<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>serdar kuzuloğlu Archives - Malta Haber</title>
	<atom:link href="https://www.maltahaber.com/tag/serdar-kuzuloglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Malta&#039;nın Türkçe Sesi</description>
	<lastBuildDate>Sun, 06 Sep 2020 17:00:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/favicon.ico</url>
	<title>serdar kuzuloğlu Archives - Malta Haber</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Yalnızlığınızı seçtiniz mi yoksa zorunda mı kaldınız?</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 06 Sep 2020 17:00:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilek Bolat]]></category>
		<category><![CDATA[boş zaman]]></category>
		<category><![CDATA[İngiltere]]></category>
		<category><![CDATA[kitqp]]></category>
		<category><![CDATA[korona virüs]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[serdar kuzuloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[tercih edilmiş yalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[yalnızlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/yazarlar/dilek-bolat/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir sorun bakalım kendinize, ama samimiyetinizle cevaplayın &#8216;yalnız kalmak istiyor musunuz’? Yine bir podcast dinledim ve Corona döneminde içine düştüğüm, hatta hala zaman zaman varlığını hissettiren bu duygumla ilgili sorularıma cevaplar buldum. Biraz Serdar Kuzuloğlu&#8217;nun podcastinin özeti gibi olacak ama sizlerle paylaşmasaydım vicdan azabı çekerdim kesin, çünkü bu duygunun içine aldığı herkes bu nimetten nasiplenmeli, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/">Yalnızlığınızı seçtiniz mi yoksa zorunda mı kaldınız?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[
<p>Bir sorun bakalım kendinize, ama samimiyetinizle cevaplayın &#8216;yalnız kalmak istiyor musunuz’?</p>



<p>Yine bir podcast dinledim ve Corona döneminde içine düştüğüm, hatta hala zaman zaman varlığını hissettiren bu duygumla ilgili sorularıma cevaplar buldum. Biraz Serdar Kuzuloğlu&#8217;nun podcastinin özeti gibi olacak ama sizlerle paylaşmasaydım vicdan azabı çekerdim kesin, çünkü bu duygunun içine aldığı herkes bu nimetten nasiplenmeli, özellikle bu virüs döneminde.</p>



<p>Evet konumuz yalnızlık; seçmişsin, zorunda kalmışsın, iyi birşeymiş, kötüymüş, gerekliymiş, değilmiş hepsinin üzerinden geçeceğiz.</p>



<p>Öncelikle Ekvador ülkesinde mutluluk bakanlığının olduğunu biliyor muydunuz? Ya da mutsuzluk bakanlığının İngilterede olduğundan haberiniz var mıydı? Hatta çok şaşırtıcı; İngilterede yaşlılar arasında yapılan bir araştırmaya göre son 1 aydır kimse ile görüşmeyen 200 bin yaşlı var, toplamda da 9 milyon yalnız insan. Yani bir nevi işkence, yani tecrit. Tabi bunun en büyük sebebinin teknoloji çağında olmamızın yansımaları olduğu düşünülüyor. Yani insanlar fiziken görüşme yerine internet ortamında görüşmeyi daha çok tercih ediyor. Bu sebeple yalnızlık internet üzerindeki en büyük payda. Hatta dikkat ettiyseniz online ingilizce konuşma sitelerinde çoğunluk yaşlı ve konuşma gereksinimlerini buradan karşılıyorlar. Yani tecritten kaçıyorlar&#8230;</p>



<p>Diğer konu ise yalnız kalmamız sistem tarafından istenmiyor çünkü takip zorlaşıyor; yani hükümetler, tarikatlar, işyerleri insanların grup şeklinde yaşamalarını istiyor, bireyselliği öldürmek istiyorlar. Plazalara bir bakın, artık neredeyse tüm işyerleri açık ofis, WC’ ler bile paravanlarla kapatılıyor, duvar yok. Aynı şekilde ortalama süresi 15 sene olan okullar da insanları sistemde birlikte tutmanın diğer yolu, dinler, tarikatlar gibi.</p>



