<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>yalnızlık Archives - Malta Haber</title>
	<atom:link href="https://www.maltahaber.com/tag/yalnizlik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Malta&#039;nın Türkçe Sesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jan 2026 23:41:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/favicon.ico</url>
	<title>yalnızlık Archives - Malta Haber</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DİDEM GÖRKAY YAZDI; SIFIRIN ALTINDA VAROLUŞ: SİNEMADA KEMİK ÇATLATAN KIŞ VE DEĞİŞMEYENİN LANETİ  </title>
		<link>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-sifirin-altinda-varolus-sinemada-kemik-catlatan-kis-ve-degismeyenin-laneti/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-sifirin-altinda-varolus-sinemada-kemik-catlatan-kis-ve-degismeyenin-laneti/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Yalcinkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jan 2026 23:41:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Didem Görkay]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[#2025]]></category>
		<category><![CDATA[#2026]]></category>
		<category><![CDATA[#AvrupaSineması]]></category>
		<category><![CDATA[#CoenKardeşler]]></category>
		<category><![CDATA[#Değişmeyen]]></category>
		<category><![CDATA[#Fargo]]></category>
		<category><![CDATA[#FilmDenemesi]]></category>
		<category><![CDATA[#FilmEleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[#HollywoodSineması]]></category>
		<category><![CDATA[#InsideLlewynDavis]]></category>
		<category><![CDATA[#İskandinavSineması]]></category>
		<category><![CDATA[#KaranlıkAnlatı]]></category>
		<category><![CDATA[#KışFilmleri]]></category>
		<category><![CDATA[#KışUykusu]]></category>
		<category><![CDATA[#LetTheRightOneIn]]></category>
		<category><![CDATA[#Leviathan]]></category>
		<category><![CDATA[#Loveless]]></category>
		<category><![CDATA[#Melankoli]]></category>
		<category><![CDATA[#ModernSinema]]></category>
		<category><![CDATA[#nuribilgeceylan]]></category>
		<category><![CDATA[#RuhunKışı]]></category>
		<category><![CDATA[#RusSineması]]></category>
		<category><![CDATA[#SanatSineması]]></category>
		<category><![CDATA[#SinemaAnalizi]]></category>
		<category><![CDATA[#SinemadaKış]]></category>
		<category><![CDATA[#SinemaYazıları]]></category>
		<category><![CDATA[#SoğukGerçeklik]]></category>
		<category><![CDATA[#TheRevenant]]></category>
		<category><![CDATA[#UzakFilm]]></category>
		<category><![CDATA[#Varoluş]]></category>
		<category><![CDATA[#VaroluşsalSinema]]></category>
		<category><![CDATA[#WindRiver]]></category>
		<category><![CDATA[#YabancıSinema]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=55171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kış, modern sinemanın elinde artık kartpostallık bir manzara değil, bir imha planıdır. Son yirmi beş yıla baktığımızda, yönetmenlerin kamerayı bir buz kütlesine dönüştürdüğünü görüyoruz. Bu filmleri izlerken battaniyenin altına girme ihtiyacı hissetmezsiniz; çünkü bilirsiniz ki o soğuk, evin yalıtımından değil, karakterin suratına çarpan o kirli, ıslak ve umutsuz gerçeklikten geliyordur. 2025’ten 2026’ya geçerken hissettiğin o [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-sifirin-altinda-varolus-sinemada-kemik-catlatan-kis-ve-degismeyenin-laneti/">DİDEM GÖRKAY YAZDI; SIFIRIN ALTINDA VAROLUŞ: SİNEMADA KEMİK ÇATLATAN KIŞ VE DEĞİŞMEYENİN LANETİ  </a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Kış, modern sinemanın elinde artık kartpostallık bir manzara değil, bir imha planıdır. Son yirmi beş yıla baktığımızda, yönetmenlerin kamerayı bir buz kütlesine dönüştürdüğünü görüyoruz. Bu filmleri izlerken battaniyenin altına girme ihtiyacı hissetmezsiniz; çünkü bilirsiniz ki o soğuk, evin yalıtımından değil, karakterin suratına çarpan o kirli, ıslak ve umutsuz gerçeklikten geliyordur. 2025’ten 2026’ya geçerken hissettiğin o &#8220;bir b** değişmeyecek&#8221; duygusu, aslında bu filmlerin üzerine kurulu olduğu temel kolonudur: Donan şey, değişmez.