiyorsun/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zamanın doğrusal olmayışını ve geleceğin şu anda bir yerlerde çoktan var olduğunu anlamamız bizim ne işimize yarar? Çok basit, bu demektir ki demek ki geleceğime ulaşabilir ve hatta kendi geleceğimi seçebilirim. Gelecekler erişilebilir ve seçilebilirdir. Bu kulağa çok iddialı geliyor, farkındayım. Çünkü doğal olarak sonsuzlukla çalışmayı bilmeyen zihnin şunu söylüyor: “Dünyada düşünce ve duygularının gücü [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/8-kabul-et-hicbir-sey-bilmiyorsun/">8 &#8211; KABUL ET, HİÇBİR ŞEY BİLMİYORSUN</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Zamanın doğrusal olmayışını ve geleceğin şu anda bir yerlerde çoktan var olduğunu anlamamız bizim ne işimize yarar? Çok basit, bu demektir ki demek ki geleceğime ulaşabilir ve hatta kendi geleceğimi seçebilirim.</p>
<blockquote class="wp-block-quote">
<p>Gelecekler erişilebilir ve seçilebilirdir.</p>
</blockquote>
<p>Bu kulağa çok iddialı geliyor, farkındayım. Çünkü doğal olarak sonsuzlukla çalışmayı bilmeyen zihnin şunu söylüyor: “Dünyada düşünce ve duygularının gücü ile enerji yayan sadece sen misin?” Evet, bu yanlış bir soru değil ama cevapsız da değil. Tamam, hepimiz kendi titreşimlerimizi ve enerjimizi yayıyoruz ve bunu tüm insanlar tüm canlılar yapıyor. Benzerler birbirini çekiyor ve uyumlanan, bu sözcüğe dikkat lütfen, uyumlanan kişi ve olayla birer gelecek olarak tezahür ediyorlar birbirlerinin hayatında.</p>
<p>Kişiler ve olayların birbirlerini çekmesi, uyumlanması konusunu gelecekler için de kullanabiliriz. Kuantum dalgası aynı duygu ve düşünceler arasında gidip geldiği gibi an ve gelecek arasında da gidip gelmektedir. Zamanın nasıl da tek bir düzlemde çoktan var olduğunu bir önceki konuşmamızda bahsetmiştik. Şu durumda kuantum dalgalarının birbiri ile uyumlanması sonucunda bize benzer ve bize uyumlu insan ve olayları bize çektiğimize göre, gelecek dediğimiz şey, aynı düzlemdeki sonsuz olasılıklar ihtimalinden biri ile uyumlanmamız demek ve o ihtimalin bir olay olarak vuku bulması, anda tezahür etmesidir.</p>
<p>Şunları sırayla bir anlayalım:</p>
<p>Evet, sonsuz olasılıklar içinde sonsuz gelecekler var.</p>
<p>Her gelecek kuantum alanda bir titreşim ve salınıma sahip.</p>
<p>Sen bir titreşim ve salınıma sahipsin.</p>
<p>Bunlardan birbiri ile çakışanlar yarın gerçeklik olarak karşına çıkacak. Peki bu kadar seçenek var, bu kadar sonsuz olasılık var ise neden biz hala bazı şeylerin başımıza geldiğini sanıyoruz diye düşünüyor olabilirsin. Çünkü anlattıklarım sanki açık büfeden istediğini seçebilecekmişsin gibi geliyor değil mi kulağa? Sen imtihan dünyası dendiğinde şaka yapıldığını mı sandın acaba? Sonsuz olasılıktan senin gerçekliğin haline gelecek olan, senin algılayacağın sadece bir tanesi&#8230;</p>
<p>İşte o bir tanesi senin en çok uyumlandığın, en çok benzediğin gelecek olasılığı olacak. Bu sebeple geleceklerin de an ile aynı düzlemde, eş zamanlı olarak çoktan mevcut halde var olduğunu anlaman çok önemliydi. Bu şu anlama gelir, gelecekler erişilebilir ve seçilebilirdir. Bizden ayrı ya da uzak bir seviyede değildir. Gelecek dediğimiz versiyonları artık bizim bir üst katımızda değil sadece karşı kıyımızda olarak anlayabiliriz. Doğru bakmasını ve yönümüzü ayarlamasını bilirsek karşı kıyıya hangi noktadan çıkacağımızı biz belirleyebiliriz.</p>
<p>Burada sana ümit dağıtmıyorum, sadece bildiğimiz kadarını konuşabiliyoruz. Sonsuz gelecek versiyonu arasından da sadece erişebildiğin ve uyumlanabildiklerini seçebileceksin. Çünkü çok az şey biliyoruz.</p>
<p>Işık enerjisinin sadece çok küçük bir kısmını görebiliyorsun mesela. Senin görebildiğin gökkuşağındaki yedi rengin tonları sadece, diğer tüm renkler ve ışık senin çevrende ama gerisini bilmiyorsun. Seslerden bahsetmek bile istemiyorum, duyabildiğin aralık sadece 20 ile 20.000 Hz aralığı. Koku desen öyle, senden çok küçük canlılar bu konuda senden çok ama çok daha duyarlı ve becerikli. Dokunma ve tat almada da bir çok canlıdan beceriksiz ya da küçük bir aralıkta olduğumuz gerçek. Az çok belgesel seyreden herkes bunları biliyor.</p>
<p>5 duyudan yana pek şanslı olmadığımız ortada ama tüm canlılık var oluşlarını rastgele bir olasılık zinciri sayesinde yaşarken sen kendi geleceğin için şu andan bir sinyal gönderebiliyorsun. Bugün yaşadıkların dün gönderdiğin sinyallerin sonucuydu. Dün içinde olan sesler bugün konuştukların oldu. Dünkü dalgalar bugün kıyıya vurdu.</p>
<p>Farkındaysan sinyal, ses, dalga derken lafı bir yere getirmeye çalışıyorum. Sen hiç sormadın ama ben söyleyeyim, 8 gündür “Frekanslar Hakkında Her Şey” diye konuşuyoruz ama, bir kere bile ne frekansın ne olduğundan bahsetmedik.</p>
<p>Bunları çok duyduğunu biliyorum:</p>
<p>Rezonansta olmak</p>
<p>Frekansı yükselten şeyler, gül yağını nereme süreyim?</p>
<p>Frekansını nasıl yükseltirsin, ot mu yesem çöp mü yesem?</p>
<p>10 milyon trilyon Hertz ses dalgası dinle, beynin patlasın :)&#8230;</p>
<p>Sonraki yazıda artık frekanstan bahsetmeye başlayalım, bi’ ben kalmıştım zaten :).</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/8-kabul-et-hicbir-sey-bilmiyorsun/">8 &#8211; KABUL ET, HİÇBİR ŞEY BİLMİYORSUN</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/8-kabul-et-hicbir-sey-bilmiyorsun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BÖLÜM 7: BAK BAKALIM SADECE NE KALMIŞ?</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/bolum-7-bak-bakalim-sadece-ne-kalmis/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/bolum-7-bak-bakalim-sadece-ne-kalmis/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jul 2026 13:30:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[#Felsefe]]></category>
		<category><![CDATA[#Zaman]]></category>
		<category><![CDATA[algı]]></category>
		<category><![CDATA[boyutlar]]></category>
		<category><![CDATA[fizik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/bolum-7-bak-bakalim-sadece-ne-kalmis/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üç boyutlu bir dünyada yaşadığımızı biliyorsun. Bu fiziksel ortamda en, boy ve derinlik algımız mevcut. Bu da bize yönleri öğreten şey. En algımız sağa ve sola şeklinde, boy algımız yukarı ve aşağı şeklinde, derinlik algımız ise ileri ve geri şeklinde yön tarif etmemizi sağlıyor. Üç boyutlu dünyada bu bizim için çok kullanışlı bir özellik ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/bolum-7-bak-bakalim-sadece-ne-kalmis/">BÖLÜM 7: BAK BAKALIM SADECE NE KALMIŞ?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üç boyutlu bir dünyada yaşadığımızı biliyorsun. Bu fiziksel ortamda en, boy ve derinlik algımız mevcut. Bu da bize yönleri öğreten şey.<br />
En algımız sağa ve sola şeklinde, boy algımız yukarı ve aşağı şeklinde, derinlik algımız ise ileri ve geri şeklinde yön tarif etmemizi sağlıyor. Üç boyutlu dünyada bu bizim için çok kullanışlı bir özellik ve aslında hayati öneme sahip.</p>