<p>Ayrıca, gün geçtikçe sosyal medyada takipçi sayımız artıyor ama fiziksel yalnızlığımız büyüyor. Neden fiziksel görüşmeye ihtiyaç duyuluyordu; havadis takası ve birbirimizden akıl almak için ama artık fiziksel olarak biraraya gelmek için o kadar az sebebimiz kaldı ki. ‘Her’ filmi de bu konuyu ele alan bir film, fiziksel olarak görüşmek yerine yapay zeka ile görüşüyordu ana karakter. Düşünsenize telefonun/bilgisayarın ucundaki insan gibi bütün ihtiyaçlarınızı giderebileceğiniz biri ve size asla sorun çıkarmıyor. Görüldüğü gibi teknoloji çok büyük bir açığı kapatıyor; yalnızlığı.</p>



<p>Bir bakın instagram sayfanıza; bilimsel olarak max 105 kişi ile arkadaşlık ilişkinizi yönetebilirken yine de takipçi sayınız artsın istiyorsunuz ama onlarla arkadaş olmak istemiyorsunuz. Ayrıca bu kalabalıklardan taleplerimiz var, hep birşeyler istiyoruz onlardan; yeni aldığınız elbisenizle çekindiğiniz fotoğrafı beğensin istiyorsunuz, ilgi hoşunuza gidiyor. Ama hiç diyor musunuz ‘instagrama gireyim de bir arkadaşımın derdine ortak olayım, onu bir konu cesaretlendireyim’ : hayır! Ama fiziksel görüşmede bunları yapıyorsunuz.&nbsp;</p>



<p>Türkiye gerçeklerine gelelim; ortalama bir Türk insanı yalnız zaman geçirmez, bu zamanı da öncelikli olarak aile ile geçirir.&nbsp;</p>



<p>Türkçede bir kelime birden çok anlama geldiği için yalnızlık kelimesi bu sebeple biraz kafa karıştırıcı, bakın şu iki cümleye;</p>



<p>&#8211; çok yalnızım, delirmek üzereyim,<br />&#8211; beni biraz yalnız bırakın, düşünmem gereken şeyler var.</p>



<p>İlki tercih edilmemiş diğeri de ihtiyaç duyulan yalnızlık.</p>



<p>Peki yalnızlık kötü birşey mi?</p>



<p>Benim de çok sevdiğim Arthur Schopenhaur’un sözüyle devam ediyordu konuşmasına ‘insanın bu dünyada yalnızlık ya da bayağılıktan birisini seçmekten başka çaresi yok’</p>



<p>Bayağılığnın kökeninde kalabalık vardır.</p>



<p>Yapılan bir deneyde 500 şempanzeyi bir araya getirmişler ve çok büyük bir kaos çıkmış. 500 insanı biraraya getirdiklerinde bir sürü fikir ortaya çıkmış ama yaratıcılık eksik kalmış. Yaratıcılık için inziva gerekir, yani seçilmiş yalnızlık.</p>



<p>Tercih edilmiş ve gerçekleştirilebilinmiş yalnızlık bir ayrıcalıktır, yani yalnız kalabilmek istediğinde kalabilen, bu süreyi verimli bir şekilde değerlendirebilen ve bunu bitirmek istediğinde sosyal hayatına dönebilen insan bu çağda mutlu olmak için ihtiyaç duyduğu büyük bir hazineye sahiptir zaten.</p>



<p>Huzuru, mutluluğu kalabalıklarda bulmak zordur. Düşünmek ancak yalnız kalınabildiğinde yapılabilen bir eylemdir.</p>



<p>Peki emekli olan insanların mutsuzluğu, yalnız kaldıkları için ölümlerinin yaklaşması gerçeği? Emeklilikle birlikte göçüp gidenlerin oranı o kadar yüksek ki, nedeni ise tek sosyal ortamlarını işyerindeki insanlara göre kurmaları. Emeklilikle birlikte bu sosyal ortam ellerinden alındığında artık zihinleri bedenlerini kapatmaya başlıyor. Bu yüzden zorunda kalınmış yalnızlığı yaşamamak için yalnız kalmayı yönetmeyi öğrenmemiz gerekiyor. Ayrıca yalnızlığın bir sorun olduğu mentalitesinden çıkmak gerekiyor. Aksine bunu  yaratıcılığı körükleyen bir fırsat olarak görmek gerekiyor, kaçınmamız gereken bir şey olarak değil. Sanat bile yalnızlığa ihtiyaç duyar, yeni için yalnız kalmak kaçınılmazdır.</p>



