<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yavaşlık Archives - Malta Haber</title>
	<atom:link href="https://www.maltahaber.com/tag/yavaslik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Malta&#039;nın Türkçe Sesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 23 Aug 2026 16:05:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.4</generator>

<image>
	<url>https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/favicon.ico</url>
	<title>yavaşlık Archives - Malta Haber</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yarısını Okudum, Yarısını Okuyacağım</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/yarisini-okudum-yarisini-okuyacagim/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/yarisini-okudum-yarisini-okuyacagim/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[admin]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2026 15:16:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Elif Ören]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Ören Acar]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Yazarlar]]></category>
		<category><![CDATA[dijital çağ]]></category>
		<category><![CDATA[dikkat dağınıklığı]]></category>
		<category><![CDATA[kitap okuma]]></category>
		<category><![CDATA[köşe yazısı]]></category>
		<category><![CDATA[malta]]></category>
		<category><![CDATA[okuma alışkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Türk İzleri]]></category>
		<category><![CDATA[yavaşlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/yarisini-okudum-yarisini-okuyacagim/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sekiz. En geç sekiz buçuk. Bebek yıkandı, doyuruldu, yatırıldı ve ev o kısa mucizesini yaşıyor: sessizlik. Hava temizleyici uğulduyor, Rakı koltuğun kolunda yer değiştirirken yaşlı bir adam gibi iç geçiriyor, Mahir&#8217;in akşamı yeni başlıyor. Çoğu evde akşam zaten o saatte başlar; sofra toplanır, koltuğa oturulur, bir şey açılır. Ben o saatte masaya koşuyorum. Koşuyorum kelimesi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/yarisini-okudum-yarisini-okuyacagim/">Yarısını Okudum, Yarısını Okuyacağım</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sekiz. En geç sekiz buçuk. Bebek yıkandı, doyuruldu, yatırıldı ve ev o kısa mucizesini yaşıyor: sessizlik. Hava temizleyici uğulduyor, Rakı koltuğun kolunda yer değiştirirken yaşlı bir adam gibi iç geçiriyor, Mahir&#8217;in akşamı yeni başlıyor. Çoğu evde akşam zaten o saatte başlar; sofra toplanır, koltuğa oturulur, bir şey açılır. Ben o saatte masaya koşuyorum. Koşuyorum kelimesi süs değil; o masaya oturma ihtimali günde bir kere doğuyor, gecikirsem kaçıyor, kaçarsa bir gün daha hiçbir şey yazılmamış oluyor. Gözlerim kapanana kadar orada kalıyorum.</p>
<blockquote class="wp-block-quote"><p>Ekran bizden hiçbir şey istemiyor. Kitap istiyor.</p></blockquote>
<p>Aylardır böyle. Bunu şikâyet olsun diye anlatmıyorum (şikâyet etsem de kimsenin umurunda olmaz, herkesin listesi kendi listesinden uzundur). Anlatıyorum çünkü bir şeyin bedelini söylemeden değerinden bahsetmek bana ayıp geliyor.</p>
