<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>#KimlikArayışı Archives - Malta Haber</title>
	<atom:link href="https://www.maltahaber.com/tag/kimlikarayisi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Malta&#039;nın Türkçe Sesi</description>
	<lastBuildDate>Thu, 11 Jun 2026 07:20:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0</generator>

<image>
	<url>https://www.maltahaber.com/wp-content/uploads/2020/04/favicon.ico</url>
	<title>#KimlikArayışı Archives - Malta Haber</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İNSANLAR İKİYE AYRILIR:  PARİS, TEXAS&#8217;I ÇOK SEVENLER VE HENÜZ HİÇ İZLEMEMİŞ OLANLAR</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/insanlar-ikiye-ayrilir-paris-texasi-cok-sevenler-ve-henuz-hic-izlememis-olanlar/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/insanlar-ikiye-ayrilir-paris-texasi-cok-sevenler-ve-henuz-hic-izlememis-olanlar/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Yalcinkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 Jun 2026 07:20:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Didem Görkay]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[#1984]]></category>
		<category><![CDATA[#ArtHouseCinema]]></category>
		<category><![CDATA[#Başyapıt]]></category>
		<category><![CDATA[#cinema]]></category>
		<category><![CDATA[#ClassicCinema]]></category>
		<category><![CDATA[#CultFilm]]></category>
		<category><![CDATA[#Dram]]></category>
		<category><![CDATA[#EuropeanCinema]]></category>
		<category><![CDATA[#FilmAnalysis]]></category>
		<category><![CDATA[#FilmCritique]]></category>
		<category><![CDATA[#FilmDiscussion]]></category>
		<category><![CDATA[#FilmReview]]></category>
		<category><![CDATA[#HarryDeanStanton]]></category>
		<category><![CDATA[#IndependentCinema]]></category>
		<category><![CDATA[#KimlikArayışı]]></category>
		<category><![CDATA[#KültFilm]]></category>
		<category><![CDATA[#Melankoli]]></category>
		<category><![CDATA[#MovieReview]]></category>
		<category><![CDATA[#NastassjaKinski]]></category>
		<category><![CDATA[#ParisTexas]]></category>
		<category><![CDATA[#RoadMovie]]></category>
		<category><![CDATA[#RyCooder]]></category>
		<category><![CDATA[#Sinemasever]]></category>
		<category><![CDATA[#WimWenders]]></category>
		<category><![CDATA[#Yabancılaşma]]></category>
		<category><![CDATA[#YolFilmi]]></category>
		<category><![CDATA[sinema]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=58271</guid>

					<description><![CDATA[<p>– Yüksekten korktuğunu sanıyordum. – Hayır yüksekten değil, düşmekten korkuyorum.                                                                Paris,Texas / 1984 Wim Wenders&#8217;ın 1984 yapımı başyapıtı Paris, Texas, sadece bir &#8220;yol filmi&#8221; [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/insanlar-ikiye-ayrilir-paris-texasi-cok-sevenler-ve-henuz-hic-izlememis-olanlar/">İNSANLAR İKİYE AYRILIR:  PARİS, TEXAS&#8217;I ÇOK SEVENLER VE HENÜZ HİÇ İZLEMEMİŞ OLANLAR</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">– Yüksekten korktuğunu sanıyordum.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">– Hayır yüksekten değil, düşmekten korkuyorum.<br />
</span>                                                               Paris,Texas / 1984</p>