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s2">1. Nuri Bilge Ceylan: Anadolu’nun Kirli Karı ve Ruhsal Kangren</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Nuri Bilge Ceylan sineması, kışı bir &#8220;izole etme&#8221; yöntemi olarak kullanır. &#8220;Uzak&#8221; (2002) filminde İstanbul üzerine çöken o isli, egzoz kokulu karı düşünün. Mahmut’un penceresinden görünen o beyazlık, aslında bir özgürlük değil, bir hapishanedir. Kar, Mahmut’un ruhundaki o kokuşmuş yalnızlığı örteceğine, onu iyice kristalize eder. O filmde kar yağarken vapurdan inen insanların paltolarına sarılışı, aslında sadece rüzgârdan değil, birbirlerinin soğukluğundan kaçma çabasıdır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">&#8220;Kış Uykusu&#8221; (2014) ise kışın o pasif-agresif halidir. Aydın’ın Kapadokya’daki otelinde, dışarıda fırtına dünyayı yutarken, içerideki o &#8220;aydın&#8221; kibri, şöminenin başında bile titretir insanı. Burada karın sesi yoktur, sadece gıcırtısı vardır. Ceylan bize şunu fısıldar: “Karın altına ne kadar entelektüel laf kalabalığı gömersen göm, bahar geldiğinde o pislik yine oradadır.” 2025’ten 2026’ya devreden o iğrenç tortu, tam olarak Aydın’ın otelinin kapısında biriken o aşılmaz kar yığınıdır. Kapı açılmaz, çünkü içerideki çürüme dışarıdaki kardan daha ağırdır.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s2">2. The Revenant ve Wind River: Doğanın İntikamı Olarak Safi Ayaz</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Hollywood’un son dönem kış vizyonu, insanın doğa karşısındaki o zavallı çıplaklığı üzerinedir. &#8220;TheRevenant&#8221; (2015) filminde Leonardo DiCaprio’nun o çiğ eti yediği, atın içinde uyuduğu sahnelerdeki soğuk, estetik bir tercih değildir; hayvani bir mecburiyettir. Alejandro Iñárritu kamerayı öyle bir açıyla yerleştirir ki, oyuncunun havaya çıkan nefesi lensi buğulandırır. O buğu, senin de boğazına oturur. Oradaki kar yumuşak değildir; jilet gibidir, teni keser ve ruhu uyuşturur.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Taylor Sheridan’ın &#8220;Wind River&#8221; (2017) filmi ise kışı bir &#8220;sessiz katil&#8221; olarak betimler. Wyoming’in o uçsuz buçsuz karlarında, bir kızın akciğerlerinin soğuktan patlayarak (pulmonary edema) ölmesi, kışın melankoliden çıkıp safi dehşete dönüştüğü andır. Burada kar, bir suç mahallidir. Ve o suçun faili mevsim değil, insanın bizzat kendisidir. Bir b** değişmez; çünkü o coğrafyada adalet, karlar eriyene kadar çoktan çürümüş olur. 2026’da da o kızlar o karların üstünde koşmaya çalışacak ve o ciğerler yine o soğuktan patlayacaktır.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s2">3. Rusya’nın Zifiri Soğuğu:</span> <span class="s2">Loveless ve Leviathan</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Rus sineması kışı en iyi bilen taraftır çünkü onlar için kış bir mevsim değil, bir devlet rejimidir. AndreyZvyagintsev’in &#8220;Loveless&#8221; (2017) filminde, kaybolan çocuğun peşinde o beton binaların arasından ormanın derinliklerine giren ekip, aslında bir çocuğu değil, kendi kaybolmuş insanlıklarını ararlar. Ormandaki ağaçların dallarından sarkan o ağır kar kütleleri, her an tepene düşecek birer giyotin gibidir. Filmdeki o soğuk, insanın iliğini donduran bir &#8220;sevgisizlik&#8221; ayazıdır. 2025 iğrençti diyorsan, Zvyagintsev sana 2026’nın sadece daha sessiz bir iğrençlik olacağını, o ormandaki karlar gibi üzerine yığılacağını söyler. Kar burada bir kefendir ve bu kefen her yıl yeniden dikilir.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s2">4. Coen Kardeşler ve Inside Llewyn Davis: Islak Ayakların Melankolisi</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Bir insanı en çok ne dondurur? Kışın ortasında, delik bir ayakkabıyla buzlu suya basmak. &#8220;Inside LlewynDavis&#8221; (2013) tam olarak budur. New York’un o gri, pis ve amansız kışında, elinde bir kediyle sığınacak yer arayan Llewyn’in hikâyesi, başarısızlığın kış halidir. Filmdeki renk paleti o kadar soluktur ki, sanki her kare dondurucudan yeni çıkmış gibidir. Ayaklarının altındaki o çamurlu, tuzla karışmış karın ıslaklığı, senin de çoraplarından içeri sızar. Llewyn’in o bitmek bilmeyen döngüsü, 2025 ve 2026 arasındaki o farkın neden &#8220;bir b.. etmediğini&#8221; en iyi özetleyen şeydir: Kışın ortasında ayakkabın delikse ve cebinde beş kuruşun yoksa, takvimdeki rakamın değişmesi sadece soğuğun süresini uzatır.