<blockquote class="wp-block-quote">
<p>Zamana hiç bakamıyor sadece hissediyoruz ve onu anlayabileceğimiz şekilde böyle sıralı bir biçimde ifade ediyoruz.</p>
</blockquote>
<p>Fakat tam da bu yön alışkanlığımızdan dolayı zaman konusunda da aynı şekilde davranıyor, “önce” ve “sonra” şeklinde bir sıralama yapıyoruz. Bu da bize zaman doğrusalmış gibi bir algı getiriyor.</p>
<p>Zaman konusuna devam etmeden bizim üç boyutlu dünyamıza nazaran bir alt seviye olan iki boyutlu dünyadan bahsetmek istiyorum. İki boyutlu dünyada en ve boy var fakat derinlik yok değil mi? Bu kısmı lütfen aklında tut, bir boyut altımızda yönlerden biri yok hükmüne geçti.</p>
<p>Şimdi devam etmek için sana benim bir günümü, özetle, zamanı algıladığımız biçimde anlatmak istiyorum. Bir gün içinde neler yaptığımı teker teker kağıtlara yazarak sıralayalım.</p>
<p>Sercan uyandı<br />
Sercan video yayınladı<br />
Sercan işe gitti<br />
Sercan akşama kadar çalıştı<br />
Sercan eve geldi<br />
Sercan yemek yedi<br />
Sercan uyudu</p>
<p>İşte tüm bunları birer not kağıdına yazarak istersen sen de kendin için hazırlayabilirsin. Ve art arda dizdiğinde bir günlük zaman akışını ortaya koyabilirsin değil mi? Değil!&#8230; Çünkü bizim yanıldığımız kısım tam da burası. Biz sırayla, sanki soldan sağa akarmış gibi, birbiri peşi sıra akan bir zaman var sanıyoruz. Çünkü düşük bir boyutta, madde alemindeyiz ve zamana üst bir boyuttan bakamıyoruz. Zamana hiç bakamıyor sadece hissediyoruz ve onu anlayabileceğimiz şekilde böyle sıralı bir biçimde ifade ediyoruz. Çünkü bizim dünyamızda her şeyin biri diğerinin yanında, altında &#8211; üstünde veya ilerisinde &#8211; gerisinde.</p>
<p>Başka türlü tarif etmeyi, algılamayı bilmiyoruz.</p>
<p>Peki diyelim ki zaman dördüncü boyut olsun ve biz de beşinci boyutta olsak. Bizden bir alt boyutumuz olan iki boyutluda olduğu gibi derinlik ortadan kaybolduğunda ne olur?</p>
<p>Bunu anlamak için şunu yapmanı istiyorum:</p>
<p>Şimdi o bir günlük zaman akışını yazdığın not kağıtlarını yan yana değil de üst üste dizer misin? Şimdi de bu kağıtlara alttan bir ışık tutalım&#8230; Haydi, bu ışığın adı da Nur-u Muhammedi olsun. Şimdi senin bir gün dediğin o bütün zaman diliminde yaptıkların nerede? Hepsi tek bir düzlemde değil mi? Bir alt boyutta bir referansın yok hükmüne geçtiğini unutmamanı söylemiştim hatırlıyorsan. Yani o kağıtların kalınlığı “0” (sıfır), yani yok. Öyleyse zaman var mıymış? İşte tam da bu şekilde her şey Allah katında sadece “an”da çoktan yaşanmış, olmuş ve bitmiş olarak mevcuttur.</p>
<p>Peki bir üst boyuta çıkarsak ve bir referans daha sıfıra yakınsarsa?&#8230;</p>
<p>Ve bir üst boyuta daha çıkarsak ve bir daha ve bir daha&#8230;</p>
<p>Allah’ın yaratımı ve kudreti sonsuz olduğuna göre sonsuz boyut yukarı sıçranırsa?</p>
<p>Ve şimdi bak bakalım hiçbir şey var mıymış?</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/bolum-7-bak-bakalim-sadece-ne-kalmis/">BÖLÜM 7: BAK BAKALIM SADECE NE KALMIŞ?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/bolum-7-bak-bakalim-sadece-ne-kalmis/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY 06 ZAMAN MAKINESI MOTOR ARIZASI</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-06-zaman-makinesi-motor-arizasi/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-06-zaman-makinesi-motor-arizasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Yalcinkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Jul 2026 22:36:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=58666</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geldik zurnanın zırt dediği yere :)… Zaman. Evet, şu zaman meselesini bir çözelim, netleştirelim. Hiç uzatmadan açıklıyorum: “Zaman diye bir şey yok.” Tamam konu bitmiştir… :)… Şaka şaka! Ama konunun bittiği kısmı şaka, zaman diye bir şeyin olmadığı doğru. Kısaca bir anlatayım. Güneş doğuyor ve batıyor. Buna gündüz diyoruz. Güneşin batışından doğuşuna kadar olan kısma [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-06-zaman-makinesi-motor-arizasi/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY 06 ZAMAN MAKINESI MOTOR ARIZASI</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Geldik zurnanın zırt dediği yere :)… Zaman.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Evet, şu zaman meselesini bir çözelim, netleştirelim. Hiç uzatmadan açıklıyorum:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">“Zaman diye bir şey yok.”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tamam konu bitmiştir… :)…</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Şaka şaka! Ama konunun bittiği kısmı şaka, zaman diye bir şeyin olmadığı doğru.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kısaca bir anlatayım. Güneş doğuyor ve batıyor. Buna gündüz diyoruz. Güneşin batışından </span><span class="s1">doğuşuna kadar olan kısma ise gece diyoruz. İkisinin toplamına da gün… Bu günün 24’te birine </span><span class="s1">saat, onun 60’da birine dakika, onun 60’da birine saniye… Güneşin doğduğu ana sabah, tepede </span>olduğu ana öğlen, battığı ana akşam diyoruz. Bunlardan 7 adet olduğunda hafta, uydumuzun iki görünmez olduğu an arasına ay, günlerden 365 tane olursa yıl…</p>
<p class="p1"><span class="s1">Yıllardan 100 tane olursa asır, 1000 tane olursa milenyum… bu böyle gidiyor. Fark ettin mi </span><span class="s1">bilmem ama, zaman demeden zamanı anlatabiliyorum. Çünkü zaman, bizim nesnelerin </span>birbirlerine göre olan konumları, hareketleri ve uzaklıklarına verdiğimiz isim.</p>
<p class="p1"><span class="s1">Aslında ortada zaman diye bir şey, saniye, dakika, saat vesaire… bunlar yok. Bunları gök </span><span class="s1">nesnelerinin hareketlerini anlamak için isimlendiren bizleriz. Dolayısı ile bizim bildiğimiz anlamda </span><span class="s1">bir zaman yok. Bazı hareketleri 60’a, 30’a, 24’e, 12’ye bölüp bölüp kendimiz için kullanışlı hale </span><span class="s1">getirmişiz.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Pek bizim konumuz değil ama istersen şu 60 konusunu da anlatayım. Tüm matematiğimizin 10 </span>ve 10’un katlarına göre düzenlenmişken zaman birimleri neden 60’a göre ayarlanmış durumda?</p>
<p class="p1"><span class="s1">Bilinen kanıtlara göre 60 sayısının tercih edilirliği Sümerler’e dayanıyor. Sümer inanışına göre</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60 Tanrının Sayısı. Neden? Çünkü:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 1’e bölersen 60</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 2’e bölersen 30</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 3’e bölersen 20</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 4’e bölersen 15</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 5’e bölersen 12</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 6’e bölersen 10</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 10’e bölersen 6</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 12’e bölersen 5</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 15’e bölersen 460’ı 20’e bölersen 3</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 30’a bölersen 2</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">60’ı 60’a bölersen 1</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Evet, çift rakamlı sayılar arasında bölen sayısı bu kadar çok ve bu kadar kullanışlı başka bir sayı </span>yok. Bu, bu kadar, zaman meselesine geri dönelim.</p>