<p class="p1"><span class="s2">Wim Wenders&#8217;ın 1984 yapımı başyapıtı Paris, Texas, sadece bir &#8220;yol filmi&#8221; olmanın ötesinde, modern hayattaki yabancılaşma, iletişimsizlik ve kimlik bunalımı gibi evrensel konuları ele alan derin ve duygusal bir sinema eseridir. Film, dört yıl boyunca ortadan kaybolmuş ve geçmişinden pişmanlık duyan kayıp bir adamın, Travis&#8217;in (Harry Dean Stanton), Texas&#8217;ın uçsuz bucaksız çöl manzaralarında başlayan öyküsüne odaklanır. Bu, bir keşif yolculuğu değil, kendi yıkıntılarıyla ve ihmal edilmiş ailesiyle yüzleşme yolculuğudur.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Görsel Meditasyon, Sessizlik ve RyCooder&#8217;ın Sesi</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Filmin açılış sahnesinde, kamera Teksas&#8217;ınkurak coğrafyasına kuş bakışı inerken, kırmızı beyzbol şapkası ve eskimiş takım elbisesi içindeki Travis, sıcak havada susuz kalmış, yitik bakışlarıyla bizi karşılar. Bu görüntü, Travis&#8217;in derin bir kaybolmuşluk hissine kapıldığını ve filmin kahramanının doğayla değil, kendi içsel boşluğuyla savaştığını vurgular. Film, Wenders&#8217;ın Amerikamanzarasını bir &#8220;gözlemci&#8221; tavrıyla yansıtma çabasının zirvesidir; kamerası, her kareyi unutulmaz bir görsele dönüştürür.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Paris, Texas&#8217;ın ruhunu var eden temel unsur, Ry Cooder&#8217;ın ikonik müzikleridir. Cooder’ınçelik gitarla (slide guitar) yarattığı blues-varimelankoli, Travis&#8217;in film boyunca süren uzun sessizliğinin sesi olur. Travis&#8217;in sözcüklerle ifade edemediklerini, Cooder&#8217;ın gitarının hüzünlü sesi anlatır. Filmdeki renk kullanımı da tesadüfi değildir; baba-oğulun yolculukları sırasında giydikleri kırmızı gömlekler ve kazaklar ile Jane&#8217;in kırmızı arabası, aşk, kayıp ve yeniden birleşme arzusunu simgeleyen duygusal bir bağ kurar. Travis&#8217;in yalnız başına ayakkabıların yanında oturduğu ve Walt&#8217;ınyaşadıkları evin iç mekânları gibi kompozisyonlar, yalnızlık temasıyla ünlü Amerikalı ressam Edward Hopper&#8217;ıntablolarına bilinçli ve oldukça etkili bir göndermedir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Travis: Parçalanmış Bir Kimliğin Portresi ve Toplumdan Kaçış</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Filmin hikâyesi, duygusal ve karakter odaklıdır. Travis, film boyunca birden fazla role bürünen, tek ve sabit bir karakter olmaktan ziyade, yıllar içinde türlü dönüşümler geçirmiş, içinde çok sayıda farklı karakter biriktirmiş karmaşık bir figür olarak şekillenir, parçalanmış hayatların hikâyesinitemsil eder.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Wenders, filmin temposunu bilinçli olarak yavaş tutar. Bu durağanlık, ana konuya hizmet eder: Hayatın kendisinin, özellikle de parçalanmış bir ailenin yeniden bir araya gelme sürecinin ne kadar yavaş, ve zorlıolduğunu gösterir. Film, Travis’in, annesiyle babasının aşkının başladığı ama aynı zamanda kayboluşunun da temellerinin atıldığı Paris, Texas&#8217;taki araziyi satın alma hikayesini, retrospektif bir biçimde bize sunar. Bu, Travis&#8217;in kaybolduğu yerde, yani aşkın ve ailenin başladığı noktada bir anlam arayışı içinde olduğunun altını çizer.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Ancak filmin kalbi, Travis ile karısı Jane(Nastassja Kinski) arasındaki ilişkiye odaklanan son perdede atar. Bu buluşma, Jane&#8217;in çalıştığı, müşterilerin iki yönlü aynanın arkasından fahişelerle konuştuğu &#8220;peep show&#8221; adlı bir tele-seks kabininde gerçekleşir. Wenders, bu sahneyi, aralarındaki aşılmaz iletişim bariyerini simgelemek için kullanır:</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Bu mekanda Travis, Jane’e kendini göstermeden, bir yabancı gibi arkası dönük bir telefondan konuşarak hikâyelerini anlatır. Bu, filmin en güçlü metaforudur: Karı-koca, birbirlerine fiziksel olarak yakın olmalarına rağmen, iletişim kurmak için bir teknolojiye ve bir &#8216;rol&#8217;e ihtiyaç duyarlar. Travis, Jane&#8217;isadece dinler, çünkü o, eski kimliğinden ve travmatik geçmişinden kaçmaktadır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Final Monologu ve Tartışmalı Mesajın Yorumlanması</span></p>