<p>Bir de yalnızlıkla tüketim arasındaki ilişkinin farkına varıp, tüketim uzağına düşmemek gerekir. Çünkü yalnızlık karşısında tüketim özendiriliyor; psikoloğa git, ilaç al, kitap al, tatil al, hep bir al serisi..</p>



<p>Bence sadece ‘meraklı olmak’ bile bu hayattaki mutluğun, yalnız kalmamanın en büyük anahtarı. Çünkü sizi öğrenmeye, sorgulamaya, okumaya, araştırmaya yönlendiriyor.</p>



<p>Bu sebeple elinizin altına bir kitap koyun bakalım neler hissedeceksiniz zorunda kalınmış yalnızlığınızı yaşarken?&nbsp;<br />Tercih edilmiş yalnızlığa olana dönmesini sağlayabilir belki?</p>



<p>Yazmayı bu yüzden seviyorum; yazarken farkında olmadığınız şeyler ortaya çıkıyor; Corona döneminde yalnızlık hapsine düşmemin sebebi virüs dışında bir şey öğrenme isteğimin olmamasıymış, bunu şuan çok net görebiliyorum.</p>



<p>Şimdi tekrar sorun aynı soruyu kendinize; içinizde bulunduğunuz yalnızlığı siz mi seçtiniz, yoksa zorunda mı kaldınız?</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/">Yalnızlığınızı seçtiniz mi yoksa zorunda mı kaldınız?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/yalnizliginizi-sectiniz-mi-yoksa-zorunda-mi-kaldiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Her üzüldüğünüzde , mutsuz hissettiğinizde depresyondayım sananlardan mısınız?</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/her-uzuldugunuzde-mutsuz-hissettiginizde-depresyondayim-sananlardan-misiniz/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/her-uzuldugunuzde-mutsuz-hissettiginizde-depresyondayim-sananlardan-misiniz/?noamp=mobile#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ziyahan Albeniz]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 23 Aug 2020 08:00:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dilek Bolat]]></category>
		<category><![CDATA[aldous huxley]]></category>
		<category><![CDATA[david burns]]></category>
		<category><![CDATA[depresyon]]></category>
		<category><![CDATA[feeling good]]></category>
		<category><![CDATA[mutluluk]]></category>
		<category><![CDATA[paylaşmak]]></category>
		<category><![CDATA[seneca]]></category>
		<category><![CDATA[serdar kuzuloğlu]]></category>
		<category><![CDATA[sevgi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=18489</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her üzüldüğünüzde , mutsuz hissettiğinizde depresyondayım sananlardan mısınız?  Güzel haber; her üzüntü depresyon değildir diyor okudugum &#8216;Feeling Good&#8217; kıtabının yazarı David Burns.  Peki neden mutsuzluğa bu kadar toleransımız düşük, neden herhangi bir duygu gibi bunu da sıradanlaştıramıyoruz? Çünkü okuduğumuz tüm kişisel gelişim kitapları, sosyal medya, içinde olduğumuz tüketim toplumu vs mutluluğa kanalize, siz hiç mutsuzluğunu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/her-uzuldugunuzde-mutsuz-hissettiginizde-depresyondayim-sananlardan-misiniz/">Her üzüldüğünüzde , mutsuz hissettiğinizde depresyondayım sananlardan mısınız?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div>
<div><span style="font-size: small;">Her üzüldüğünüzde , mutsuz hissettiğinizde depresyondayım sananlardan mısınız? </span></div>
<div></div>
<div><span style="font-size: small;">Güzel haber; her üzüntü depresyon değildir diyor okudugum &#8216;Feeling Good&#8217; kıtabının yazarı David Burns. </span></div>
</div>
<div></div>
<div><span style="font-size: small;">Peki neden mutsuzluğa bu kadar toleransımız düşük, neden herhangi bir duygu gibi bunu da sıradanlaştıramıyoruz?</span></div>
<div></div>
<div><span style="font-size: small;">Çünkü okuduğumuz tüm kişisel gelişim kitapları, sosyal medya, içinde olduğumuz tüketim toplumu vs mutluluğa kanalize, siz hiç mutsuzluğunu paylaşan bir instagram kulanıcısı gördünüz mü ya da teknolojinin mutsuzluk vaadettiğini?</span></div>