<p class="p1"><span class="s1">Şunu düşündüğünü biliyorum: “Tamam, bu bölmeleri, organizasyonu ve saniye, dakika gibi </span><span class="s1">isimlendirmeleri biz yaptık ama sonuçta peşi sıra ilerleyen bir döngü de var. Bu durumda zaman </span>yok ne demek?”</p>
<p class="p1"><span class="s1">İşte konuşmanın başında dillendirdiğim, zurnanın zırt dediği yer tam da burası. Akıp giden bir </span><span class="s1">zaman yok, bizim yani tüm nesnelerin içinden geçtiği bir alan var bu en başından beri </span><span class="s1">bahsettiğimiz kuantum alan. İşte bu alanda aslında her şey tek bir anda olmuş, bitmiş ve tüm </span><span class="s1">versiyonları ile var olmuş halde mevcut. Biz bu mevcudiyetler arasında, seçimlerimize, </span><span class="s1">düşüncelerimize ve duygularımıza, yani 5 gündür konuştuğumuz hali ile titreşim düzeyi ve </span>sıklığımıza göre gezinmekteyiz. Zaman varmış gibi olması da bu gezinme yüzünden.</p>
<p class="p1"><span class="s1">Son olarak özetleyelim:</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">• Saniye dakika gibi birimleri biz kendimiz için kullanışlı olmaları adına biz uydurduk. Yani </span>aslında saniye ya da dakika yok çünkü birbiri ardına devam eden bir zaman yok.</p>
<p class="p1"><span class="s1">• Birbiri ardına devam eden bir zaman yok çünkü zamanın aslında bir derinliği bir niceliği yok.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">• Zamanın niceliği yok çünkü aslında zaman yok, sadece an var ve her şey çoktan olmuş ve </span>bitmiş durumda mevcut.</p>
<p class="p1"><span class="s1">Evet, motor yandı sanırım :). Motor arızasından dolayı bugünkü zaman yolculuğumuz burada </span>sona eriyor. haftaya bu motoru tamir etmek için bekleniyorsun.</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-06-zaman-makinesi-motor-arizasi/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY 06 ZAMAN MAKINESI MOTOR ARIZASI</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-06-zaman-makinesi-motor-arizasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY-05-ADRESE TESLİM  ŞAMPİYON</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-05-adrese-teslim-sampiyon/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-05-adrese-teslim-sampiyon/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Yalcinkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 Jun 2026 22:18:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=58542</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buraya kadar her şey güzeldi, bir çok şey öğrendik. Ama kafanı kurcalayan bir şey var, biliyorum: “Bizim isteklerimiz gideceği yeri nasıl buluyor?” Tamam, bir titreşim oluşturuyoruz, bu titreşim alanı bizim enerjisel varlığımız oluyor, kalbimiz duygularımız ile bu titreşimi önce yakın çevremize ardından tüm evrene yayıyor, da… Bu titreşim gideceği yeri nasıl buluyor? Ya da tam [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-05-adrese-teslim-sampiyon/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY-05-ADRESE TESLİM  ŞAMPİYON</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Buraya kadar her şey güzeldi, bir çok şey öğrendik. Ama kafanı kurcalayan bir şey var, biliyorum: “Bizim isteklerimiz gideceği yeri nasıl buluyor?”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Tamam, bir titreşim oluşturuyoruz, bu titreşim alanı bizim enerjisel varlığımız oluyor, kalbimiz duygularımız ile bu titreşimi önce yakın çevremize ardından tüm evrene yayıyor, da…</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bu titreşim gideceği yeri nasıl buluyor?</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ya da tam tersinden bakalım, ben bir arkadaşımla görüşmek istiyorum ve o da beni</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Herhangi iki nokta arasında bir iletişim gerçekleşebilmesi için olması gereken nedir?</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Adres değil mi? Bir internet sitesi ile iletişmek istediğinde o internet sitesinin adresini girmek zorundasın. Mektup göndermek istiyorsan eğer karşı tarafın adresini zarfa yazmak zorundasın. Aramak istiyorsan dijital adresi olan numarasını çevirmek zorundasın. Bunu istediğin kadar çeşitlendirebilirsin, iletişim dediğimizde karşına hep belirli iki nokta arasındaki etkileşim çıkacaktır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İşte istekler, duygu ve düşüncelerin gücü de bir şeyleri takip ediyor olmalı. Koca evrende bir şeyin izini sürüyor ve bizi buluyor olmalı. İşte burada yine karşımıza DNA’mız çıkıyor. Her hücrenin DNA’sı eşsiz ve bir benzeri olmayan birer adres niteliğinde.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">DNA sadece genetik kodun yazılı olduğu ve protein sentezlemeye yarayan basit bir sarmal değil. En büyük işlevi iletişimi sağlamak ve bizim kişisel alıcı ve verici adresimiz olma görevini üstlenmek. Bir önceki konuşmamızda DNA’nın geldiği beden ile zaman ve mekan tanımaksızın bir iletişim halinde olduğundan bahsetmiştik bilimsel kanıtları ile birlikte.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aynı biçimde DNA sadece ev sahibi canlı ile değil, tüm diğer canlılar ile, tüm diğer nesneler ve tüm evren ile iletişim halinde. Yayın aracımız kalbimiz, bunu konuşmuştuk. Adres ve kayıt bilgilerimiz ise DNA’mız. Evet, kayıt bilgileri dedim. Çünkü senin duygu ve düşüncelerin ile oluşturduğun titreşim DNA aracılığı ile kaydediliyor ve envanterin oluşturuluyor. Yani kodlama işi DNA’nda gerçekleşiyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İşte herkesin merak ettiği ve beklediği soruya geldik: “Nasıl kodlayacağız, nasıl yeniden programlayacak ve kodu değiştireceğiz?” Bu noktada araçlarımız birden çok.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">İlk olarak olumlamalar var elimizde.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Olumlamalar en düşük seviye aracımız, çünkü yayın gücü düşük ama düzenli tekrar ve inançla mucizeler yaratabiliyorlar. Adı üstünde olumlama olduğu için, asla negatif bir söylem ya da olumsuz lafız barındırmıyorlar. Örneğin, kilo vermek istiyorsan, şunu demiyorsun: “Çok güzel kilo veriyorum, çok hızlı kilo veriyorum, her gün tartıda görünen ağırlığım azalıyor.”