<p class="p1">Paris, Texas’ın en can alıcı noktası, sinema tarihinin en iyilerinden sayılan ve Travis&#8217;in, Jane&#8217;e geçmişlerini anlattığı o iç burkan hikâyemonologudur. Travis, kendisini isimsiz bir yabancı olarak sunarak, genç, tutkulu ancak alkol ve kıskançlıkla dolu ilişkilerinin nasıl trajik bir sona ulaştığını itiraf eder. Bu monologda, Travis&#8217;in Jane’e ve Hunter’auyguladığı şiddet ve duygusal istismar yavaşça ortaya çıkar. Anlatı, &#8220;halının altından çekilir&#8221; ve izleyiciye, Travis&#8217;in yıllarca süren sessizliğinin ve kayboluşunun altında yatan korkunç gerçeğin sorumluluğu gösterilir.</p>
<p class="p1"><span class="s2"> </span>Filmin sonu, geleneksel bir mutlu sonla bitmez; zaten bazen filmlerde bile mutlu sona ulşamak imkânsızdır.</p>
<p class="p1"><span class="s2">Travis, oğlu Hunter&#8217;ı annesine kavuşturmak için geçmişi bir araç olarak kullanır ve Hunter&#8217;ı annesinin kucağına bıraktıktan sonra kendisi yola devam eder. Bu son, filmin en çok tartışılan yönüdür. Bazı eleştirmenler, sonun Travis&#8217;i romantikleştirdiğini, çocuk istismarını görmezden geldiğini ve Hunter&#8217;ıntravma geçireceğini düşünür. Final, sadece olanı gösterir, Hunter annesine kavuşmuştur.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Paris, Texas bir senaryodan çok, insanlığın ortak deneyimi ve trajedisinden doğan, kaçınılmaz bir hikâyedir. Travis&#8217;in hikâyesi, yazılmış değil, yaşanmış bir kayboluşun ve yabancılaşmanın eseridir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2"> </span>Sonuç olarak, Wim Wenders&#8217;ın en iyi filmlerinden biri olarak kabul edilen Paris, Texas, muhteşem kişilik analizli senaryosu, doğal ve gerçekçi karakterleri ve başyapıt niteliğindeki görselliği ile kendisini ilgiyle izlettiren sağlam bir duygu filmidir. Yaptığı atıflar, güçlü metaforlar ve ilişkisel boyutlara kazandırdığı derinlikle, gelmiş geçmiş en iyi yol filmlerinden biri, bir başeser olarak sinema tarihindeki yerini korumaktadır. Bu film, sadece izlenmekle kalmaz, üzerine düşünülür ve her izleyişte yeni bir katmanını açığa çıkarır.</p>
<p class="p1"><span class="s1">*Ekşi sözlük yazarı nunna’nın film hakkında yorumundan</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/insanlar-ikiye-ayrilir-paris-texasi-cok-sevenler-ve-henuz-hic-izlememis-olanlar/">İNSANLAR İKİYE AYRILIR:  PARİS, TEXAS&#8217;I ÇOK SEVENLER VE HENÜZ HİÇ İZLEMEMİŞ OLANLAR</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/insanlar-ikiye-ayrilir-paris-texasi-cok-sevenler-ve-henuz-hic-izlememis-olanlar/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİDEM GÖRKAY YAZDI; HEPİMİZ BİRER DAĞ PENGUENİYİZ</title>
		<link>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-hepimiz-birer-dag-pengueniyiz/</link>
					<comments>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-hepimiz-birer-dag-pengueniyiz/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Yalcinkaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Jan 2026 08:36:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Didem Görkay]]></category>
		<category><![CDATA[Genel]]></category>
		<category><![CDATA[#AbsürtHayat]]></category>
		<category><![CDATA[#BaşarıHapishanesi]]></category>
		<category><![CDATA[#BaşarısızlığınEstetiği]]></category>
		<category><![CDATA[#Bireyselİsyan]]></category>
		<category><![CDATA[#DağPengueni]]></category>