<div><span style="font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-size: small;">Bu yazı için çalısmaya başladıgımda insanların mutluluk tariflerini incelemek istedim ve bir tarif çok etkiledi beni; <em>&#8216;Mutluluk insanın bütün istek ve özlemlerine eksiksiz ulaşması ya da ulaşmak istenen olguya erişince duyumsanan sevinç’</em> diyordu tanım. </span></div>
<div></div>
<div><span style="font-size: small;">Bir insanın bütün istek ve özlemlerine eksiksiz ulaşması mümkün mü? İstekler hiç biter mi? Daha önceki yazılarımda mükemmelliğin ne kadar da ulaşılmaz olduğunu ve insanı nasıl mutsuz ettiğini belirtmiştim. Yani mutluluk tanımının içinde bile mutsuzluk var. Mutluluğu ulaşılmaz kılan da maalesef bu tanımla yola çıkan mutluluk avcıları.</span></div>
<div></div>
<div><span style="font-size: small;"><span style="color: #333333;">Serdar Kuzuoğlu’nun <em>&#8216;Zihnimin Kıvrımları&#8217;</em> serisinin sıkı takipçisiyim ve o podcastlerin birinde şu soruyu soruyor; <em>&#8216;neden&#8217; sorusunun cevabı olmayan şey nedir? Yani öyle birşey ki o kendi varlığının sembolü. Yani o güzel </em></span><em><span style="color: #333333;">arabayı aldın, neden? Çünkü sana iyi hissettiriyor, iyi hissedince mutlu oluyorsun. Ya da karnıyarık yemeğine bayılıyorsun, neden? Çünkü o his seni annene götürüyor ve sonunda mutlu oluyorsun. İntihar etmek bile mutluluk hissinden aslında temeline baktığımızda, amaç mutsuzluk haline dayanamayıp mutluluğa kavuşmak. </span></em></span></div>
<div><span style="font-size: small;"><span style="color: #333333;"> </span></span></div>
<div><span style="font-size: small;"><span style="color: #333333;">Peki nedeni olmayan şey nedir; mutluluk! Yani mutluluğun bir adım ötesi yok, sorusu da yok ve tüm yaşama amacımız gibi görünüyor. Ama şartlı; önce istediğimiz ‘her şeye&#8217; ulaşıyoruz sonra mutlu oluyoruz. </span></span></div>
<div><span style="font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-size: small;"><span style="color: #333333;">Yazar Aldous Huxley der ki; <em>Mutluluğun peşinde koşan insan mutlu olamaz</em>, mutluluk başka yan şeylerin yansıması olarak hayatımıza gelir. Yani arayarak gelmiyor, kısa yolu da yok, tesadüfen geliyor hayatımıza. Bizi mutlu etmesinin sebebi de bu zaten; beklenmedik ve plansız programsız olması gibi. Yine de b</span>unları bilmemize rağmen mutluluk peşinde koşuyoruz. Schopenhaur der ki; <em>Doğuştan gelen tek bir yanılgı vardır, o da mutlu olabilmek için burada olduğumuz düşüncesidir.</em></span></div>
<div></div>
<div><span style="font-size: small;">Filozof Seneca da; <em>Ölçüyü aşan her şey zararlıdır ama en tehlikelisi ölçüsüz mutluluktur</em>,der.<br />
</span></div>
<div></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;">Diğer konu da parası olan mutludur düşüncesi; tüketim toplumu mutluluğun sanki satın alınabilecek birşey olduğunu söyler bize. O villayı satın alırsan, o maaş artışını verirlerse kesin mutlu olursun gibi hep bir hedef koyarlar ve bu bizim de işimize gelir. Çünkü bir bedeli vardır mutluluğun ve bunun bedelini bilmek iyi hissettirir bize. Yoksa diğer tarafta beklenmedik bir şeyler yaşamak için anı beklemek daha zordur, ne de olsa garantisi de yoktur mutluluğun. Bunun için parayı zenginlik, zengin olmayı da mutluluk sanarız. </span></div>