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s2">5. İsveç’in Steril Dehşeti: Let the Right One In</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">&#8220;Let the Right One In&#8221; (2008) filmindeki o İsveç banliyölerinin steril beyazlığı, kışın aslında şiddeti ne kadar iyi gizlediğini gösterir. Kar yağarken her şey temiz görünür, sessizdir. Ama o sessizliğin içinde bir çocuk diğerine işkence eder, bir vampir bir adamın gırtlağını parçalar. 2025’in iğrençliğini örten o beyaz örtü, aslında sadece kırmızıyı (yani acıyı) daha belirgin hale getirmeye yarar. Karların içindeki o kan lekesi, 2026’nın da aynı vahşetle devam edeceğinin ilk işaretidir.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s2">6. Fargo: Beyazın İçindeki Absürtlük ve Ölüm</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Orijinal film 90’larda kalsa da, son yıllardaki etkisi yadsınamaz. &#8220;Fargo&#8221; evreninde kar, bir örtbas etme aracıdır. İnsanlar o devasa beyazlıkta kaybolurlar, birbirlerini parçalayıp karların içine gömerler. Ama kar eridiğinde, o kıyma makinesinden çıkanlar, o gömülen paralar, o iğrenç sırlar hep oradadır. 2025’te gömdüğün her neyse, 2026’nın ilk çözülmesinde (thaw) burnunun dibinde bitecektir.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s2">Sonuç:</span><span class="s1"> Bir b** Değişmeyecek mi?</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s1">Neden bir b** değişmeyecek biliyor musunuz? Çünkü sinemanın bu en &#8220;soğuk&#8221; örnekleri bize şunu gösterdi: Kar yağdığında hayat durmaz, sadece daha zor hale gelir. 2026, 2025’in üzerine yağan taze kar tabakasıdır; ama altındaki o kokuşmuş asfalt, o iğrenç hatıralar ve o dondurucu yalnızlık tam gaz devam eder.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Kar, gerçeği yok etmez; sadece onunla yüzleşmeyi erteler. Ve o erteleme süreci, yani o bekleyiş, kışın asıl &#8220;g** donduran&#8221; kısmıdır. Takvimin değişmesi, hücrendeki numaranın değişmesi gibidir; duvarlar hala soğuk, yatak hala sert ve gardiyan hala aynı kişidir. 2026’ya girerken üzerine kalın bir şeyler alın; çünkü bu sinematik kış, sadece takvimde değil, ruhumuzda da da hiç bitmeyecekmiş gibi görünüyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-sifirin-altinda-varolus-sinemada-kemik-catlatan-kis-ve-degismeyenin-laneti/">DİDEM GÖRKAY YAZDI; SIFIRIN ALTINDA VAROLUŞ: SİNEMADA KEMİK ÇATLATAN KIŞ VE DEĞİŞMEYENİN LANETİ  </a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-sifirin-altinda-varolus-sinemada-kemik-catlatan-kis-ve-degismeyenin-laneti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Umut Yılmaz Yazdı: “GASSAL Dizisi”</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/umut-yilmaz-yazdi-gassal-dizisi/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/umut-yilmaz-yazdi-gassal-dizisi/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[eliforen]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 29 Dec 2024 00:54:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#AhmetKural]]></category>
		<category><![CDATA[#DerinHikaye]]></category>
		<category><![CDATA[#DiziEleştirisi]]></category>
		<category><![CDATA[#DüşündürenDiziler]]></category>
		<category><![CDATA[#GassalDizisi]]></category>
		<category><![CDATA[#ÖlümleYüzleşme]]></category>
		<category><![CDATA[#SelçukAydemir]]></category>
		<category><![CDATA[#ToplumsalEleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[#TRT]]></category>
		<category><![CDATA[#Türkdizileri]]></category>
		<category><![CDATA[#umutyılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=48142</guid>