		<category><![CDATA[#DijitalToplum]]></category>
		<category><![CDATA[#DijitalYalnızlık]]></category>
		<category><![CDATA[#EncountersAtTheEndOfTheWorld]]></category>
		<category><![CDATA[#FelsefiMetin]]></category>
		<category><![CDATA[#HayatSorgulaması]]></category>
		<category><![CDATA[#HepimizPengueniz]]></category>
		<category><![CDATA[#İçselYolculuk]]></category>
		<category><![CDATA[#InstagramGerçekliği]]></category>
		<category><![CDATA[#KaraMizah]]></category>
		<category><![CDATA[#KimlikArayışı]]></category>
		<category><![CDATA[#KimlikBunalımı]]></category>
		<category><![CDATA[#KonforAlanı]]></category>
		<category><![CDATA[#KültürelAnaliz]]></category>
		<category><![CDATA[#LinkedInHayatı]]></category>
		<category><![CDATA[#Modernİnsan]]></category>
		<category><![CDATA[#ModernMitoloji]]></category>
		<category><![CDATA[#ModernTrajedi]]></category>
		<category><![CDATA[#PenguenMetaforu]]></category>
		<category><![CDATA[#SessizDireniş]]></category>
		<category><![CDATA[#SosyalMedyaSahteliği]]></category>
		<category><![CDATA[#ToplumsalEleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[#Varoluş]]></category>
		<category><![CDATA[#VaroluşsalKriz]]></category>
		<category><![CDATA[#WernerHerzog]]></category>
		<category><![CDATA[#YeniÇağİnsanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.maltahaber.com/?p=55772</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kaybedecek bir şeyinin kalmaması, özgürlük galiba. Kaybedenler Kulübü / 2011 Son günlerde en çok konuşulan konulardan biri olan penguen meselesinden bahsetmesem olmazdı. Bir haftadır Werner Herzog’un 2007 yapımı Encounters at theEnd of the World belgeselindeki &#8220;yolunu şaşıran penguen&#8221; ile ilgili binlerce post paylaşıldı, kimileri onu haklı bulurken kimileri aptallık yaptı, dedi. Sıradan bir doğa belgeselini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-hepimiz-birer-dag-pengueniyiz/">DİDEM GÖRKAY YAZDI; HEPİMİZ BİRER DAĞ PENGUENİYİZ</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="p1"><span class="s1">Kaybedecek bir şeyinin kalmaması, özgürlük galiba.<br />
</span>Kaybedenler Kulübü / 2011</p>
<p class="p1">Son günlerde en çok konuşulan konulardan biri olan penguen meselesinden bahsetmesem olmazdı.</p>
<p class="p1"><span class="s2">Bir haftadır Werner Herzog’un 2007 yapımı Encounters at theEnd of the World belgeselindeki &#8220;yolunu şaşıran penguen&#8221; ile ilgili binlerce post paylaşıldı, kimileri onu haklı bulurken kimileri aptallık yaptı, dedi. </span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Sıradan bir doğa belgeselini en çok konuşulan belgesel yapan sekans şöyleydi:</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Binlerce penguen, evrimsel bir itaatle denize —yani tabağındaki yemeğe ve güvenli vasat rutine— doğru paytak adımlarla ilerlerken, bir tanesi aniden durur. Konfor alanından çıkmaya karar vermiştir çünkü rutin her zaman sıkıcıdır,düşüncesi son zamanlarında aklında dönmeye başlamıştır. Arkasını döner son kez eski hayatına bakar her şey gözüne boş görünür ve uçsuz bucaksız, buzdan dağlara doğru yürümeye başlar.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Herzog sorar: &#8220;Neden?&#8221; Bilim insanı cevap verir: &#8220;Bilmiyoruz ama oraya giderse ölecek.&#8221;</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">İşte bu, modern insanın sabah alarmını erteleyip LinkedInprofilini güncellerken hissettiği o varoluşsal sancının kuş tüyü kaplı halidir. Son zamanların en çok konuşulan konusunu hiçliğe yani ölüme yürüyen pengueni ve onun izinden giden modern insanın &#8220;Başarısızlık Estetiği&#8221; üzerine kurulu trajikomik durumu, sosyal medyanın o sığ ve yalan dünyasıyla sentezleyerek baştan aşağı ele alalım.