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Cümleye baktığında, içinde; kilo, tartı ve ağırlık kelimeleri var değil mi? E, işte olumlama değil olumlamama oldu bu :). Şunu tekrar etmen lazım: “Gayet fit bir bedenim var, çok sağlıklıyım ve her giysi bana çok yakışıyor.”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Cümleye dikkat edelim: Fit, sağlık ve yakışmak kelimeleri var, bence güzel. Bu sana kendini iyi hissettirebilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ama!!! Evet, Ama’sı var ve bu Ama kısmı önemli. Olumlama sadece sözcükler olarak söylendiğinde, söylenen olumlamaların anlamlarına inanç ve konsantrasyonun yok ise ters tepebilir. Şöyle ki, ben fit bir bedene sahibim dediğinizde bu sana şu anda kilolu olduğunu hatırlatıyor, sağlıklıyım dediğinde sana sağlıksız bir vücudun olduğunu hatırlatıyorsa kaş yapayım derken göz çıkarabilirsin. meditasyona, düşünce gücünü samimi bir duygu durum ile birleştiremeyenlere yarar sağlamaktan ziyade zarar verebilir. Fakat şu da var ki uzun süreli ve düzenli bir devamlılık içinde tekrar edilen olumlamalar illa ki bir gün anlam bütünlüğünü sağlayacağı için uzun vadede faydalı olacaktır. Yani ilk başlarda işler eskisinden de kötü gidebilir, sonrasında toparlanıp istediğiniz duruma kendini çevirebilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gelelim ikinci aracımıza: imajinasyon, zihinde canlandırma. Olumlamalardan çok daha etkili ve hızlı sonuç verebilen bir seçenektir. Olumlama ile birlikte yapılabiliyorsa çok daha etkili olabilecektir. Bundaki asıl eylem “Fit ve sağlıklı bir bedenim var” derken kendini o beden ölçülerinde hayal etmek, gözünde canlandırmak ve, işte burası önemli, o hale geldiğinde nasıl hissedeceksen ve neler yapabileceksen o durumda kendini düşlemek ve o duygu duruma kendini sokabilmektir. Eğer doğru bir canlandırma yapıyorsan mutlaka yüzünde bir tebessüm ve memnuniyet ifadesi olmalı. Gözlerini sıkıp, kendini kasıp zorla hayal etmeye gayret ettiğin bir görüntü sana faydalı olmayacaktır. Hissetmeli adeta yaşamalısın.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Üçüncü ve son olarak, deneyim. Evet, hiçbir yöntem tecrübe etmek kadar etkili olamaz. Tecrübe ettiğini bir eylem ya da durumun duygu haline geçmek çok kolay olacağı gibi arzularını ateşlemen de çocuk oyuncağı haline gelecektir. Çünkü artık gerçekliği ile kesin bir duygu durumu tatmışsındır ve ne istediğini öncesinden biliyorsundur. Buna “OL”mak da diyebiliriz. Önce “OL” sonra yap diye bahsedilen budur. Buradaki tek dezavantaj her deneyimi realiten haline getirmeden tecrübe etmek mümkün olmayabilir. Şu ana kadar ki örneğimiz fit ve sağlıklı bir bedendi, yine bu açıdan düşünürsek, o kiloları vermeden sabahları 8 kilometre koşu yapamazsın tabii ki, ama sağlıklı insanları gözlemleyebilir, onların yürüyüşlerini, elbiselerini, davranış ve duruşlarını taklit ederek gözünde canlandırabilirsin. Ama hayalin bir elbise ise satın almasan da git dene, giy ve sana nasıl hissettirdiği, aynada nasıl göründüğünü gözlerinle gör. Araba almak istiyorsan o arabanın deneme sürüşüne katıl ya da çevrende o marka / model araca sahip olan varsa, mutlaka bir kaç tur kullan. Artık o elbiseyi giydiğinde ve o arabayı kullandığında nasıl hissedeceğini bizzat yaşamış olarak biliyorsun. Şimdi bu deneyimi gözünde canlandırırken o hissi birebir taklit edebilirsin.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Aslında sözün özü şu: “Şampiyon olmak istiyorsan şampiyon gibi davranmalısın.”</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Yarın hazırlıklı gel, zaman yolculuğuna çıkıyoruz <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f642.png" alt="🙂" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /></span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-05-adrese-teslim-sampiyon/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY-05-ADRESE TESLİM  ŞAMPİYON</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-05-adrese-teslim-sampiyon/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 4 &#8211;  DAHA NASIL ANLATSAM?</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-4-daha-nasil-anlatsam/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-4-daha-nasil-anlatsam/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 12 Jun 2026 06:57:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=58292</guid>

					<description><![CDATA[<p>Duygularımızın bedenimiz üzerinde etkili olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle strese bağlı hastalıklar geçirenler hepimiz için canlı birer kanıt niteliğinde. Bunu artık bilimi bunca zamandır iddia ettiği başka bir kesinlik de ortadan kalkmış durumda: DNA’nın değiştirilemez oluşu. Yine 1900’lerin sonunda yapılan araştırmalarda izole edilmiş ve vakumlanmış deney tüplerine yerleştirilen DNA moleküllerine, denekler tarafından oluşturulan yoğun duyguların etki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-4-daha-nasil-anlatsam/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 4 &#8211;  DAHA NASIL ANLATSAM?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Duygularımızın bedenimiz üzerinde etkili olduğunu hepimiz biliyoruz. Özellikle strese bağlı hastalıklar geçirenler hepimiz için canlı birer kanıt niteliğinde. Bunu artık bilimi bunca zamandır iddia ettiği başka bir kesinlik de ortadan kalkmış durumda: DNA’nın değiştirilemez oluşu.</p>
<p>Yine 1900’lerin sonunda yapılan araştırmalarda izole edilmiş ve vakumlanmış deney tüplerine yerleştirilen DNA moleküllerine, denekler tarafından oluşturulan yoğun duyguların etki edebildiği gözlemlenmiş ve DNA moleküllerindeki değişim elektriksel reaksiyonlar olarak ölçümlenebilmiştir.</p>
<p>Son yüzyıla kadar DNA’nın değiştirilemez olduğunu, sadece radyasyon gibi çok şiddetli etkiler ile değişebileceğini düşünürken, aslında DNA’nın çok ince duygulara bile karşılık verdiğini görmek çok şaşırtıcı olmakla birlikte çok da ümit verici bir olgudur.</p>
<p>Çünkü materyalist anlayışa göre duyguların DNA’yı değiştirebilmesi akla mantığa uygun değilken, BÜTÜNCÜL yaklaşıma göre de DNA’nın bizim kaderimiz olması, genetik olarak belirli şeylere mahkum olarak gelmemiz özgür irade ve tekamül anlayışına uygun değildir. Çok şükür genlerimizin kölesi değil efendisi olabildiğimiz de artık kanıtlanabilmiştir.</p>
<p>Yapılan deneylerde sevgi, coşku, minnettarlık gibi yoğun duygular oluşturan deneklerin DNA’ları gevşer, uzar ve genişlerken, öfke, korku, kaygı gibi yoğun duygular oluşturan deneklerin tüplerindeki DNA’lar daralıp, kısalarak ve büzüşerek yanıt verdiler. Hatta bazı negatif duygu yoğunluğu yüksek deneklerin deney tüplerinde belirli kodlarını kapatan DNA molekülleri gözlemlendi.</p>
<p>Olumsuz duyguların nasıl bizi dünyadan ve yaşamdan kopardığın, fark etmeden kullandığımız “hayattan kopmak” ve “basireti bağlanmak” gibi deneyimlerin, en temel altyapımızda nasıl karşılık bulduğunu anlamak hayret verici. Ama sana güzel bir haberim var: Bu kapatılan kodlara tekrar mutluluk ve şükran duyguları yöneltildiğinde hemen açıldıkları ve çalıştıkları da gözlemlenmiştir.</p>