<p>O masada bir arşiv var. Malta ile Türkiye arasında kalmış her şeyin izini sürüyorum: folklordan dile, deyimlerden halk anlatılarına, tarihî metinlerden gündelik konuşmanın içinde farkında olmadan taşınmış küçücük izlere kadar. Araştırdıkça konu genişliyor, dallanıyor, her kapı başka bir kapı açıyor. Bir kelimenin peşinden başka bir kitaba gidiyorum, tek bir dipnot için saatler harcıyorum. Şimdiden, sadece elimdekiyle, birkaç ciltlik bir çalışma çıkar. Ve en komik kısmı şu: henüz tek bir kütüphane rafına dokunmadım, tek bir saha gününe çıkmadım. Hepsi masa başı, hepsi gece yarısı. Yani asıl iş daha başlamadı bile.</p>
<p>Başlayacak. Üç ay mı sürer, üç yıl mı, daha fazla mı bilmiyorum. Ama bir kere başladım.</p>
<p>Her hafta &#8220;Malta&#8217;daki Türk İzleri&#8221; de bu masadan çıkıyor. Bir cümlenin altında üç kaynak varsa üçünü görmeden yazmıyorum. Okunuyor da: mesajlar geliyor, insanlar şaşırıyor, yeni bir şey öğrendiğini söylüyor. Bundan daha güzel bir karşılık düşünemem.</p>
<p>Ama bir cümle var ki son zamanlarda üstünde çok düşünüyorum:</p>
<p>&#8220;Biraz uzunmuş. Yarısını okudum, kalanını da okuyacağım.&#8221;</p>
<p>Okuyacak. Ne kadar nazik bir cümle, değil mi? Bitirilmemiş bir yazının en zarif cenaze töreni.</p>
<p>Geçen yazıyı bunu düşünerek neredeyse yarı yarıya kırptım meselâ. Uzun hâli hâlâ arşivimde duruyor, öksüz. Bu sefer de kemik okurlardan mesaj geldi: &#8220;Biraz kısa mı olmuş? Sanki bir şey eksik.&#8221; Güldüm, tam hâlini onlara özelden yolladım. Yani şu anda bir köşe yazısının sansürsüz nüshası elden ele, mesaj kutusundan mesaj kutusuna dolaşıyor. Bir yazının ulaşabileceği en romantik kader olsa gerek. Bu yazı da ne uzun olacak ne kısa; yani ikinizi de memnun etmeyecek.</p>
<p>Ne oldu bize?</p>
<p>Artık çevremde o kadar çok insandan aynı şeyi duyuyorum ki. &#8220;Eskiden kitap okurdum, artık okuyamıyorum.&#8221; &#8220;Bir paragrafın içinde kayboluyorum.&#8221; &#8220;Aynı cümleyi iki üç kere okumadan anlamıyorum.&#8221; Hepsi zeki, hepsi meraklı, hiçbiri tembel değil. Yorulmuşlar.</p>
<p>Uyaran mı çok fazla? Hıza mı alıştık? Yoksa parmağımız kaydırmayı öğrendi de gözümüz durmayı mı unuttu? Maltalıların o güzel lafı var ya, <em>bil-mod, bil-mod</em>: yavaş yavaş. Kimse yavaş yavaş yapmıyor artık hiçbir şeyi. Yavaşlık bir erdem olmaktan çıkıp bir arıza sayılalı çok oldu.</p>
<p>Artık bir yazının ilk üç cümlede bizi yakalamasını, bir videonun ilk iki saniyede şaşırtmasını, bir kitabın daha ilk sayfalarda ödülünü vermesini bekliyoruz. Ama sanırım mesele metnin uzunluğu değil, istediği şey. Ekran bizden hiçbir şey istemiyor. Kitap istiyor. Sabır istiyor, dönüp bakmak istiyor, &#8220;dur bir daha okuyayım&#8221; dedirtiyor. Biz de hiçbir şey istemeyenin yanına kaçıyoruz, çünkü gün boyu zaten herkes bizden bir şey istedi.</p>
<p>İnsanlık tarihinde bilgiye ulaşmanın belki de hiç bu kadar kolay olmadığı bir çağdayız. Dünyanın neredeyse bütün kütüphaneleri cebimize kadar geldi. Buna rağmen nasıl bu kadar az şey bildiğimizi ileride birileri araştıracak. Tarihçiler bu çağa bir isim koyacak, antropologlar sebebini arayacak, arkeologlar kazacak. Katman katman inecekler, her katmanda bir ekran bulacaklar. Hepsi açık. Hiçbiri okunmamış.</p>
<p>Sevgiyle…</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/yarisini-okudum-yarisini-okuyacagim/">Yarısını Okudum, Yarısını Okuyacağım</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/yarisini-okudum-yarisini-okuyacagim/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