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s1">Başarı Hapishanesi: &#8220;Açık Büfeye mi, Yoksa Hiçliğe mi?&#8221;</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s2">Modern dünya için başarı, o denize ulaşan penguen olmaktır. Karnın doysun, bir eşin olsun, sürü seni onaylasın. Sosyoloji buna &#8220;sosyal uyum&#8221; der, biz buna &#8220;görünmez prangalar&#8221; diyoruz. Penguen sürüsü, sabah metrobüs kuyruğundaki beyaz yakalılara benzer. Herkes aynı yöne gider çünkü herkesin karnı açtır ve herkes denizde balık yani maaş olduğunu bilir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Ama bütün dünyanın konuştuğu &#8220;filozof penguen&#8221; bir anda şunu fark eder: &#8220;Neden her gün balık yiyoruz abi? Alternatifimiz yok mu? Her yer beyaz başka renk yok mu? &#8221; Bu bir aydınlanma değil, muazzam bir o kadar da yasak olan şeyin insanı heyecanlandırması gibi muhteşem bir hatadır. İnsanlık da böyledir. Toplum bize &#8220;Oku, iş bul, evlen, taksit öde ve öl&#8221; der. Bu bizim sahilimizdir. Ama bazılarımız, tam terfi alacakken aniden durur ve &#8220;Ben aslında seramik boyamaatölyesi açmak istiyorum&#8221; diyerek Antarktika’nın buzlu dağlarına yani bilinmezliğe doğru yürümeye başlar.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s1">Sosyal Medya Sahteliği: &#8220;Ölürken Bile Estetik Görünmelisin&#8221;</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s2">Eğer o dağa doğru yürüyen penguenin bir Instagram hesabı olsaydı, o ölüm yolculuğunu bize bir &#8220;Life Transformation&#8221; (Hayat Dönüşümü) olarak pazarlardı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Filtreli Trajedi:</span><span class="s2"> Penguen, açlıktan ölmek üzereyken &#8220;Ait olduğum yeri buldum. #Blessings #NatureLover&#8221; yazıp, arkadaki bembeyaz ve ölümcül buz dağını &#8220;soft&#8221; bir filtreyle paylaşırdı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">LinkedIn Sahtekârlığı:</span><span class="s2"> Dağ yolunda ayağı kayıp düştüğünde, bunu &#8220;Hatalarımdan ne öğrendim? Zorluklar bizi güçlendirir! #Resilience #Leadership&#8221; diye bir postla taçlandırırdı.</span></p>
<p class="p1"><span class="s1">Gerçeklikten Kaçış:</span><span class="s2"> Sürü denizde balık peşinde koşarken, bizimki dağın tepesinde &#8220;Huzuru kendi içimde buldum.&#8221; derdi. Oysa içindeki tek şey, birazdan donacak olan organlarının son çırpınışlarıdır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Modern insan da böyledir; batarken bile telefonunu çıkarıp &#8220;Manzara harika&#8221; diye story atan, ev kredisi borcu yüzünden uykusu kaçarken internetten alışveriş yapmaya devam edenbirer dijital penguendir.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s1">Başarısızlığın Estetiği: Görkemli Bir Çöküş</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s2">Genelde başarının fotoğrafları çekilir; ama başarısızlığın bir sinematografisi vardır. Dağa yürüyen penguen &#8220;başarısız&#8221; bir hayvandır; neslini devam ettiremez, karnını doyuramaz. Ama binlerce birbirinin aynısı penguenin arasında sadece onun hikâyesi anlatılmaya değerdir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Modern insanın başarısızlık estetiği de böyledir:</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Konfor Alanı İntiharı: Her şey yolundayken istifayı basıp hiç bilmediği bir işe girmek ve bunu Twitter&#8217;da (X) &#8220;Zincirlerimi kırdım&#8221; diyerek duyurmak.