<p>Sadece bu kadar da değil. Hastaların, kabul görme, minnettarlık ve sevgi gibi duygularla beslenirken, bu duygulardan mahrum kaldığı zamana oranla üç yüz bin kez daha kuvvetli bir direnç oluşturduğu ortaya çıktı.</p>
<p>Sağlıklı bir yaşamın bir sırrı da işte budur. Görünüşe göre, daima sevinç, sevgi, şükran ve takdir duyguları içinde olmak tavsiyeye değer, çünkü bu sayede savunma mekanizmamızı üç yüz bin kat güçlendirebiliriz. Pozitif duygular, bağışıklık sistemimizi güçlendirdiği için, bu yolla birçok hastalığı önleyebiliriz.</p>
<p>Ya sen neye inanıyorsun? Her şey senin neye inandığına bağlı, kararını ver ve hayatını ona göre yönlendir. Burada sana bir ipucu vereyim: Sahip olduğun en güçlü enerji SEVGİ enerjisi. Dolayısı ile yapmak istediklerine “aşık” olursan bu elde edebileceğin en büyük enerjiyi oluşturacaktır ve süreci hızlandıracak en büyük kuvvet olacaktır.</p>
<p>Hala ikna olmadıysan biraz daha devam edelim mi? Başka bir deney sonucunu paylaşayım. Bu deneyde ise Amerikan Ordusu’ndaki bazı askerlerden alınan DNA örnekleri önce aynı binanın başka bir bölümüne sonrasında ise daha uzak noktalara taşınmış. Alınan örnekler askerlerin bedenlerinde olmamasına rağmen, askerlere gösterilen çok çeşitli görseller ile onlarda oluşturulan tüm duygu durumlardan DNA’larının hala etkilenmekte olduğu ölçülebilir şekilde gözlemlenmiş.</p>
<p>Bu etkileşimlerin gerçekten aynı anda olup olmadığını test edebilmek için ise, uzak mesafe deneylerde Atom Saati kullanılmış. Ve görülmüş ki askerler korktuğu ya da sevindiği anda, tam o anda, saniyenin milyonda biri dahi bir gecikme olmadan, DNA da reaksiyon göstermiş.</p>
<p>Fark ettiysen aynı anda dedim. Saniyenin milyonda biri bile bir gecikme yok dedim. Hani n’oldu? Hiçbir şey ışıktan hızlı olamazdı… Bugun buradan yakın… E, bir de bu DNA ile o DNA’nın sahibi arasında mesafe var, boşluk yani. O boşluk da aslında boşluk değil miymiş? Boş değil miymiş yani? Hoppala Paşam, Malkara Keşan!</p>
<p>Tamam, özür dilerim: Cıvıttığımı düşünüyorsun, haksız da sayılmazsın. Ama şimdi diyorsun ki kütle çekim var, fizik tamamdır diyorsun. 100 sene bunlara göre ilerliyoruz. Sonra diyorsun ki Newton Fiziği hatalı ya da eksik. Maddeler dünyasında çalışıyor ama atom altı dünyada ve kozmosta görelilik kanunu çalışır, o da ışık hızına bağlıdır diyorsun. Tamam… Bununla da 100 sene derken, Haa, ışıktan hızlı bir şeyler de varmış. O boşluk boşluk dediğimiz de BOŞ değilmiş.</p>
<p>E, ben de Civciv Calimero gibi kalıyorum işte o zaman: “Ama bu haksızlık, öyle değil mi?”</p>
<p>:)… Tamam, tamam.. Ciddi bir biçimde devam ediyorum. Amerikalılar böyle bir şey yapınca sence Ruslar boş durur mu? Tabii ki hayır. Eğer hala ikna olmadıysan şu yeni deney ile devam edelim. Moskova’da bulunan bir enstitü de yapılan çalışmada, yeni yavrulamış bir farenin 6 yavrusu, dünyanın 6 değişik noktasına taşınmış. Aynı şekilde anneye korku, panik, mutluluk gibi duygular yaşatıldığın, 6 değişik noktadaki yavruların da bu duygulara tepki verdiği, yine anlık olarak gözlemlenmiş.</p>
<p>Şimdi konuştuklarımızı toparlayalım mı biraz? DNA’mız iç dünyamız ile dış dünyamız arasında mükemmel ve kusursuz bir iletişim sağlamamızı sağlayacak mucizevi bir yapıya sahip. Duygular ve düşünceler ile iletişim kurmamızı sağlıyor. Daha doğrusu sağlayabiliyor. Yani bu yetenek mevcut ama biz kullanmasını henüz bilmiyor ya da unutmuş gibiyiz. Bu şekilde baktığımızda sanırım Evrenin Yasaları dediğimiz yasalar ve hatta telepati, telekinezi bile çok mantıklı gelmeye başlamıştır sanırım.</p>
<p>Ayrıca boşluk dediğimiz ve kuantum alanı diye bahsettiğimiz konunun ne olduğu, aslında boşluk diye bir şey olmadığı, kuantum alan dediğimiz ve sürekli “boşluğa bağlanmak” ve “boşluk ile iletişime geçmek” diye bahsettiğimiz konunun ne olduğu da daha açık hale gelmiştir. Biz adını koyamadığımız için boşluk dediğimiz o kuantum alanında tüm evrenin ve yaradılışın bilgisi mevcut. Her şeyin bilgisi… Biz bu bedende ve madde dünyasında bu bilgileri unutmuş olabiliriz ama bilgiler kaybolmuş değil. İşte o alan ile bağlantı kurabilirsek bilmek biter ve “olmak” olur eylemin adı.</p>
<p>Bunu anladığında, daha önce duyduğun ama sana mantıksız gelen şu rivayete hak verebilirsin: Hoca belli yaşına gelmiş ve artık talebesini kendi yerine bırakmak istemiş. Talebesi ise henüz gerekli bilgilere sahip olmadığı için tereddüt içindeymiş ama hocasının postekisine oturduğu anda, tüm bilgi, tek seferde ve bir anda kendisine vakıf olmuş ve artık hocasının tüm ilmine sahipmiş. Buna hurafe diyenler var değil mi?</p>
<p>Peki, kafasına darbe alan Afrika asıllı ABD futbol kalecisinin komadan uyandıktan sonra birdenbire İspanyolca konuşmaya başlaması, veya trafik kazası geçiren Avustralyalı gencin komadan uyandıktan sonra Çince konuşup yazmaya başlaması artık birer fenomen midir?</p>
<p>Bunun gibi yüzlerce örnek var, hepsi de hurafe olamaz ki bunlar tıbbi kanıtları olan vakalar.</p>
<p>Bir de şu noktaya bakalım mı? Kuantum alanda düşünce hızı ışık hızından da öte hatta hız kavramı ortadan kalkmış bir biçimde eş zamanlı olabiliyor ise bir zamansızlık mefhumu olduğu ortadadır. Hem DNA hem de annelerinden ayrı yavruların aynı ortamda olmamaları ve birbirlerinden ne kadar uzak olurlarsa olsunlar yine eş zamanlı bir iletişim ve bilgi halinde, aynı anda var olmaları aynı zamanda bir mekansızlık mefhumu olduğunu da ortaya koyar.</p>
<p>O zaman, Güllerin Efendisi’nin bir anda Mescidi Haram’dan Mescidi Aksa’ya gitmesi, yükselmesi, tüm evrende ve evrenler arasında dolaşması ve bulunması, önce Mescidi Aksa’ya ve oradan tekrar Mescidi Haram’a geri dönmesi, hiç dikkat etmediği halde kendisine Mescidi Aksa’nın holografik olarak gösterilmesi ve eksiksiz olarak tarif etmesi ve tüm bunların, abdest aldığı suyun dalgalanması bitmeden, yani anda, yani zamansızlık halinde gerçekleşmesi de HAKK’tır, baya baya da bilimseldir.</p>
<p>Çok güzel bir haber ile bitirelim mi bugünkü konuşmamızı? Kuantum alanı ile ilgili bu öğrendiklerimizden anladığımız kadarı ile DNA’mızı geliştirebilirsek, onu kullanabilecek bilgi ve seviyeye, mertebeye ulaşırsak zamansız ve mekansız ruhlar olabileceğiz demektir, bu da bir önceki konuşmamızda anlattığımız BİRlik bilincine kavuşmamızı sağlayacaktır.</p>
<p>O zaman bunların ışığında şöyle bir şey hayal edebilirsin: Her isteğin her istediğinde ve ister istemez aynı anda gerçekleşiyor. Nasıl olmak istiyorsan hemen öyle oluveriyorsun. Nasıl bir yerde bulunmak ya da oturmak istiyorsan ortam hemen öyle oluveriyor. Canın ne çekerse çekşin düşünmen, aklından geçirmen onun önünde belirmesi için yeterli oluyor. Kimi görmek istedin, kiminle görüşmek istedin daha sen isterken geliveriyor. Tüm arzular, dilekler, kişiler, lezzetler vesaire vesaire… Varlık olarak adlandırabileceğin her şey ama her şey sen dilersen hemen oluyor…</p>