					<description><![CDATA[<p>TRT yapımı Gassal dizisi, izleyicilere derin bir içsel yolculuk sunarken, toplumsal eleştirileri de ustaca harmanlıyor. Genç bir adam olan Baki’nin, kimsesiz insanların cenazelerini yıkamasıyla başlayan hikaye, ölümle yüzleşme ve hayatın anlamı üzerine düşündürücü bir anlatım sergiliyor. Baki’nin, bu süreçte kendisini yıkayacak birini ararken yaşadığı dönüşüm, izleyicilere önemli mesajlar veriyor. Dizinin ana teması olan &#8220;ölünce beni [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/umut-yilmaz-yazdi-gassal-dizisi/">Umut Yılmaz Yazdı: “GASSAL Dizisi”</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">TRT yapımı Gassal dizisi, izleyicilere derin bir içsel yolculuk sunarken, toplumsal eleştirileri de ustaca harmanlıyor. Genç bir adam olan Baki’nin, kimsesiz insanların cenazelerini yıkamasıyla başlayan hikaye, ölümle yüzleşme ve hayatın anlamı üzerine düşündürücü bir anlatım sergiliyor. Baki’nin, bu süreçte kendisini yıkayacak birini ararken yaşadığı dönüşüm, izleyicilere önemli mesajlar veriyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dizinin ana teması olan &#8220;ölünce beni kim yıkayacak?&#8221; sorusu, aslında hayatın geçiciliğini ve insanın sosyal ilişkilerini sorgulamasını sağlıyor. Baki’nin, 30&#8217;lu yaşlarına kadar uzak durduğu sosyal hayata adım atması, izleyicilere yalnızlığın ve kaygının ne denli derin olabileceğini gösteriyor. Bu bağlamda, Baki’nin geçmişte yaşadığı travmalarla yüzleşmesi ve ölüm korkusunu anlaması, dizinin duygusal derinliğini artırıyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Ancak dizinin bazı sahneleri eleştiri oklarının hedefi haline gelmiş durumda. Toplumda var olan bazı olguların abartılı bir şekilde yansıtılması, izleyiciler arasında tartışmalara yol açıyor. Selçuk Aydemir’in yönetimindeki Gassal, toplumun gerçeklerini yansıtırken, bu gerçeklerin nasıl sunulduğu konusunda sorgulamalara neden oluyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Dizinin görsel estetiği ve oyunculuk performansları ise takdir topluyor. Ahmet Kural’ın Baki karakterine hayat vermesiyle birlikte, izleyiciye güçlü bir performans sergileniyor. Ancak bu güçlü performansın yanında, senaryonun bazı bölümlerinin yavan kalması ve olayların gelişiminde eksiklikler hissedilmesi eleştiriliyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Sonuç olarak, Gassal dizisi, hem derin bir hikaye sunması hem de toplumsal eleştirileriyle dikkat çekiyor. Ancak içerdiği bazı unsurların sorgulanması gerektiği ve daha dikkatli bir anlatım tarzına ihtiyaç duyduğu açıkça ortada. İzleyicilerin bu tür yapımları değerlendirirken, sadece eğlence değil aynı zamanda düşündürücü mesajlar aradıkları unutulmamalıdır. Gassal’ın gelecekteki bölümlerinde bu dengeyi kurup kuramayacağı merakla bekleniyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/umut-yilmaz-yazdi-gassal-dizisi/">Umut Yılmaz Yazdı: “GASSAL Dizisi”</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/umut-yilmaz-yazdi-gassal-dizisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yalnızlığınızı seçtiniz mi yoksa zorunda mı kaldınız?</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2020 17:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilek Bolat]]></category>
		<category><![CDATA[boş zaman]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[kitqp]]></category>
		<category><![CDATA[korona virüs]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[serdar kuzuloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tercih edilmiş yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/yazarlar/dilek-bolat/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir sorun bakalım kendinize, ama samimiyetinizle cevaplayın &#8216;yalnız kalmak istiyor musunuz’? Yine bir podcast dinledim ve Corona döneminde içine düştüğüm, hatta hala zaman zaman varlığını hissettiren bu duygumla ilgili sorularıma cevaplar buldum. Biraz Serdar Kuzuloğlu&#8217;nun podcastinin özeti gibi olacak ama sizlerle paylaşmasaydım vicdan azabı çekerdim kesin, çünkü bu duygunun içine aldığı herkes bu nimetten nasiplenmeli, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/">Yalnızlığınızı seçtiniz mi yoksa zorunda mı kaldınız?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir sorun bakalım kendinize, ama samimiyetinizle cevaplayın &#8216;yalnız kalmak istiyor musunuz’?</p>