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Sosyal İntihar: Kimsenin anlamadığı bir sanat dalıyla uğraşıp, akşam yemeğinde &#8220;Ne iş yapıyorsun?&#8221; sorusuna &#8220;Ruhumu arıyorum.&#8221; diye cevap vererek masadaki herkesi germek.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Kara Mizahın Zirvesi: Başarısızlık, bir son değil; sistemin size dayattığı &#8220;kazanma&#8221; oyununu oynamayı reddetmektir. Dağa giden penguen, &#8220;Ben bu oyunda yokum, gerekirse donarak ölürüm ama o balık kuyruğuna girmem.&#8221; diyerek sürüye başkaldırmıştır, sessiz isyanını tüm dünyaya izletmiştir.</span></p>
<p class="p1"><strong><span class="s1">Konfor Alanı Hapishanesinden Kaçış: Absürt Yollar</span></strong></p>
<p class="p1"><span class="s2">Peki, modern insan bu ısıtmalı hücresinden nasıl kaçar?</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Dijital harakiri yaparak akıllı telefonu denize atıp, şehirden uzak bir köyde &#8220;Toprağa değeceğim.&#8221; demek. Bu, dağa yürüyen penguenin balık yemeyi reddetmesidir. Genelde ilk fatura geldiğinde veya internet çekmediğinde penguenimiz dağdan aşağı yuvarlanarak sahile döner.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Kurumsallıktan Spiritüalizme Geçiş: Plaza dilini bırakıp aniden &#8220;enerjiler, çakralar ve evrenin mesajları&#8221; hakkında konuşmaya başlamak. Bu kaçış yolu, Antarktika sıcağında güneşlenmeye çalışmak kadar absürttür ama en azından dağ yolunda yalnız yürürken ânlık mutluluk verir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Zirve Bazen Yanıltır: İnsanlar bazen hayatlarında her şey yolunda giderken sırf &#8220;bir şeyler olsun&#8221; diye kendi kaoslarınıyaratırlar. &#8220;Bu ilişki çok huzurlu, kesin bir sorun var.&#8221; deyip kavga çıkaran sevgili ile &#8220;Denizde çok balık var, ben şu tepedeki buza bir bakayım.&#8221; diyen penguen aynı psikolojik bataklıktadır.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2"> </span><strong>Hepimiz Birer Dağ Pengueniyiz</strong></p>
<p class="p1"><span class="s2">Werner Herzog’un o pengueni çekmeye devam etmesinin sebebi, onun deliliğine duyduğu gizli hayranlıktır. Penguen, doğanın ona sunduğu &#8220;hayatta kalma&#8221; kontratını tek taraflı feshetmiştir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Biz de her pazartesi sabahı işe giderken, aslında o penguenle göz göze geliyoruz. Bir yanımız denize gidip karnını doyurmak istiyor, diğer yanımız &#8220;Yürü be oğlum, o dağın arkasında ne var bir bak, en fazla donarsın.&#8221; diyor.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Günün sonunda, insanlık dediğimiz şey zaten binlerce yıldır yanlış dağlara doğru yürüyen, donan, ama yine de &#8220;Bakın farklı bir yere geldim!&#8221; diye bağıran bir penguen kolonisinden başka bir şey değildir. Başarı, sizi o koloniye hapseder; başarısızlık (ve onun estetiği) ise size o dağın zirvesinden dünyayı —ölmeden hemen önce de olsa— farklı bir açıyla görme şansı verir.</span></p>
<p class="p1"><span class="s2">Eğer bir gün kendinizi herkesin gittiği yönün tam tersine yürürken bulursanız; korkmayın. Sadece penguenliğiniziyaşıyorsunuz. Tek sorun, yanınızda bir belgesel ekibi yoksabu görkemli başarısızlığınızın sadece sosyal medya profilinizde &#8220;Kayıp Aranıyor&#8221; ilanı olarak kalacak olmasıdır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-hepimiz-birer-dag-pengueniyiz/">DİDEM GÖRKAY YAZDI; HEPİMİZ BİRER DAĞ PENGUENİYİZ</a> appeared first on <a href="https://www.maltahaber.com">Malta Haber</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.maltahaber.com/didem-gorkay-yazdi-hepimiz-birer-dag-pengueniyiz/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