<p>Tanıdık geldi mi? :)…</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-4-daha-nasil-anlatsam/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 4 &#8211;  DAHA NASIL ANLATSAM?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-4-daha-nasil-anlatsam/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 3 &#8211; BIZ AYRILAMAYIZ</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-3-biz-ayrilamayiz/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-3-biz-ayrilamayiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 06 Jun 2026 07:29:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=58146</guid>

					<description><![CDATA[<p>En başında söylemiştim ya zihnin sana karşı çıkabilir şimdiye kadar farklı bir anlayışla yetiştirildik diye. Tam da bunun en çok kendini gösterdiği konulardan birine geldik. Ayrılık… Yok öyle bir şey… Tüm hayatın boyunca böyle yetiştirildin, biliyorum. Ben de öyle… Ve şunları sıkça duyduk: “Her koyun kendi bacağından asılır” ya da “Herkesin kendi seçimi” veya “herkes [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-3-biz-ayrilamayiz/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 3 &#8211; BIZ AYRILAMAYIZ</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>En başında söylemiştim ya zihnin sana karşı çıkabilir şimdiye kadar farklı bir anlayışla yetiştirildik diye. Tam da bunun en çok kendini gösterdiği konulardan birine geldik. Ayrılık… Yok öyle bir şey…</p>
<p>Tüm hayatın boyunca böyle yetiştirildin, biliyorum. Ben de öyle… Ve şunları sıkça duyduk: “Her koyun kendi bacağından asılır” ya da “Herkesin kendi seçimi” veya “herkes kendi işine baksın”. Bu cümleler kendi çaplarında doğru olmak ile birlikte bize hep ayrılığı ve birbirimizden kopuk ruhlar olduğumuzu vurgulamak için kullanıldı.</p>
<p>Herkesin ya da her şeyin kendi iç dinamiğinin veya kendine has bir dünyasının olması; daha başka bir deyişle bağımsız ve özgür olması birbirimizden ayrı olduğumuzu göstermez.</p>
<p>Söyle bir silsile düşünmeni istiyorum: Vücudunda çok çeşitli hücreler var. Bazıları kemik, bazıları yağ ve bazıları kan hücreleri. Her biri kendi yapılarına göre diğerlerinden farklı işlevler ile hayatlarını sürdürüyorlar. Ve bunlardan toplamda 50 ila 100 trilyon arası hücre senin vücudunu oluşturuyor. Her hücre tamamen kendine has olsa da herhangi birisi “Banane bu bedenden, ben istediğim gibi takılacağım” ya da “Ben bu bedenden ayrıyım, beni ilgilendirmez” diyor mu? Hayır… Peki sen sabah okula ya da işe gitmek için evden çıktığında bazıları evde kalıp dinlenmek istiyor mu? :)… Her biri birbiri ile iletişim ve organize haldeler ve bütün olarak senin bedenin olduklarını, ancak “bütün” olan beden var olursa kendi varlıklarına devam edebileceklerini, hatta sadece o “bütün” sayesinde varlıklarının bir anlamı olduğunun farkındalar.</p>
<p>Haydi bir üst seviyeye çıkalım. Bir bütün olarak insanlar da ayrı ayrı bilinç ve irade sahibidirler. Ama hepimiz bu Dünya gezegenindeyiz ve bu gezegen, aynı az önceki hücreleri anlattığımız gibi, kendi iç dinamiklerinde birçok çeşitlilik gösterirken “bütün” de “tek” bir gezegen. Her bir canlı ve cansız unsur bu gezegeni oluşturan şeyler ama ister suyun yer ve gök arasındaki hareketine, ister bitki ve hayvanlar arasındaki besin döngüsüne, ister canlılık hiyerarşisine bak… Yine “bütün” olarak bir hareket içinde olduğumuzu ve “bütün”ün varlığında bir varlık imkanımızın olduğunu görebilirsin.</p>
<p>Bir basamak daha çıkalım. Dünya… Evimiz… Şu meşhur tabir ile: Soluk Mavi Nokta… Güneş’in etrafında dönen 8 gezegenden biriyiz. Diğer gezegenler gibi Dünya’nın da kendine özgü bir kendi çevresinde dönme hızı, bir eksen açısı ve Güneş etrafında döngü zamanı, periyodu var. Dünya şunu diyebilir mi peki?: “Ben bugün durmak istiyorum” ya da “Mars ile yer değiştirebilir miyiz” veya “Saat yönünün tersine değil de aksi yönde çark etmek istiyorum.” Demese iyi olur değil mi? :)… Sadece Dünya değil diğer herhangi bir gezegen ya da Güneş bu konuda bir fikir değişikliğine gitse sistem çökecektir, bunu hepiniz biliyoruz. Çünkü gezegenler tek başlarına birer parça gibi görünseler de “bütün” olarak Güneş Sistemi’nin varlığı dahilinde, varlığı sayesinde var olmaya devam edebilirler.</p>
<p>Çok uzatmak istemiyorum ama bir seviye daha çıkabilir miyiz lütfen? Güneş Sistemi… Güneşimiz Samanyolu Galaksisi’nin merkezi çevresinde dönen yüz milyarlarca yıldızdan biri. Aynı gezegenlerde olduğu gibi yörüngesinden çıkmak ya da galaksiden ayrılmak istese yine vahim bir sonucu yok olmak, dağılmak zorunda kalacaktır. Sadece kendisi değil bir “bütün” olarak Samanyolu Galaksisi’nde bulunan birçok galaksiyi ve tüm sistemi etkileyecek bir felaketler zinciri olacaktır bu.</p>
<p>Bu böyle devam ediyor. Samanyolu Galaksisi en yakın dostu olan Andromeda Galaksisi ile birlikte 50’den fazla galaksi ile yerel bir küme etrafında, bu yerel kümeler yaklaşık 2000 galaksi ile birlikte Virgo (Başak) Süper Kümesi etrafında dönüyor.</p>
<p>Şimdi neden her güzellikte “bütünün hayrına olsun” diyoruz anladın mı? Peki asıl soru: Sence bu bütünler silsilesinin bağlı olduğu “TEK BÜTÜN” ne ola ki? “Baş başa bağlı, baş Padişah’a bağlı” demiş atalarımız. Kimdir Padişah? Sen bu sorunun cevabını düşünürken konuyu bu defa tersinden ele almak istiyorum.</p>
<p>Buraya kadar hep “her şey”den bahsettik. Peki “HİÇ” nedir düşünelim mi? Sürekli kullanıyoruz değil mi bu kelimeyi: “Hiçbir şey, hiç kimse, hiiiiçç!” Peki nedir hiç? Bana hiç olan bir şey gösterebilir misin? Gösteremezsin çünkü zaten gösterebiliyor, tarif edebiliyor, tanımlayabiliyorsan “hiç” olmaz “şey” olur. Sonra o şeye bir isim verirsin, ne isim verdiysen o olur.</p>
<p>Peki HİÇ olabilen TEK nedir? O’ndan önce var olan bir şey yokken, sadece O varken, sadece kendi hazinesinde O’nu tanımlayabilecek, tarif edebilecek, deneyimleyebilecek, bilebilecek başka bilinçler yokken “HİÇ” olabilen, “HİÇ” olabilecek “TEK” olan, bilinmeyi isteyip de taşan, coşan, sevgisiyle “HER ŞEY” olan varlık…</p>
<p>Bunu sadece dinle ya da okuma diye, sen seslendir diye cevaplamadan bırakıyorum :).</p>
<p>Demem o ki: Hepimiz HİÇ’den HER ŞEY olduk ve aslında HER ŞEY bir HİÇ ve HİÇ sandığımız HER ŞEY. Dışarısı, başkası, ötekisi, aşağısı, yukarısı, ilerisi, gerisi, geçmişi, geleceği diye bir şey yok. Hepimiz “BİR”iz.</p>