<p>Yine bir podcast dinledim ve Corona döneminde içine düştüğüm, hatta hala zaman zaman varlığını hissettiren bu duygumla ilgili sorularıma cevaplar buldum. Biraz Serdar Kuzuloğlu&#8217;nun podcastinin özeti gibi olacak ama sizlerle paylaşmasaydım vicdan azabı çekerdim kesin, çünkü bu duygunun içine aldığı herkes bu nimetten nasiplenmeli, özellikle bu virüs döneminde.</p>



<p>Evet konumuz yalnızlık; seçmişsin, zorunda kalmışsın, iyi birşeymiş, kötüymüş, gerekliymiş, değilmiş hepsinin üzerinden geçeceğiz.</p>



<p>Öncelikle Ekvador ülkesinde mutluluk bakanlığının olduğunu biliyor muydunuz? Ya da mutsuzluk bakanlığının İngilterede olduğundan haberiniz var mıydı? Hatta çok şaşırtıcı; İngilterede yaşlılar arasında yapılan bir araştırmaya göre son 1 aydır kimse ile görüşmeyen 200 bin yaşlı var, toplamda da 9 milyon yalnız insan. Yani bir nevi işkence, yani tecrit. Tabi bunun en büyük sebebinin teknoloji çağında olmamızın yansımaları olduğu düşünülüyor. Yani insanlar fiziken görüşme yerine internet ortamında görüşmeyi daha çok tercih ediyor. Bu sebeple yalnızlık internet üzerindeki en büyük payda. Hatta dikkat ettiyseniz online ingilizce konuşma sitelerinde çoğunluk yaşlı ve konuşma gereksinimlerini buradan karşılıyorlar. Yani tecritten kaçıyorlar&#8230;</p>



<p>Diğer konu ise yalnız kalmamız sistem tarafından istenmiyor çünkü takip zorlaşıyor; yani hükümetler, tarikatlar, işyerleri insanların grup şeklinde yaşamalarını istiyor, bireyselliği öldürmek istiyorlar. Plazalara bir bakın, artık neredeyse tüm işyerleri açık ofis, WC’ ler bile paravanlarla kapatılıyor, duvar yok. Aynı şekilde ortalama süresi 15 sene olan okullar da insanları sistemde birlikte tutmanın diğer yolu, dinler, tarikatlar gibi.</p>



<p>Ayrıca, gün geçtikçe sosyal medyada takipçi sayımız artıyor ama fiziksel yalnızlığımız büyüyor. Neden fiziksel görüşmeye ihtiyaç duyuluyordu; havadis takası ve birbirimizden akıl almak için ama artık fiziksel olarak biraraya gelmek için o kadar az sebebimiz kaldı ki. ‘Her’ filmi de bu konuyu ele alan bir film, fiziksel olarak görüşmek yerine yapay zeka ile görüşüyordu ana karakter. Düşünsenize telefonun/bilgisayarın ucundaki insan gibi bütün ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz biri ve size asla sorun çıkarmıyor. Görüldüğü gibi teknoloji çok büyük bir açığı kapatıyor; yalnızlığı.</p>



<p>Bir bakın instagram sayfanıza; bilimsel olarak max 105 kişi ile arkadaşlık ilişkinizi yönetebilirken yine de takipçi sayınız artsın istiyorsunuz ama onlarla arkadaş olmak istemiyorsunuz. Ayrıca bu kalabalıklardan taleplerimiz var, hep birşeyler istiyoruz onlardan; yeni aldığınız elbisenizle çekindiğiniz fotoğrafı beğensin istiyorsunuz, ilgi hoşunuza gidiyor. Ama hiç diyor musunuz ‘instagrama gireyim de bir arkadaşımın derdine ortak olayım, onu bir konu cesaretlendireyim’ : hayır! Ama fiziksel görüşmede bunları yapıyorsunuz.&nbsp;</p>