<div><span style="font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;">Peki mutluluk gerekli mi?</span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;">Çoğu hastalığın mutsuzluk kaynaklı olduğunu düşünürsek evet gerekli. </span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;">Ayrıca mutluluk yolunda karşımıza çıkan tanımlar var, bunlardan bazılarına değinmek istiyorum; mutluluk hissi ile memnun olma hissinin karıştırılması, tahammülsüzlük, sıradanlaşma gibi.</span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-size: small;"><span style="color: #333333;">Evet şu anki yaşadığım dönemde bunu çok net görebiliyorum; her şeyin çabuk çabuk yaşanması, ilişkilerin pamuk ipliğine bağlı olması, insanların birbirine tahammülsüzlüğü, bir şey sıradanlaşacak diye kendilerine, yanındakilere uyguladıkları psikolojik baskı ve her şeyin mükemmel olması gerekliliği gibi. Bunların çoğunun sebebi ‘haz’ duygusundan kaynaklanıyor aslında. Bu duygu için yarına yatırımdan çok bugünü yaşayıp bir şekilde kapatayım duygusu geliyor, bundandır her şeyin kısa ve sığ oluşu. Çünkü derin korkutur, çünkü derin için hazdan başka duygulara yatırım yapmak gerekir, zordur derine gidiş. </span>Bu yüzden tüketim toplumlarında ruhun yerini beden almıştır. Duygulardan çok dışarıdan göründüğümüz şeklimiz önemlidir.</span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;">Amerikada yapılan bir araştırmaya göre yıllık 75 bin dolar kazanan biri ile 100 bin dolar kazanan birinin mutluluğu arasında çok büyük bir fark yok, normal bir apartman dairesinde oturan ile lüks bir rezidansta oturan birinin arasındaki mutluluk da hemen hemen aynı. Yani içeride hisler hemen hemen aynı ama tüketim toplumunun aşıladığı paranın mutluluk ile ölçülmesi dayatması dışarıdan durumu farklı gösteriyor.</span></div>
<div><span style="font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-size: small;">Bu sebeptendir belki dışarıdan görünen ile gerçek farklıdır çünkü çoğumuz mutluluğun dışarıdan görüntüsü ile ilgileniriz ve çok havalı olduğunu düşünürüz. Nasıl mı? Mezun olunca, evlenince ya da çocuk sahibi olunca mutlu olacağımızı sanarız yani bir nevi enstitülere bağlarız mutluluğu.</span></div>
<div><span style="font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-size: small;">Kısaca özetleyecek olursak mutluluk aldığınız o çok lüks araba ya da villa değildir. O araba ile kiminle yolculuğa çıktığınız, nereye gittiğiniz ve o yolda yaşadığınız deneyimlerdir. <strong>Aslında m<span style="color: #333333;">utluluk karşılık beklemeden yaşamaktır, vermektir, almaktır. Başkaları için yaptığınız şeyin sizde yarattığı mutluluk hissi başka çok az şeyde bulunur.  Bu yolla sadece siz mutlu olmazsınız, çok büyük olasılıkla karşınızdaki kişi/kişileri de mutlu edersiniz.</span></strong></span></div>
<div><span style="font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="font-size: small;">Bu ara bu konulara dikkat etmemden sebep belki de çok sevdiğim bir arkadaşımın genelde mutlu olmasının sebebini daha iyi anlamaya başladım; çünkü o her sabah işyerinin <span style="color: #333333;">kapısındaki kedilere yemek taşıyor, öğle aralarında bahçedeki ağaçları suluyor, evinde baktığı sokak hayvanlarına sarılıyor, insanları önemsiyor ve karşılık beklemeden nasıl alış-veriş yapması gerektiğini naturel yoldan biliyordu.</span></span></div>
<div><span style="font-size: small;"> </span></div>
<div><span style="color: #333333; font-size: small;">Sanırım tarif bu kadar basitti ve aynı zamanda bu kadar zordu.</span></div>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/her-uzuldugunuzde-mutsuz-hissettiginizde-depresyondayim-sananlardan-misiniz/">Her üzüldüğünüzde , mutsuz hissettiğinizde depresyondayım sananlardan mısınız?</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/her-uzuldugunuzde-mutsuz-hissettiginizde-depresyondayim-sananlardan-misiniz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