<p>Şimdi sen bunu düşün, yarın “Daha Nasıl Anlatsam”, ona bakalım beraber.</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-3-biz-ayrilamayiz/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 3 &#8211; BIZ AYRILAMAYIZ</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-3-biz-ayrilamayiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 2 &#8211;  AH KALBİM! SEN BENDEN NE ÇEKTİN!</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-2-ah-kalbim-sen-benden-ne-cektin/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-2-ah-kalbim-sen-benden-ne-cektin/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 May 2026 07:46:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=58002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Daha yeni başladık, uyarılı başlangıçta yapmak doğru olur diye düşünüyorum. Anlatacaklarım akla mantığa biraz ters gelebilir. Çünkü zihnin şimdiye kadar gördüklerinin ve yaşadıklarının daha maddeci temellere dayandığına inanarak bugüne gelmiş olabilir. Bu sebepledir ki bazen “ne diyor ya bu?” diyebilir, onu suçlama, ona kızma ve onu sev :)&#8230; Suçlu olan zihnin değil, şimdiye kadar içinde [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-2-ah-kalbim-sen-benden-ne-cektin/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 2 &#8211;  AH KALBİM! SEN BENDEN NE ÇEKTİN!</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Daha yeni başladık, uyarılı başlangıçta yapmak doğru olur diye düşünüyorum. Anlatacaklarım akla mantığa biraz ters gelebilir. Çünkü zihnin şimdiye kadar gördüklerinin ve yaşadıklarının daha maddeci temellere dayandığına inanarak bugüne gelmiş olabilir. Bu sebepledir ki bazen “ne diyor ya bu?” diyebilir, onu suçlama, ona kızma ve onu sev :)&#8230; Suçlu olan zihnin değil, şimdiye kadar içinde bulunduğu bilgiler ve ne yazık ki bugüne kadar ona dayatılanlar.</p>
<p>Ama şu konuda için rahat olsun: Anlatacaklarım bilimsel olarak kanıtlanmış gerçekler. Manevi yasalardan konuşurken neden yine bilimsel kanıtlardan bahsetmeye başladım diye düşünüyor olabilirsin. Ama bunların nasıl gerçekleştiğini yine bilimsel kanıtlar bize açıklar. Yani “iyilik eden iyilik bulur” iyimser bir cümle değil, gayet açık bir tespittir.</p>
<p>Evrendeki her şey titreşimler aracılığı ile birbiri ile iletişim halindedir. Okyanusun dibindeki midyeden tut da yalçın dağlarda yuva yapmış kartala kadar bu böyledir. Bu cansız mı acaba? Maddeler için de böyledir. İncelendiğinde her nesnenin kendine has bir titreşiminin olduğunu görebiliriz.</p>
<p>Ve birbirine uygun ve benzer frekansta olan her şey birbirine uyumlu olmaya, uyumlanmaya mecburdur. Yeterli süre ve şiddette birbirini etkileyen titreşimler birbirine uyumlanırlar. Hani 9-8’lik bir parça duyduğunda hemen oranı buranı oynatmaya başlıyor ya da o ritimle aynı şekilde parmaklarını şıklatmaya çalışıyorsun ya, tam da öyle işte.</p>
<p>Dediğim gibi bu evrensel bir yasadır ve buna inanman ya da reddetmen onun varlığını değiştirmez. Aynı frekansta olanlar birbirleriyle u-yum-la-nır-lar.</p>
<p>Peki bunu bilmek bizim ne işimize yarar? Bundan ne anlamamız gerekiyor dersen, işte o meşhur ve birçoğumuzun daha önce duyduğu, bildiği cümle: “Benzerler birbirini çeker.”</p>
<p>Peki bu ne demek dersen: Şöyle ki, senin titreşimine benzer olan her şey karşı koymaksızın, altını çiziyorum, karşı koymaksızın senin hayatına dahil olacaktır. Belki olur, belki olmaz ya da olabilme ihtimali değil yani, karşı koymaksızın. Bu iyi ise iyiyi, kötü ise kötüyü çekecek demektir.</p>
<p>Negatif enerjili bir hal üzereysen, kötü düşünceler ve duygular içindeysen, başına talihsizliklerin ve felaketlerin gelmesi pek yakındır. Tam da bu sebepten, birçok kuantum düşünce ekolündeki bilim adamının “farkındalık” diye üstüne basa basa tekrarladıkları meselenin önemi burada kendini gösterir. Nasıl bir titreşim halinde olduğumuzun, çevremize nasıl bir yayın yaptığımızın, düşüncelerimizin ve en çok da bu düşünceler ile oluşturduğumuz duygularımızın farkında olmamız çok önemlidir.</p>
<p>“E, ama nasıl?” sorularını duyar gibi oluyorum şimdiden. Sorunun cevabı senin içinde. Tam iki göğsünün ortasında. Evet, çok doğru anladın, kalbinden bahsediyorum.</p>
<p>Edebiyat olsun, resim olsun, sanat bize çok eskilerden beri kalbin sevgi ile alakalı olduğunu bildiriyordu zaten. Ama nedense bilim bu güzelliğin sadece kan pompalamaya yarayan bir organ olduğunu söyleyip durdu. Aslına bakarsan 2300 yıl önce Aristo da, beynin de sadece kanı soğutmaya yarayan bir organ olduğunu sanıyor ve savunuyordu :)&#8230; Biraz yüksekte ya, ondan herhalde :)&#8230; Gülme, çok ayıp.</p>
<p>Demek ki birileri dedi diye körü körüne inanmamak lazım. Araştırmak, yeni fikirlere açık olmak ve en önemlisi sezgilerimize güvenmeye devam etmek lazım. İşte insanoğlu bunu hiç kaybetmedi çok şükür. Bilim ne kadar aksini söylese de acı, aşk, sevgi, cesaret gibi duygularımızı hep kalbimizle ilişkilendirmeyi ve bunu günlük hayatımızda kullanmayı hiç bırakmadık.</p>
<p>Buna inanmayı bırakmayan bilim insanlarından bir grup, 1900’lerin sonunda muhteşem bir deneye imza attılar. Kalbimizin enerji alanının beynimize göre çok daha geniş ve kuvvetli olduğunu manyetik ölçümler ile ispatladılar. Kalbimizin elektromanyetik alanı yaklaşık 2,5 metre çapında bir alana sahiptir. İşte bu alan senin vücudunun tüm organlarını kapsayan ve onlar ile iletişimde olan bir enerji alanıdır.</p>
<p>Yani aslında beynimiz de hangi nöro-enzimi salgılayacağı konusunda kalbimizin sözünü dinliyor. Peki bu iletişim nasıl gerçekleşiyor? Cevap veriyorum: duygular ve inançlar. Karşılıklı bir iletişim söz konusu. Düşüncelerimiz sayesinde kalbimizle iletişime geçen beynimizin ardından duygularımızın enerjisi ve manyetik alanı sayesinde beynimiz ile iletişime geçen bir kalbimiz var.</p>
<p>Ve duygularımızı ve inançlarımızı çok güçlü bir biçimde yayan kalbimiz bir dalga yayıcı, bir dağıtıcı gibi çalışırken sence sadece beynimiz ile mi iletişime geçiyor? Tabii ki hayır. Bu gönderiler tüm evrene yayılıyor ve bu sayede tüm evren ile kalbimiz sayesinde bir iletişim halinde oluyoruz. Bu sayede çevremizdeki her şey ile iletişim halinde oluruz.</p>
<p>Bunda inanılmayacak ve şaşılacak bir şey yok, işte sayısal kanıtlar:</p>
<p>Kalpte oluşan elektrik akımı beyinde oluşan elektrik akımından 60 kat daha güçlüdür. Kalbin elektromanyetik alan kuvveti beynin alan kuvvetinden 5000 kat daha kuvvetlidir. Yani kalbimizle beynimizde oluşturduğumuzdan çok daha fazla enerji oluştururuz.</p>
<p>Hani olumlama yapıyorsun, söylüyor da söylüyorsun, tekrarlıyor da tekrarlıyorsun, deniyorsun deniyorsun, ama olmuyor ya, tam da bu sebepten. Sen beynin ile pozitif enerji oluşturmaya gayret ederken, eğer inanmıyor ve tereddüt içindeysen, onun tam tersi 5000 kat daha fazla negatif enerjiyi kalbinle oluşturuyorsun. Sonra: vay efendim, “olumlamalar bende işe yaramıyor”, “çekim yasası çalışmıyor ki”, falan&#8230; filan&#8230;</p>
<p>Bizim dinimizde (İslamiyet) “kalp gözüyle görmek” ya da “kalp gözü açılmak” tabiri boşuna yok. İncil’de “inanırsanız ve şüphe duymazsanız, şu dağa kalk ve deniz yıkıl derseniz yıkılır” ayeti boşuna yok. Haydi öyle olsun canım benim. Kur’an-ı Kerim okumadın, İncil’i de okumadın, Küçük Prens’i de mi okumadın? Ne diyordu sarı kafa? “Gözler kördür, gerçeği göremez. Yüreği ile bakmalı insan.”</p>