<p>Türkiye gerçeklerine gelelim; ortalama bir Türk insanı yalnız zaman geçirmez, bu zamanı da öncelikli olarak aile ile geçirir.&nbsp;</p>



<p>Türkçede bir kelime birden çok anlama geldiği için yalnızlık kelimesi bu sebeple biraz kafa karıştırıcı, bakın şu iki cümleye;</p>



<p>&#8211; çok yalnızım, delirmek üzereyim,<br />&#8211; beni biraz yalnız bırakın, düşünmem gereken şeyler var.</p>



<p>İlki tercih edilmemiş diğeri de ihtiyaç duyulan yalnızlık.</p>



<p>Peki yalnızlık kötü birşey mi?</p>



<p>Benim de çok sevdiğim Arthur Schopenhaur’un sözüyle devam ediyordu konuşmasına ‘insanın bu dünyada yalnızlık ya da bayağılıktan birisini seçmekten başka çaresi yok’</p>



<p>Bayağılığnın kökeninde kalabalık vardır.</p>



<p>Yapılan bir deneyde 500 şempanzeyi bir araya getirmişler ve çok büyük bir kaos çıkmış. 500 insanı biraraya getirdiklerinde bir sürü fikir ortaya çıkmış ama yaratıcılık eksik kalmış. Yaratıcılık için inziva gerekir, yani seçilmiş yalnızlık.</p>



<p>Tercih edilmiş ve gerçekleştirilebilinmiş yalnızlık bir ayrıcalıktır, yani yalnız kalabilmek istediğinde kalabilen, bu süreyi verimli bir şekilde değerlendirebilen ve bunu bitirmek istediğinde sosyal hayatına dönebilen insan bu çağda mutlu olmak için ihtiyaç duyduğu büyük bir hazineye sahiptir zaten.</p>



<p>Huzuru, mutluluğu kalabalıklarda bulmak zordur. Düşünmek ancak yalnız kalınabildiğinde yapılabilen bir eylemdir.</p>



<p>Peki emekli olan insanların mutsuzluğu, yalnız kaldıkları için ölümlerinin yaklaşması gerçeği? Emeklilikle birlikte göçüp gidenlerin oranı o kadar yüksek ki, nedeni ise tek sosyal ortamlarını işyerindeki insanlara göre kurmaları. Emeklilikle birlikte bu sosyal ortam ellerinden alındığında artık zihinleri bedenlerini kapatmaya başlıyor. Bu yüzden zorunda kalınmış yalnızlığı yaşamamak için yalnız kalmayı yönetmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Ayrıca yalnızlığın bir sorun olduğu mentalitesinden çıkmak gerekiyor. Aksine bunu  yaratıcılığı körükleyen bir fırsat olarak görmek gerekiyor, kaçınmamız gereken bir şey olarak değil. Sanat bile yalnızlığa ihtiyaç duyar, yeni için yalnız kalmak kaçınılmazdır.</p>



<p>Bir de yalnızlıkla tüketim arasındaki ilişkinin farkına varıp, tüketim uzağına düşmemek gerekir. Çünkü yalnızlık karşısında tüketim özendiriliyor; psikoloğa git, ilaç al, kitap al, tatil al, hep bir al serisi..</p>



<p>Bence sadece ‘meraklı olmak’ bile bu hayattaki mutluğun, yalnız kalmamanın en büyük anahtarı. Çünkü sizi öğrenmeye, sorgulamaya, okumaya, araştırmaya yönlendiriyor.</p>



<p>Bu sebeple elinizin altına bir kitap koyun bakalım neler hissedeceksiniz zorunda kalınmış yalnızlığınızı yaşarken?&nbsp;<br />Tercih edilmiş yalnızlığa olana dönmesini sağlayabilir belki?</p>



<p>Yazmayı bu yüzden seviyorum; yazarken farkında olmadığınız şeyler ortaya çıkıyor; Corona döneminde yalnızlık hapsine düşmemin sebebi virüs dışında bir şey öğrenme isteğimin olmamasıymış, bunu şuan çok net görebiliyorum.</p>



<p>Şimdi tekrar sorun aynı soruyu kendinize; içinizde bulunduğunuz yalnızlığı siz mi seçtiniz, yoksa zorunda mı kaldınız?</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/">Yalnızlığınızı seçtiniz mi yoksa zorunda mı kaldınız?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