<p>Yarın, dışarısı olmayan dışarıya bakma zamanı&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-2-ah-kalbim-sen-benden-ne-cektin/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ȘEY 2 &#8211;  AH KALBİM! SEN BENDEN NE ÇEKTİN!</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-2-ah-kalbim-sen-benden-ne-cektin/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY &#8211; #1 HER ŞEY MÜMKÜN!</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-1-her-sey-mumkun/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-1-her-sey-mumkun/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 21 May 2026 21:19:23 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Firdevs Hanım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=57896</guid>

					<description><![CDATA[<p>Selamlar, Kalbimden geçen ilk şey, “Ruh–Beden–Zihin” serisini paylaşmaktı. Çünkü ilk olarak kısa bir bölümünü görmüştüm ve bu kısım, kendi inanç sistemimi gözden geçirmeme sebep olmuştu. Ardından serinin tamamını dinledim. Ancak sizlerle bütünlük sağlaması açısından “Frekanslar” ile başlayalım. Buyrun: O&#8217;ndan O&#8217;na &#8230; FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY  -01 HER ŞEY MÜMKÜN! Titreşim ve frekansların hayatımızdaki rolünün keşfi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-1-her-sey-mumkun/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY &#8211; #1 HER ŞEY MÜMKÜN!</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Selamlar,</p>
<p>Kalbimden geçen ilk şey, “Ruh–Beden–Zihin” serisini paylaşmaktı. Çünkü ilk olarak kısa bir bölümünü görmüştüm ve bu kısım, kendi inanç sistemimi gözden geçirmeme sebep olmuştu. Ardından serinin tamamını dinledim.</p>
<p>Ancak sizlerle bütünlük sağlaması açısından “Frekanslar” ile başlayalım.</p>
<p>Buyrun:</p>
<p>O&#8217;ndan O&#8217;na<br />
&#8230;</p>
<p><strong>FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY  -01 HER ŞEY MÜMKÜN!</strong></p>
<p>Titreşim ve frekansların hayatımızdaki rolünün keşfi muhtemelen insanlık tarihindeki en büyük buluşlardan biri olabilir.</p>
<p>İsteklerin bir türlü gerçekleşmiyor mu? Dileklerine kavuşamıyor musun? Bir de bunların üzerine en istemediğin şeyler, mutsuzluklar, başarısızlıklar hayatından eksik olmuyor mu? Tüm bunların cevabı titreşimler ve frekanslar ile ilgili desem&#8230;</p>
<p>Ve hatta, titreşimleri, frekans mantığını ve rezonans kanununu kavrayıp, onu kullanmaya ve anlamaya başladığında hayatında her şey mümkün olabilecek desem&#8230;</p>
<p>Kulağa çok güzel geliyor değil mi? Öncelikle meseleye alıştığımızın çok daha ötesinde, çok daha geniş bir perspektiften bakmamız gerekiyor. Her birimize sebep-sonuç düzleminde, materyalist bir yaklaşımın baskın<br />
olduğu ve bu sebeple mücadeleci bir eğitim verildi. Bu yüzden sanıyoruz ki çözüm diye bir şey var ve bu biz yaparsak gerçekleşir.</p>
<p>Aslında çözüm diye bir şey yok. Yani, bizim çözdüğümüz bir şey yok. Bu evrende yaratılıştan itibaren düzenlenmiş kuvvetler var ve bu kuvvetler sürekli bir hareket halinde, sürekli çalışır durumdalar.</p>
<p>Örneğin, kütle çekim, yer çekim yasası sürekli çalışır halde. Biz bir topu yukarı attığımızda, yer çekim kuvvetini harekete geçiriyoruz ve topun yükselip bir noktada yavaşlayıp durması ve ardından geri düşmesi bizim yaptığımız bir şey değil. Bunu yer çekim kuvveti yapıyor ve biz sadece hareket halindeki bu kuvveti kullanıyoruz. Topu atan da yere geri düşüren de biz değiliz. Hepsi kütle çekim kuvvetinin varlığı ile gerçekleşiyor.</p>
<p>Aynı şekilde ve aynı kusursuzlukla çalışan ama materyalist anlayış ile uzun süredir göz ardı edilen, fizik, kimya ve biyoloji bilimlerindeki gelişmeler ile adeta sessize alınmış, karanlıkta kalmış manevi yasalarımız da var. Onları da kullanmayı öğrenir, onları çalıştırmakta ustalaşırsak, aynı topun kendiliğinden geri düşmesi gibi çözümler kendiliğinden oluşacaktır. Çünkü çözümler kendiliğinden oluşur.<br />
Çok üzücü bir şekilde insanların hayatlarını bir türlü istedikleri şekilde değiştirememeleri ve bunu başaramamaları tamamen başaramayacaklarına olan inançlarından ötürüdür. İnançlar fizik, kimya, biyoloji kadar önemlidir çünkü hayat dediğimiz ve başrolünde kendimizin olduğu bu hikayeyi inançlarımız yazar.</p>
<p>Kuantum fiziğinin geldiği son nokta, kuantum düşünce anlayışı, olasılık ve kuantum hesapları yapabildiğimiz modern matematik, epigenetik ışığındaki modern biyoloji ve bütüncül tıp da artık gösteriyor ki; hastalıklar ve tedavi, bağışıklık sistemimizin çalışma yapısı, hormon ve nöro-kimyasal dengemiz, bedenimizin kendi kendini şifalandırması ve daha bir çok konu, tamamen düşünce şeklimiz ile doğrudan alakalı.</p>
<p>Yaratılış sonsuz, sınırsız ve kusursuzdur. Dolayısı ile sınırlar sadece bizim beyinlerimizdedir. Bu sınırlardan ve sınırlandırmalardan kurtulabilirsek, tüm imkansızlıklar ortadan kalkacak, hem kendimiz hem de çevremiz için her şeyin mümkün olduğu olanaklar okyanusu önümüze serilecektir. Düşünce ve duygularımızın gücü ile hayatımızda olmasını istediğimiz tüm değişiklikleri yapabilme imkanına sahibiz.</p>
<p>İmkansız kelimesinin tanımı şudur: &#8220;Senin imkansız olduğunu düşündüğün şeyler.&#8221; Belki de ben sana bunları anlatırken bile imkansız diye bir şeyin olmadığının imkansız olduğunu düşünüyorsun. Ama emin ol ki bu inanç senin kendi inancın ve bu şekilde düşünmen evrensel yasaların işleyişini durduran bir şey değil. Eğer böyle düşünüyorsan seni bu düşünce şeklinle baş başa bırakıyorum. Bu senin kanaatin ve senin hayatında bu kanaatin doğrultusunda kusursuz bir biçimde devam edecek, ne yazık ki hayatında birçok imkansızlıklar kendini gösterecektir.</p>
<p>Ama ya benim dediğim doğru ise?&#8230; Ya şimdiye kadar sana öğretilenler ve inandıkların yanlış bilgi ve olgular üzerine oturuyorsa? Böyle bir risk almak istiyor musun? Seni frekanslar ile ilgili çok eğlenceli ve inanılmaz bir yolculuğa davet ediyorum. Biletler ücretsiz ve emin ol ki yolculuk çok mu çok eğlenceli.</p>
<p>Son bilimsel araştırmalar ve bulgular, düşüncelerimiz ve bu düşüncelerimiz doğrultusunda canlandırdığımız duygularımız ile muazzam bir titreşim alanı oluşturduğumuzu kanıtlıyor. Ve yakın çevrenden tut da tüm evrene kadar her şey ama her şey senin oluşturduğun bu titreşim alanı ile uyumlanmak durumunda kalıyor.</p>
<p>Bu durumda asıl mesele senin nasıl bir titreşim alanı oluşturduğun. Daha açık bir ifadeyle: &#8220;Şu anda kimsin? İstediğin kişi olabildin mi? Kim olmak isterdin?&#8221;</p>
<p>İkinci bölümde görüşmek üzere&#8230;</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-1-her-sey-mumkun/">FREKANSLAR HAKKINDA HER ŞEY &#8211; #1 HER ŞEY MÜMKÜN!</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/frekanslar-hakkinda-her-sey-1-her-sey-mumkun/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
